Emlak dünyası, tapu mevzuatı ve tapu da yapılan işlemler hakkında bilgi, kişisel gelişim makale ve yazılarınız içerir.
30 Ocak 2012 Pazartesi
Sinpaş GYO büyümeye devam ediyor
Sinpaş GYO büyümeye devam ediyor
SİNPAŞ GYO, 2011 yılında cirosunu yüzde 74 artışla 645 milyon TL’ye çıkardı, 1.627 konut teslim etti.
Gayrimenkul sektörünün öncü firmalarından Sinpaş GYO, satışı devam eden Lagun, Bursa Modern ve Bosphorus City projeleriyle 2011 yılında teslim cirosunda geçen yıla oranla yüzde 74 artış göstererek 645 milyon TL'ye ulaştı. Ön satışlarda ise yüzde 41 artışla 577 milyon TL ciro elde etti.
İMKB 30’da yer alan Sinpaş GYO, geliştirdiği birbirinden farklı ve yenilikçi konsept projeleriyle 2011’de hedeflerini yakaladı. 2010 yılı satışlarına göre 2011 yılında satış adedini yüzde 23 artışla 1.315 adete çıkaran şirket, 2011 önsatış cirosunu ise 2010 yılı cirosuna göre yüzde 41 yükselterek 577 milyon TL’ye yükseltti. 2011 yılı konut teslim adetlerinde de bir önceki yıla göre yüzde 64 artış sağlayan Sinpaş GYO, 1.627 konut teslim ederken, 2011 teslim cirosunda ise yüzde 74 artışla 645 milyon TL'ye ulaştı.
Konuyla ilgili açıklamada bulunan Sinpaş GYO İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik, “Küresel kriz ve cari açık senaryolarının sürekli gündemde olmasına rağmen, 2011 yılını geçen yıla oranla yükselen rakamlarla kapatmayı öngörüyorduk ve bu hedeflerimize ulaştık. Bu rakamlar doğru projeler ürettiğimizi gösteriyor. 2012’de yeni Bomonti projemiz ve Ankara projelerimizle de daha büyük başarıları hedefliyoruz. Bu hedeflerimizi gerçekleştirmek için de müşterilerimizin ihtiyaçlarını daha iyi analiz edip projelerimize yansıtmak için çalışıyoruz. ” dedi.
2010 yılında 995 adet konut teslimi gerçekleştiren Sinpaş GYO, 2011 yılını 1.627 teslim adediyle kapatırken, 2010 yılında yaptığı 370 milyon TL teslim cirosunu da bu yılsonu itibariyle yaklaşık iki katına çıkararak 645 milyon TL’ye yükseltti. Şirketin 2010 yılı ön satış adedi 1.071 ve ön satış cirosu ise 409 milyon TL idi.
Metris'in taşınması kentsel dönüşüm mü?
Metris'in taşınması kentsel dönüşüm mü?
KİPTAŞ Genel Müdürü İsmet Yıldırım, Metris Cezaevinin kaldırılmasının idari bir karar olduğunu belirterek, "Zamanla bu tür hizmet birimleri şehir dışına taşınıyor. Bu da öyle olur diye düşünüyorum" dedi.
Yıldırım, Kiptaş ile hasılat paylaşımı modeli ile gerçekleştirilen ve yatırım bedeli yaklaşık 1,3 milyar TL'nin üzerinde olan "VIA/PORT Venezia" isimli projenin karşısında yer alan Metris Ceza İnfaz Kurumlarının, şehir dışına taşınacağı yönündeki iddiaları değerlendirdi.
Cezaevinin, İstanbul'un içinde kaldığını dile getiren Yıldırım, "VIA/PORT Venezia" projesinin de bir dönüşüm projesi olduğunu söyledi.
Yıldırım, proje ile "VIA/PORT Venezia"nın arazisi içinde yer alan beton boru fabrikalarının Hadımköy'e taşınacağını da aktararak, şöyle devam etti:
"Senelerdir 'bu alanı nasıl değerlendirebiliriz' diye düşünüyorduk. Biz de böyle AVM, rezidans, ticaret ve ofis alanlarının bulunduğu bir proje geliştirdik. Tabii bu projenin karşında bir de cezaevi var. Cezaevinin olduğu yerde de bu projenin gelişmesini sanal olarak yapmıştık. Bu cezaevinin (Metris) kaldırılması idari bir karardır. Zamanla bu tür hizmet birimleri şehir dışına taşınıyor. Bu da öyle olur diye düşünüyorum. Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız taşınmasını arzu ediyor. Hiçbir belediye başkanı bir cezaevinin kendi sınırları içerisinde kalmasını istemez. Bu durum karşılıklı görüşülür. Belki bakanlığın kendisine böyle direk olarak bir talep gitmediyse, o zaman cezaevini kaldırmak programlarında yoktur. Biz İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, KİPTAŞ olarak cezaevinin şehir dışına taşınması için Adalet Bakanlığına bir talep götürürsek, onlar da uygun görürse belki de cezaevi kalkar."
"Cezaevi düşüncesi insanlara soğuk gelir"
Yıldırım, bu projelerle amaçlarının dönüşümü sağlamak olduğunu ifade ederek, "Bugün cezaevinin taşınması da Esenler'deki eski binaların yenilenmesi de bir dönüşüm projesidir. Cezaevlerinin zamanla şehir içinden kaldırılmasında fayda görüyorum" dedi.
Projenin inşaatı devam ederken, Adalet Bakanlığına bir teklifle gidebileceklerini vurgulayan Yıldırım, "Ben bu durumu çok önemsemiyorum. Cezaevi kalabilir de gidebilir de. Ancak kalmasa daha iyi olur" şeklide konuştu.
İsmet Yıldırım, cezaevi düşüncesinin insanlara biraz soğuk geldiğini, ama projenin cezaevinden etkilenecek bir durumunun olmadığını söyledi.
"Sadece evlerin bir kısmı cezaevinin çatısını görecek. Bizim de Bakanlığa cezaevinin gitmesi yönünde bir teklifimiz olabilir. Uygun görülürse karşılıklı oturup konuşulur" diyen Yıldırım, İstanbul için dönüşüm projelerinin önemli olduğunu kaydetti.
"Kurumun şehir dışına taşınmasına yönelik çalışma yok"
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdür Yardımcısı Cevat Gül de Metris 1 ve 2 nolu T tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları ve Rehabilitasyon Merkezinin yüzde 100 doluluk oranı ile hizmet verdiğini ifade ederek, "Kentsel dönüşüm çerçevesinde, şehir dışına taşınmasına yönelik Bakanlığımızca sürdürülen bir çalışma bulunmamaktır" dedi.
Metris Ceza İnfaz Kurumlarının 2007 ve 2008'de hizmete açılan yeni kurumlar olduğunu belirten Gül, KİPTAŞ Genel Müdürlüğü tarafından bu kurumun taşınması konusunda başkanlıklarına bir başvuru yapılmadığını belirtti.
Gül, "Metris Ceza İnfaz Kurumlarının, yeni kurumlar olması durumu gözetilerek, başka bir yere taşınmasının uygun olmayacağı değerlendirilmektedir" diye konuştu.
1,3 milyar TL'lik proje 2014'ün son çeyreğinde bitirilecek
Proje, Gaziosmanpaşa'da 82 bin metrekarelik arazi üzerine kuruluyor. KİPTAŞ ile hasılat paylaşımı modeli üzerine anlaşma yapan Bayraktar ve Gürsoy Yatırım Ortaklığı tarafından yapılacak projede, 2 bin 500 nitelikli konut, 70 bin metrekarelik kiralanabilir alana sahip alışveriş merkezi ve 50 bin metrekare tematik satılabilir ofis alanları bulunuyor.
2014 yılının son çeyreğinde tamamlanması planlan projenin bitirildiğinde yaklaşık 2,5 milyar TL değere ulaşacağı düşünülüyor.
Konut bölümünün toplam beş kuleden oluştuğu ve bu kulelerde 2 bin 500 nitelikli konutun bulunacağı projede, fiyatlar 179 bin TL'den başlayıp şerefiyesine göre değişiklik gösterecek.
AA
Yalıtımsızlıktan 14.5 milyar TL'yi havaya savuruyoruz
Yalıtımsızlıktan 14.5 milyar TL'yi havaya savuruyoruz
Küresel ısınmayla birlikte büyük ölçüde artış gösteren mevsim değişiklikleri, çevre sorunları, enerji kaynaklarının hızla tükenmesi ve bunun sonucu olarak enerji maliyetlerinin hızla artması hayatımızı olumsuz yönde etkiliyor.
Bu para ile 16 milyon aile doyabilir, 19 milyon çocuk okuyabilir.Bu sorunların en önemlilerinden biri de yalıtımsızlık. Bugün ülkemizdeki 18 milyon konutun yaklaşık yüzde 90’ı yalıtımsız. Yalıtımsızlık sebebiyle israf edilen enerji ise yılda ortalama 14.5 milyar TL’yi buluyor. Türkiye’nin en köklü yalıtım devlerinden Dow Bina Çözümleri, ülkemizde yalıtımsız konutlar nedeniyle çöpe giden paranın aslında nelere ilaç olabileceğine dikkat çekmek amacıyla bazı hesaplamalar yaptı. İşte, ortaya çıkan çarpıcı sonuçlar…
Enerji israf etmek yerine 2 milyar 900 milyon fidan dikebiliriz
Isı yalıtımının başlı başına küresel ısınma ve çevre kirliliği ile mücadelede çok önemli bir faktör olduğunu belirten Dow Bina Çözümleri Satış Müdürü Gökhun Kurt, havaya savrulan 14.5 milyar TL ile 2 milyar 900 milyon fidan dikilerek çevreye büyük bir katkı sağlanabileceğini açıkladı. Kurt, ısı yalıtımı ile fosil yakıt tüketimi ve dolayısıyla atmosfere salınan sera gazlarının yarı yarıya azaldığını söyledi.
Çöpe giden bu para ile 16 milyon 292 bin aileyi doyurabiliriz
Dört kişilik bir ailenin minimum aylık gıda harcamasının 890 TL olduğundan yola çıkan Gökhun Kurt, yine israf edilen bu bütçe ile 16 milyon 292 bin ailenin aylık gıda harcamasının karşılanabileceğini belirtti. Türkiye İstatistik Kurumu’nun araştırmasına göre, ülkemizde 12 milyon 97 bin kişinin yoksulluk sınırında yaşadığını hatırlatan Kurt, bu rakamın göz ardı edilemeyecek kadar önemli olduğunu vurguladı.
Havaya savrulan parayla 19 milyon 300 bin öğrenci okutabilir
Tüm binaların ısı yalıtımlı olmasıyla sağlanacak tasarrufun, ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan eğitimsizliğe de çare olabileceğini ifade eden Kurt, yalıtımsızlık nedeniyle boşa harcanan para ile 19 milyon 300 bin öğrencinin yıllık okul masrafının karşılanabileceğini söyledi.
Isı yalıtımı uygulamalarının artması için finansal teşvik şart!
Örnekler elbette çoğaltılabilir, yalıtımla elde edilecek tasarruf birçok soruna çözüm olabilir. Ancak bu birkaç örnek bile gösteriyor ki, ısı yalıtımı Türkiye’nin öncelikli gündem maddeleri arasında yer almalı. Gökhun Kurt, tüketicilerin mevcut binalara daha kolay yalıtım yaptırılabilmesi için yalıtım ürünlerindeki KDV’nin indirilmesi ve devlet destekli, düşük faizli kredilerin sağlanması gerektiğinin altını çiziyor. Bu teşviklerin aynı zamanda tüketicilerin ucuz olduğu için merdiven altı ürünleri tercih etmesinin de önüne geçerek ısı yalıtımı uygulamalarındaki kaliteyi artıracağını belirten Kurt, kaliteli ısı yalıtımı uygulamaları sayesinde ise hem tüketicilerin hem ülkenin hem de çevrenin büyük kazançlar sağlayacağını söylüyor.
3. köprü inşaatı bu yıl başlıyor
3. köprü inşaatı bu yıl başlıyor
Ulaştırma Bakanı Yıldırım, İstanbul'a üçüncü köprü için Nisan gibi teklifleri alacaklarını, inşaata bu yıl başlanacağını söyledi.
İstanbul'a yapılacak üçüncü köprü inşaatına bu yıl içinde başlanacak.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, köprünün bir kısmını özkaynak, bir kısmını kamu-özel sektörle yapacaklarını, Nisan gibi teklifleri alacaklarını kaydetti.
Yıldırım, üçüncü köprüye teklif gelmemesinin biraz ihale şartları ve teknik konulardan kaynaklandığını söyledi.
Yıldırım İstanbul'a yapılacak üçüncü havalimanının planlamasını yaptıklarını, çalışmaların büyük oranda tamamlandığını ifade etti. Havalimanı inşaatına bu yıl başlanacak.
İstanbul Boğazı'na yapılacak üçüncü köprünün de içinde bulunduğu, bedeli 6 milyar doları bulan Kuzey Marmara Otoyolu ihalesine teklif veren çıkmamış, ihale iptal olmuştu.
İKİNCİ BÜYÜK OTOYOL PROJESİ
İstanbul Boğazı'na yapılacak üçüncü köprü üzerinden Adapazarı'nı Tekirdağ'a bağlayacak 414 kilometre uzunluğundaki Kuzey Marmara Otoyol Projesi, 421 kilometrelik İstanbul-İzmir Otoyolu Projesi'nden sonra Türkiye'nin en büyük ikinci yap-işlet-devret projesi.
Babil Çarşı'da dükkanını geçici kirala
Babil Çarşı'da dükkanını geçici kirala
Uluhan Grup'un Babil Kuleleri projesinde yer alan Babil Çarşı konsepti içinde bulunan sergi alanları, açık çarşılarda satışa sunulan tüm ürünleri tek merkezde bir araya getiriyor.
Uluhan Grup'un Babil Kuleleri projesinde yer alan Babil Çarşı konsepti içinde bulunan sergi alanları, açık çarşılarda satışa sunulan tüm ürünleri tek merkezde bir araya getiriyor. Sergi alanlarının en önemli avantajı ise kiralamak isteyenlere haftalık, aylık, dönemsel kiralama imkanı sunmasından kaynaklanıyor.
Esenyurt'ta başta bina sağlamlığı ve konfor olmak üzere her bakımdan model olmaya hazırlanan Babil Kuleleri'nde yer alan İstanbul'un yeni çarşı modeli Babil Çarşı'da bulunan sergi alanları, sakinleri ve ziyaretçilerine en geniş kapsamda çeşitli gündelik ürünleri sunan özgün bir alan olarak fark yaratıyor. Mağaza mağaza dolaşma yerine tek mekanda açık hava konseptini hayata geçiren Babil Çarşı'da, gündelik tüketime yönelik geniş bir ürün yelpazesi yer alıyor.
Geçici kiralama imkânı
Uluhan Grup'un sunduğu özel avantaj sayesinde Babil Çarşı'nın sergi alanlarında yer almak isteyen kiracılar, işyerlerini diledikleri süreler dahilinde kiralayabilecekler. Böylece kiracılar yapılan işin ve satışa sunulan ürünlerin niteliğine bağlı olarak sergi alanlarındaki işyerlerini haftalık, aylık, mevsimsel ya da dönemsel kiralama imkanına sahip olarak ihtiyaç duymadıkları zamanlar için kira bedeli ödemek zorunda kalmayacaklar.
Uluhan Grupyetkilileri, uygulamanın semt pazarı modelini kapalı bir mekana taşıyan yenilikçi bir proje olduğunu belirterek, gerek Babil Kuleleri sakinleri gerekse satıcıların uygulamadan memnun kalacaklarına vurgu yapıyorlar.
Sektörel fizibilite çalışması yapıldı
Babil Çarşı199 işyerinden oluşuyor. Her işyerinin konusu önceden yapılan kapsamlı bir çalışmayla belirlenmiş durumda. İşyeri alanlarının karması hazırlanırken fiili fizibilite yapılarak, elde edilen ciro tahminlerine göre faaliyet alanları tespit edilmiş bulunuyor. Bu sayede çarşıdaki işyerlerinin alanlarında tek olmaları sağlanıyor ve doğru bir kazanç modeli öngörülüyor.
Babil Çarşı, sektörleri önceden belirlenen çarşı konseptiyle haksız rekabetin önüne geçiyor. Bununla birlikte Babil Çarşı, 200 kişilik tiyatro salonu, açık/ kapalı havuzları, açık hava sinemaları, fitness ve spa salonlarıyladiğer projelerden ayrılıyor. 24 saat hizmet veren 1000 m2'lik kreşin yanı sıra spor alanı, kültürel etkinlik ve AVM'yi bir arada sunan Babil Çarşı, tek mekanda çok yönlü hizmet sunma avantajıyla bölgede çekim merkezi haline gelecek. Babil Çarşı'da Gıda, Elektronik, Mücevher& Aksesuar, Çocuk, Kreş, Estetik&Sağlık, Hizmet, Mobilya&Dekorasyon, Kültür&Sanat, İletişim, Finans veSpor olmak üzere12 farklı sektörün yer alacağı dükkanlar bulunacak.
Babil Kuleleri İletişim Bilgileri
Web: http://www.babilkuleleri.com/
Yabancıya mülk'ün sınırları belli oldu
Yabancıya mülk'ün sınırları belli
Yabancı uyruklu kişiler, Türkiye’de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilecek. Tapu Kanunu ve Kadastro Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı TBMM Başkanlığına sunuldu.
Tasarıya göre, ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde Dışişleri Bakanlığının görüşü üzerine Çevre ve Şehircilik ile Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen ülkelerin vatandaşları olan yabancı uyruklu kişiler, Türkiye'de taşınmaz ve sınırlı ayni hak elde edebilecekler.
Bu kişilerin ülke genelinde edinebilecekleri taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikteki sınırlı ayni hakların toplam yüzölçümü 30 hektarı geçemeyecek. Çevre ve Şehircilik ile Maliye Bakanlıkları ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde, bu miktarı iki katına çıkarabilecek. Söz konusu Bakanlıklarca belirlenen ülkelerin vatandaşları dışındaki yabancı uyruklu kişilerin miras yoluyla edindikleri taşınmaz ve sınırlı ayni hakların intikal işlemleri yapılarak tasfiye edilecek.
Yabancı ülkelerdeki ticaret şirketleri, ancak özel kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz ve sınırlı ayni hak elde edebilecekler. Yabancı uyruklu kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan ticaret şirketleri dışındakiler, Türkiye'de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinemeyecek.
Kanuna aykırı şekilde edinilen mal ve sınırlı ayni haklar tasfiye edilecek.
Askeri yasak bölgeler, askeri güvenlik bölgeleri, stratejik bölgeler ve özel güvenlik bölgelerinin haritaları Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığa verilecek.
Uluslararası sermayeli şirketler
Yabancı uyruklu kişilerin, yabancı ülkelerin kanunlarına göre kurulmuş şirketlerin ve uluslararası kuruluşların yüzde 50 veya daha fazla oranda hissesine sahip olduğu şirketler, Türkiye'de taşınmaz mülkiyet ve sınırlı ayni hak edinebilecek. Söz konusu hisse hakkına sahip olmayan ancak şirket ana sözleşmesi ile yönetim hakkına sahip olan yabancı uyruklu kişiler, şirketler ve uluslararası kuruluşlar da taşınmaz mülkiyeti veya sınırlı ayni hak elde edebilecekler.
Tasarı ayrıca, tapu müdürlüğü görevlilerince "mirasçılık belgesi" düzenlenmesine imkan tanıyor.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararları doğrultusunda değişlik yapılmasını da düzenleyen tasarıya göre, tapuda kayıtlı taşınmaz malın; kayıt sahibinin 20 yıl önce gaipliğine karar verilmiş veya tapu sicilinden malikin kim olduğu anlaşılamamış ise çekişmesiz ve aralıksız 20 yıl müddetle ve malik sıfatıyla zilyet bulunan kişi adına tespit olunacak.
Türkiye'nin ilk "Online Emlak Semineri" başlıyor
Türkiye'nin ilk "Online Emlak Semineri" başlıyor
Emlak sektörünün önde gelen ismi Hilmi Işıkören sektörün eğitim ihtiyacına"Online Emlak Seminerleri" ile çözüm getiriyor.
7 Şubat 2012 Salı günü başlayacak olan Online Seminerler ile sektörde bir ilki gerçekleştirecek olan Işıkören, emlak işinin inceliklerini, satış ve pazarlama konularındaki tüm bilgi birikimini internet üzerinden canlı olarak katılımcılarla paylaşacak. Ayrıca hurriyetemlak.com üyelerine %20 indirim uygulanacak.
İnternete bağlı bir bilgisayarla hızlı ve kesintisiz yayın kalitesi sayesinde Türkiye'de ilk defa aynı anda yüzlerce kişi ister ofisinden, ister evinden online seminerlere kolayca katılabilecek. Güçlü ve benzersiz içeriklerden oluşan "Online Emlak Seminerleri", özellikle iş saatleri dışındaki saatlerde herkesin rahatça katılmasına olanak sağlıyor. Ortalama bir saat süren seminerlerin sonunda katılımcılar canlı olarak sorularını sorabilirken, her seminer sonunda katılımcılara elektronik sertifika ile katılım belgesi veriliyor.
Uluslararası emlak markalarında üst düzey yöneticilik görevinin yanı sıra 15 yıldır yüzlerce emlak profesyonelini eğiten bu anlamda sektörün tek ismi Hilmi Işıkören "Gayrimenkul sektörünü her zaman durmayan, durdurulamayan sektör olarak tanımladım. Deprem, kriz ve durgun piyasalarda bile her zaman haklı çıktığımı gördüm. Emlak sektörü herşeye rağmen hep büyüdü, ilerledi. Sektör ilerlerken, işin içindeki yönetici, danışman ve tüm çalışanların ilerlemelerine katkım olması amacıyla yurt dışı ve yurt içinde geliştirdiğim tüm bilgi ve deneyimlerimi "online emlak seminerleri" ile onlarla paylaşmak istedim. Sektör çok dinamik, hızlı ve yoğun bir tempoda akıp gidiyor. İnsanlar kendilerini geliştirmek için otel seminerlerine, bir odaya kapanıp uzun saatler süren eğitimlere zaman ayıramıyor ya da ayırmak istemiyor. Bunların yerine, pratik hayatta işe yarayacak bilginin özünü mümkün olan en kolay şekilde elde etmek istiyor. İşte bu yüzden "Online Emlak Seminerleri"nin sektörde bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Sadece sektör profesyonelleri için değil, işe ilgi duyan herkesin ilgi göstereceği bir platform olacak. Çünkü herkes yoğun ve kimsenin vakti yok. Herkes en kolay şekilde bilgiye ulaşmak istiyor." diye açıklama yaptı ve “Çok güçlü içeriklerle oluşturduğumuz online seminerlerin ilkini 7 Şubat 2012’de başlatıyoruz.” diye ekledi.
"Emlaktaki Potansiyeli Kazanca Çevirmenin Yolları - 1" isimli İlk online (canlı) emlak semineri 7 Şubat 2012 tarihinde 19:00 - 20:00 saatleri arasında canlı olarak internet üzerinden gerçekleştirilecek. Kişi başı katılım bedeli 50 TL + KDV olan online emlak seminerlerine kayıt ve detaylı bilgi için www.isikoren.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Fiber altyapı evlerin değerini 10 bin dolar artırıyor
Fiber altyapı evlerin değerini 10 bin dolar artırıyor
Fiber optik teknolojisi sunduğu ışık hızında internet erişimi sayesinde artık konutların değerini artıran konut satın alma / kiralama kriterleri arasında yer alıyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nde fiber alt yapısı olan evler yaklaşık 10 bin – 50 bin USD arasında daha yüksek değer buluyor. Türkiye’de de online emlak siteleri tercih kriterleri arasına fiber internet seçeneğini uzun süre önce eklemiş durumda ve birçok konutun fiber internet talepleri sürekli artıyor.
Dünyayla aynı anda evlerin kapısına kadar “ışık hızında” internet götürerek Türkiye’de fiber internet devrini başlatan Turkcell Superonline, teknolojinin emlak sektörüne getirdiği yenilikleri ve katma değeri paylaşmak üzere 19 Ocak’ta emlak editörleriyle bir araya geldi. Toplantıda konuşan Turkcell Superonline Genel Müdürü Murat Erkan, şu an Türkiye’de 10 şehirde evlere kadar fiber teknolojisini taşıdıklarını hatırlatarak; “Fiber internet dünyada artık konutların değerini artıran bir kriter haline geldi. Amerika Birleşik Devletleri’nde fiber alt yapısı olan evler yaklaşık 10 bin – 50 bin USD arasında daha yüksek değer buluyor. Türkiye’de de online emlak siteleri tercih kriterleri arasına fiber internet seçeneğini uzun süre önce eklemiş durumda ve birçok konutun fiber internet talepleri sürekli artıyor. Buradan yola çıkarak projesine fiberi ekleyen inşaat firması daha karlı satış yapar, şehrine fiber döşeyen belediye başkanı vatandaşa götürdüğü bu ayrıcalıklı hizmetle bir kez daha seçilir, bir sonraki seçimi kazanır diyebiliriz” şeklinde konuştu.
“Fiber altyapı, konutlarda elektrik, su kadar temel bir ihtiyaç”
Fiber internetin yeni konut projelerinde inşaat şirketlerinin konforlu yaşam söylemlerinde vazgeçilmez detaylar arasında bulunduğuna dikkat çeken Erkan, “Fiber internetin sağladığı ayrıcalıklı internet erişiminin ev almak veya kiralamak isteyenlerin ısrarlı tercihlerinden biri haline gelmesiyle, yeni konut projelerinde doğalgaz, elektrik ve su gibi evlerin kapısına kadar getirilerek kullanıma hazır halde sunulması emlak sektöründe rekabetteki gücü artırıyor” diye konuştu.
Erkan sözlerine şöyle devam etti: “İlerleyen dönemde şehirlerin dijital dönüşümü çok daha önemli olacak. Artık fiber internet; elektrik, su ve ısınma altyapılarından sonra dördüncü temel altyapı olarak konumlandırılıyor. Türkiye’de Dijital Şehirler konseptinin öncülüğünü üstlendik. Şimdiye kadar Türkiye genelinde 10 ilimizi ‘fiber şehirler’ ligine soktuk. 5 ilimizden daha gelen talepler doğrultusunda görüşmelerimiz sürüyor, 2012 yılında onları da fiber şehir yapacağız. Türkiye genelinde fiber şehirler dönüşümü için belediyelerimize önemli oranda destek veriyoruz ve bu dönüşüm için ihtiyaç duydukları fiber altyapıyı biz sunuyoruz. Bu fiber altyapı üzerinde belediyelerimiz vatandaşlarımıza çok daha kaliteli ve verimli hizmetler sunmaya başladılar”
“Fiberde 1000 Mbps hız ile dünyadaki 5 ülkeden biriyiz”
Bugüne kadar yaptıkları yatırımlarla Türkiye’yi dünya çapında üst sıralara taşıdıklarını vurgulayan ve dünyada 1000 Mbps hız veren 5 ülke arasında nüfus bakımından ikinci sırada olduğumuzu hatırlatan Erkan, “2011 yılının 3. çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre gelirlerimizi yüzde 36,2 artırdık ve 2011 yılını yüzde 35 büyüme ile kapattık. Turkcell grubunun gücünü fiberin hızıyla birleştirdik, şimdi yenilikçi ve cesur olmanın karşılığını alıyoruz. 2008’den bu yana 1,2 milyar TL’lik yatırım yaptık. 2012 yılında da yatırımlarımıza devam edeceğiz”
10 ilde 1 milyon haneye 1000 Mbps Fiber İnternet
Fiber yayılım stratejilerimizi Türkiye’nin 2023 vizyonuna (“14 milyon haneye 1000 Mbps hızında internet”) paralel belirlediklerini söyleyen Erkan, “Turkcell Superonline’nın fiber yatırımlarının Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasına bir adım daha yaklaştırdığına inanıyoruz: Bugüne kadar 75 ile değen 30 bin km’lik bir fiber optik altyapı kurduk. Bu altyapı üzerinden 10 ilde şimdiden 1 milyon haneye 1000 Mbps hızında fiber internet götürdük. 260 binin üzerinde aktif abonemiz var. Önümüzdeki dönemde de yatırımlarımızla 2023 vizyonuna katkı sağlamaya devam edeceğiz” dedi
Turkcell Superonline, fibere yaptığı yatırımlarla Türkiye’yi dünyada da başarılara taşıyor
Kısa süre önce IDATE’in yayınladığı “Fiber internette dünyaya liderlik eden operatörler” raporunda, Türkiye’nin ilk kez Turkcell Superonline ile en başarılı uygulamalar arasında yer aldığını bildiren Erkan, aralarında ABD, Fransa, Güney Kore, Hollanda, İsviçre, Japonya gibi gelişmiş ülkelerden dünya çapında büyük 10 operatörün yer aldığı rapora Turkcell Superonline ile birlikte Türkiye de girmiş oldu” dedi.
27 Ocak 2012 Cuma
HER TARAF ALLAKBULLAK...
HER TARAF ALLAKBULLAK...
Bugüne kadarbu çok kriz üst üste gelmemişti.
Gerçektende her taraf allak bullak oldu.
Aslında yazımı geçen hafta başında yazacaktım ama bir türlü yazmak içimden gelmedi.
Editörümüz Ayşe Yılmaz’a mail gönderdim yazımı daha sonra göndereceğim diye.
Neden mi?
Hemen söyleyeyim, önümüzdeki günlerde enteresan gelişmeler olacak gibi görünüyor, bekleyelim görelim yazımı gönderirim demiştim.
Keşke demez olsaydım ve içinde bulunduğumuz bu zor günleri yaşamıyor olsaydık
Bir anda gündemin ilk sırasına neyi koyacağımızı hep birlikte şaşırdık
Haftalardır AKP’nin kapatılma davası ilk sırada yer alırken birde Ergenekon davası çıktı
Ortalık toz duman ,şimdi herkes bu davayı konuşuyor.
Neler olacağı ve ne şekilde sonuçlanacağımerak ediliyor.
Tüm gazeteler ve televizyonlar bununla meşgul. Gazetelerin sayfaları bu konuyla dolu. Televizyonlarda ise bir uzman gidiyor biri geliyor herkes durumu yorumluyor.
Ben ve benim gibi gayrimenkul sektörünü yorumlayanlar ise eskiden olduğu gibi piyasanın parlak günlerini yazacağımız günleri arıyoruz.
Durum gerçekten de iyi görünmüyor.
Bir tarafta yukarıda da söylediğim gibi bana göre ilk sırada AKP kapatma davası. Peşinde Ergenekon davası. Sonra petrol fiyatlarının aşırı yükselmiş olması. Şimdi birde General Motor’un içine düştüğü krizle birlikte işten çıkarılma korkuları. Ve de önümüzdeki günlerde açıklandığındagenel olarak hiçte olumlu beklenmeyen Banka bilançoları.
Daha ne söyleyeyim bunlar yeterli sanırım.
Ancak şunu iyi biliniz ki gerçektende bunları yazarken çok üzülüyorum.
Hatta bazı dostlarımın yazdıklarımın üzerine yine kriz senaryoları diye düşünmemelerini ummak istiyorum.
Ama ne yapayım ki gerçeklerden asla kaçamayız değil mi?
Neticeye gelindiğinde siyasi istikrarın bozulması,bunun yanında ekonominin de kötü sinyaller vermeye başlamış olması ,Borsanın aşırı değer kaybetmesi,dövizdeki yükselişler ve bizim sektörümüz için en önemlisi faizlerin %24 seviyelerine çıkmış olması bugünlerde piyasa açısından çok kötü sinyallerdir. Zira faizlerin yükselmesi demek konut kredi faizlerinin de yükselmesine neden olacağındanbu günlerde konut kredisi kullanmak isteyenleri defrenleyecektir. Zaten Bekle-Gör dönemine girmiş olan yatırımcılar yanında ferdi tüketicilerin büyük bölümünün de bu yolu seçeceği piyasamızda en çok konuşulanların başında gelmektedir.
Kısacası dünya ekonomisi kriz yaşamaktadır. Ancak bizler bu krizi birde siyasi olarak yaşadığımız için etkilerini daha fazla görmekteyiz.
Ancak unutulmamalıdır ki; her şeye rağmenen önemli yatırım aracı gayrimenkuldür.
Önümüzdeki yazımda bütün Emlakçıları yakından ilgilendiren ‘Emlak Müşavirliği Yasa Tasarısı’ gibi en önemli bir konudaki en son düşündüklerimi paylaşacağım. Bilindiği gibi Mortgage (Tutsat) yasası çıktıktan sonra piyasa anlaşılmaz bir durum içine girdi. Ben bu konudaki düşüncelerimi bazı meslektaşlarımla ve özellikle de en yakınımdaki Onursal Başkanı olduğum EMFED(Emlak Müşavirleri Federasyonu)Başkan ve Yönetim Kurulu üyeleri ile paylaştım. Bakalım yazımdan sonra ne gibi tepkiler alacağım şimdiden merak ediyorum.
Temennim odur ki son günlerde yaşamakta olduğumuz krizden Türkiye’nin aşırı etkilenmemesidir. Bu krizin yaralarını hem siyasi hem de ekonomik yönden en kısa sürede sarabilirsek piyasanın rahatlayacağını ümit ediyorum. Herkesin hayalindekievekavuşması dileklerimle.
ResulMEDİN
EMLAKİUM Yönetim Kurulu Başkanı www.resmed@ttmail.comwww.emlakium.com
EMLAKÇILIK DA ETİK
EMLAKÇILIK DA ETİK
Emlak işi yapan bizler çoğu zaman müşterilerimizle sözleşme yapmayıp etik kuralara göre hareket etmek zorunda kalıyoruz. Peki “ ETİK” nedir ?
Evrensel insani ilkelerin ( altın kural) kendi kişisel değerlerimize, hedeflerimize ve eylemlerimize nasıl uygulanması gerektiğini belirleyen zihinsel kapasitemizdir. Peki tutarlı ve organizasyonel başarı için gerekli olan kurallar nelerdir.
·DÜRÜSTLÜK
Dürüstlük, etik zekaya sahip insanın ayırt edici özelliğidir. Emlak işi yapan bizler en başta dürüst olmamız gerektiğini bilmeliyiz, kendi meslektaşlarımızla gerekli paylaşımı yaparken, müşterilere hizmet verirken dürüst davrandığımızda, davranışlarımızı evrensel insani ilkelere uygun şekle sokarız. Doğru bildiğimizi yaparız, ilkelerimize ve inançlarımız doğrultusunda hareket ederiz. Dürüst olmazsak, etik olduğumuz söylenemez. Yazılı sözleşme yapmalıyız ancak yapılmadığı noktalarda etik olunmalı, kendimize ve karşımızdaki insanlara karşı saygımızı koruyarak hareket etmeliyiz.
·SORUMLULUK
Sorumluluk etik insanın diğer önemli değer yargısıdır. Davranışlarının ve bu
Davranışlarının sorumluluğunu alan insan, davranışlarının evrensel insani ilkelere uygun olduğu söylenecektir. Bizler hizmet üreten sorumluluk sahibi insanlar olarak müşterilere karşı sorumluyuz. Bunu gerek davranışlarımızla gerekse yapacağımız hizmetle belli etmeliyiz. Peki kimlere karşı sorumluyuz; hizmet vermiş olduğumuz müşterilere karşı, topluma, ailemize ve de en önemlisi kendimize karşı sorumlu olmalıyız.
·PEKİ HEDEFLERİMİZ NELER OLMALI ;
*Kişisel değerler ve hedefler konusunda yol gösterici bilince sahip olunmalı, yılmadan
Çalışarak başarıya ulaşmalıyız.
*Güvenirlik ve doğruluk yolunda sapmadan çalışmalı, çevremize karşı güven sağlayıcı olmalıyız.
*Etik davranmalı, kusurlarımızı en aza indirerek eleştirilmemeye özen göstermeliyiz.
*Her şeye rağmen rağbet görmese de her zaman görüşlerimizi ifade etmeli, doğru olanı daima söylemeliyiz.
*Karşımızdaki insanları hatalarını kabul etmeli, etik davranmayan insanların davranışlarına karşı komalı, doğruyu savunmalıyız.
*Çoğu insan tarafından kabul edilmese de zor olan ilkeleri benimsemeliyiz.
Peki tüm bunları niçin yazıyorum, emlak işi yapan bizler çoğu zaman müşterilerimizden sözleşme almayıp tamamıyla müşterinin sözlü beyanıyla yerin pazarlamasını yapıyoruz. Sözlü beyanla aldığımız zamanda işte bu nokta da etik kural ortaya çıkmaktadır. Çünkü her şey yazılı anlaşma demek değildir, etik kurallarında olduğunu özellikle belirtmek istedim meslektaşlarıma, paylaşımlı çalışmış olduğumuz arkadaşlarımızın portföylerine saygı göstererek,her şeyin sözleşmeden ibaret olmadığını belirtmek istiyorum.
Bunun yanında kimsenin de yanlış anlamasını istemiyorum. Tabi ki önceliğimiz müşterilerimizle sözleşme yapmalı, yerleri gösterdiğimiz zaman da yer gösterme sözleşmelerini imzalatmalıyız. Ancak istisnai durumlarda ki konuya dikkat çekmek istemiştim.
Saygılarımla…
Mehmet KEKLİK
REALİTE HOME MKE GAYRIMENKUL
Neden emlak Yasası ;
Neden emlak Yasası ;
Öncelikle neden emlakçılık yasasının çıkmasını istediğimizi iyi anlatmamız ve olayı çok uzatmadan net bir biçimde nedenler ortaya koymamız gerekir. Bu nedenlerin çok mantıklı nedenler olmasına dikkat etmemiz lazım.
Emlak yasası bizlere neler kazandıracak maddi ve manevi boyutunu iyi anlatmamız lazım…
Devlet bu yasaya neden ihtiyacı var;
bizlerin bu yasaya ihtiyacı varken, böyle bir yasanın devlete maddi boyutunun yanında kazandıracağı diğer konularında olduğunu anlatmamız lazım bunlar ; Emlakçılık işini yetersiz imkanlarla yapan ve bilgi donanımından eksik olan meslektaşlarımızın vatandaşlara vermiş olduğu zararlardan bahsetmek lazım. Neticede bu yasanın olmayışından dolayı vatandaş da bir şekilde mağdur olmaktadır. Kendini emlakçı diye tanıtanlar tarafından dolandırılmalar, tapu dairelerinde meydana gelen olaylar vs…
Vergi Kaçağı ;
Kayıt dışılık;
Yasanın çıkması için medyanın gücünü kullanmak lazım ( kamuoyu oluşturmak lazım )
Tabi burada medya da verilecek olan beyanlara dikkat ederek ortak akılla hareket etmek lazım.
Emlakçı kimdir;
Eskiden emlakçı dediğimiz zaman gayrimenkul alım – satımına, kiralama işlemlerine kısaca genel bir kısıtlama yada emlak tabirin dışında herhangi bir tabir yok gibi idi ancak şimdi emlak dediğimiz zaman AVM, DEĞERLEME ŞİRKETLERİ , GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIKLARI, vede TOKİ den dahi bahsetmek lazım.
Emlak sektörü büyümüştür. İto da ki sayımız 40 yılda takribi 2.000 iken 2005 yılından sonra bu sayı bir anda bu saymış olduğum firmaların katılımıyla ito daki sayımı bir anda 4.000 lere yaklaşmıştır. Demek oluyor ki sektör büyüyor ve de bir düzenlemeye ihtiyaç vardır.
Emlakçıların sorunları ;
Öncelikle emlak ilanlarını veren firmalar ile görüşmelerin yapılmasını Hürriyetemlak, milliyetemlak, sahibinden.com gibi firmaların meslektaşlarımız üzerinde kazandıklarıyla sektöre daha fazla katkı yapmalarını ve de emlakçılık yasası konusunda gerekli desteği basın aracılığıyla bizlere vermesini beklememiz lazım,
-Meslektaşlarımızı sürekli eğiterek güncel konular hakkında bilgilendirme toplantıları, paneller, seminerler vsss yapmak;
Örnek verecek olursam çıkacak olan 2B yasası, kentsel dönüşüm ve Yabancılara yönelik yasalar hakkında sektörü bilgilendirme toplantılarının düzenlemesi…
Expertiz konusunda bu çalışmanın emlakçılara verilmesi ve experlerin emlakçılardan bilgileri alarak almış oldukları bilgiler doğrultusunda exper raporlarını hazırladıklarına şahit olduğumuzu ve burada emlakçıların emeklerinin çalındığı kanısındayım. Emlakçı meslektaşlarımızın experlere bilgi vermemsi vermesi durumunda bunu ücret karşılığı vermeleri…
EMLAKÇILIK DA ÖZGÜVEN
EMLAKÇILIK DA ÖZGÜVEN
Emlak piyasasının durgun olduğu şu günlerde elbette de fırsatlarda çıkacaktır. Çıkan bu fırsatlardan yararlanıp yararlanmayacağımızı etkileyen çok önemli etmenler vardır ve bunların başında özgüven geldiğini belirtmek istiyorum. Kendimize inanmamız bizim varmak istediğimiz yere ulaştırabilecekken, kendimizden emin olmamak başarımızı yok edebilir. Her ne kadar sürekli bahsetmiş olduğumuz piyasamızdaki sorunlar, yasal eksiklik, istismarcılar ve benzeri sorunların yanında bizlerde mesleğimizde hoşnut olmalı ve yeteneklerimden, kapasitelerimizden eminsek, sanırım bu sorunları daha kolay ve daha keyif verici bir şekilde yeneceğimizden eminim. Çünkü bizler kendimizden emin, inandırıcı ve ayaklarımızın üzerinde sağlam durduğumuz sürece, karşımızdaki insanlarda bizlere tepki verir, inanır ve hedeflerimize varmamızda yardımcı olacaklardır.
Hiç kimsenin özgüvenimizi yok etmesine izin vermeyelim. Yeter ki bizler yaptığımız işi uzmanca ve derinlemesine bilelim. Bizleri sömürecek olanların, rakiplerimizin, dirayetimiz yok etmek isteyenlere karşı her zaman hazırlıklı olalım. İnsanlar kazananlardan hoşlanır, o yüzden her zaman kazanan olalım. Bizler kazandıkça kaybedenler bizlerle tanışmak, iş yapmak, dost olmak için çabalayacaklardır. Bizler kendimizden emin olduktan sonra insanlarında bizlere bakış açıları değişecektir, bizlere karşı olumsuzlukları ortadan kalkacak ve daha büyük başarılar elde etmemiz için bizlere yardımcı olacaklardır.
Unutmayalım özgüven mıknatıs gibidir. Herkesi kendine çekecektir. Henüz piyasa da yeterli güveni, eksikliklerimizi tamamlamasak da alanımızda uzmanlaşmak için çaba harcamaya devam edelim. Kendimizi uzman ve otorite haline getirelim. Çalışmaya ve öğrenmeye devam edelim, çünkü ne kadar çok öğrenirsek,
o kadar çok özgüven kazanırız. Saygılarımla…
KİRA VERGİSİNDEN MUAF OLMANIN YOLLARI ?
Ev sahibi misiniz? Peki bir ev sahibi olarak haklarınızı biliyor ve uyguluyor musunuz? İşte mal sahiblerinin kira vergisi konusunda dikkat etmesi gereken noktalar...
Kira geliri olan ev sahiplerinin dikkatine! 25 Mart akşamına kadar elde ettiklerinizi beyan etmeyi unutmayın!
İşte kira gelirleri ile ilgili püf noktaları;
1) Kendisi de kiracı olan ev sahipleri için Kişi sahibi olduğu konutu kiraya verip kendisi de başka bir evde kiracı olarak oturabilir. Bu durumda olanlar için özel avantajlar söz konusu olabilir.
Bunlar;
1. Mal sahibi, kira gelirlerini vergi dairesine beyan etmek zorunda.
2. Kira gelirini beyan ederken, ödediği kirayı, aldığı kiradan düşüp, hiç vergi ödemeyebilir.
3. Ödediği kirayı, aldığı kiradan düşmek isteyenlerin "gerçek gider"
yöntemini seçmeleri gerekiyor.
4. Daha önce, konut kira gelirini beyan edenler, "götürü gider"
yöntemini seçmişlerse, iki yıl süre ile bu yöntemden vazgeçemezler.
2) Yurtdışında kira ödeyenler için
Yurtdışında geçici olarak oturanlar, yurt dışında oturdukları eve ödedikleri kiraları, Türkiyedeki evlerinden kira geliri elde ediyorlarsa, "gerçek gider" yöntemini seçmek suretiyle, Türkiyede tahsil ettikleri konut kirasından mahsup edebilirler. Yurt dışında işçi olarak çalışan Türk vatandaşları dar mükellef statüsünde oldukları için bu olanaktan yararlanamazlar.
3) Yeni ev alanlar için
Kiraya verdikleri evi yeni almış olanlar; satın aldıkları yıldan itibaren 5 yıl süre ile satın alma bedelinin yüzde 5ini, o evden aldıkları kira gelirinden düşüp, hiç vergi ödemeyebilirler.
4) Kredi ile gayrimenkul alanlar için
Kiraya verdikleri evi ya da işyerini, banka kredisi kullanmak suretiyle alanlar, beyan edecekleri kira gelirinden, ödedikleri faizi düşebilirler.
Aldıkları konut kirası tutarından;
1. Bankaya ödedikleri konut kredisini
2. Yeni evin satın alma bedelinin yüzde 5ini düşenler sonuçta büyük bir olasılıkla hiç vergi ödemeyecekler.
5) Taşınmazını işyeri olarak kiraya verenler
Üzerinden vergi kesilmemiş işyeri kiraları tutarı ne olursa olsun beyan edilir. Üzerinden vergi kesilmiş kira 19.800 lirayı aşmazsa beyan edilmez. Beyana tabi başka geliri olanlar, 19.800 liralık haddin hesabına beyan edilecek olan diğer gelirleri de dahil edecekler.
Örneğin, hem konut hem de işyeri kirası elde edenler konut kirasının istisnayı aşan kısmını da hesaba dahil edecekler.
Kiracı stopajı ödemezse mal sahibi açısından iki durum söz konusu olur. Eğer iade çıkmazsa yani ödenecek vergi çıkarsa veya kesinti yoluyla ödenen vergi ile gelir üzerinden hesaplanan vergi eşit olursa kiracının stopajı ödememesi sorun olmaz. Stopaj mahsup edilir. Ama iade çıkarsa kiracı vergiyi ödemeden iade yapılmaz. Kısacası devlet almadığı parayı vermez (iade etmez).
Kira gelirleriniz üzerinden alınacak vergide hesap nasıl yapılır?
Gelir vergisinde gelir yükseldikçe oran artar. Gelir dört dilime bölünmüştür. He dilime ayrı oran uygulanır. Geliri 7.800 liraya kadar olanların ödeyeceği vergi oranı yüzde 15tir. Ama geliri daha yüksek olanlar da gelirinin 7.800 lirası için yüzde 15 vergi öder.
Verginin hesaplanması için toplam gelirin kaç lira olduğu ve hangi dilimde kaldığına bakılır. Altındaki gelir dilimi için ödenecek vergi bellidir. Gelirin içinde bulunduğu dilim içinde kalan kısım için de vergi hesaplanır ve toplam vergi bulunur.
Örneğin, 25.000 lira gelir üçüncü dilimdedir. Alt dilim 19.800 liradır ve vergisi 3.575 liradır. Kalan 5.200 lira için oran yüzde 27, vergi de 1.404 liradır. Toplam vergi 4.979 lira olur.
Vergiye tabi gelire aşağıdaki oranlar uygulanarak vergi hesaplanır:
7.800 TLye kadar yüzde 15
19.800 TLnin 7.800 lirası için 1.170 TL, fazlası yüzde 20 44.700 TLnin 19.800 lirası için 3.570 TL, fazlası yüzde 27 44.700 TLden fazlasının 44.700 lirası için 10.293 TL, fazlası yüzde 35
Kiraya verdikleri evi yeni almış olanlar gelir vergisi verecek mi?
Kiraya verilen evin yeni alınması kirasının beyan edilmemesini gerektirmez. Sadece gelirden evin bedelinin yüzde beşinin gelirden ayrıca indirilmesi olanağı verir. Bunun yanında bir de yüzde iki oranında amortisman ayrılır. Böylece gider yüzde yedi olur. Genel olarak vergi çıkmaması beyanname verilmemesi olarak anlaşılmamalıdır.
Kredi faizi de varsa vergi çıkmaz ama beyanname vermek zorunludur.
KİRA VERGİSİNDEN MUAF OLMANIN YOLLARI ?
Kendi evini kiraya verip kiraya çıkan kişinin ne gibi avantajları olabilir?
Kendi evini kiraya verip kiraya çıkanlar ödedikleri kirayı aldıkları kiradan düşerler. Böylece ödedikleri kira daha yüksekse az bir farkla daha iyi evde oturmuş olurlar. Ödedikleri kira aldıklarından daha düşükse ek gelir elde etmiş ve sadece ek gelir için vergi ödemiş olurlar. Hatta evi yeni almışlarsa hiç vergi ödemeden ek gelir etmiş olurlar.
Örneğin, 200 bin liraya aldığı evi 1000 liraya kiraya veren bir kişi 500 liraya kiraladığı bir evde oturursa; aldığı kira 12 bin lira olur.
Bundan aldığı evin bedelinin yüzde beşini yani 10 bin lira, hem de ödediği kirayı düşer ve vergi ödemez.
Kredi ile gayrimenkul alanlar hangi durumlarda ödedikleri faiz düşebilirler?
Kredi ile gayrimenkul alanlar bu gayrimenkullerin kirasından faizleri düşebilirler. Başka gayrimenkullerden elde edilen kiralardan bu faizleri düşemezler.
--
Mehmet KEKLİK
AVRUPA YAKASI EMLAK MÜŞAVİRLERİ DERNEĞİ
Konut kirasından vergi kaçırmak hayal oluyor
Maliye Bakanlığı'nın uzun süredir üzerinde çalıştığı tebliğin çıkmasıyla 1 Mart 2012'den itibaren 1 milyon civarındaki gayrimenkul sahibi kira gelirinin vergisini otomatik olarak ödeyecek
Milliyet gazetesinin haberine göre, Mart 2012’de geçen yıla ilişkin verilecek kira beyannamelerini vatandaş yerine Gelir İdaresi Başkanlığı otomatik dolduracak. Bankacılık sisteminden bilgileri alan Gelir İdaresi, ev sahiplerine vergilerini ödemeleri için mektup gönderecek. 2011’de elde edilen kira gelirleri için vergiden istisna tutar 2 bin 800 TL olarak belirlendi. Bu tutar yıllık kira bedelinden düşülecek ve kalan meblağ üzerinden vergi ödenecek. Aylık 500 lira kira geliri olan bir vatandaş 6 bin liralık yıllık kazancın 3 bin 200 lirası için vergi verecek. Yüzde 15’ten başlayan oran, gelir dilimi arttıkça yükseliyor.
İnternetten öğrenilecek
Mükellefler, Gelir İdaresi’nin internet sitesi veya vergi dairesine gittiğinde ne kadar vergi ödeyeceğini görecek. Sistemde yanlışlık yoksa taraflar karşılıklı onay verecek. Beyanname vermeyen veya eksik bildirenler hem istisna tutarından yararlanamayacak hem de para cezası alacak. Yeni yöntemle gayrimenkulden elde edilen bu gelirler için beyanname verilmemesi veya gelirin düşük gösterilerek istisna altında kalınmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. (Milliyet)
25 Ocak 2012 Çarşamba
CEZAYİR SOKAĞI
CEZAYİR SOKAĞI
Beyoğlu’nda Galatasaray Lisesi’nin arka tarafında metruk halde bulunan sokaklardan birisiydi Cezayir Sokağı. Afitaş Yapım Şirketi ile Kültür Üniversitesinin ortaklaşa geliştirdiği “Fransız Sokağı” projesiyle kentsel dönüşümü sağlandı. Projeyle 1800′lerin sonu, 1900′lerin başı itibariyle yüzyılın değişimine tanıklık etmiş, farklı hayatların yaşandığı birkaç nesille birlikte gözden düşmüş binalar restore edildi, pembe ve sarı renklere boyandı, tentelerle donatıldı. Kaldırım taşları yenilendi, bölgenin tamamı için özel bir müzik sistemi kuruldu. 4 gün 4 gece sürer açılışın ardından da İstanbul’un kültür, sanat ve eğlence yaşamındaki yerini aldı. Fransız Sokağı’nı süsleyen havagazıyla çalışan 100 yıllık sokak lambalarını Paris Belediyesi gönderdi. Yer taşları Paris’ten gelen mimarlarla çalışılarak düzenlendi. Sokağa adını veren Fransızlar, Beyoğlu’nda çok önemli izlere sahip. Zira Beyoğlu’ndaki ilk kahvehaneler, ilk oteller, ilk sinema ve tiyatrolar, 19. yüzyılda Fransızlar tarafından kurulmuş. Sokağın sol tarafındaki binaların tümü 1890-1910 yılları arasında İstanbul’da yaşamış Karaköy ve Eminönü rıhtımlarını inşa eden Fransız müteahhit mühendis Marius Michel’in imzasını taşıyor. Ayrıca ünlü Fransız ressam Al-bert Mille de 1950′li yıllarda bu bölgede yaşamış. Fransız kültürünü yansıtmayı hedefleyen sokakta, değişik tatlar sunan cafeler, restoranlar ve sanat merkezleri bulunuyor.
BRASSERİE LEVANTİNE Kafe, lokanta ve galeri. Pera kültürünü oluşturan Osmanlı levantenlerinin mutfak kültürünü yansıtan bir mönüsü var. Birinci katındaki galeride tablolar ve Türk modacıların kıyafet tasarımları sergilenecek. CAFE DES ARİSTES (Sanatçılar Kahvesi) Avrupa’ya özgü çok özel tatlar sunuluyor. Bahçesi 20, iç mekan 60 kişilik.
CAFE MİRO Kafe, lokanta. Ünlü ressam Miro’nun (1893-1983) çalışmalarının kopyalanyla süslü bir ortam. Mönü Fransız mutfağı ağırlıklı. Croissant, krep, salata çeşitleri ve Fransız şarapları sunuyor. İçerisi 100, dışarısı 8 kişilik.
CENTRE DE DOCUMENTATION DE BEYOGLU (BEYOĞLU BELGE-BİLGİ MERKEZİ) Beyoğlu Gazetesi ve Fransız Sokağı işbirliğiyle açılmış. Bu merkezde tarihi ve güncel her türlü bilgi, belge ve yayın toplanacak. Konuyla ilgili herkese açık. Burası aynı zamanda turizm bürosu.
CHEZ LES DAMES (HANIMEFENDİLERİN YERİ) Kafe, restoran. Dekorasyon da yemekler de tipik Fransız. Chez Les Dames’ın duvarında ünlü modacı Zuhal Yorgancıoğlu’nun hediye ettiği kocaman bir Coco Chanel afişi duruyor. Üzerinde de şu yazı var; Bir Fransız sokağı ancak Chanel ile efsaneleşir! ” DESİR (ARZU) Mönüde şarap ve peynir çeşitleri yer alıyor. İsterseniz beğendiğiniz peynir, şarap veya salamı şarküteri bölümünden alabilirsiniz.
GALERİE D’ART (SANAT GALERİSİ) Yerli ve yabancı sanatçıların eserlerinin sergileneceği çok amaçlı bir salon. Aynı zamanda sanat üzerine konferanslar, seminerler, müzayedeler ve sempozyumlar düzenlenecek.
LA VİE (HAYAT) Restoran, kafe, bar. Girişte yer alan tek salon lobi olarak kullanılmış. Üst katta piyano bar. Yanında gizli bahçe, en üstteki üç bölümlü alan ise Fransız restoranı.
LE CHEVALİER (ATLI) Şarapevi, restoran. Türk ve Fransız şaraplarının sunulduğu ortaçağ görüntüsünde bir şarapevi. Fransız müziğinden örnekler sunuluyor. Aynı zamanda resim sergileri de açılıyor.
LA TERASSE (TERAS) Pastane, kafe, Soft müzik eşliğinde Fransızlar’a özel ekmekler, çörekler sunuluyor. Alkolü kaçıranlar için çorba, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kahvaltı, diyet yapanlar için kalorisi düşük pasta, ekmek çeşitleri mevcut.
LES ZAZOUES Restoran, bar. Mönü ağırlık et ve balık üzerine. 4 katlı restoran barın her katında farklı bir işletme var. En altta Perspective, hemen onun üstünde Cemil Ipekçi’nin Gitane’ı üst katta ise Fransız Sokağı Projesi’nin sahibi Mehmet Tasdiken ve Poyraz Topal’ın işlettiği ‘Antique Pomme’ yer alıyor.
RESİDENCE (KONUT) Sokağa gelen misafir ve sanatçıların konaklayabileceği bir otel 2 oda, mutfak, banyo ve terastan oluşuyor.
ARKEO Kitap ve hediyelik dükkanı. Türkiye, özellikle de İstanbul ve Beyoğlu ha kkında yazılmış eserler, haritalar satılıyor. Hediyelik eşya, halı, gerçek ve sahte mücevher de bulunuyor.
BELLE DU JOUR (GÜNDÜZ GÜZELİ) Kafe, restoran, bar. Mönü Akdeniz mutfağı ağırlıklı. Fransız caz müziği çalınıyor. Sabah kahvaltı ile gün başlıyor. Öğle ve akşam yemeğiyle devam ediliyor. Terastaki şampanya barda ise ünlü Fransız şampanyalarını bulabilirsiniz. Yemeklerde sızma zeytinyağı kullanılıyor. Deniz mahsûlleri Marsilya usulü hazırlanıp sunuluyor.
CAFE 8 İki katlı. gün kahvaltı servisiyle başlıyor. Öğle ve akşam üstü çay servisiyle devam ediyor. Akşam yemeğinde ağırlık Fransız mutfağında. Resim ve takı sergileri de açılıyor. 80 kişi kapasitesi var.
CAFE DE LA PLACE Paris’te çok sık rastlanan tipik bir sanatçı kafesi. Dekorda eskitilmiş ahşap ağırlıkta. Canlı müzikle birlikte sergiler ve ayrıca muhtelif konularda konferanslar olacak..
CAFE A. MILLE Kafe, restoran, bar. Kafe adını bu binada yaşamış istanbul doğumlu, Fransız asıllı ünlü portre ressamı ve süsleme sanatçısı Albert Mille’den almış. Mönüde Fransız tarzı çorbalar, salatalar, krep ve makarna ağırlıkta.
CHEZ SAKMAN Stüdyo, kafe, bar, restoran. Ünlü müzik adamı Vedat Sakman’ın işlettiği Chez Sakman’ın mönüsü Akdeniz mutfağından. İşletmenin ana konsepti canlı müzik üzerine kurulu.
NEVİZADE
NEVİZADE
Nevizade’nin tadı elbette kışın da çıkar ancak herkes bilir ki, yaz aylarında akşam serinliğinin hissedildiği mekanlarda iş yorgunluğunun ardından dostlarla içilen buz gibi biraların keyfi de hiçbir şeye değişilmez.
BEYOĞLU
BEYOĞLU
Beyoğlu İstanbul’un en İstanbul kokan ilçesi olarak tanımlanabilir, kozmopolit teriminin hayat bulduğu yerdir. İstiklal Caddesi ve çevreindeki sokaklar yalnızca Beyoğlu’nun değil İstanbul’un da merkezi sayılabilir. İstiklal Caddesi dışında Cumhuriyet, İnönü ve Cihangir caddeleri de ticaret ve eğlence fonksiyonunun en belirgin oldukları yerlerdir. İlçe sınırları içinde yer alan çeşitli kültürel etkinliklerin yapıldığı tesisler, ilçenin bir kültür merkezi olmasını da sağlamıştır. Sinemalar, tiyatrolar, gösteri merkezleri gibi yerler, Beyoğlu İlçesi’nde yaşayan nüfustan çok fazla nüfusun faydalandığı, İstanbul ve Türkiye genelinde bir anlam ifade eden yerlerdir. Ayrıca Beyoğlu Gürcü ressamların oluşturduğu Pirosmani Sanat galerisine de ev sahipliği yapmaktadır.
Tarihi yarımadanın ve Haliç’in karşısında gelişen bölge, öteden beri Yunanca’da “karşı yaka”, “öte” anlamına gelen “Pera” adıyla anılmıştır. Türkler tarafından kullanılan “Beyoğlu” adının, bir beyin oğlunun bölgedeki konağından kaynaklandığı ileri sürülür. Bu konuda iki varsayımdam söz edilmektedir. Fatih Sultan Mehmed döneminde, Pontus Prensi Aleksios Komnenos’un (veya yeğeninin) İslamiyeti kabul ederek bu bölgeye yerleşmesinden, diğer bir varsayıma göre de Kanunî Sultan Süleyman döneminin Venedik elçisi Andrea Gritti’nin oğlu Luigi Gritti’nin Taksim dolaylarında bir konakta oturmasından kaynaklanmaktadır. Türkler’in “Bey oğlu” diye andıkları bu adam, elçinin bir Rum kadınla evlenmesinden dünyaya gelmiştir.
Pera adı, 1925’de resmi yazışmalardan çıkarıldıktan sonra gittikçe unutulur hale gelmiş, buna karşılık Beyoğlu adı güç kazanıp bölgeyi belirtmek için daha yaygın biçimde kullanılmaya başladı.
TAKSİM
TAKSİM
Taksim… Ait oldugu sehir ve ülkenin tamamından bağımsız yaşayan, ve açık açık onlara kafa tutan asi varlık.
Onu kelimelerle anlatmak gerçekten çok zor.
Bunu yapmaya kalkıştığımız için bizi bağışlasın…
Bana göre ülkemiz insanlarını ikiye ayırmak mümkün;
Taksim’i tanıyanlar, ve şanssızlar…
Şanssizlara üzülmemek elde değil, ama onları hiçbir zaman çağırmam buraya, anlatmam onu.
İsterseniz bencillik deyin, umursamam. Çünkü insani kendi kaderi getirmeli Taksim’in koynuna.
Taksim kendi istemeli büyüleyecegi insanı.
Zaten kıskanırımda, paylaşmak istemem degerini bilemeyecek insanlarla.
Bilen insan yaşar zaten onu doyasıya..
Bir ilkbahar gecesini sabaha baglayan saatlerde, dostlarla sarhoş ve aç bir sekilde meydana çikarak keyifle ıslak hamburgerlerimizi keyifle hımmm
İSTİKLAL CADDESİ
İSTİKLAL CADDESİ
İstiklâl Caddesi, (Osmanlıca: (1927′den önce) Cadde-i Kebir, Büyük Cadde, Fransızca: Grand Rue de Pera), İstanbul’un en eski semtlerinden biri olan Beyoğlu’nda Tünel ile Taksim Meydanı arasında uzanan ve 19. yüzyılın sonlarından beri Türkiye’nin en ünlü caddelerinden biri olma vasfını koruyan cadde. 1,400 metre uzunluğundaki caddenin [1] orta noktası Galatasaray Lisesi’nin yanından geçen Yeniçarşı Caddesi’nin caddeyi kestiği ve 50. Yıl Anıtı’nın bulunduğu yer kabul edilir. Paralelinde uzanan Tarlabaşı Bulvarıyla beraber Beyoğlu İlçesi’nin ana eksenini oluşturur. Ortalama olarak 274 metre yükseklikte yer alan İstiklal Caddesi idari olarak 9 ayrı mahalleyi kapsar.
Nostaljik tramvay
Tramvay hizmeti 1869′dan 1966′ya kadar İstanbul’da önce atlı sonra da elektrikli olarak sürdürülmüştü. Tramvay 1990 yılı sonlarında motorlu araç trafiğine kapatılan Tünel-Taksim arasında “Nostaljik Tramvay” adıyla tekrar işletmeye alındı. 1.65 km uzunluğundaki bu güzergah tek hatlı olup bir matris ve römorktan oluşan iki vagonludur. Günlük ortalama 2,500 yolcu kapasitesiyle ulaşımdan çok turistik amaçlı bir hizmettir. 1990′lı yıllarda tramvay raylarına paralel olarak dikilen ağaçlar 2005′te söküldü.[2]
CİHANGİR
CİHANGİR
Cihangir’de bakkala bile öylesine gözler çapaklı inemezsiniz çünkü her an Kardeşler Pide’nin önünde fotonuz çekilebilir.
Cihangir bir tadilatlar semtidir. O matkap artık herhangi bir ses gibi kanıksanır. Bir yer biter, diğeri başlar!
Mahallede şöyle bir dolaşmaya çıkmanız bile mahallenin muhtarıymış gibi herkese hesap, selam vermek ile geçer. Surat asmak hoş karşılanmaz.
Kaldırımda yürüyemezsiniz! Belediye tarafından kafelere kiralanmıştır. Yolda yürürseniz davar muamelesi görür, korna sesi ile irkilirsiniz.
Dev kafe Cihangir’de ev bulmak ve sonra o evde rahat barınmak pek zordur. Bir daireye beş emlakçı bakar. Evlerde oturulacak gibi değildir.
Topuklu ayakkabı ile İstanbul hayatı zordur ama Cihangir sokakları yarış parkuruna benzer. Ehliyetsiz topuklu giyilmez
İki çeşit Cihangirli vardır; evine hırsız girmiş olan ve evine hırsız girecek olan.
Kafe türevi bir yerde otururken her türlü dilenci, dolandırıcı, boncukçu ile en az bir defa diyalog kurmak zorunda kalırsınız.
Kafe, restoran gibi yerlerde öyle rahat rahat sohbet edemezsiniz. Yan masanın kulağı vardır!
Cihangir’de yaşamak akvaryumda balık olmak gibidir. Sürekli gözler üzerinizdedir. Herkes sizin ne giydiğinizi, ne yaptığınızı dikizler.
havasıyla suyuyla istanbulun göbeğinde, hem içeriden hem de dışarda duran bir yerdir. merkeze yakınlığı, sosyal hayata yakınlığı, rahatlığı, zaman zaman manzarası ile bambaşka bir muhittir. yaşam tadı vardır orada, belki de ankaranın kuruluğundan gelmekten gelir o tat.
pahalıdır ancak nişantaşı olmamıştır-daha.
1980 sonrasında travestilerin ve hayat kadınlarının sığınağı olan cihangir 1990′ların ortalarından itibaren oyuncuların, yazarların, diplomatların, gazetecilerin, yönetmenlerin, reklamcıların vb buluşma mekanı olmuştur. tarlabaşı ise travestilerin olmuştur.
tabi bazı tatlı su entellerinin de bu mahalleden çıktığı görülmüştür. örneğin sinan çetin önceleri cihangirde emlakları toparlamış, ardından platoyu buraya kurmuştur. sonra ayn rayd’ı türkiyeye tanıtmış, sol soslu söylemiyle liberalizmin önde giden “entel”lerinden olmuştur.
güzeldir cihangir, zaman zaman yaşanasıdır; farklıdır. ama farklılık mahalle dışına çıkılmadıkça aynılıktan ibaret olur. en iyisi biraz cihangirden içeri biraz da cihangirden dışarı yaşamdır. ancak her haliyle yaşam burada bir güzeldir. tatlı su entelleri de mahallelerinden çıkmalıdır zaman zaman.
ASMALIMESCİT
ASMALIMESCİT
İşte Asmalımescit rehberi
artık “Nereye gitsek” diye düşünmeyin…
DANS ETMEK İSTEYENLERE
1-BABYLON: Asmalımescit’in bugünlere gelmesinin müsebbibi, Şehbender Sokağı’nın dolup dolup taşmasının nedeni… Babylon, ilk açıldığında sadece farklı müzikleri takip edenlerin mekânıyken, sonra kalabalıkların tercihi oldu. Fatih Akın film galalarından sonra orada parti veriyor, kış ayları boyunca devam eden konserleri ünlülerin akınına uğruyor. Yaz boyunca kapalı olan Babylon’la ilgili hâlâ daha anlaşılamayan bir nokta var: Adının okunuşu! Çok rica ediyorum yılların Babilon’una “Beybilon” demekten vazgeçin…
Şehbender Sokak, No:3 Tel: 212 292 73 68
2-NAR PERA: Burada sadece dans edilmiyor, öğlen ve akşam yemek de yiyebilirsiniz! Saat 22.00’den sonra ışıklar kısılırken müzik sesi artıyor. Habersiz yapılan partileriyle meşhur Nar Pera’da her an sevdiğiniz müzisyenlerle burun buruna gelebilirsiniz. Gripin elemanları, zaman zaman Emre Aydın bile burada oluyor. Ama dediğim gibi bu partiler o kadar beklenmedik zamanlarda yapılıyor ki; ancak şansınız varsa yakalayabilirsiniz. Boş yere kapısında kamp kurmayın. Pazar günleri kapalı mekânda haftanın diğer günlerinde “happy hour” uygulaması var. Gönül Sokak, 9/B Tel: 212 245 36 29
3-OFF PERA: Asmalımescit’in en gizli noktasındaki Off Pera’yı salı geceleri önünde oluşan kalabalık sayesinde bulabilirsiniz. Özellikle gazetecilerin ve oyuncuların gittiği mekânda eski 45’likler de çalıyor, en yeni dans şarkıları da. Burada yaş ortalaması diğer mekânların biraz üstüne çıkıyor. Hafta sonları eğlence sabahın erken saatlerine kadar sürüyor. Gönül Sokak, 14/A.
4-NOVO: Asmalımescit Sokağı’n ortalarında bulunan küçük mekânda, yaz aylarında bar tabureleri dışarı taşıyor, bira keyfi yapanlar gece ilerledikçe dans etmeye başlıyor. Genellikle eğlenceli dans müzikleri çalınan mekânda her yaştan insana rastlamak mümkün. Müdavimleri olan Novo, metrekare bakımından küçük bir alana sahip olduğu için biraz zor hareket ediliyor ama erken gidip barın ya da camın önünde yerinizi alırsanız, gece boyunca eğlence garanti. Sofyalı Sokak, No.3 Tel: 212 252 59 52
5-GROOVE: Hem yemek yiyebileceğiniz hem de eğlenebileceğiniz bir mekân daha. Groove daha çok gençlerin tercih ettiği adreslerden biri. Turistlerin de uğradığı Groove, eğelnece arayanlar için ideal adreslerden biri. Şehbender Sokak, No:18 Tel: 212 293 17 33
CİĞER SEVMEYENLER BİLE BURAYI SEVER
Asmalımescit’te eskiden kulaktan kulağa yayılan bir yerdi Canım Ciğerim. Herkes o enfes ciğerleri anlatırdı. Genelde kalabalık olmazdı. İçki sonrası mekânı olarak da öğle yemekleri için de tercih edilirdi. Şimdi de pek bir şey değişmedi, sadece artık çok daha ünlü ve kalabalık oldu. Minare sokaktaki Canım Ciğerim’de ciğer yemeden Asmalımescit’in tadına varmış sayılmazsınız!
LEZZET DÜŞKÜNLERİNE
6-CUBA: Asmalımescit’in en gizli adreslerinden biri olan Cuba’da, adından da anlayacağınız gibi Küba yemekleri var. Çarşamba, perşembe ve cuma geceleri canlı müzik yapılıyor. Karayip soslu tavuk kanatları mönüdeki favorimiz. Tatlı olarak çikolata kasesinde servis edilen meyve salatasını denemelisiniz. İçkilerden Cuba Mojito ve Papa Hemingway’i deneyin. Ensiz Sokak, 11/1A
Tel: 212 245 78 70/71
7-BABYLON LOUNGE: Babylon’un 2007’de açılan ikinci Asmalımescit çıkartması olan mekân, özellikle kış aylarında çok dolu. Üst katını özel günleriniz için kapatabiliyorsunuz. Mönüde buğday salatasından çıtır ördeğe, ravioli’de risotto’ya yok yok. Sürahiyle servis edilen kokteylleriyse pek güzel. Jurnal Sokak, No.4 Tel: 212 245 38 00
8-FLAMM: Hem sanat galerisi hem de dekorasyonuyla Asmalımescit’in en farklı mekânlarından biri Flamm. Gündüz ve gece için farklı mönüleri var. Biberiyeli ızgara kuzu pirzolası, dil balığı ve midyeli spaghetti şahane. Şık bir mekânda zaman geçirmenin getirisi hesabın ortalamanın biraz üstünde gelmesine neden oluyor ama değer. Sofyalı Sokak, No:12 Tel: 212 245 76 04
9-OTTO: Otto’dan Asmalı’da iki tane var. Biri Sofyalı Sokak’ta tam bir piyasa mekânı olan, gelen geçeni izleyebileceğiniz, müzisyenlerle karşılaşabileceğiniz Otto Sofyalı, diğeri daha eski olan Otto Asmalımescit. Sofyalı’nın mini hamburgerleri ve iki Otto’nun da içki yanında servis ettiği erik turşuları ünlü. Otto Sofyalı: Sofyalı Sokak, 22/A Tel: 212 252 65 88 Otto Asmalımescit: Şehbender Sokak, No: 5/1 Tel: 212 292 70 15
10-LEBLON: Leblon, Issız Adam’la meşhur oldu ama sadece o popülariteye kapılıp gidenler şimdi yerini müdavimlere ve Leblon’un lezzetlerini tatmak isteyenlere bıraktı. Burada kız kıza rahatça zaman geçirebilirsiniz. Zaten içeriye damsız kimse alınmıyor. Özellikle başlangıçlardan mermerde şişleri çok ünlü. Lebnon’a giderken nispeten şık olmalısınız. General Yazgan Sokak, 3/A Tel: 212 252 86 36
11-FAST WOK: Bu “hızlı” Asya mutfağı, küçük ve mütevazı bir mekân. Bildik Uzakdoğu restoranlarının kasvetli havasından uzak bir durak. Çabucak atıştırmak ve geceye devam etmek için noodle’ları ideal. Fiyatları da oldukça uygun. Sofyalı Sokak, No:20 Tel: 212 245 68 45
12-LOKAL: Lokal, Asmalı’nın en eskilerinden biri. İlk açıldığı zamanlarda farklı dekorasyonu ve yaratıcı mönüleriyle başımızı döndürmüş, kalp atışlarımızı hızlandırmıştı. Zaman geçse de Thai füzyon mutfağının kalitesinden ödün vermedi. Buraya gidince mutlaka hindistancevizli tavuk (Chicken Coconut Curry) yiyin. Pazar günleri kapalı. Müeyyet Sokak, No: 5 Tel: 212 245 57 43 13
9-ECE AKSOY: Kuruçeşme’deki meşhur Ece Bar’ın muhteşem kadını Ece Aksoy’un asmalı çıkartmasında ister mükellef bir rakı sofrası kurdurun, ister tencere yemeklerinden yiyin. Hepsi çok güzel. Küçük bir mekân olduğu ve arka sokaklarda kaldığı için öyle rahatsız edici bir kalabalığı ve gürültüsü de yok. Hatta tek sorun sokak çocukları diyebiliriz. Burada sık sık gazetecilere rastlayabilirsiniz. Oteller Sokak (Minare Sokak’ın karşısı) 9-B, Tel: 212 245 76 28
14-LA BRISE: Asmalı’nın en lüks adreslerinden olan La Brise, gerçek bir Fransız restoranı. Şansal Büyüka gibi ünlülerle karşılaşabilirsiniz burada. Haliyle böyle durumlarda, kapıda bekleyen paparazzilerin flaşları gözlerinizi kamaştırabilir. Burada geleneksel Fransız yemeklerini yiyebilirsiniz. Mesela soğan çorbasıyla başlayıp, tereyağında sote bıldırcınla devam edin. Bu arada mutfakta Esen Hünal’ın olduğunu hatırlamanızda fayda var. Asmalımescit Caddesi, No: 28 Tel: 212 244 48 46
15-UGLY: Asmalı’nın yenilerinden olan Ugly, komşusu Otto Sofyalı gibi sokağa taştı ve “piyasa” bir mekân oldu. Mascarpone köpüğü ve taze baharatlı sızma zeytinyağı eşliğinde servis edilen kurutulmuş domates çorbası çok güzel. Sofyalı Sokak, No: 20 Tel: 212 252 85 86
16-PARANTEZ BİSTRO: Daha çok gençlerin tercih ettiği Parantez’de her ülkenin mutfağından yemekler var. Yalnız burada asıl denemeniz gereken ev yapımı likörler! Fiyatlar mahalledeki komşularına göre çok uygun. Jurnal Sokak, No:1 Tel: 212 245 75 13
17-FLAVIO BY LOKAL: Lokal’in İtalya ayağı olan Flavio, minik bir restoran. Mevsimlik aperotivo’ları tam Akdenizli. Servis elemanları çok içten. Gönül Sokak, 1/A Tel: 212 243 28 43
MUHABBET SEVENLERE
18-K.V: Asmalımescit’in en yaşlısı K.V. Tünel Geçidi’nin romantik cafesi. Henüz kimseler yokken, K.V.’de saatler geçirir, böyle yerlerin artmasını isterdik. Mekânlar arttı ama hâlâ K.V. gibisi yok! Burada uzun yemekler de yiyebilirsiniz sadece bir kahve, çay, limonata içmek için de uğrayabilirsiniz. Özellikle hafta içi akşam, hava kararmak üzereyken gidin. Serinliğin ve ortamın tadını çıkarın. Tünel Geçidi, C Blok-6 Tel: 212 251 43 38
19-ŞİMDİ: Asmalımescit’in tam girişinde, sadece bilenlerin gidebildiği gizli bir mabed Şimdi. Asmalı’nın tüm mekânlarından farklı olan Şimdi’de kendinizi İtalya’da hissedebilirsiniz. Eski bir binanın altında olan mekânda başınızı yukarı kaldırdığınızda, her camı çiçeklerle süslü bina boşluğunu görüyorsunuz ve İstanbul’da olduğunuz için şükrediyorsunuz. Günlük mönülerinin yanı sıra zeytinyağlıları da var, farklı ülkelerden lezzetleri de… Tatlı olarak gül reçelini deneyin ve Şimdi’nin zamansızlığının tadına varın. Her gün 7.00- 02.00 arası açık. Asmalımescit Sokak, No:5 Tel: 212 252 54 43
20-KUM SAATİ: Daha çok bira keyfi yapılabilecek, aile ortamı tadında bir bar Kum Saati. Bir zamanlar Asmalımescit Bohemya’nın başkentiyken oyuncuların uğrak yeriydi. Şimdi kalabalıktan dolayı o eski müdavimler artık yok ama Kum Saati hâlâ aynı mütevazı ve sakin havasını koruyor. En sevdiğiniz arkadaşlarınızla gidin, içkinizi yudumlarken camın ardından geçenleri görmezden gelin ve güzel müziğin tadını çıkarın. Sofyalı Sokak, No:28 Tel: 212 245 72 73
21-HOUSE CAFE: İstanbul’un en güzel semtlerine konuşlanan House Cafe’nin sahipleri, Asmalımescit popülerleşmeye başladığı günlerde hemen kokuyu alıp açtığı Tünel Girişi’ndeki bu şubeyi açtılar. Fiyatlar ne çok pahalı ne de ucuz. Limonataları enfes, yemekleri de öyle. Ama servis keşke birazcık daha hızlı olsa dedirtiyor insana! Tel: 0212 245 95 15
RAKI – MEZE DİYENLERE
22-SOFYALI 9: Asmalı’nın gediklilerinin iyi bildiği, çok katlı bu meyhane, şimdiki Asmalı sakinlerinin yeni yeni içmeye başladıkları günlerde de oradaydı. Otantik bir Asmalımecit evinin içindeki meyhanenin önü bile kalabalıktan minik ağaçlarla ayrılıyor. Fasıl yerine Yunan müziği çalan meyhanenin duvarlarındaki süsler çok güzel. 25 çeşit mezesinin favorisi, ahtapot salatası. Ev yemekleri de yapılıyor. Sofyalı Sokak, No:9 Tel: 212 245 03 62
23-ASMALIMESCİT BALIKÇISI: Yaz ya da kış fark etmez, Asmalımescit Balıkçısı’na gidin, dışarıda oturun ve siparişinizi verin. Ne yerseniz yiyin pişman olmazsınız. Öğlen vakti ya da gece tek başınıza da gitseniz uzun ve dolu bir masadaymışçasına ilgiyle servis alırsınız. Cuma-cumartesi geceleri canlı gitar dinleyebilirsiniz. Sofyalı Sokak, 5A Tel: 212 251 39 39
24-YAKUP: Köşe yazarlarının gözbebeği Yakup, sık sık gazetelerde boy gösterir. Kimisi “Yakup eski Yakup değil” der; kimisi “Yakup hiç değişmez”. Doğrusu bu ya, Yakup da herkes ve her şey gibi değişti. Kuzu şişi, muska böreği, etleri denemeye değer. Rezervasyonsuz giderseniz hafta içi bile olsa yer bulmanız hayal olabilir. Asmalımescit Sokak, 35/37 Tel: 212 249 29 25
25-REFİK: Refik, meyhanelerin hasıdır. Rakı sevenlerin mutlaka uğraması gereken bir yerdir. Kağıtta pastırması ve zeytinyağlıları meşhurdur. Tabii müşterileri de. Mankenler, oyuncular, müzisyenler masalarını doldurur. Burada kimse kimseyi rahatsız etmez, o yüzden ünlü görmek için gidecekseniz şimdiden vazgeçin! Sofyalı Sokak, No: 6 Tel: 212 243 28 34
İLHAN BERK’İN ASMALISI
İlhan Berk, Pera isimli kitabında Asmalımescit’e de bir bölüm ayırmış. Sofyalı Sokağı ayrı başlığa taşımış. Asmalımescit’i bugünlere taşıyan Şehbender Sokağı ise takvimler 1988’i gösterirken şöyle anlatıyor: “Şahbender Sokağı belki de Minare Sokağı’nın Allah’ın günü karanlığını yüklendiğinden (belki de kendi yalnızlığından, karabasanından) kendini bu dünyanın dışında düşünür.”
Beyoglu Neresidir ?
Beyoglu Neresidir ?
Beyoglu ilçesi günümüzde, 45 mahalleden ve yaklasik 225 bin yerlesik nüfustan olusan bir yerlesim yeridir. Is, eglence ve kültür merkezi olmasi nedeniyle bu ilçe sinirlari içerisindeki gündüz ve gece nüfusu birkaç milyonu bulmaktadir. Bazilarina göre Beyoglu, Karaköy’den Taksim’e kadar uzanan bölgedir. Bazilarina göre de, Tünel Meydani’ndan Taksim’e uzanan bölümden ibarettir.
Bugün Istanbul iline bagli Beyoglu ilçesi; Haliç’in kuzeyinde Kasimpasa vadisinin batisiyla, Dolmabahçe (Gazhane) vadisi arasinda kalan alani kapsar, Sisli ve Besiktas ilçeleriyle sinirdastir. Ancak halk arasinda Beyoglu adi, kentin önemli kültür, eglence ve is merkezlerinden olan ve Galatasaray’i Taksim Meydani’na baglayan Istiklal caddesi ve çevresi için kullanilir.
Bizans döneminde yerlesim alani olmayan bu kesime; karsi yaka öte anlamina gelen Pera’dan kaynaklanan Peran Baglari deniliyordu.Geçen yüzyilda, özellikle yabancilar, Beyoglu yerine Pera adini kullanmislardir. Türkler ise Pera’yi Beyoglu seklinde adlandirip daha genis bir alani kastetmislerdir.
Beyoglu adinin ortaya çikisina iliskin çesitli rivayetler vardir. Bunlardan birisine göre; Beyoglu adi, Fatih Sultan Mehmed zamaninda Pontus prenslerinden Aleksios Komnenos’un islamiyeti kabul ederek burada oturmasindan kaynaklanir. Ikincisine göre ise; burada oturan Pontus prensi degil, Kanuni zamanindaki Venedik elçisi Andre Giritti’nin oglu Luigi Giritti’dir. Türkler’in “Bey Oglu” diye andiklari bu adam, elçinin bir Rum kadinla evlenmesinden dünyaya gelmistir. Oturdugu konak da Taksim yakininda bir yerdedir. Diger birine göre ise; Kanuni Sultan Süleyman döneminde burada oturan Venedik elçisine yazismalarda Beyoglu dendigi için bu semt de Beyoglu adini almistir. Pera adi, 1925’de resmi yazismalardan çikarildiktan sonra gittikçe unutulur hale gelmis, Buna karsilik Beyoglu adi güç kazanip bölge anlaminda da yayginlasmistir.
Bizans’tan Osmanli’ya
Pera, Bizans dönemindeki Istanbul’un sonradan gelisen yerlesim yeri olmustur. Imparator 2.Theodosius tarafindan bir kismi yaptirilmis olan Istanbul surlarinin çevreledigi kapali alanin Haliç’e ve Marmara’ya bakan yamaçlarinda konutlar; Sirkeci çevresinde ticaret kuruluslari; Sarayburnu, Beyazit, Aksaray, Cerrahpasa, Yedikule’de yönetsel, dinsel ve ticari merkezler yogunluktaydi. Ayrica Haliç’in karsi kiyisindaki Galata da bir dis yerlesim yeri olmustu. Sykai (Sycae) adi verilen bu yerlesim yerinde oturanlarin çogunlugunu Venedikliler ile Cenevizliler olusturmaktaydi. Daha sonralari surlarla çevrilen bu yerlesim yerleri, zengin bir ticaret merkezi oldu.
13. yy’da Cenevizli tüccarlarin yönetimine verilen Galata yüzyillar boyunca ticaretteki önemini korumustur. 5. yy’da kent 100 bini bulan nüfusuyla dünyanin sayili büyük kentlerinden biriydi. Osmanlilar tarafinda alindiginda 50 bin kadar olan nüfus Rumeli ve Anadolu’dan getirilen müslüman ve müslüman olmayan halkin yerlestirilmesiyle 100 bini asti. Müslümanlarin büyük bölümü bu dönemde eski kentin bulundugu yarimadanin disinda yasiyordu. Skyai de sur disina tasarak Pera (bugün Galatasaray) yönüne dogru büyüdü. 19.yy’da Galata önemli gelismeler gösterdi. Bu kesim, ticaret merkezleri olma özelligini korurken yabanci elçiliklerin yerlestigi ve yine yabanci banker, komisyoncu, banka ve sigorta sirketlerinin yogunlastigi, bunun yani sira eglence yerlerinin bulundugu bir Avrupa kenti görünümünü kazanmaya basladi. Osmanli padisahlarinin Topkapi Sarayi’ndan çikarak Galata yakinindaki Dolmabahçe Sarayi’na tasinmalari da bu yüzyila rastlar. Ilk önemli sanayi kurulusu olan Feshane’nin Haliç’te isletmeye açildigi 19. yy’da kent demiryolu, tramvay, tünel gibi kent içi ve kent disi ulasim olanaklarina kavustu.
Osmanli’dan Cumhuriyet’e Beyoglu
Osmanli devrinde Beyoglu, çevre olarak, Batililasmanin maddi görüntüsünün odaklastigi yer durumundadir. En hayati ihtiyaci olan suya kavusulmasi, Beyoglu’nun daha genis çapta iskanini saglamistir.
1492’den sonra Galata’daki yabanci elçilikler Beyoglu’na tasindi; Galatasaray ile Tünel arasi yerlesim alani olarak gelismeye basladi. XVIII. yy’da da gelisimini sürdürerek Kasimpasa ve Tophane taraflarina yayildi. Onsekizinci yüzyil sonlarina kadar Galata surunun disina pek tasilmis degildi. Bizans’in son döneminde Galata’nin ticari hayatina Latin kökenliler hakimdi. Çogunlugunu Genovalilar’in olusturdugu Latin kökenlilerin miktari Rumlardan daha fazlaydi. Galata, Türk yönetimine geçince de Cenevizden kalan bu Latin kökenlilerin tamami Galata’yi birakip gitmedi. Kalanlar Türk döneminin Lövantenleri’nin mayasini olusturdu.
Fetih’ten sonra Galata’ya da bir hayli Türk yerlesti. 1476 tarihli bir belgeye göre, Galata’da 592 Rum, 535 Müslüman, 332 Frenk ve 62 Ermeni evi vardi. Galata’nin sur içi bölümünde Türkler çogunlukta degildi, ama Tophane, Findikli, Ayaspasa, Kabatas, Galatasaray’dan Tophane’ye inen yolun çevresi, Besiktas, Haliç kiyilarinda ise Azapkapi Sokollu Camii çevresi ve onun biraz daha ilerisindeki Kasimpasa Türk evleriyle doluydu. XIX. yüzyilda durum degisti. Yüzyilin ikinci yarisinda hem hiz hem de hacim bakimindan degismenin ölçüsü gayrimüslim guruplar lehine büyüdü. Galata Kulesi çevresinden Galatasaray’a kadar uzanan sahada Rum, Ermeni, Yahudiler’den meydana gelen gayrimüslimler ile Lövantenler ve yabanci uyruklular çogunlugu olusturdular. Ayrica, Osmanli Devleti’nin Batililar’a karsi tutumundaki degisme, Osmanlilar’la yeni iliski kuran devletlerin de Beyoglu’da arsalar edinerek binalar yaptirmalarina ve genis kadrolu personelle buralara yerlesmelerine yol açmistir. Aslinda Avrupa devletleri Beyoglu’da yer edinip elçilik binalarini buralara kondururken Beyoglu’nun bina dokusu da zenginlesmistir.
Galata’da canli bir ticaret hayati oldugu halde, buraya büyük çapli camiler yapilmamis, medreseler insa edilmemisti. Bunun en büyük nedeni, Galata ve Beyoglu’da yeterli suyun olmamasiydi. Nitekim az çok suya kavusturulmus bölgeler, bol miktarda Türk yerlesimine sahne olmustu. Galata’nin iki yaninda Tophane ve Kasimpasa buna iyi bir örnekti. Öteki taraf ise Halicioglu ve Sütlüce’ye dogru uzaniyordu.
Beyoglu’nun su sorunu üzerine, ciddi sekilde ancak XVIII. yüzyil ortalarinda egilinmistir. 1732’de Birinci Mahmud tarafindan Bahçeköy su sebekesinin yapilmasiyla Beyoglu bol suya kavusmustur. Beyoglu bölgesinin bol suya kavusturuldugu 1732 senesinin tarihini tasiyan 25 çesme bulunmaktadir. 1737-1800 arasinda yapilmis 49 çesme, 1800-1923 arasinda yapilmis 76 çesme, bir yönüyle de Türk nüfusunun nerelerde yogunluk gösterdiginin de isaretini olusturmaktadir.
Bahçeköy sebekesi, Beyoglu için, uzun yillar yeterli olmamistir. Beyoglu su bakimindan bundan sonra da zaman zaman takviye edilmistir. Ondokuzuncu yüzyilin sonlarinda, terkos Gölü’nden Istanbul’a su veren sebeke yapilinca Beyoglu’ya da su verilmistir. Imparatorluk döneminde Beyoglu’ya son su takviyesi Ikinci Abdulhamid zamaninda olmustur. Kemerburgaz ile Cendere arasindaki 60 kadar kaynagin sulari toplanarak 1904’te demir borular ile Beyoglu’ya sevkedilmistir. Bu sular Hamidiye Sulari diye taninir.
Istanbul’da evlere ve diger özel kurumlara parali su dagitiminin yapilmasi, Terkos ve Elmali sebekeleri ile baslamistir. Istanbul’da halkin evlerinde parali su harcamasi da Terkos ve Elmali sulari ile baslamis oldu.
Beyoglu’ya dikkatlerin çevrilmesine neden olan etken, aslinda devletti. Zira Beyoglu’nun sirtlarina da, kiyi
bölgelerine de el uzatan öncelikle devletti. Devlet buralarda yeni kurumlar kurma yönünde varligini gösteriyordu. Bunlar: Saray, modern okullar, kislalar, hastaneler, yönetim birimleri gibi seylerdi. Reformlar bunlarla belirginlige kavusuyor, halka tanitiliyor, ögretiliyor ve yasama geçiriliyordu. Reformlar ve Batiya Açilis konusunda Ikinci Mahmud da Üçüncü Selim’in yolunu izler. Beyoglu’nun yildizinin parlayisi asil bu padisah zamaninda açiklik ve hiz kazanir. Padisah sarayinin Istanbul’dan Beyoglu yakasina geçmesi, saltanat makaminca Beyoglu’nun Istanbul’a tercih edildigini ortaya kor.
Bu dönemde örnegin; Sütlüce yakininda Karaagaç’ta bir evde, gizlice matematik ve geometri dersleri verilmeye baslanir. Gizlilik içinde bir reform uygulamasina geçilmekteyken Beyoglu yakasi uygun görülmektedir. Bir süre sonra bu hendesehane Tersane civarinda açik sekilde faaliyete geçecek, matematik ve geometri gibi pozitif bilimlere yer verilen bu egitim birimi 1773’te kurulmus olan Mühendishane-i Bahri-i Hümayun için bir baslangiç olacakti
Ayni sekilde Baron Dö Tott, askeri alanda ikinci bir reform hareketi olarak Sürat Topçulari’ni kurmustur. Bunlar haftada üç gün Beyoglu ve Kagithane’de talim yapmislardir. Baron Dö Tott’un yenilikleri arasinda bir de Hasköy’de Top Dökümhanesi’nin kurulusunu hatirlatmak gerekir. 1792’de ise Halicioglu’da Humbaraci Kislasi yaptirilir. Ayni yil içinde, tarihi Haliç Tersanesi’nde va Galata’nin hemen yanibasinda Tophane’de yenilemeler gerçeklestirilir. 1795’te Mühendishane’i Berri-i Hümayun Halicioglu’daki binasinda egitime baslamistir. Bu açidan Beyoglu’nun gelismesini etkileyen kurumsal insaatlarinin en basinda Beyoglu Kislasi’ni saymak gerekir. Beyoglu Kislasi topçu askerleri için hazirlanmistir.
Yillar ilerledikçe, Beyoglu’nun tercihli alan haline gelisi, daha baska noktalardan da açikliga kavusur. 1858’de Beyoglu’da örnek belediyecilik uygulamasina geçilmesi, tercihin yönetim alanina kadar uzanisina açiklik getirir.
Kilik, kiyafet ve yasam tarzi ve binalar açisindan bütün halinde Türkiye ölçeginden farkli bir yasam ve görüntünün asil yogunluk kazandigi yer, kuskusuz, Beyoglu olmustur. 1860-1864 arasinda Asiklar ve Ayazpasa mezarliklari kaldiririlmis, Galata surlari yiktirilmis, yeni caddeler ve sokaklar açtirilmis; yanginlarin önlenebilmesi için ahsap bina yapimi yasaklanmistir. 1873’de Galatasaray’i Beyoglu’na baglayan Tünel açilip hizmete girmistir. 1913’te ise Beyoglu-Sisli arasinda elektrikli tramvaylar hizmete girmistir. Osmanli’dan Cumhuriyet’e geçildiginde de Beyoglu’nun yerlesme alani Tesvikiye ve Maçka’dan Besiktas’a, Sisli ötelerine, Haliç ve Bogaziçi yamaçlarina uzandi. Bu gelisme sirasinda konutlar yavas yavas is yerlerine dönüstü. Önceleri adi Cadde-i Kebir iken Cumhuriyetten sonra Istiklal Caddesi denilen ana yol boyunca magazalar, bankalar, kahvehaneler, tiyatrolar, sinemalar, pastaneler ve eglence yerleri açildi. Bu gelisme Halaskargazi Caddesi boyunca Sisli’ye dogru sürdü.
Istanbul’daki hizli kentlesme gözönünde tutularak cumhuriyet döneminde birkaç kez kent planlamasi yapildi. Bu planlara göre Haliç çevresi ile Bogaziçi sanayi olarak ayrilinca 1940 sonlarindan baslayarak bu alanlar fabrika ve isyerleri ile doldu.
Bugün Beyoglu ilçesinin sinirlari içerisinde çok sayida önemli kurum ve mekan bulunmaktadir. Bunlarin arasinda; Findikli’daki Mimar Sinan Üniversitesi, Taksim Meydani’ndaki Atatürk Kültür Merkezi, Kasimpasa’daki Kuzey Deniz Saha Komutanligi, Sütlüce’deki Tophane-i Amire ( Koç Sanayii Müzesi), Aynalikavak Kasri, Istiklal Caddesi’ndeki Istanbul Sanayi Odasi, Yapi Kredi Kültür ve Yayincilik, Çiçek Pasaji, Balik Pazari, Aksanat, çok sayida sinema, Muammer Karaca Tiyatrosu, Tünel ve Tramvay ulasimi, Galata’daki Galata Kulesi de bulunmaktadir. Günümüzde de büyük otellerin, tiyatrolarin, sinemalarin, okullarin, konsolosluklarin, yabanci kültür merkezlerinin, sanat galerilerinin bulundugu Beyoglu, Istanbul’un en canli ve gözde semtlerinden biridir.
Kaynakça: Beyoğlu Belediyesi Web Sitesi
24 Ocak 2012 Salı
Hangi Patron Hangi Binayı Satın Aldı?
21 bin yatak kapasitesine sahip Beyoğlu’nun artan talebi karşılayabilmesi için 30 bin ilave yatak kapasitesine ihtiyacı var. Yatırımcılar, tarihi binaları butik otele dönüştürmek için kolları sıvadı. Ağaoğlu’ndan Ulusoy’a, Çiller’den Acarlar’a kadar ünlü isimler Beyoğlu’nda otel açma yarışına girdi. Afrika Han, Rumeli Han, Sarkuysan Han gibi birçok tarihi bina otele dönüştürülecek.
İstanbul’un kültür, sanat ve eğlence merkezi Beyoğlu turizm bölgesi olma yolunda ilerliyor. İstanbul’da ilk modern ticaretin yapıldığı bölgede özellikle son yıllarda yüzlerce yıllık binalar otel olarak yeniden doğuyor. Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’a göre sekiz sene öncesine kadar 6 bin yatağa sahip Beyoğlu’nda bugün 21 bin yatak kapasitesine ulaştı. Ancak bu rakam da talebi karşılamaya yetmiyor. Son dönemlerde butik otel yatırımları ile dikkat çeken Beyoğlu Güzelleştirme Derneği Başkanı Nizam Hışım bölgede en az 50 bin yatağa ihtiyaç olduğunu söylüyor
İstanbul’un her geçen gün artan turizm potansiyeli dikkate alındığında rakamlar abartılı değil. Nitekim İşadamı Nizam Hışım “İstanbul’a gelen turist sayısı 7 milyon. Paris’teki Eyfel Kulesi’ne çıkan turist sayısı da 7 milyon. İstanbul şu anda hak ettiği turist sayısını almıyor. Bunun için çok iyi oteller açmamız lazım. İnsanları Beyoğlu’na getirecek yapılarımız var, onları iyi hale getirdiğimizde bölge çok iyi kalkınacak” derken kentin ne kadar büyük bir turizm potansiyeli olduğunun da altını çiziyor. İstanbul, son yıllarda hızla bir dünya kentine dönüştü. Her yıl kente gelen turist sayısı da katlanarak artıyor. Bir zamanlar Paris, Londra ve Berlin’den sonra adını anılan İstanbul, bugün Avrupa listelerinde ilk sırada yer alıyor.
Yatırımcının önü açık
İstanbul’da turizmin kalbi ise Beyoğlu’nda atıyor. Beyoğlu, sadece kentin merkezi olması ile değil, aynı zamanda sahip olduğu tarih, kültür, sanat ve eğlence mekanlarıyla da dünya çapında popüler bir merkeze dönüştü. Ancak, Beyoğlu gibi tarihi dokusu yoğun bir bölgede otel kurmak hiçte kolay değil. Bu yüzden tarihi binaların renovasyondan sonra otele dönüştürülmesi tercih ediliyor. İlçe bu bakımdan atıl bir bina stoku da barındırıyor. Koruma Amaçlı İmar Planı da bölgede turizm alanlarının arttırılmasını ön görüyor. Bu kapsamda sadece Beyoğlu değil komşu bölgeleri olan Cihangir ve Tophane de yeni turizm bölgeleri olarak öne çıkıyor. Yani, yatırımcının önü açık.
Herkes bina arıyor
Bölge ünlü firmaların da yatırım yeri olarak gün geçtikçe değerine değer katıyor. Ağaoğlu’ndan Ciner Grubu’na, Metro Grup’tan Gulf Petrolcülük’e kadar pek çok firma Beyoğlu’nda otel açacaklarının sinyalini verdi. Beyoğlu’nun sadece binaları değil, tarihi nitelikteki yapılar da otele dönüştürülecek. Bölgenin geçmişinde önemli yere sahip olan Afrika Han ve Rumeli Han’ın da otel olarak hizmete sunulacağını söyleyen Nizam Hışım da şu günlerde satın aldığı Bereket Han’ı 18 odalı butik otele dönüştürmek için çalışıyor.
Şehrin kalbinin attığı Beyoğlu’nda bugüne kadar yapılan otel sayısı hayli fazla. Bunlardan biri Ciner Grup’un bölgede açtığı İstanbul Park Otelleri. Eski Başbakan Tansu Çiller’in oğlu Mert Çiller’in de bölgede yatırım bedeli 23 milyon doları bulan Pera Rose, Pera Tulip ve Tulip City olmak üzere üç tane oteli bulunuyor. Bölgede eski futbolcu Emre Aşık da, Beyoğlu’nda 123 yıllık tarihi binayı 28 odalı bir butik otele dönüştürdü. Emre Aşık, Odda Hotel’i bu sene açtı. Odda Hotel Balo Sokak’ta bulunuyor.
Bölgede bulunan 19.yüzyıl Fransız mimarisine sahip Meşrutiyet Caddesi’ndeki 34 numaralı bina da, Miapera ismiyle otel olarak hizmet vermeye başladı. Miapera Hotel 61 odadan oluşuyor.
Serdar Bilgili’nin otel projesi
Bölgeye otel yatırımı yapan isimler bununla da sınırlı değil. Ayrıca, Beşiktaş Kulübü eski başkanlarından Serdar Bilgili Eski Amerikan Konsolosluğu’nu otel yapacak. Uzun süredir boş olan ve 5 dönüm içinde 3 ayrı bloktan oluşan bina, şimdi Bilgili Holding bünyesinde 110 odalı çok özel butik bir otele dönüşecek. 40 milyon Euro yatırım yapılacak otelin 2012 Eylül’ünde açılması planlanıyor.
Dilek Holding Yönetim Kurulu Başkanı İskender Dilek ise, bölgede 133 odalı oteli otel açacak. 60 milyon dolar yatırım bedeline sahip otelin 2012 Aralık’ta açılması planlanıyor.
Sarkusyan Han Ciner’e geçti
Martı Otel İşletmeleri de Park Enerji şirketine ait 11 katlı binayı kiralayarak 300 odalı, 5 yıldız bir otel açacak. 2012 ilkbaharında açılması planlanan otel 22 bin metrekarelik alanda hayata geçecek.
Bölgede üstlendiği projelerle adından sık sık söz ettiren Galata A.Ş’den alınan bilgilere göre firma, Galatasaray bölgesinde tarihi özellikli bir üçleme gerçekleştirmeye hazırlanıyor.
Yine Bankalar Caddesi’ndeki Sümerbank Binası’nı 2010 yılında Simurg Turizm’in sahibi Timur Özdemir’den 9 milyon dolara satın alan işadamı Yılmaz Ulusoy, binayı otele dönüştürüyor. Otel 2012’de hizmete açılacak. Beyoğlu’ndaki tarihi yapılarla ilgilenen Ulusoy, buralarda butik otel açmak istiyor. Ulusoy’un hedefi 2015’e kadar 5 butik otel açmak. Sarkuysan Han’ı almak için çok uğraşan Ulusoy, hanı Ciner Grubu’na kaptırdı.
Turgay Ciner'in sahibi olduğu Park Elektrik, Sarkuysan'ın Şişhane'deki binasını geçtiğimiz ağustos ayında 30.5 milyon dolara satın aldı. Nizam Hışım’ın verdiği bilgiye göre tarihi Sarkuysan Han’ın kaderi de otel olmak.
Beyoğlu Ağaoğlu’nu da ağırlayacak
Beyoğlu’ndaki otel trendini çok faydalı bulduğunu söyleyen ünlü müteahhit Ali Ağaoğlu, turizm yatırımları da yaptığını ve Beyoğlu’nda otel açma projesiyle ilgilendiğini vurguluyor.
Ali Ağaoğlu, özellikle bölgedeki tarihi nitelikteki binaların turizme kazandırılması gerektiğini belirterek, “Beyoğlu’nda gerçekten çok güzel binalar var. Bunların alınıp, hiç olmazsa butik oteller haline getirilmesi gerekir” diyor.
Ağaoğlu, “Türkiye turizmden yaklaşık 25 milyar dolar para kazanıyor. Ama Türkiye’nin ve İstanbul’un potansiyeli bu değil. Ben sadece tek başına İstanbul’un turizm potansiyelinin 30 milyar dolar olduğuna inanıyorum. Bugün Londra, Paris 50-60 milyar dolar turizm geliri elde ediyorsa İstanbul bunu rahatlıkla elde eder ve hak ediyor. Onun için özellikle Beyoğlu’ndaki otel sayısının artması İstanbul turizmine büyük katkı sağlayacak” diyerek konuya ne kadar önem verdiğini gösteriyor.
Hangi Patron Hangi Binayı Satın Aldı?
Her geçen gün daha fazla turist çeken İstanbul’da Beyoğlu turizmcilerin gözdesi oldu. Önce Talimhane otel bölgesi olarak ilan edildi. Bölgedeki yatak sayısı hızla arttı. Ancak, talebi karşılamaya yetmedi.
Narmanlı Han, Afrika Han gibi Beyoğlu’ndaki bu tarihi binaların çok değerli olduğunu dile getiren Ağaoğlu, “Eğer biz İstanbul’u dünya şehri yapacaksak bu yapıları bizim çok acil dönüştürmemiz lazım” diyor.
Kim hangi binayı aldı
Ciner Grubu: Sarkunsan Binası ve Halk Bank.
Serdar Bilgili: Eski Amerikan Konsolosluğu binası.
Gulf Petrolcülük: Afrika Han.
Nizam Hışım: Alkazar Sineması ve Bereket Han.
Martı Otel: Kocatepe Mahallesi ve Abdülhamit Caddesi’nde yer aldı.
Yılmaz Ulusoy: Sümerbank Binası’nı aldı.
Ali Ağaoğlu: Otel için yer bakıyor.
Dilek Holding: Şişhane’de otel açıyor.
Galata A.Ş: Galatasaray’da olacak tarihi üçlemenin adresi verilmiyor.
Rumeli Han: Otel projesinin sahibi açıklanmıyor.
Metro Grup: İki otel için yer bakıyor.
Reisler Grup: Otel için yer bakıyor.
Kaynak: Emlak Rotası Dergisi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bir gayrimenkul satışında gayrimenkulün satışında satış bedeli üzerinden değer artış kazancı hangi formüle göre hesaplanır ? Bu hesaplanan değer ile elde edilen gelir de yıllara göre ödenecek vergi tutarı nedir ?
*Not: Vergi dilimleri ve istisna tutarları her yılın başında Resmi Gazete'de yayımlanan Yeniden Değerleme Oranına göre Maliye Bakanlı...
-
T.C. ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ VE PLANLAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÇED VE PLAN İZLEME KONTROL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 8/8/2...






























