Mütekabiliyete Yabancı Kalmayın


Mütekabiliyete Yabancı Kalmayın

Son zamanlarda hepimizin hayatında bir ‘mütekabiliyet’ konusu var. Acaba yabancılar uzun vadede yurdumuzu istila mı edecek? Vatan satılıyor mu? Kuleli Askeri Lisesi bile satılacak, yurdumuzun dört bir yanı yabancılarla mı istila edilecek?

Ceren Kumbasar

 
Şu anda yerli gazoz değil de kolalı yabancı içecekler içtiğimizde, Türk kahvesi değil de latte istediğimizde, mantı değil de ravioli yedigimizde, bir Turk otelinde değil de yabancı bir otel zincirinde kaldığımızda nasıl ki hayatımızda ya da memleketimizde bir şey değişmiyor ama gelişiyorsa mütekabiliyet konusunda da mevzu aynı aslında. Konu şu: bizim hali hazırda yabancılara satışına izin verilmeyen, bizi hiçbir durumda yabancıların mülk sahibi olmalarıyla ilgili zorlamayacak bazı taşınmazlarda onların mülk edinme hakkı olacak. Bu haklarını da ülkemizi istila etmek amacıyla kullanmak isteseler dahi, tıpkı bizim  Londra yı işgal edemeyeceğimiz gibi onlar da memleketi ele geçirmek için kullanamayacak.

Mütekabiliyet konusunun ülke ekonomisine, sosyal ve kültürel hayatımıza sağlayacağı etkiler bir yana, ülkemizde tuhaf bir şekilde konu ne olursa olsun, kendi uyruğumuzdan olmayanlarla ilgili iki temel fikir var. Birincisi, akıl almaz bir özenti hali. İkincisi de en az onun kadar tuhaf olan akıl almaz bir kin. Bu ikisinin ortasında, mantıklı bir çerçevede değerlendirme yapabilenler ne yazık ki oldukça düşük bir yüzde. Hal böyle olunca, konudan bağımsız olarak verdiğimiz tepkiler böyleyken, bir de konu “memleket toprağı, malı, mülkü” olunca bu tepkilerin nasıl katlanacağını bilmek için zeki olmak gerekmez. Ekonomi ve inşaat çevrelerinde büyük bir heyecan ve sabırsızlık hali oluşa dursun, sokaktaki (aslında satış ofislerindeki)  durum biraz daha farklı. Kafalar karışmış, zaman geçtikçe varsayımlar ve sonunda da senaryolar türemiş durumda. Felaket senaryolarının trajikomik halini bir yana bırakacak olursak, bir de kentsel dönüşümü rant haline getirmeye çalışmakla tatmin olamamış, bu rantı bir de yabancıya satışla taçlandırmak isteyen ilginç bir kitle var. Bakınız kentsel dönüşüm kapsamına gireceği belli olan lokasyonlardaki arsa sahiplerinin arazilerine biçtiği fiyatlar.

Sahip olduğumuz eşsiz ve olağanüstü tarih, sadece genetik kodlarımızdan geldiğine inandığım duyarlı ve duygusal halimiz yaşadığımız coğrafyanın kıymetini, o coğrafyanın özelliklerinden bağımsız olarak bile arttırıyorÜzerine bir de eşsiz bir doğa, tüm dünyanın imrendiği bir iklim ve ne ekersen gerçekten biçebileceğin bir toprak kalitesi. Sizce de memleketin tüm toprakları “dünyalı” olmayı haketmiyor mu? Sizce de ekonomimizin büyümesi, eğitim kalitemizin yükselmesi, kültürel varlıklara sahip çıkma bilincimizin artması ve yaygınlaşması için kapılarımız dünyaya açmak gerekmiyor mu?
Sevgili Okuyucu, hadi bakalım karar verin, milliyetçi miyim değil miyim?

Gerçek, Yaşanmış Bir Hikaye

Geçen hafta metrekaresi 3500 liradan satılan bir projede oldukça ilginç bir soruyla ve mütekabiliyet yorumuyla karşılaştık. Satış temsilcimiz  küçük bir şok anının ardından durumu kurtarabildi ama satış yapmamak için de çaba sarfetmesi gerekti, zira sanılanın aksine artık kaliteli projelerde müşteri seçme şansına sahibiz. Müşterimiz ısrarla projeden yabancılara ev satılması halinde akıllı uzun namlulu silahlarla askeri alanlara ateş edilebileceğini, dolayısıyla da bu alanlara yakınlık uzaklık gözetilmeksizin yabancılara ev satışının yapılmaması gerektiğini söyledi. Laz fıkrası gibi, inansanız mı inanılmaz mı karar veremiyorsunuz.

  
Ceren Kumbasar
ceren.kumbasar@cubeistanbul.com

Yorumlar

Popüler Yayınlar