Emlak dünyası, tapu mevzuatı ve tapu da yapılan işlemler hakkında bilgi, kişisel gelişim makale ve yazılarınız içerir.
1 Mart 2012 Perşembe
Çürük Bina Rıza Olmadan Güçlenecek!
Yargıtay yeni yasayı beklemeden hasarlı bina konusunda son noktayı koydu: Depreme hasar gören binaların güçlendirilmesi için kat maliklerinin oy birliği, rızası aranmaz…
Yargıtay, Van depreminin ardından bir kez daha gündeme gelen hasarlı binaların güçlendirilmesi konusunda kritik bir karara imza attı. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, depremde hasar gören binaların güçlendirilmesi konusunda mahkeme kararı varsa, kat maliklerinin rızasının aranmayacağına hükmetti. Karara konu olay İstanbul’dan. Bakırköy’deki bir bina 1999 depremlerinde hasar gördü. Zemin çöktü, balkonlar ana yapıdan ayrıldı. Bakırköy Belediyesi, binanın ağır hasarlı olduğu ve güçlendirilmesi gerektiği yönünde rapor verdi. Ancak bazı apartman sakinleri, binayı güçlendirme işlemine yanaşmadı. Bir kat maliki Bakırköy 9. Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurup 15′er bin lira toplanmasını ve güçlendirme için kendisinin görevlendirilmesini talep etti. ‘Güçlendirmeye’ hükmeden mahkeme, 7 bin 100 lira masraf çıkardı İTÜ Döner Sermaye İşletmesi’ne yatırılmasına hükmetti.
3 KİŞİ KARARA İTİRAZ ETTİ
Ancak karara 3 kat maliki itiraz etti. Temyiz başvurusu, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi tarafından görüşüldü. Daire, yerel mahkeme kararını bozdu. Kat Mülkiyeti Yasası hatırlatılarak ‘Ortak yer ve tesislerdeki bozukluğun ana yapı veya bağımsız bir bölüme zarar verdiğinin ve acilen onarılması gerektiğinin, güçlendirmenin zorunlu olduğunun mahkemece tespiti halinde onarım ve güçlendirmenin yapılması konusunda kat maliklerinin rızası aranmaz’ dedi. 7 bin 100 liranın sadece proje için gerekli olduğu, avans toplanıp binanın güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapıldı.
30 GÜN SÜRE VERİLECEK
Kararda, sorumluluğun yöneticide olduğu, yöneticiye 30 gün süre verilmesi, bu işlemleri yapmazsa başka bir kat malikinin görevlendirilmesi gerektiği kaydedildi. Kat maliklerinin de güçlendirme projesi ve diğer işlemler için belirlenen miktardaki parayı vermek zorunda oldukları vurgulandı. Masraf hesaplanandan fazla çıkarsa yöneticiye gerekli avans da verilecek. Dosya tekrar Sulh Hukuk Mahkemesi’ne geldi. Yerel, mahkeme Yargıtay’ın kararına uyması durumunda, diğer kat maliklerinin rızası olup olmadığına bakmaksızın binanın güçlendirilmesi için daha fazla kaynak ayrılmasına ve bu konuda yöneticinin veya kat maliklerinden birinin görevlendirilmesine karar verilecek.
Akşam
Sitede Yönetimi Sağlamak İçin İzin Almaya Gerek Yok!
Kat mülkiyeti kurulduğunda kullanılan bağımsız bölüm sayısına bakılmaksızın mat mülkiyeti mevzuatı devreye girer. Bunun için hiç kimseden izin alınmaz…
SORU:
Biz Silifke’nin Taşucu beldesinde üç yıllık bir sitede oturuyoruz. Sitede 407 konut var, ancak sitemizi kamu kurumu niteliğindeki bir kuruluşun istediği bir başka kuruluş yönetiyor. Sitemiz istediğimiz gibi yönetilmiyor yani şikayetçiyiz. Siteyi yapıp yönetici başımıza koyan kuruma başvurduk “Yeter artık çek bu kuruluşu” dedik. Bize yanıt olarak yüzde 51 oranı bulan imzalı bir dilekçe getirin çekeyim diyor. Böyle bir kural var mı? Bu yüzde 51 nereden çıkıyor? K.G.
CEVAP: Bahsettiğiniz yüzde 51 hiçbir yerden gelmiyor. Böyle bir oran da yok, böyle bir talebe de gerek yok. Hatta sizin sitenizi inşa eden kuruma başvurup, şu yöneticiyi çek deme ihtiyacınız da yok. Yapacağınız şey çok basit. Gideceksiniz bir karar defterini kırtasiyeciden alıp notere tasdik ettireceksiniz. Sonra kat malikleri toplanacak ve yönetici seçecek ve kendi kendinize sitenizin yönetim kurulunu oluşturacaksınız ve yine kendi içinizde aidat ve ortak gider toplamaya başlayacak ve yönetiminizi kurmuş olacaksınız. Bunun için de hiç kimseden izin almaya veya onların oluruyla iş yapmaya ihtiyacınız yok. Kat mülkiyetinde yönetim böyle kurulur. Yönetim planına bir hüküm konularak “Sizi bu yönetecek” denilemez. Böyle bir hüküm geçersizdir. Şayet sitede kat irtifakı kurulu ise bu halde bağımsız bölümlerin üçte ikisi fiilen kullanılmaya başlanıldığında artık kat mülkiyeti mevzuatı devreye girer. Kat mülkiyeti kurulduğunda ise kullanılan bağımsız bölüm sayısına bakılmaksızın mat mülkiyeti mevzuatı devreye girer. Bunun için hiç kimseden izin alınmaz. Çünkü kanun hükmü böyledir. Yani sizin önünüzde engel yok. Kendinizi yönetmeye başlayabilirsiniz
Tamer Heper/Posta
Site Yönetiminde Alınan Kararlar Uygulanabilir Olmalı!
Apartman ve site yönetiminde alınan kararlara herkesin katılması şart ama kararlar da gerçekçi olmalı…
Apartman toplantımızda Eylül 2012′den itibaren dairelerde soba yakmayı yasakladık. Zira altta yakılan soba üsttekileri rahatsız ediyor, üst katlara duman çıkıyor. Şayet yakanlar olursa müeyyidemiz ne olur? C.Ç.
Kat malikleri kurulunda alınan kararların uygulanması, kat maliklerinin buna uyması asıl kuraldır. Ancak alınacak kararlar öyle kararlar olmalı ki ‘yok’ hükmünde olmasın, uygulanabilir, adil ve makul olsun. Sizin olayınız ilginç. Açık olarak yazmamışsınız ama anladığım kadarı ile binanız kalorifersiz. Peki bu kararı alırken alternatif ısınma imkanları konusunda nasıl bir karar aldınız? Zira, binadakilere, bundan sonra soba yakmayın, soğukta donun mu diyeceksiniz? Bu mümkün mü? Öyle ise bu kararı alırken ısınma için önlem olmak üzere ne düşünüldüğünü de karar altına almalısınız. Örnek, binaya doğalgaz alınacak, ısınma doğalgazla sağlanacak, gibi. Elbette doğalgaz fiyatları karşısında sobanın eşdeğer olabilir mi, bu da ayrı bir soru. Veya binaya merkezi sistem ısınma tesisatı kurulacak, gibi. Bunlar olmadan, sadece sobaları yasaklamanın mantık olarak kabul edilebilir tarafı yok. Ancak makul alternatifler geliştirmek zorundasınız ve müeyyideyi ondan sonra düşünmelisiniz.
Tamer Heper/Posta
Satış Vaadi, Konutun Satışı Anlamına Gelmez!
Posta Gazetesi köşe yazarı Tamer Heper, köşesinde bir okuyucusunun sorduğu bir konu hakkındaki tapu tescil davası ve ortaklığın giderilmesi davalarına açıklık getirdi
Babamın vefatı ile anneme ve biz çocuklarına bahçe içinde bir ev kaldı. Kardeşim birine hissesini satış vaadi yapmış. Ben de tapu tescil davası açtım, kardeşim de ortaklığın giderilmesi davası açtı. Ayrıca kardeşimin yapmış bulunduğu satış vaadi sözleşmesi için de şüfa davası açtım. Tescil davası, ortaklığın giderilmesi davasını bekliyor. Benim şüfa davam ise reddoldu. Acaba önceki davaların etkisi olmuş mudur? Bu durumda yapabileceğim hukuki bir girişim olabilir mi? S.E
Soru çok teknik. Birkaç dava adı geçiyor. Diğer okuyucularım için açıklama yapmaya kalksam yanıta yer kalmayacak. İyisi mi bu defa çok detaya girmeden sonuca geleyim. Okuyucumun açmış bulunduğu şüfa davası reddolmuş. Gördüğüm kadarı ile bunda önceki davaların etkisi yok. Sebebi şu: Kardeşi hissesini satmamış, satış vaadinde bulunmuş. Onun için şüfa davası açma imkanı yok. Çünkü şüfa davası, ortaklardan birinin hissesini üçüncü bir kişiye satması halinde diğer ortakların satılan hisseyi kendi adlarına tescili talebidir. Yani görüldüğü gibi şüfa hakkının kullanılması için hisse satışı gerekir. Oysa okuyucumun kardeşi hissesini satmamış, satış vaadinde bulunmuş. Satış vaadi sözleşmesi, bir kimsenin gayrimenkulunü ileride satma vaadidir. Yani ileriye matuf bir vaaddir. Vaadde bulunmak için o gayrimenkulün vaad edilen tarihte maliki olmak şart değildir, ileride sahip olunacak gayrimenkuller için de vaadde bulunulabilir. İşte kardeşin vaadi budur. Çünkü bugün için kardeşler iştirak halinde malik. Bu durumda kardeş hissesini istese bile satamaz. Bu nedenle de satış vaadi sözleşmesi yapmışlar. Sizin şüfa davanız da, satış yapılmadığı, ortada sadece satış vaadi bulunduğu için reddolunmuş. Diğer davaların etkisi ve katkısı yok. Bir gün hisse satışı gerçekleşirse o zaman şüfa davası açacaksınız.
Tamer Heper/Posta
Satış Vaadi, Konutun Satışı Anlamına Gelmez!
Posta Gazetesi köşe yazarı Tamer Heper, köşesinde bir okuyucusunun sorduğu bir konu hakkındaki tapu tescil davası ve ortaklığın giderilmesi davalarına açıklık getirdi
Babamın vefatı ile anneme ve biz çocuklarına bahçe içinde bir ev kaldı. Kardeşim birine hissesini satış vaadi yapmış. Ben de tapu tescil davası açtım, kardeşim de ortaklığın giderilmesi davası açtı. Ayrıca kardeşimin yapmış bulunduğu satış vaadi sözleşmesi için de şüfa davası açtım. Tescil davası, ortaklığın giderilmesi davasını bekliyor. Benim şüfa davam ise reddoldu. Acaba önceki davaların etkisi olmuş mudur? Bu durumda yapabileceğim hukuki bir girişim olabilir mi? S.E
Soru çok teknik. Birkaç dava adı geçiyor. Diğer okuyucularım için açıklama yapmaya kalksam yanıta yer kalmayacak. İyisi mi bu defa çok detaya girmeden sonuca geleyim. Okuyucumun açmış bulunduğu şüfa davası reddolmuş. Gördüğüm kadarı ile bunda önceki davaların etkisi yok. Sebebi şu: Kardeşi hissesini satmamış, satış vaadinde bulunmuş. Onun için şüfa davası açma imkanı yok. Çünkü şüfa davası, ortaklardan birinin hissesini üçüncü bir kişiye satması halinde diğer ortakların satılan hisseyi kendi adlarına tescili talebidir. Yani görüldüğü gibi şüfa hakkının kullanılması için hisse satışı gerekir. Oysa okuyucumun kardeşi hissesini satmamış, satış vaadinde bulunmuş. Satış vaadi sözleşmesi, bir kimsenin gayrimenkulunü ileride satma vaadidir. Yani ileriye matuf bir vaaddir. Vaadde bulunmak için o gayrimenkulün vaad edilen tarihte maliki olmak şart değildir, ileride sahip olunacak gayrimenkuller için de vaadde bulunulabilir. İşte kardeşin vaadi budur. Çünkü bugün için kardeşler iştirak halinde malik. Bu durumda kardeş hissesini istese bile satamaz. Bu nedenle de satış vaadi sözleşmesi yapmışlar. Sizin şüfa davanız da, satış yapılmadığı, ortada sadece satış vaadi bulunduğu için reddolunmuş. Diğer davaların etkisi ve katkısı yok. Bir gün hisse satışı gerçekleşirse o zaman şüfa davası açacaksınız.
Tamer Heper/Posta
Konutlarda Kombi Kullanımında İncelikler
Kombi sahiplerinin yüzde 72′si yanlış kullanım nedeniyle fazladan doğalgaz faturası ödüyor. Alarko Carrier’ın bir araştırması, kombilerin periyodik bakımının yüzde 15 tasarruf sağladığını ortaya koydu
Kışın en soğuk geçtiği ocak ve şubat aylarına yaklaştığımız ve ısınma ihtiyacımızın giderek arttığı şu günlerde ısınmanın ekonomik yolları da kafamızı kurcalayan sorulardan biri haline gelmeye başladı. Doğalgazın Türkiye geneline yayılmasıyla kombi kullanımındaki artış faturaya yansıyınca tasarruf daha da önemli bir hale geldi. Alarko Carrier tarafından yaptırılan Kombi Kullanım Alışkanlıkları Araştırması, tüketicilerin kombi kullanımında yaptığı yanlışları ortaya koyuyor. Araştırma sonuçlarını değerlendiren Alarko Carrier Genel Müdür Yardımcısı Kemal Bıçakçı, kombilerin doğru kullanımının ve periyodik yaptırılan bakımın yüzde 15′in üzerinde tasarruf sağladığını belirtti. Kombilerin kaç derecede çalıştırılacağı, hem konfor şartları hem de enerji ekonomisi açısından önem taşıyor. Bıçakçı, Türk halkının yalnızca yüzde 28′inin kombilerini doğru ve ekonomik kullandığına dikkat çekti.
815 kişi ile görüşerek yapılan araştırmaya göre, kullanıcıların yüzde 24,9′u evdeyken ve evden çıkarken kombilerini normal ısı derecesinde açık tutuyor. Yüzde 18,7′si, kombilerini evdeyken normal ısı derecesinde tutarken, dışarı çıkarken kapatıyor. Oysa kombilerin evde iken normal ısı derecesinde çalıştırılması, evde olunmadığı zaman ise ekonomi sıcaklığına getirilmesi tavsiye ediliyor. Araştırma, Türk halkının yalnızca yüzde 28,1′inin kombilerini buna uygun, doğru ve ekonomik şekilde kullandığını gösteriyor. Katılımcıların yüzde 61′i gece yatarken de kombilerini aynı ısı ayarında bırakırken, yüzde 39′u kombilerinin ısı ayarlarını ekonomik seviyeye getiriyor. Ekonomik kullanım için gece yatarken de kombinin ısı ayarını düşürmek gerekiyor. Gece, kombisi tamamen kapatılan bir evin, gündüz istenilen konfor sıcaklığına gelmesi için harcanacak enerji, gece evin ekonomi sıcaklığında tutulması için harcanacak enerjiden daha çok oluyor. Tüketicilerin yüzde 24,8′inin, kombilerini, 60 santigrat ve üzerinde çalıştırdığını gösteriyor. Kombinin 60 santigrat ve üzerinde çalışması, evin yaklaşık 23-24 santigrat sıcaklıkta tutulduğu anlamına geliyor. Bu da yüzde 18-24 arasında fazla yakıt tüketildiğini ortaya koyuyor.
Zaman
Bağımsız Bölümün Ne Maksatla Kullanılacağı Tapuda Görülür!
Tamer Heper, Posta Gazetesi’nde “Umarım yanlış anlamışsınızdır” başlıklı yazıyı kaleme aldı. Heper köşesinde bağımsız bölümün ne maksatla kullanılacağının tapuda belirtildiğine değinerek konu ile ilgili okuyucusunun sorusuna yanıt arıyor…..
Soru:
Küçük bir işhanının girişirîde iki metrekarelik bir alanın tapulu sahibiyim. Burası çay ocağı olmak üzere inşa edilmiş. Bir bağımsız bolum maliki buranın ortak alan olduğunu iddia ederek dava açtı, davayı kaybetti. Buranın bağımsız bölüm olduğu, bana ait olduğu tespit edildikten sonra hakim 33′üncü maddeye göre benim bu yeri çay ocağı olarak işletmem için bana 30 gün süre verdi. Böyle emirle işyeri açılır mı? Üstelik işhanının altında çayı kahvesi oları pastane var, yani ben işyeri açsam tek bardak çay satamam. Üstelik benim yapacağım iş de değil. Böyle karar olur mu? H.K.
Cevap: ilginç Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 33′üncü maddesi hakime gereken hallerde uygun bulacağı kararı verebileceğini söylüyor. Ancak bu tedbir makul ve mantıklı olmalı. Sair hukuki konularla çatışmamalıdır. Sizin olayınıza benzer olaylar şöyledir: Bir bağımsız bölümün ne maksatla kullanılacağı tapuda görülür. Meskendir, işyeridir, depodur. Bunlar tapu kütüğünde ve tapu senedinde görülür. Ancak buna aykın davranış görülmektedir. Örneğin meskenlerde işyeri açılması, deponun meskene kiralanması gibi. Bu gibi hallerde mahkemeye başvurulduğunda hakim örneğin otuz gun içinde eski hale getirilmesi kararı verir. Yani işyerine dönüştürülen meskenin yeniden mesken haline getirilmesine veya mesken haline dönüştürülen deponun yeniden depo haline dönüştürülmesine karar verir. Sizin olayda olsa olsa tapuda işyeri (çay ocağı) olarak görülen bu yeri, yine örnek olarak söylöyeyim, depoya çevirdiyseniz hakim ışyenne dönüştürülmesi için size otuz gün süre verebilir. Ancak size bu yeri çay ocağı olarak işletmek için süre veremez.
Çünkü herkes ticaret yapmakta serbesttir. Bu bir özgürlüktür. Dolayısı ile size zorla çay ocağı işleteceksin demek sizin temel özgürlüğünüze müdahaledir. İster bir işyeri açarsınız, isterseniz açmazsınız, açma konusunda zorlanamazsınız, işyerini mesken yapma denilir ama işyerinde gel çay ocağı aç işlet denmez. Diyorum ki yukanda anlattığım şekilde, acaba dükkanı-işyerını eski haline getir gibi bir karar çıktı da siz mi yanlış yorumluyorsunuz? Bir de yeri gelmişken bir noktaya daha dikkat çekmek isterim. Tapuda bağımsız bölümlenn mesken, işyeri, depo olarak tescili mümkün. Ancak işyeri ayırımı yapmak yanlış. Işyennı örneğin, manav veya kasap diye nitelemek olmaz. Bunun tescilinin tapuda yapılmaması lazım. Ancak yapıldığını görüyorum. Bu husus da kısa zamanda önemli problemlere neden oluyor, iş kolu açıkça belirtildiğinde onu, “bu yer işyeridir” diye anlamak gerekir. Dikkat çekeyim istedim.
Posta/Tamer Heper
Aidat Ödemezseniz Binada Hizmet Aksar!
Tamer Heper, Posta Gazetesi’ndeki bugünkü köşesinde ” Haksızsınız “başlıklı yazıyı kaleme aldı. Soru: Yeni eve taşınırken gece asansör yanındaki boşluğa bıraktığım eşyam çalındı. Yönetici “İlgilenirim” dedi ama üç ay sonunda bir sonuç çıkmadı…
Soru: Yeni eve taşınırken gece asansör yanındaki boşluğa bıraktığım eşyam çalındı. Yönetici “İlgilenirim” dedi ama üç ay sonunda bir sonuç çıkmadı. Ben de eşyamın bedeli ödenene kadar aidat ödemiyorum. Bunda haklı mıyım? • İ.İ.
Cvep: Doğrusu haklısınız diyemeyeceğim, zira eşyanızın çalınması başka, aidat ödemesi başka konular. Sizin eşyanız çalındı ise apartman ne yapsın? Yönetici ne yapsın? Yönetici yasada gösterilen görevleri ve kat malikleri kurulunda alınan kararlar içinde kendine düşen görevleri yapar. Bunlar içinde “Daireleri hırsızdan korur” veya “Daire sahiplerinin dışarı koyduğu eşyayı hırsızlardan korur” diye bir görevi yoktur. Bu halde yönetici de sorumlu değildir, diğer kat malikleri de. Ama siz aidat ödemezseniz binada hizmet aksar, yani daire sahipleri cezalandırılmış olur. Ayrıca zararınızı daire sahiplerine ödetmiş olursunuz ki böyle bir şeye hakkınız yoktur. Yani başında söylediğim sözü tekrar edeceğim, doğru yapmıyorsunuz. Yazımın sonunda da bir hatırlatma yapma ihtiyacı duyuyorum. Benden lütfen özel yanıt istemeyin. Telefonla, mektupla veya mail yoluyla özel yanıt veremiyorum. Keşke verebilsem ama imkan yok, bir kere daha hatırlatayım.
Posta/Tamer Heper
Kira Vergisinde İnce Noktalar
2006 yılında, kira geliri elde edenlerin, 1-15 Mart 2007 tarihleri arasında beyanname vermeleri ve tahakkuk eden verginin de yarısını ödemeleri gerekiyor.
Kira geliri elde eden lerin, merak ettiği bazı konular aşağıda açıklanmıştır.
1- Konutunu Kiraya Verip Kirada Oturanlar
Bu durumda olanlar, “Gerçek gider” yöntemini seçerlerse, tahsil ettikleri kiradan, ödedikleri kirayı düşebilirler. Ödedikleri kira daha fazla ise, beyanname verirler ancak vergi ödemezler.
Ödenen konut kirası, eşe ait konut kira gelirinden indirilemez. Ancak, kira sözleşmesinin, kira geliri elde eden eş adına değiştirilmesi halinde, indirilmesi mümkündür.
2- Kira Gelirinin Tahsil Edilmeyen Kısmı
Kira gelirleri beyan edilirken, tahsil edilen ayların kirası beyan edilecek. Ancak, 2005 yılı kirasının bir kısmı 2006′da tahsil edilmişse, o da 2006 yılı kira geliri olarak beyan edilecek.
3- Konut Kira İstisnası Her Ev için mi?
Hayır. 2006 yılında 2.200 YTL (2007 yılında da 2.300 YTL) olan, konut kira gelirleri istisnası, kira geliri elde edilen her ev için değil, toplam kira gelirine uygulanır.
4- Karı ve Kocanın Kira Gelirleri
Karı ve kocanın ayrı ayrı kira gelirleri varsa, her ikisi de bu gelirlerini ayrı ayrı beyan ederler ve istisnadan da ayrı ayrı yararlanırlar.
5- Hem İşyeri Hem de Konut Kira Geliri Olanlar
2006 yılı konut kira geliri, 2.200 YTL’yi aştığında, beyanı gerekiyor. Maliye Bakanlığı görüşüne göre; konut kirasının yanısıra işyeri kira geliri de elde edenlerin;
a) Konut kira gelirinden istisna düşülecek,
b) İstisna sonrası tutar ile işyeri kira geliri toplanacak,
c) Bu tutar 18.000 YTL’yi aşıyorsa, kira gelirinin tamamı beyan edilecek. Aşmıyorsa, yalnızca 2.200 YTL’yi aşan, konut kira geliri beyan edilecek.
Ancak GVK Md. 86/1-c’de “vergiye tabi gelir toplamı” deyimi kullanıldığı için, yüzde 25 götürü gideri düştükten sonra kalan kısmın 18.000 YTL’lik sınırı aşıp aşmadığına bakmak gerektiği düşüncesindeyiz.
6- Kira Geliri Elde Edenin Emekli Aylığı ya da Ücret Geliri
Kira geliri nedeniyle, yıllık gelir vergisi beyannamesi verenlerin, ayrıca emekli aylıklarını da beyan etmeleri gerekmiyor.
Kira gelirinin yanı sıra, ücret geliri de olanların, bir işverenden elde ettikleri ücret gelirini, tutarı ne olursa olsun beyanı gerekmiyor. Ancak, birden fazla işverenden ücret geliri elde edilmesi durumunda, asıl işverenin dışındaki ücret gelirleri 18.000 YTL’yi aşıyorsa, ayrıca ücret gelirleri de beyan edilecek.
7- İşyeri Kira Gelirinin Stopajını Kiracı Vergi Dairesine Yatırmazsa
İşyeri sahibinin, bundan dolayı herhangi bir sorumluluğu yok. 2006 yılı işyeri kira geliri 18.000 YTL’yi aşması nedeniyle beyan edildiğinde, bununla ilgili yüzde 22 stopajı, kiracı, vergi dairesine beyan etmemiş ya da yatırmamış olsa dahi, hesaplanan gelir vergisinden mahsup edebilir. (Stopaj 1.1.2007′den itibaren yüzde 20′ye indirildi)
8- Eşe ya da Çocuğa Bedelsiz Kiralanan İşyeri
Yıllık emsal kira tutarı, 875 YTL’yi aşıyorsa, yıllık beyanname ile tamamı beyan edilecek. Emsal kira bedeli, o işyerinin, emlak vergisi değerinin yüzde 5′i olarak hesaplanacak.
9- Yazlık Evini Kiraya Verenler
2006 yılında elde ettikleri kiranın tutarı, 2.200 YTL’yi (2007 yılında da 2.300 YTL’yi) aşmışsa beyan edilecek. Aşmamışsa beyan edilmeyecek.
10- Yurtdışındaki Türklerin İşyeri Kira Geliri
Yurtdışında oturma ya da çalışma izni bulunan Türk vatandaşları, Türkiye’de elde ettikleri, stopaja (vergi kesintisine) tabi tutulmuş işyeri kira gelirlerini, tutarı ne olursa olsun beyan etmeyecekler. 2006 yılı konut kira gelirini ise yıllık 2.200 YTL’yi aşıyorsa, beyan edecekler.
2006 KİRA GELİRLERİNDE GELİR VERGİSİ TARİFESİ
7 bin YTL’ye kadar yüzde 15, 18 bin YTL’nin 7 bin YTL’si için 1050 YTL, fazlası yüzde % 20. 40 bin YTL’nin 18 bin YTL’si için 3 bin 250 YTL, fazlası yüzde yüzde 27.
40 bin YTL’den fazlasının 40 bin YTL’si için 9 bin 190 YTL, fazlası yüzde 35 oranında vergilendirilir.
Kira Gelirleri Beyannamesi İçin Son Gün Cuma!
Konut kira gelirlerinde 2.600 TL’lik, işyeri kira gelirlerinde de 22 bin TL’lik istisna uygulanıyor. Menkul sermaye iratlarında da, vergi kesintisine tabi olmayanlarda 1.090 TL’lik, diğerlerinde 22 bin TL’lik istisna sınırının aşılması halinde beyan zorunluluğu bulunuyor
İşadamları, serbest meslek erbabı ve rant geliri elde eden 1,7 milyon beyannameli gelir vergisi mükellefi ile yaklaşık 1 milyon gayrimenkul sermaye iradı sahibinin 2010 yılında elde ettikleri gelirlere ilişkin beyanname verme dönemi, 25 Mart Cuma mesai saati bitiminde sona eriyor.
Gelir Vergisi Kanununa göre, ticari, zirai ve serbest meslek kazançları ile menkul kıymet kazançları ve kira gelirleri için 25 Mart akşamına kadar gelir vergisi beyannamesi düzenlenmesi gerekiyor.
Bu yıl konut kira gelirlerinde 2.600 liralık, işyeri kira gelirlerinde de 22 bin liralık istisna uygulanıyor. Gerçek kişilerce geçen yıl elde edilen menkul sermaye iratlarında da, vergi kesintisine tabi olmayanlarda 1.090 liralık, diğerlerinde ise 22 bin liralık istisna sınırının aşılması halinde beyan zorunluluğu bulunuyor.
Gelir vergisinde ilk taksit de 31 Mart Perşembe akşamına kadar ilgili vergi dairesi ya da vergi tahsiline yetkili bankalara yatırılacak.
AA
http://www.sermimar.net/istanbulda-gelirin-yuzde-334u-konut-ve-kiraya-gidiyor.html
TÜİK’in 2008-2009-2010 hanehalkı tüketim harcamaları bölgesel sonuçlarına göre, toplam tüketim harcamasının yüzde 23,9’u İstanbul’da oturan hanehalklarınca yapıldı. İstanbul’da ise gelirin yüzde 33,4’ü konut ve kiraya gidiyor
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2008-2009-2010 Hanehalkı Tüketim Harcamaları Bölgesel sonuçlarına göre, toplam tüketim harcamasının yüzde 23,9’u İstanbul’da oturan hanehalklarınca yapıldı.
Kuzeydoğu Anadolu bölgesinin payı ise sadece yüzde 2 oldu. Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinde de hanehalkı harcama bütçesinin yaklaşık üçte 1’inin gıda ve alkolsüz içeceklere ayrılması dikkati çekti.
TÜİK, özellikle bölge bazında tüketim harcaması oransal tahminlerinin verilebilmesi amacıyla 2008, 2009 ve 2010 yıllarında yapılan Hanehalkı Bütçe Anketlerinin veri setlerini bir araya getirerek, sonuçları üç yılı kapsayacak şekilde yayımladı.
KUZEYDOĞU ANADOLU’NUN PAYI YÜZDE 2
Sonuçlara göre, toplam tüketim harcamasının yüzde 23,9’u İstanbul’da oturan hanehalkları tarafından yapıldı. İstanbul’da hanehalkı tüketimi 100 kabul edildiğinde, bunun 33,4’ü konut ve kira, 17,9’u gıda ve alkolsüz içecekler, 13,2’si ulaştırmaya gitti.
Düzey-1’deki bölgeler itibariyle yapılan sıralamaya göre İstanbul’u, yüzde 14,4 ile Ege, yüzde 11,7 ile Akdeniz Bölgesi izledi. Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinin toplam içindeki payı sadece yüzde 2 oldu.
Kuzeydoğu Anadolu bölgesinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 30,3 ile gıda ve alkolsüz içecekler aldı. Bu bölgede, harcamalardaki en düşük payı yüzde 1,2 ile eğitim hizmetleri oluşturdu.
Orta Anadolu Bölgesi yüzde 16,8 ile ulaştırma harcamalarına en yüksek payı ayırırken, Ortadoğu Anadolu Bölgesi yüzde 12,3 ile en düşük payı ayıran bölge oldu. Güney Doğu Anadolu Bölgesi eğlence ve kültür ile lokanta ve otel harcamalarına (yüzde 1,9), Kuzeydoğu Anadolu bölgesi haberleşmeye (yüzde 3,9), Batı Marmara ise eğitim hizmetlerine (yüzde 1,1) en düşük payı ayıran bölgeler oldu.
AA
TAV’ı Sürdürülebilirlik Heyecanı Sardı!
‘Hafta sonları Cidde’deyim. Çünkü onlar çalışıyor. Hafta içi de havalimanı işletmemiz olan diğer ülkelere seyahat ediyorum’ diyor TAV CEO’su Sani Şener. Cidde’den henüz gelmiş
Ne zaman tatil yaptığını merak ediyorum, ‘Yapmıyorum aslında’ diyor ama halinden de şikâyet etmiyor. Havada yaşıyor adeta. TAV’ın bugüne kadar yaptığı terminal binalarının sayısı 12′yi buldu. Şener de öyle bir CEO ki oturduğu koltuktan operasyonu yönetmiyor, bizzat sahaya iniyor ve işlerin her kademesiyle yakından ilgileniyor. Öyle olunca da şirket 2010′da 47.6 milyon yolcusu varken 2020 hedefi olarak 100 milyon hedefi koyuyor ama daha bir yıl geçmeden yolcu sayısını 62.5 milyona çıkıyor. Ortada bariz bir başarı var.
Sani Şener’le ilk kez yayımlanan TAV Havalimanları Sürdürülebilirlik Raporu üzerine konuşmak için buluştuk. TAV’ın Sürdürülebilirlik Grubu Lideri Necdet Büyükbay ile birlikte raporun önemini anlatırken, ‘Bakın bunu yapıyoruz diye bizi göklere çıkarın falan istemiyorum. Ama düşünün ki Türkiye’de sadece 20 şirket yapıyor. Oysa çoğalmalıyız, farkındalığı anlatmak, örnek olmak istiyoruz’ diyor.
Düşünün ki dünyadaki 30.6 milyar ton karbon salınımının yüzde 3′ü havacılık sektöründen geliyor. Her ne kadar uluslararası havacılık örgütlerinde aktif üye olan Sani Şener, ‘Sektör haksız eleştiriliyor. Google’da yaptığınız bir tıklama bir kahvenin pişirilmesi kadar enerji tükettiğini biliyor muydunuz? Ama nedense havacılık sektörü daha fazla göze batıyor’ dese de özellikle uçakların kullandığı yakıtların atmosfere verdiği kirlilik hepimizi daha çok rahatsız ediyor.
O nedenle TAV’ın sürdürülebilirlik raporunda öncü olmasını çok önemsiyorum. 72 sayfalık raporda şirketin neler yaptığı tek tek anlatılmış. Ancak kısaca özetleyecek olursam, şirket özellikle İstanbul, İzmir, Ankara ve Antalya’da işlettiği terminallerde elektrik tüketimini etkin kullanarak 5 milyon kilowatsaat tasarrufta bulunmuş. Bunu nasıl mı yapmış? Üniversiteyle işbirliği yaparak sahip olduğu bütün binaların dıştan termal imajını yani bütün ısı kaçaklarını ortaya çıkarmış ve tüm bu açıkları kapatmaya başlamış. Mesela Nasa’nın da kullandığı ısı koruyucu bir boyayı çatılarda kullanmaya başlamış.
Neticede tam 3 bin ağaç dikmeye ya da 300 aracı trafikten çekmeye eş değer bir enerji tasarrufunun yolu açılmış. TAV bu işi öylesine ciddiye almış ki yurtdışından 2010 yılında çevre konusunda yenilikçilik ödülü de bu şirkete gitmiş.
Tek tek bakınca küçük görülebilir ama bir araya geldiğinde TAV’ın aldığı önlemler, hassasiyet gösterdiği noktalar karbon salınımına büyük katkı yapmış. Mesela köprülerde kullanılan araçların tamamı hibrid. Havaş’ın tüm araçları elektrikliye dönüştürülüyor. Yağmur sularının kullanımı, atıkların tamamen arıtılıp öyle sisteme geri verilmesi, daha az su tüketilmesi gibi tedbirleri yan yana koyunca TAV, karbon salınımının 33 bin ton azaltılmasına yardımcı olmuş.
JFK’ye lounge yapacak!
Sürdürülebilirlik konuşmak için buluştuk ama Sani Şener’den yine bir sürü yeni haber öğrendik. Şener’e, espriyle karışık ‘Hazır dünyanın birçok bölgesinde terminal yapıyorken, elinizi New York’taki içler acısı haldeki JFK Havalimanı’na da atsanız’ diyorum. Şener de, ‘Terminal yapmıyoruz ama yakında orada özel bir bekleme salonu açacağız. Katar’daki salonumuz hizmete girdi’ diyor. Sonra da Londra Belediye Başkanı’nın İstanbul’dan ayrıldıktan sonra blokunda yazdığı, ‘İstanbul’un etkileyici havalimanından Heatrow’a inince kendimi 3′üncü dünya ülkesine gelmiş hissettim’ cümlesine atıfta bulunuyor. Şener de Londra Belediye Başkanı da haklı. Gelişmiş birçok ülkenin havalimanı resmen dökülüyor.
Şelale Kadak/Sabah
İkinci El Konut Fiyatları Adana’da Arttı, Bursa’da Düştü!
Reidin.com ve GYODER tarafından hazırlanan emlak endekslerinin Şubat 2011 Raporu’na göre Şubat ayında 2. el konut satış fiyatlarının en çok arttığı il Adana, en çok değer kaybettiği il Bursa oldu
Mortgage Uzmanı Garanti’nin desteğiyle, Reidin.com ve GYODER tarafından hazırlanan emlak endekslerinin Şubat 2011 Raporu’na göre: Şubat ayında 2. el konut satış fiyatlarının en çok arttığı il Adana, en çok değer kaybettiği il Bursa oldu, yeni konut satış fiyatları bir önceki aya göre %0,19 arttı…
Mortgage Uzmanı Garanti’nin desteğiyle Reidin.com ve GYODER tarafından Adana, Ankara, Antalya, Bursa, İstanbul, İzmir ve Kocaeli’deki ikinci el ve yeni konutlara yönelik hazırlanan emlak endekslerinin 2011 Şubat ayı raporu yayınlandı.
Garanti’nin desteğiyle hazırlanan ve ikinci el konutları içeren REIDIN.com EmlakEndeks’e göre, Adana, Şubat ayında bir önceki aya göre ikinci el satılık konut fiyatlarında metrekare başına %1,48’lik değer artışıyla, fiyatların en fazla yükseldiği il oldu. Aynı dönem içinde ikinci el konut satış fiyatları, Ankara’da %1,05; Antalya’da %0,90; İstanbul’da %0,77; İzmir’de %0,09 ve Kocaeli’de %1,39 oranında arttı. Satış fiyatları %0,44 azalan Bursa, fiyatların en fazla değer kaybettiği il oldu.
Şubat ayındaki metrekare başına kira değerleri incelendiğinde; Kocaeli, %0,93 değer artışıyla, kiraların en fazla yükseldiği şehir oldu. Aynı dönem içinde konut kira değerleri, Adana’da değişmezken, Ankara’da %0,48; Antalya’da %0,26 ve İstanbul’da %0,29 arttı. Kira değerleri, Bursa’da %0,45; İzmir’de ise %0,61 oranında azaldı.
Şubat ayında konut satış fiyatları açısından en çok değer artışı yaşanan ilçe, İstanbul Sarıyer (+%2,23); en çok değer kaybeden ilçe ise İzmir Karabağlar (-%1,49) oldu. Şubat ayında konut kira değerleri açısından en çok değer artışı yaşanan ilçe İstanbul Pendik (+%2,24) olurken; raporda, en çok değer kaybeden ilçe olarak İstanbul Sultanbeyli (-%2,23) yer aldı. İstanbul Beyoğlu, Şubat ayı itibarıyla gayrimenkul yatırımcısına en yüksek kira getirisi (yıllık nominal %10,49) sağlayan ilçe oldu.
Mortgage Uzmanı Garanti’nin desteğiyle hazırlanan Reidin.com-GYODER Yeni Konut Fiyat Endeksi ’nin Şubat 2011 sonuçlarına göre, yeni konut satış fiyatları Şubat ayında bir önceki aya göre % 0,19 oranında; geçen yılın aynı dönemine göre ise %6,18 oranında artış gösterdi.
Satış fiyatları Şubat’ta bir önceki aya göre, 1+1 daire tipinde %0,56; 2+1 daire tipinde %0,46; 3+1 daire tipinde %0,09 artarken, 4+1 daire tipinde %0,29 oranında azaldı. Şubat ayında, yeni konut satış fiyatları, bir önceki aya göre, 51-75 metrekare büyüklüğe sahip konutlarda %0,76; 76-100 metrekare konutlarda %0,48; 101-125 metrekare konutlarda %0,37 arttı. Satış fiyatları, 126-150 metrekare konutlarda %0,47; 151 metrekare ve daha büyük alana sahip konutlarda ise %0,58 oranında azaldı.
Bina İnşaatı Maliyeti Endeksi Yüzde 4,37 Arttı!
Türkiye’de bina inşaatı maliyet endeksi bu yılın birinci döneminde (Ocak-Şubat-Mart) bir önceki döneme göre yüzde 4,37 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2011 yılının birinci dönemine ilişkin “Bina İnşaat Maliye Endeksi” sonuçlarını açıkladı
2005=100 Temel Yıllı Bina İnşaatı Maliyet Endeksi, 2011 yılı birinci döneminde, toplamda bir önceki döneme göre yüzde 4,37 ve bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8,44 ve dört dönem ortalamalara göre ise yüzde 6,62 artış gösterdi.
2011 yılı birinci döneminde bir önceki döneme göre işçilik endeksinde yüzde 2,64, malzeme endeksinde de yüzde 4,91 artış oldu. Bu yılın 1. döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre ise işçilik endeksi yüzde 7,32 artarken, malzeme endeksinde yüzde 8,79 artış yaşandı.
2005=100 temel yıllı olarak, 2010 yılı birinci döneminde, toplamda bir önceki döneme göre yüzde 3,49, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,04 artarken, dört dönem ortalamalara göre ise yüzde 2,51 azalış gerçekleşmişti.
AA
İMSAD: İnşaat Sektörü Devlet Tarafından Desteklenmeli!
İMSAD Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Turhan, “Türkiye geliştiği sürece inşaat sektörünün büyüyeceğini ancak devletinde kanunlar ve düzenlemeler uygulayarak inşaat sektörünü desteklemesi gerektiğini” söyledi
Dünyanın dört bir yanında iklimlendirme üzerine araştırmalar yaparak her ay farklı ülkelerde seminer gerçekleştiren Swegon Air Academy seminerinde bulunan İMSAD Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Turhan, “Türkiye geliştiği sürece inşaat sektörünün büyüyeceğini ancak devletinde kanunlar ve düzenlemeler uygulayarak inşaat sektörünü desteklemesi gerektiğini” ele aldı.
Akcor Havalandırma Sistemleri organizasyonunda düzenlenen Swegon Air Academy, “Yüksek Binalarda Tasarım ve Havalandırma” teması ile 15 Kasım 2011’de İstanbul Point Otel Barbaros’ta gerçekleştirildi. Swegon Air Academy semineri, dünya iklimlendirme ve enerji profesyonellerinin buluşma noktası oldu. Yoğun ilgi gören ve enerji sektörünü bir araya getiren ‘ Swegon Air Academy’ seminerinde iklimlendirme ve enerji profesyonelleri konuşmalar gerçekleştirdi.
Türk İnşaat Sektörünün 2023 hedefi 100 milyar USD ihracat
İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Turan’ın da konuşmacı olarak katıldığı organizasyonda, sektörün geleceği üzerine açıklamalar yapıldı. Turan yaptığı konuşmada; Türkiye’nin genç nüfusu ile hızla kentleşen bir yapıda olduğunu, mevcut yapı stoğunun kayıt dışı, deprem riski ve kalite sorunları nedeniyle kentsel dönüşüm projeleriyle elden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Konuşmasında Türk inşaat sanayisinin bugün bulunduğu konuma da değinen Turan, Türkiye’de İnşaat sektörünün 4 milyon kişi ile istihdama katkı sağladığını, toplumda iklimlendirme sektörü olarak nihai tüketicinin bilgilendirilmesi için çalışmalar yapılması gerekliliğini, inşaat sanayisinin sadece iç pazarda değil, bulunduğu bölgede ve başlıca ihracat pazarları içinde üretim üssü konumuna geldiğini açıkladı.
Türkiye çimento sanayisinde Avrupa’da birinci sırada
Türk inşaat sanayisini dünyada temsil eden ve 26 sektör derneği, 68 lider sanayici, 7 paydaş üyeye sahip İMSAD’ın Yönetim Kurulu Üyesi Turan; “Türkiye’ deki inşaat sektörünün 2023 hedefini – 100 milyar USD inşaat malzemeleri ihracatı, – 100 milyar USD yurtiçi pazar büyüklüğü, – 100 milyar USD yurtdışı müteahhitlik geliri “olarak açıkladı. Turhan, Türkiye’nin inşaat malzemeleri sanayisinde dünyanın zirvesinde yer aldığını ve cirolarının da 2010’da 14,114 M USD iken 2011’de 14,583 M USD olarak gerçekleştiğini aktardı. Türkiye hâlihazırda çimento sanayisinde Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü, demir çelik ve gazbetonda da Avrupa ikinciliğini elinde bulunduruyor.
Sürdürülebilir tasarım
Swegon Air Academy seminerinde yer alan diğer konuşmacılardan Hilson Moran Sorumlu Müdürü Vince Ugarow ise, inşaat sektöründe 20 yıllık tecrübesiyle uzmanlaştığı konulardaki deneyimlerini aktardı. Ugarow, “yüksek binaların tasarım projelerinde çevresel faktörlerin ele alınmasını, binanın performansı ve verimliliğinin estetik kadar önemli olduğunu yatırımcıların bu konuya dikkat etmelerinin gerekliliğini” açıkladı. Ugarow’un seminerde ele aldığı ‘İklime duyarlı yüksek binalar ve sürdürülebilir bir tasarım yaklaşımı’ konusu seminer katılımcıları tarafından ilgi gördü.
Swegon Air Academy semineri konuşmacılarından NORR Group Consultants International Mühendislik Servisleri Müdürü Chris Pal, 35 yıllık tasarım, inşaat ve proje yönetimi tecrübesiyle ‘Yüksek binaların mekanik tasarımı’ konusu hakkındaki yorumlarını aktardı.
İklimlendirme ve enerji sektörünün dünyaca ünlü isimlerinin araştırma, görüş ve hava sistemlerinde yapılacak en doğru uygulamaları paylaştığı Swegon Air Academy katılımcılar tarafından büyük ilgi gördü.
Swegon Air Academy Hakkında:
Dünyanın her köşesinde iklimlendirme üzerine araştırmalar yapan Swegon Air Academy, objektif bir ortamda iklimlendirme, havalandırma alanlarında çalışmalar gerçekleştirerek seminer ve eğitimler düzenleyen tarafsız bir grup. Seminerlerde grubun kendi öğretim üyeleri ve çeşitli üniversitelerin en tanınmış temsilcileri yer alıyor. Uluslararası sektör profesyonelleri kapalı iklim ve hava taşıma alanları hakkındaki görüşlerini seminer katılımcılarıyla paylaşıyor.
İnşaattaki Hareketlilik İşsizlikte Mevsimsel Etki Yaratmadı
Eylülde sanayi ve inşaattaki hareketlilik nedeniyle işsizlikte mevsimsel etki yaşanmadı. İstihdam artışı kalıcı oldu
Yazın tarım etkisiyle düşen, sonbaharda ise tarlalardaki işlerin bitmesiyle tırmanışa geçen işsizlik bu kez sanayi ve inşaat sektörlerindeki hareketlilik sayesinde korkulan seviyelere çıkmadı. Mevsimsellik denilen döngünün kırılması, yaz aylarında büyümeyle birlikte yaşanan istihdam artışının büyük bölümünün kalıcı hale geldiğini gösterdi. İşsizlik eylül ayında geçen yılın aynı dönemine göre 2.1 puan düşerek yüzde 11.3 oldu. İşsizlik oranı bir önceki aya göre ise yüzde 0.1 azaldı.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye genelinde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 462 bin kişi azalarak 2.93 milyon kişiye geriledi. Eylül döneminde istihdam edilenlerin sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 953 bin kişi arttı. İstihdam 22 milyon 20 binden, 22 milyon 973 bin kişiye çıktı. Mevsimsellik etkisindeki azalmaya rağmen işsizlik oranının yüzde 11.3 olarak kalması yıl sonunda en fazla oranın en fazla yüzde 12 olacağı beklentisini güçlendirdi.
Verilere göre, mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı 2009 Eylül ayşına kıyasla 2.1 puanlık azalışla yüzde 11.8′e indi. Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücüne katılma ve istihdam oranında ise bir önceki döneme göre azalış sınırlı kaldı. Eylül döneminde mevsim etkilerinden arındırılmış işsiz sayısında ise 30 bin kişilik azalış gözlendi.
Sabah
29 Şubat 2012 Çarşamba
Vatandaş, İmar Durumuna Kolayca Ulaşabilmeli!
Malatya’da bir araya gelen inşaat sektörü ruhsat işlemlerinin özelleştirilmesi ve imar durumu ile ilgili bilgilere her vatandaşın kolaylıkla ulaşabilmesini istedi
İmar Kanunu’nun yoruma gerek kalmayacak şekilde yeniden düzenlenmesi, ruhsat başvuru evraklarının azaltılması ve yapı denetim hizmet bedelinin gelişmişlik düzeyine göre bölgesel katsayı uygulamasıyla hesaplanması gibi tavsiyelerin de yapıldığı İnşaat Sektör Kurulu Türkiye İstişare Toplantısı, MÜSİAD’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantının sonuç bildirgesinde Türkiye’nin kalkınmasında, işsizliğin azaltılıp istihdamın artırılmasında çok büyük payı olan inşaat sektörünün önündeki en büyük engellerden birinin ruhsat, harç ve iskan alımı aşamasındaki sorunlar olduğu kaydedildi.
Mevcut yapı stokunun sadece yüzde 30′luk kısmının ruhsat ve iskanı bulunduğuna işaret edilen bildirgede, bu tablonun, yapıların gayrinizami ve uygunsuz bir şekilde yapıldığı, az miktarda bulunan ve imara uygun olarak inşa edilmiş olanların bile ekonomik, hukuki veya başkaca nedenlerle iskansız olduğu çarpıcı gerçeğini gözler önüne serdiği belirtildi. Ruhsat alımında yaşanan bürokratik sürecin sıkıntılarına da yer verilen bildirgede, sorunlara ilişkin çözüm önerileri arasında şunlar da yer alıyor: “İmar Kanunu yoruma gerek kalmayacak şekilde sadeleştirilerek yeniden düzenlenmeli. İmar Kanunu’nda son derece karmaşık ve yoruma açık maddeler bulunmaktadır, bunun yerine sade, günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte ve yoruma gerek bırakmayacak netlikte yeniden ele alınmalı. İmar durumu müktesep hak olarak kalmalı ve bu hak en az 5 yıl devam etmeli. Ruhsat başvuru evrakları azaltılmalı. Çap, röperli kroki, imar durumu, istikamet ve kot kesit alımı için ayrı ayrı müracaat yapmak yerine, tek birimden tek evrak olarak alınması yeterli olmalı. Yapı denetim hizmet bedeli gelişmişlik düzeyine göre bölgesel katsayı uygulamasıyla hesaplanmalı. Ruhsat ve iskan harçları çeşitleri azaltılmalı. Ruhsat harç hesaplarında belediyeler arası ücret dengesizliği giderilmeli ve harçlar merkezi hükümet tarafından tespit edilmeli. Ruhsat harç hesapları sadeleştirilmeli ve internetten ilan edilmeli. Ruhsat işlemleri tek merkezden koordine edilmeli ve tek bir birimden tüm işlemler halledilmeli. Belediye müracaatlarında online takip sistemi oluşturulmalı.”
Ruhsat işlemlerinin özelleştirilmesi istenen bildirgede, araç muayenelerinin özel sektöre devredilmesinin, bazı Avrupa ülkeleri için vize başvuru ve takip işlemlerinin bile özel sektöre devretmiş olması gibi benzer konulardaki örneklerin bu önerinin gerçekleşmesini mümkün kılabileceği belirtildi.
ZAMAN
İnşaatta 2012′de Büyüme Yavaşlayacak!
İnşaat sektörü 2011′i yüzde 10 büyümeyle tamamlayacak, 2012′de ise büyüme yüzde 5-6 seviyesinde olacak. Daha önce başlayan projelerin tamamlanmasıyla konut arzı 2012′de yavaşlayarak sürecek
Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği’nin (GYODER) inşaat ve gayrimenkul sektörüne yönelik 2012 beklentilerinin paylaşıldığı toplantısı öncesi dağıtılan bültene göre, inşaat sektörünün 2011′i yüzde 10 büyümeyle tamamlaması bekleniyor.
Bültende beklentiler şöyle sıralanıyor;
-2012′de büyüme yüzde 5-6 seviyesinde olur
-Daha önce başlayan projelerin tamamlanmasıyla konut arzı 2012′de yavaşlayarak sürecek
-Konut kredileri 2012′de yüzde 15 büyür, yılsonunda konut kredilerinde aylık ortalama faiz yüzde 1.2 olur
-2012′de beklenen konut talebi ve yeni konut arzları çerçevesinde konut fiyatlarında artış sınırlı kalır
-Konut yapı ruhsatlarındaki artış yüzde 5-10 seviyesinde olur
-Ticari gayrimenkul yatırımları yüzde 8-10 büyür
-AVM alanında 2012′de 1.2 milyon metrekare kiralanabilir alana sahip yeni arz olacak
Dünya
Bilgi Üniversitesi’nde Gayrimenkul Değerleme Uzmanlığı Programı!
İstanbul Bilgi Üniversitesi Sermaye Piyasaları Uzmanlığı Sertifika Programları Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen “Gayrimenkul Değerleme Uzmanlığı” programı 16 Temmuz – 14 Ağustos 2011 tarihleri arasında gerçekleştirilecek…
Konuyla ilgili sektör çalışanları ve ayrıca “Konut Değerleme Uzmanlığı” Lisanslama Sınavlarına hazırlananların da katılabileceği programa son başvuru tarihi 13 Temmuz 2011…
Ayrıntılı bilgi ve online başvuru için http://sermaye.bilgi.edu.tr/
Bir Konut ya da Proje Nasıl Daha Büyük Değer Kazanır?
Ekonomik krizde ve sonrasında pek çok inşaat firmasının yeni konutlarını satamamaları; kullanılmış konut ve ofisler açısından da benzer bir etkiyi doğurdu. Bu durumda gayrimenkul sahipleri, çareyi mimar elinden çıkan çözümlerde bulacakmış gibi görünüyor
Mimar Koray Yavuzer, ikinci el evi ve bir projeyi daha değerli kılmanın altın kurallarını anlattı;
Ekonomik krizde ve sonrasında pek çok inşaat firmasının yeni konutlarını satamamaları; kullanılmış konut ve ofisler açısından da benzer bir etkiyi doğurdu. Bu durumda gayrimenkul sahipleri, çareyi mimar elinden çıkan çözümlerde bulacakmış gibi görünüyor. Bu konumdaki mimarlardan biri olan Koray Yavuzer, sadece evi alırken değil, satarken de mimarla çalışmanın evin değerini yükseltmek ve satılık binlercesi arasından tercih edilmek anlamına geldiğini söyledi. Evde özellikle mutfak ve banyoda yapılacak son dokunuşlarla evin değerinin yükseltilebileceğine dikkat çeken Yavuzer, bu arada yeni başlayan bir inşaat için artı değer yaratmanın mevcut bir bina içindekine göre daha kolay olduğuna dikkat çekti. Yavuzer, “Aynı muhitte yan yana 2 arsada, farklı müteahhitlerin yaptığı inşaatların teslimden sonra metrekare fiyatlarının birbirinden nerdeyse iki katı farkla satılması dahi mümkün” diye konuştu. Yavuzer, ikinci el evleri ve yeni projeleri değerli kılmanın yollarını ayrı ayrı anlattı.
İKİNCİ EL EVLERİ DEĞERLİ KILMANIN YOLLARI
- Kaliteli ve doğru malzeme kullanın.
- Evi satın alırken kararı genellikle kadınların verdiğini ve onların en çok ilgilendikleri alanların abşında mutfakların olduğunu unutmayarak hareket edin.
- Evinizi daha değerli hale getirmek için net mekânlar oluşturun. Mekâna girildiğinde satın almak isteyen kişinin, emsallerinden çok daha farklı bir atmosfer ile karşılaşması gerekir.
- Her işte olduğu gibi ortam ve ambiyans satın alma kararında çok önemli rol oynar. Bu yüzden muhit ve sitenin mevcut şartlarını göz önünde bulundurun. Ve dekorasyonu proje ile çevresiyle uyumlu olmasına özen gösterin.
BİR PROJE NASIL DAHA DEĞERLİ KILINIR
- Vaziyet planından başlayarak projeyi konumlandırın: Yeni yapılacak bir binanın vaziyet planı mimarla yerleştirilmeli. Kullanım alanlarını çoğaltan balık istifi anlayış, binaları birbirine çok yaklaştıracağı için satışta önemli sorunla çıkarır. Yerleşimi yapılacak blokların, yeşil alanların, otoparkların ve sosyal alanların konumlandırılmasının doğru etüd edilmeli.
- Konutun için doğru planlanmalı: Vaziyet planlarının ardından oluşturulacak kat planların, kişilerin istek ve ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde farklı tiplemeler yoluna giderek çözülmeli. Eskinin basma kalıp 2+1 ya da 3+1 formatı değişen yaşam şartları ile birlikte artık geride kaldı.
- Malzeme doğru seçilmeli: Her bölgede birçok emsalinin olduğu, her geçen gün yeni projelerin başladığı bugünlerde farklılık yaratılmalı. Türk aile ve mantık yapısında satın alınacak evin mutlaka mutfak, banyosu, parkesi görülerek karar verilir. Bu sebeple malzeme seçimine dikkat edilmeli.
Konsept: Farklılık, ortaya konulacak konsept bir projeyle sağlanabilir. Son derece rutin, monoton, alışageldik yapıların arasından projenin sıyrılabilmesinde en önemli faktör daha önce yapılmamışı yapmak olacaktır.
Cepheler ve dış siluet: Dış cephede farklı çıkmalar ve cephe hareketlerine olanak tanıyan bir anlayış alıcıda iyi etki uyandırır.
Ankaralılar Projelerde Tavan Yüksekliğini de Soruyor!
Beklentilerin sektöre yön verdiğini belirten Barışkent Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Barış Aydın, “Ankara konut projelerinde yüzölçümünün yanı sıra tavan yüksekliği de ön plana çıktı” dedi…
Ankara konut projelerinde yüzölçümünün yanı sıra tavan yüksekliğinin de ön plana çıktığını belirten Barışkent Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Barış Aydın, “Beklentiler sektöre yön veriyor. Gayrimenkul alıcısı için tavan yüksekliği, yani hacim çok önemli” dedi.
Tavanı yüksek dairenin olduğundan daha geniş göründüğünün altını çizen Aydın, “Hacim olarak büyük olan evler içinde yaşayanlara ferahlık duygusu veriyor. Mimari açıdan ise, tavanı yüksek konutlar insanlara daha estetik gözüküyor. Yükseklik artınca manzara olarak da insanların görüş açısı genişliyor.
Belirleyici unsur
Bütün bunlar bir araya gelince, metrekaresi aynı olan iki daireden hacmi büyük olan talep görüyor ve daha kolay satılıyor” dedi.
Hacim hesaplamalarının, lüks konut projelerinin belirleyici unsurlarından biri haline geldiğine dikkat çeken Aydın, “Dairenin yüzölçümü ne kadar geniş olursa olsun, eğer ki tavan yüksekliğiniz o daireye ferahlık sunamıyorsa, dairelerinizin metrekare büyüklüğünün hiçbir anlamı olmuyor. Gayrimenkul alıcılarının yüzde 85’inin gözüne çarpan ilk detay, ferah daireler ve tavan yüksekliği. Son zamanlarda müşteri talep ve isteklerini göz önüne aldığımızda gördük ki, ferah daire ve yüksek tavan müşteri için olmazsa olmazlardan biri haline gelmiş” diye konuştu.
Hürriyet/Ankara
Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi İyi İncelenmeli!
Ev alırken tüketicilerin dikkat etmesi gereken bir çok ayrıntı bulunuyor. Bunlardan bir tanesi de maketten yapılan satışlarda ‘Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi’ oluyor…
Tüketicileri bu sözleşmelere çok dikkat etmeleri konusunda uyaran Altın Emlak Genel Müdürü Hakan Erilkun, “Bu sözleşmelerin noterden onaylı olması gerekir. Zaten değilse, sözleşmenin bir anlamı da yok demektir. Büyük ve bilindik firmalarda bu sıkıntı yaşanmıyor ama sektörde bir çok şirket bulunuyor. Tüketicileri bümçlendirmek de emlakçılara düşüyor. İleride sorun yaşamamak için sözleşmenin içeriği iyice incelenmeli” diye konuştu.
Satış vaadi sözleşmeleriyle ilgili bilgi veren Erilkun, şunları söyledi: “Bugün pek çok inşaat firmasının yapmakta olduğu, emlak sektöründe maketten satış olarak da adlandırılan proje satışlarında inşaat firması ile müşteri arasında firmanın tip satış sözleşmesi imzalanıyor. Bu sözleşmelere hukuki adıyla Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmeleri deniyor. Bir başka ifadeyle, inşaatı henüz tamamlanmamış, kat irtifakı kurulmamış bir projedeki bağımsız bölümlerin (daire ve dükkanların) inşaat tamamlandığında tapusunun ilgili kişiye vereceğinin taahhüdüdür. Elbetteki böylesine önemli bir sözleşmede tüketiciler çok dikkatli olmalı. Eğer iyi incelenmezse sürprizlerle karşılaşabiliyor.”
Emlakçılar bilinçlendirmeli
“Sözleşmenin noter kanalıyla yapılmadığı durumlarda müşteri öncelikle “Tüketici Mahkemeleri’ne başvuruyor. Ancak Tüketici Mahkemeleri’nin ilk öncelikle baktığı husus elbetteki sözleşmenin şekil şartıdır. Noterlik Kanunu ve Borçlar Kanunu hükümleri gereğince satış vaadi sözleşmelerinin noterden yapılması esası arandığı için Tüketici Mahkemeleri bu tarz durumlarda, ‘sözleşmenin zaten usule uygun olmaması’ gerekçesiyle dosyayı incelemeyi reddediyor. Yargıtaya müracaat edildiğinde zaman zaman müşteriyi koruyan istisnai kararlara rastlansa da genel sonuç davanın reddine yönelik oluyor. Bu yüzden bu konu ile ilgili tüketiciler öncesinde bilgi almalı. Zaten sektördeki güvenilir kuruluşlarda böyle sıkıntılar asla yaşanmıyor.”
Tüketicilerin sözleşmelerin noter onaylı olup olmadığına muhakkak bakması gerektiğini yineleyen Erilkun, şöyle devam etti: “Emlakçılar ise bu konuda müşteriyi yeterince bilinçlendirmiyor. Çünkü Türkiye’de emlakçılann pek çoğu bu bilgiye bile sahip değil. Bu konuda tüketicilerin bilinçli olmaması çok normal ama emlakçılar muhakkak bu konularda eğitim alıp, konulara hakim olup, tüketicilere de gerekli bilgiyi vermesi gerekiyor.”
HÜRRİYET
Tapu Hangi Durumlarda İptal Edilir?
Tamer Heper: Gayrimenkul almak gibi bir niyetiniz var bu durumda para gönderdiğiniz gibi bir de vekaletname gönderin ki gayrimenkul doğrudan doğruya sizin adınıza alınsın…
Ben yurt dışında çalışıyorum. Yurtta adıma gayrimenkul alması için babama para gönderdim.Babam da bu parayla gayrimenkul aldı ama tendi adına aldı sonra ben yurda geldiğimde benim adıma geçirdi. Babam şimdi vefat etti ama kardeşlerim bu devrin iptali için dava açtı. Bu dava ne olur? • O.A.
Bazı olaylar var ki çok yaygın. Bu okuyucumun sorusu bunlardan biri, çok yaygın bir yanlış uygulama. Dolayısı ile bu yanıtımla birçok okuyucunun sorusunu da yanıtlamış olacağım.Ortada birtakım yanlışlıklar var. Birincisi, madem ki yurt dışından para gönderiyorsunuz, gayrimenkul almak gibi bir niyetiniz var bu durumda para gönderdiğiniz gibi bir de vekaletname gönderin ki gayrimenkul doğrudan doğruya sizin adınıza alınsın. Bu imkan varken daha zor ve dolambaçlı yollara saparak birbirinizden aktarma yapıyorsunuz ki bu yanlış. İkincisi, yurt dışında yaşayan vatandaşlar zaman zaman yurda geliyor.O halde daha doğrusu yurda geldiğinde kendi adına gaynmenkul almak. Zira bir gayrimenkul kişisel olarak beğenilerek alınır, sipariş üzerine alınmaz.
Neyse okuyucularımın çoğu bunu yaptığına göre biz son duruma bakalım.Tahmin ediyorum ki okuyucumun babası, okuyucum yurda döndüğünde satin aldığı gayrimenkulu, tapuda bağış biçiminde oğlunun üzerine geçirdi. Bağış şeklinde geçirilmesi durumunda diğer mirasçılann mahfuz hisselerini talep etme imkanı doğar. Şayet satış gösterdi ise bu halde de satışın gerçek satış olmadığı aslında bağış olduğu iddiası ile karşılaşılabilir. Bu halde davacı iddiasını ispatlayabilirse satış iptal olunur.Dolayısı ile riskli bir durum vardır. Ancak okuyucum gerçek durumu belgelemek zorunda.Bunu da gönderdiği havale belgeleri ve tanıkla yapabilir. Ancak riskli bir durumdur
Posta/Tamer Heper
Gayrimenkul Satışında Vergi Nasıl Hesaplanıyor?
Gayrimenkul almak yerine paranın bankada değerlendirilmesi durumunda, genellikle elde edilen gelirden kaynakta vergi kesildiğinden (stopaj) bu gelirlerin ayrıca beyanı söz konusu olmuyor…
Gayrimenkul son yılların gözde yatırım araçlarından biri. Alıp kiraya veriliyor, iyi bir kazanç sağlayacağı düşünüldüğü dönemde de satılıyor. Gayrimenkul almak yerine paranın bankada değerlendirilmesi durumunda, genellikle elde edilen gelirden kaynakta vergi kesildiğinden (stopaj) bu gelirlerin ayrıca beyanı söz konusu olmuyor. Ama gayrimenkul satışından sağlanan kazancın, alım tarihine veya kazancın tutarına göre bazı durumlarda beyan edilmesi gerekebiliyor. Gerek elde tutma süresinin belirlenmesi, gerekse de kazancın doğru olarak hesaplanabilmesi için gayrimenkulun alım tarihinin doğru olarak tespit edilmesi çok önemli. Maliye Bakanlığı tarafından geçtiğimiz ayın sonlarında yayınlanan sirküler ile çeşitli durumlarda gayrimenkulun iktisap (edinim) tarihinin nasıl belirleneceğine ilişkin açıklamalar yapıldı.
Gayrimenkul nedir?
Gayrimenkul (taşınmaz) Medeni Kanun’da esas niteliği bakımından bir yerden başka bir yere taşınması mümkün olmayan dolayısıyla yerinde sabit olan mallar olarak tanımlanıyor. Gelir Vergisi Kanunu açısından ise arazi ve binalar ile gayrimenkul olarak tapuya tescil edilen haklar, madenler, taş ocakları, gemiler gibi kıymetler gayrimenkul olarak kabul ediliyor.
Eskiden alınanlarda vergi yok
Gayrimenkullerin, gerçek kişiler tarafından ticari faaliyet kapsamı dışında satılmasından sağlanan kazançlar, “değer artış kazancı” olarak kabul ediliyor. İvazsız olarak (miras veya bağış) edinilen gayrimenkullerin satılmasından sağlanan kazançlar ise tutan ne olursa olsun vergiye tabi değildir. Yani bir kişi kendisine miras kalan gayrimenkulu satması halinde, satış bedeli ne olursa olsun gelir vergisi ödemesi söz konusu olmayacaktır.
Diğer şekilde edinilen gayrimenkullerin, edinim tarihinden başlayarak en az beş yıl geçtikten sonra elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar da gelir vergisinden istisnadır. Bu sürenin gün olarak hesaplanması gerekiyor. Örneğin 15 Nisan 2008 tarihinde alınan bir gayrimenkulun 15 Nisan 2013 tarihinden sonra satılması durumunda kazanç kaç lira olursa olsun, beyanname verilmesi ve vergi ödenmesi gerekmiyor.
Bu istisna süresi 1 Ocak 2007 tarihinden önce alınmış olan gayrimenkuller için dört yıl olarak uygulandı. Buna göre 1 Ocak 2007′den önce alınmış olan gayrimenkullerin 2011 yılında satılması durumunda kazanç kaç lira olursa olsun bu kazanç üzerinden vergi ödenmeyecektir.
Kısa sürede satılırsa vergi ödenmesi gerekebilir.
Gayrimenkul 2011 yılında, alım tarihinden itibaren beş yıl dolmadan satılırsa, elde edilen kazancın vergisinin ödenmesi gerekiyor. Ancak bu kazançlar için 19 bin liralık bir istisna da söz konusu. Kazanç bu tutarın altında ise beyanname vermeye gerek yok. Bu tutan aşan bir kazanç elde edilmesi durumunda ise aşan kısmın gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilerek, vergisinin ödenmesi gerekiyor.
Kazanç hesaplanırken enflasyonun etkisinin yok edilmesi de mümkün. Bu yönteme kısaca “endeksleme” diyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından her ayın başında bir önceki ayın enflasyon oranının hesaplanmasında kullanılan üretici fiyat endeksleri (ÜFE) açıklanıyor. Bu endekslere TÜİK’in internet sitesinden ulaşılabilir.
Gayrimenkulun satıldığı aydan bir önceki ayın ÜFE’sinin, alındığı aydan bir önceki ayın ÜFE’sine bölünmesi suretiyle bulunan artış oranı ile alış bedelinin çarpılması suretiyle gayrimenkulun alış bedeli enflasyon oranı kadar yükselmiş oluyor. Bu şekilde bulunan yeni alış bedeli ile satış bedeli arasındaki farktan, giderler de düşüldükten sonra gayrimenkul satışından sağlanan net kazanç bulunuyor. Ancak bu uygulamadan yararlamlabilmesi için endeks farkının yüzde 10′dan fazla olması şart. Aksi halde kazancın, satış bedelinden ilk alış bedeli ve giderlerin düşülmesi suretiyle hesaplanması gerekiyor.
Özetlemek gerekirse, beş yıldan önce satılan gayrimenkulerden sağlanan ve yukarıda belirttiğimiz şekilde hesaplanan kazançtan, 19 bin liralık istisna düştükten sonra bir tutar kalması durumunda, bu kazancın ertesi yıl Mart’in 25′ine kadar verilecek beyanname ile beyan edilmesi ve hesaplanan verginin iki taksitte ödenmesi gerekiyor. Beş yıl dolduktan sonra satılması durumunda ise bu hesaplamaların hiç birini yapmaya gerek yok. Çünkü kazanç kaç lira olursa olsun gelir vergisine tabi değil.
Alım tarihi önemli
Beş yıllık sürenin doğru olarak hesaplanması çok önemli. Ama bu her zaman çok kolay olmuyor. Örneğin kat karşılığı müteahhide arsa verilmesi ya da uzun yıllar taksit ödedikten sonra kooperatiften gayrimenkul alınması halinde, alım tarihi olarak hangi tarih dikkate alınmalı? Maliye Bakanlığı tarafından geçtiğimiz ayın sonlarında yayınlanan sirkülerde bu ve buna benzer durumlarda iktisap tarihinin ne olacağına ilişkin açıklamalar yapıldı. Bu sirkülerde daha önceden bireysel olarak verilmiş olan görüşlerin toparlandığı görülüyor.
Tapu veya kullanıma başlama tarihi
Satın alman yada kat karşılığı müteahhide veya kooperatife verilen arsa karşılığında alınan gayrimenkullerin tapuya tescil tarihi, iktisap (edinim) tarihi olarak kabul ediliyor. Bazen tapuya tescilden önce gayrimenkulun sahibinin fiilen kullanımına bırakıldığı durumlar da olabiliyor. Bu durumun tahsis belgesi, teslim tutanakları, su, elektrik, telefon, doğalgaz faturaları ve benzeri belgelerle kanıtlanması halinde, alış tarihi olarak fiilen kullanıma bırakılma tarihi kabul edilebiliyor.
Kat karşılığı arsa teslimi
Arsa daire karşılığı olarak müteahhide verilebilir. Bu uygulamaya sıklıkla rastlıyoruz. Müteahhit arsa üzerinde bina inşa eder ve arsa sahibine baştan anlaşılan sayıda daire veya dükkan verir. Alınan bu daire ve dükkanların satılması halinde alış tarihinin ne olduğu konusunda farklı görüşler bulunuyordu. Maliye Bakanlığı sirkülerde bu konu hakkındaki görüşünü aşağıdaki örnekle açıkladı.
1999 yılında satın alınan arsa 2005 yılında kat karşılığı olarak müteahhide verilmiş ve bunun karşılığında alınan gayrimenkuller, 25 Nisan 2007 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. Bu durumda kat karşılığı alınan gayrimenkuller yeni iktisap olarak kabul edilecek ve iktisap tarihi olarak tapuya tescil tarihi (25 Nisan 2007) esas alınacaktır.
Cins tashihi
Cins tashihi (değişikliği), bir taşınmaz malın cinsinin yapısız iken yapılı veya yapılı iken yapışız hale; bağ, bahçe, tarla vb. iken arsa; arazi iken, bağ, bahçe vb. duruma dönüştürmek için paftasında ve tapu sicilinde yapılan işlem olarak tanımlanıyor.
Arazi olarak alman bir gayrimenkulun belediyelerce ifraz ve taksim işlemine tabi tutulduktan sonra satılması halinde, alım tarihi olarak arazinin alındığı tarih değil, belediyenin ifraz işlemi sonucu arsa vasfını kazanarak, cins tashihi yapıldığı tarihin esas alınması gerekiyor.
Kat irtifakıkat mülkiyeti
Önce kat irtifakı daha sonra da kat mülkiyeti tapusunun alındığı durumda, gayrimenkulun alım tarihi olarak kat irtifakı tapusunun tarihi dikkate alınacaktır.
Değerlendirmelerimiz
Yayınlanan bu sirkülerle bakanlığın bir çok tartışmalı konu hakkındaki görüşlerini açıkladığını görüyoruz. Ancak yapılan bir düzenlemede, öncelikle temel kuralların açıklanması ve daha kolay anlaşılmasını temin etmek üzere örneklere yer verilmesi gerekmektedir. Oysa bu sirkülerde bir çok konu hakkındaki açıklamaların örnekle yapıldığı görülüyor. Örneğin kat karşılığı arsa teslimi gibi çok önemli ve yıllardır İdare ile mükellef arasında ihtilaflara neden olmuş bir konu sadece örnekle açıklanmıştır. Burada, arsanın müteahhide verilmesi ve karşılığında alman gayrimenkulun satılması işlemlerinin ayrı birer teslim . olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, böyle bir durumun oluşturacağı vergisel sonuçlar, teslim alınan gayrimenkulun alış bedelinin nasıl belirleneceği ile ilgili açıklamalar yapılmamıştır.
Sirkülerde verilen örnekte kat karşılığı alman gayrimenkuller yeni iktisap olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla iktisap tarihinin arsa karşılığında alınan gayrimenkulun tapuya tescil tarihi olması gerektiği belirtiliyor. Bakanlığın görüşü eskiden de bu yöndeydi. Ancak bu konuya ilişkin 2004 tarihli Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurul Kararı ‘nda, arsa üzerine gayrimenkul inşa edilmesinin servetin değerlendirilmesi, servetin biçim değiştirmesi anlamına geldiği, dolayısıyla arsa karşılığı alınan gayrimenkullerin alım tarihi olarak arsanın alım tarihinin dikkate alınması gerektiği belirtiliyor.
Vergi İdaresi kat karşılığı alınan gayrimenkulleri yeni bir edinim olarak kabul etmekle beraber ivazsız olarak alınan (örneğin miras yoluyla) arsanın müteahhide verilmesinden elde edilen gayrimenkullerin satışından sağlanan kazancın değer artış kazancı kapsamına girmediğini söylüyor. İvazsız olarak edinilen arsa ile ilgili olarak yukanda belirtilen Mahkeme kararma paralel olarak servetin biçim değiştirdiği anlayışının benimsendiği, iki ayrı teslim olarak kabul edilmediği görülüyor. Miras yoluyla edinilen arsanın üzerine yapılan gayrimenkuUeri yeni iktisap olarak saymazken, ivazlı edinimlerde bu işlemi yeni iktisap olarak değerlendirmesi sirkülerdeki çelişkiyi gözler önüne sermektedir.
M.Fatih Köprü/Ekonomist
İyi Komşu, Evi Daha Yüksek Fiyata Sattırabiliyor!
Son yıllarda adı duyulmaya başlayan ‘Gayrimenkul değerleme’, tüketicilerin hayatlarındaki en önemli yatırım olarak gördükleri gayrimenkullerini daha doğru seçmelerini sağlıyor…
Gayrimenkul değerlemede bir çok kritere bakılarak tespit işlemleri gerçekleştirilirken, Türk tüketicilerin bu konuda farklı talepleri de olabiliyor. Gayrimenkul değerleme başvuranlardan, ‘komşularım nasıl olacak’ sorusu dahi geldiğini söyleyen Som Değerleme Genel Müdürü Nazan Özbaydar, “İyi veya kötü komşuların değere olumlu veya olumsuz etkisinin ölçülebilmesi, kişilere özel bir konu olması nedeniyle mümkün değil. Komşu faktörü değeri direki olarak etkileyen faktörler arasına girmiyor. Ancak kişilerin satın alma veya elden çıkarma kararlarında çok önemli bir etken. Komşusundan memnun olmayan kişi değerinin altına bile evini satabiliyor. Tam tersi şekilde, komşuluk için değerinden fazlaya satın alanlar da çıkabiliyor” dedi.
Kriterler 3 gruba ayrılıyor
Gayrimenkul değerleme esnasında bir çok kriter göz önünde bulunduruluyor. Gayrimenkullerin değerini etkileyen kriterler, gayrimenkulun bulunduğu bölgedeki alıcıların tercihlerine göre çeşitlilik göstermekle birlikte yasal unsurlar, lokasyon unsurları, fiziksel unsurlar olmak üzere üç ana grupta toplanıyor. Yasal unsurlar, imar durumu, kat irtifakının olması veya olmaması, yapının yasal olması veya olmaması, projesine uygun olması veya olmaması, iskan belgesi (yapı kullanma izin belgesi) olması veya olmaması, kat mülkiyetinin olması/olmaması, kamulaştırma şerhi olması, tedbir, haciz olması, kira şerhleri, hisseli olması, aidat ve genel giderler, vergi borcu olması vb. olarak sıralanıyor. Ulaşım kolaylığı veya güçlüğü, toplu ulaşım alternatifleri, şehir merkezine mesafe, köşe parsel olması, gürültü kaynaklarına yakınlığı, sanayi alanlarına yakınlığı, çevresindeki yapı kalitesi, çevresindeki halkın ait olduğu gelir grubunun niteliği, alışveriş merkezlerine yakın olması, eğitim, sağlık, kültür gibi tesislere yakın olması, bina yaşı, arsa büyüklüğü, arsa payı, manzarasının durumu, yönü, aydınlanma durumu, mahremiyet, iç mekan özellikleri, inşaat kalitesi, asansörü, ara kat, bodrum kat, çatı katı olması, bakımlılık durumu, nem durumu, banyo, balkon sayısı, otopark durumu fiziksel unsurları oluşturuyor.
İşyerine yakın ev
İnsanların ev alma alışkanlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Som Değerleme Genel Müdürü Nazan Özbaydar, şunları söyledi: “Kişilerin özel sebeplerle çoğunluğun verdiği bedellerden daha yüksek bedellere katlandıkları da özellikle konut satın alırken sıklıkla görülüyor. Bebeğine bakan anneye yakın olan bir evi satın alırken, iş yerine çok yakın bir evi satın alıyor. Çocuğunun gittiği kreşe veya okula yakın bir evi satın alırken ya da çok yakın bir arkadaşın olduğu muhitte ev satın alırken, kişiler olduğundan biraz daha yüksek bedellere katlanmaktan kaçınmıyor. Bunun yanı sıra, birlikte yaşam kurallarını hiçe sayarak, başkalarının hak ve hürriyetlerine zarar veren, olur olmaz zamanlarda gürültü yapan, huzursuzluk yaratan, binanın genel giderlerine karışmayan, ortak çıkarlara gereksiz muhalefet eden, binanın genel yaşam kurallarına uymayan, binadaki diğer sakinlerin haklarını ihlal eden komşular ise bir an önce evin elden çıkarılabilmesi için daha düşük bedellere razı olunmasına sebep olabiliyor.”
82 değerleme şirketi faaliyet gösteriyor
Bireysel ya da kurumsal yatırımcılar, gayrimenkul yatırımı konusunda değerleme hizmeti almak için değerleme şirketlerine tapu belgesi ile başvurabiliyorlar. Uzmanlar, resmi kurum incelemelerini tamamladıktan sonra gayrimenkulu fiziksel olarak inceliyor. Gayrimenkul üzerinde herhangi bir yasal kısıtlama olup olmadığını, varsa bunların satışa engel olup olmadığım, gayrimenkulun gerekli izin ve ruhsatlara sahip olup olmadığını, gayrimenkulun bulunduğu yerin imar planlarındaki fonksiyonları, gayrimenkulun arsa payı, ortak alanları ve bunların hak sahipliği gibi pek çok farklı kriteri detaylı olarak inceleniyor. Bu incelemeler sonrasında da o gayrimenkule ilişkin bir değerleme raporu hazırlanıyor. Mülkün niteliğine, çalışma süresi ve projede çalışacak uzman sayısına göre hizmet bedelleri değişiklik gösteriyor. Daire değerleme raporu söz konusu ortalama 400 TL gibi bir ücret almıyor. Türkiye’de şu anda yaklaşık 1.600 lisanslı uzman bulunuyor. SPK tarafından yetkilendirilmiş 82 değerleme şirketi faaliyet gösteriyor.
Riskler minimuma indirilebilir
Tüketicilerin gayrimenkul yatırımı yaparken kendilerini güvenceye aldıklarım söyleyen Özbaydar şunları söyledi: “Gayrimenkul yatırımlarında sürecin çok iyi gözden geçirilmesi ve karar verilmesi gerekiyor. Bireysel yatırımcıların sadece güvenli olduğu kabulü ile yıllarca biriktirdiği parayı hiçbir inceleme yapmadan sezgisel olarak gayrimenkule yatırmaları maddi ve manevi kayıplar yaratabiliyor. Yıllarca yapmış olduğu birikimi bir anda yanabilir. Bunun için önce iyi düşünüp karar verilemli. Bu riskler araştırmalar yapılarak minimuma indirilebilir. Gayrimenkul yatırımında, en büyük riskler konum tespitinin doğru yapılmamasından, imar durumu ve tapu kayıtlarının incelenmemesinden kaynaklanıyor” dedi.
Güncel imar durumuna bakılmalı
İmarla ilgili incelemelerde de iki önemli nokta olduğunu dile getiren Nazan Özbaydar, “Güncel imar durumunun tespiti ve imar arşiv dosyasının incelenmesi dikkat edilmesi gereken konular. Güncel imar durumu, parsel üzerinde herhangi bir yapı mevcut değilse veya parsel üzerindeki yapı yıkıldığında yerine kaç katlı, ne amaçlı, ne büyüklükte bir yapı yapılabileceğini gösterir. Üzerinde bir apartman bulunan parselin imar plam koşullarının değişmiş olma ihtimali söz konusu olabilir. Projesine uygun olmayan imalatlar nedeni ile, bina için yapı tatil tutanağı düzenlenmiş olması, inşaat aşamasında yasal sürelere uyulmadığı için ruhsatsız sayılması gibi birçok risk, gayrimenkule takdir edilen değeri ve “satılabilir” kararını etkiler” dedi.
HÜRRİYET
Apartman ve Site Görevlilerinin Ücreti Vergilendirilir Mi?
Dr. Ahmet Kavak, Dünya gazetesinde bugün yayımlanan makalesinde, “Apartman ve site yönetimlerince istihdam edilen güvenlik görevlisi ve bekçi ücretlerinin vergilendirilmesi gerekli midir?” tartışmasını kaleme aldı… İşte o yazı…
“Apartman ve site yönetimlerince kapıcı, bahçıvan, kaloriferci, temizlikçi, güvenlik görevlisi ve bekçi gibi adlarla çeşitli personel/hizmet erbabı istihdam edilmekte olup, bu personelden bekçi ve güvenlik görevlilerine ödenen ücretlerin vergilendirilmesi gerekli olup olmadığı konusu bu yazımızda ele alınarak incelenmiştir.
İşveren, hizmet erbabı ve ücret
A. İşveren: Hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları doğrultusunda çalıştıran gerçek kişi ve tüzel kişilerdir.
B. Hizmet erbabı: İşverene tabi ve belli bir iş yerinde çalışan gerçek kişilerdir.
C. Ücret: Hizmet erbabına hizmeti karşılığında verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerin toplamıdır.
Bu cümleden olarak hizmet erbabına yapılan ödemenin; ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak koşulu ile kazancın belli bir yüzdesi olarak belirlenmiş olması halinde de yapılan bu ödemeler ücret olarak değerlendirilecektir.
Ücretlerin vergilendirilmesi
Hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri genel olarak, işverenler tarafından ücretin ödemesi sırasında tevkif (kaynakta kesinti) yolu ile vergilendirilirler.
Dolayısıyla Gelir Vergisi Kanunu’nun 94′üncü maddesinde belirtildiği üzere; kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabi esasına göre tespit eden çiftçiler; hizmet erbabına yaptıkları ve yukarıda belirtilen ücret ödemeleri üzerinden aynı kanunun 103′üncü maddesinde yer verilen tarife üzerinden gelir vergisi kesintisi yapmak zorundadırlar.
Tevkif yolu ile vergilendirilmeyen ücretler ise, hizmet erbabı tarafından, ücretin elde edildiği takvim yılını takip eden yılın mart ayının 1-25′inci günü akşamına kadar verilen yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilerek vergilendirilir.
Hangi ücretler gelir vergisinden istisna edilmiştir
Gelir Vergisi Kanunu’nun 23′üncü maddesinde 15 bent halinde sayılan ücretlerin gelir vergisinden istisna edildiği hükme bağlanmış ve konumuzla ilgili ücret istisnası ise, adı geçen bu maddenin 6′ncı bendinde; “Hizmetçilerin ücretleri (Hizmetçiler özel fertler tarafından evlerde, bahçelerde, apartmanlarda ve ticaret mahalli olmayan sair yerlerde orta hizmetçiliği, süt ninelik, dadılık, bahçıvanlık, kapıcılık gibi özel hizmetlerde çalıştırılanlaradır.) (Mürebbiyelere ödenen ücretler istisna kapsamında değildir.) şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Bu cümleden olarak, 23′üncü maddenin 6′ıncı bendinde yer alan hizmetçilerin ücretleri gelir vergisinden istisna edilmiş ve parantez içi hükmü ile de “hizmetçi” ifadesinden kimlerin kastedildiği belirtilmiştir. Buna göre; mürebbiyeler dışında kalan ve özel fertler tarafından evlerde, bahçelerde, apartmanlarda ve ticaret mahalli olmayan sair yerlerde orta hizmetçiliği, süt ninelik, dadılık, kapıcılık gibi özel hizmetlerde çalışanların . hizmetçi kapsamında olduğu belirtilmiştir.
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus kanun koyucunun hizmetçileri tek tek saymak yerine “gibi” edatıyla sayılanlara benzer nitelikteki özel hizmetlerde çalışanların da, başka bir koşul aramaksızın, hizmetçi statüsünde kabul edileceği ve ücretlerinin gelir vergisinden istisna edilmesi gerektiğidir.
Buna göre apartman ve site yönetimleri tarafından istihdam edilen güvenlik görevlisi ve bekçilerin yukarıda açıklanan yasa hükmü uyarınca hizmetçi statüsünde olduğu ve kendilerine bu sıfatlarından dolayı yapılan ücret ödemelerinin gelir vergisinden istisna edilmesi gerektiği tartışılmayacak kadar açıktır.
Kaldı ki konuya ilişkin olarak vergi idaresi ta¬rafından muhtelif tarihlerde verilen görüşlerde bunu teyit eder mahiyettedir. (20.02.1995 tarih ve B.07.0.GEL0.42/4214, 20.06.1997 tarih ve B.07.0.GEL0.42/420541-26047, 04.12.1997 tarih ve B.07.0.GEL0.42/4205-46,10.01.2003 tarih ve B.07.4.DEF.0.34.11. GEL-23/6-9207-736, 07.01.2005 tarih ve B.07.0.GEL0.42/ 4213-1897-761, sayılı özelgeler.)
Hemen belirtelim ki, vergi idaresi 18.01.2007 tarih ve B.07.4.GİB.0.34.11/GVK-23/6-13280 sayılı özelgesınde ise; 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’da belirtilen yetkilere haiz özel güvenlik görevlilerinin ve 08.06.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.34. 16.01-GVK-23-593/18471 sayılı özelgelerinde ise sitede çalışan güvenlik personelinin “hizmetçi” kapsamında değerlendirilemeyeceği ifade edilerek bunlara yapılan ücret ödemelerinin gelir vergisinden istisna olmadığı ve site yönetimlerince tevkif yolu ile vergilendirilmesi gerektiği açıklanmıştır.
Bu görüşlere katılmak iki nedenle mümkün değildir.
Birinci neden ticari mahallerde olmamak kaydı ile özel hizmetlerde çalışanların vasıfsız olmasının koşul olarak yasada yer verilmeyişidir. Dolayısıyla ücret istisna vasıflı/vasıfsız ayrımı yapılamaz sadece özel hizmetlerde çalışması yeterlidir. (Maden mühendisleri vasıflı olmalarına rağmen toprak altında geçen zamana ilişkin ücretleri gelir vergisinden istisna edilmiştir.)
İkinci nedene gelince, site yönetimlerinin vergi tevkifatı yapmaları mümkün değildir. Zira yukarıda belirtildiği üzere Gelir Vergisi Kanunu’nun 94′üncü maddesinde gelir vergisi tevkifatının kimler tarafından yapılacağı tek tek sayılmış ve site yönetimlerine bu sayılanlar arasında yer verilmemiştir. Bu konuda idarenin yaklaşımı site yönetimlerinin adı geçen maddede yer verilen “sair kurumlar” olarak değerlendirilmesinin de mümkün olmadığı Danıştay 4′üncü Dairesi’nce muhtelif tarihlerde verilen (15.04. 1999 T. E.1998/2155, K.1999/1440 sayılı, 20.01.2000 T. E.1999/1368, K.2000/133 sayılı, 11.04.2000 T. E. 1999/4131, K.2000/1393 sayılı) kararlarından anlaşılmaktadır.
Sonuç ,
Yukarıda etraflıca açıklandığı üzere apartman ve site yönetimleri tarafından, ticari mahaller dışında, özel hizmetlerde bekçi ve güvenlik görevlisi olarak istihdam edilen personele verilen ücretler gelir vergisinden istisna edilmiş olup, tevkif yolu ile vergilendirilmesi söz konusu değildir.”
Dr. Ahmet Kavak / DÜNYA
Kuru Mülkiyet Sahibi Kişiler Kira veya Ecrimisil Talep Edemez!
Posta gazetesi yazarı Tamer Heper, babasının vefatından sonra miras kalacak dairenin kuru mülkiyetini ve kira durumunu soran okuyucusu ile sitenin etrafına duvar örülmesi kararının iptal edilmesini soran okurunun sorularını cevaplıyor
İşte o yazı;
İntifa hakkı sahibi kim?
Baba bir anne ayrı iki kardeşim var, annem hayatta babamız vefat etti, kuru mülkiyet bir daire bıraktı. Babamın hastalığında ona ben baktım, bir gün ablam bir başka gün de ağabeyim babam hayattayken hisselerini bana bırakacaklarını söylemişlerdi ama resmi bir belge yoktu. Babamın ölümünden sonra bu hisse devrini yapmadılar. Şimdi biz babamdan kalan bu evde otursak bizden kira alırlar mı? Alırlarsa ne oranda alırlar? t G.Y.
Okuyucumun mektubu o kadar uzun ki ben ancak bu kadar özetleyebildim. Okuyucularıma bu vesile ile çok ama çok uzun yazmamalarını hatırlatmakta yarar görüyorum. Uzun yazı bazı sıkıntılara da yol açıyor. Örneğin okuyucum bu kadar uzun yazmış ama esaslı bir noktayı açıklamayı ihmal etmiş. Diyor ki babamdan kuru mülkiyet bir daire kaldı. Sonra da kardeşleri ile olan ihtilafa giriyor, iyi ama burada aslolan husus şu:
Kuru mülkiyete sahip babanız vefat etti, sizlere birer hisse kuru mülkiyet kaldı. Peki intifa hakkı kimde? Zira bu dairede oturduğunuz sürece size muhatap olacak olan kişi sizinle birlikte kuru mülkiyete sahip olacak olan kardeşleriniz değil, size muhatap intifa hakkı sahibi. Siz bu intifa hakkı sahibinin de ölümünden sonra ancak hisseli ama tam malik olacaksınız. Bugün için kuru mülkiyet sahibi kişiler zaten sizden kira (veya ecrimisil) talep edemez. Sizden talepte bulunacak kişi intifa hakkı sahibidir ve dairenin tamamı üzerinde intifa hakkı varsa tamamına isabet edecek miktarda ecrimisil (kiraya eşdeğer tazminat) talep edecektir. Kardeşlerinizin kira veya ecrimisil talebi ise intifa hakkı sahibinin ölümünden sonra söz konusu olacaktır.
Bu iş bitmiş
Sitemizin çevresine, mevcut toprak kaymasının önlenmesi ve tehlikeli eğimden çocukların korunması için duvar örülmesi gerekiyordu. 58 bağımsız bölümlü sitemizde 34 kat malikinin iştiraki ile toplantı yapıldı ve tüm kat maliklerinin oyu ile bu konuda yönetim kuruluna yetki verildi. Yönetim kurulu yaptığı etüd sonuçlarını Mart 2011′de yaptığı toplantıda açıkladı ve yine ittifakla kabul gördü. İhale için Eylül 2011′de yapılan toplantıda teklife 18 evet 9 hayır oyu çıktı. Bu 9 hayır oyu sahibi şimdi bu konuda yeniden toplantı yapılmasını istiyor. Bu karar iptal olur mu? Bu toplantıyı yapmak mecburi mi? • S.K.
Kat mülkiyetinde bazı kararlar var ki özel nisap ister. Yönetici seçimi, çok masraflı ve lüks giderler bunlara örnektir. Bunun dışındakiler için toplantıya katılanların çoğunluğunun oyu yeterlidir. Sizin bahsettiğiniz duvar masraflı olabilir ama lüks değildir zira sitenizde toprak kayması olması bu duvarı zaruri hale getiriyor. Bu nedenle alınmış bulunan kararlar geçerlidir. Yönetim kurulu bu kararları uygulamakta tereddüt etmemeli, hatta kendisine verilmiş bir görev olarak mecburi addetmelidir. Zira kanunda yönetim kuruluna verilmiş görevler arasında kat malikleri kurulu kararını yerine getirmek vardır. Şayet bu 9 muhalif alınan karann iptalini isteyecekse, karardan itibaren 30 gün içinde dava açması gerekirdi. Bu dava açılmamış, zira son toplantı Eylül ayında yapılmış. Demek ki dava süresi geçti. Gelelim yeniden toplanma talebine. Kat maliklerinin üçte birinin toplantı talep etmesi halinde bu toplantı yapılır. Sizin sitede de toplantı talebinde bulunabileceklerin sayısı 20. Dolayısı ile 9 kişi toplantı talep edemeyecek. Eylül’den bu yana yaklaşık iki ay geçtiğine göre inşaata başlanılmış olması bile gerekiyor. Yani bu iş bitmiş.
Tamer Heper / POSTA
Vasiyetname Olmayınca Kira Geliri Nasıl Paylaşılır?
Babam 2007′de vefat etti. Babamdan kalan 3 dairenin birinde ben, eşim ve annem birlikte oturuyoruz. Diğer iki daire kirada, iki daireden aylık 850 lira kira alıyoruz. Kirayı üçe bölüp paylaşıyoruz. Bu iki daireden aldığımız kira geliri için beyanname vermemiz gerekli mi?
Soru: Babam 2007′de vefat etti. Babamdan kalan 3 dairenin birinde ben, eşim ve annem birlikte oturuyoruz. Diğer iki daire kirada, iki daireden aylık 850 lira kira alıyoruz. Kirayı üçe bölüp paylaşıyoruz. Bu iki daireden aldığımız kira geliri için beyanname vermemiz gerekli mi? • Özgür YAŞAR
Cevap: Özel bir vasiyetname yoksa, normal miras payına göre annenizin kira gelirinin yüzde 25′ini, kardeşiniz ve sizin de ayrı ayrı olmak üzere kira gelirinin yüzde 37.5′ini almanız gerekiyor. Bu durumda annenizin 2010 kira geliri olan 2550 lira, 2010 yılma ilişkin 2600 liralık konut kira geliri istisnası haddi altında kaldığından, annenizin beyanda bulunmasına gerek yok. Ancak sizin ve kardeşinizin 2010′da elde ettiği 3825 lira gelir, 2010 yılma ilişkin 2600 liralık konut kira geliri istisna haddinin üstünde olduğundan, kira gelirinizi 25 Mart 2011 mesai saati sonuna kadar beyan etmeniz gerekiyor. Beyandan çekinmenize gerek yok. Beyanname üstünde 3825 lira kiradan 2600 lira istisna düşecek, götürü gider usulünü tercih ederek kalan 1225 lira kiradan 306.25 lira götürü gider düştükten sonra kalan, 918.75 lira üstünden yüzde 15 oranında hesaplanan 137.81 lira Gelir Vergisi’ni Mart ve Temmuz 2011′de olmak üzere iki eşit taksitte (ayrı ayrı) ödeyeceksiniz
Posta/ Ekrem Sarısu
Dairemi Nasıl İşyeri Yapabilirim?
Mesken olarak kullanılan bir konutun işyerine dönüştürülmesi öncelikle belediyenin bölgedeki imar planlarının buna izin vermesine bağlıdır
Sefer Gündeş-Ankara: Cadde üzerindeki bir apartmanda zemin kat bir dairemiz var. Ama çevremizdeki zemin kat dairelerin çoğu işyeri olarak kullanılıyor. Acaba biz de oturduğumuz daireyi işyeri yapabilir miyiz?
Mesken olarak kullanılan bir konutun işyerine dönüştürülmesi öncelikle belediyenin bölgedeki imar planlarının buna izin vermesine bağlıdır. Eğer izin veriyor ise proje tadilatı işlemini başlatılabilir. Tapu sicil müdürlüğünden röperli kroki, çap ve tapunuzu ve ilgili belediyeden imar durumu belgesini aldıktan sonra projelerinizi yaptırabilirsiniz. Daha sonra da projeler ve belediyenin sizden isteyeceği ilgili belgelerle birlikte tadilat ruhsatı için müracaat etmek zorundasınız. Bu arada belediyeye vermeniz gereken bir belge daha var. Komşuluk ilişkilerini düzenleyen Kat Mülkiyeti Yasası’na göre konutunuzu işyerine çevirmek istediğiniz daireniz için apartmanınızdaki bağımsız bölüm sahibi tüm komşularınızdan izin almak zorundasınız. Bu konuda Kat Mülkiyeti Yasası ne diyor hemen ona bakalım: “Ana gayrimenkulün, kütükte mesken olarak gösterilen bağımsız bir bölümünde sinema, tiyatro, kahvehane, gazino, pavyon, bar, kulüp, dans salonu ve emsali gibi eğlence ve toplantı yerleri ve fırın, lokanta, pastane, süthane gibi gıda ve beslenme yerleri ve imalathane, boyahane, basımevi, dükkân, galeri ve çarşı gibi yerler, ancak kat malikleri kurulunun oybirliği ile vereceği kararla açılabilir. Bu karar yöneticinin veya kat maliklerinden birinin istemi üzerine bütün bağımsız bölümlerin kat mülkiyeti kütüğündeki sahifelerine şerh verilir.” Kat mülkiyetli ya da kat irtifaklı tapunuz varsa yukarıda açıklamaya çalıştığım şekilde bu değişikliği yapar, ruhsatınızı alır ve tapu kütüğüne de bu değişikliği kayıt ettirip dairenizi işyerine dönüştürebilirsiniz. Kat mülkiyetli ya da kat irtifaklı tapunuz yoksa bu mümkün değil. Ancak apartmanın tamamı size ait ise Belediyeden alacağınız tadilat ruhsatı ile yapabilirsiniz.
Ayşegül Sadıkoğlu-Tekirdağ Kiracı olarak üç yıldan beri bir dairede ikamet etmekteyim. Ev sahibi kira artırımı istiyor. Görüşmede anlaşamayınca bana bir ihtarname göndermiş. Kiramı her ay düzenli ödemekteyim. Apartmandaki diğer kiralarla karşılaştırıldığında benim ödediğim kira oldukça iyi, ne yapmam gerekir?
Son yıllarda enflasyon oranının düşük çıkması ile kira artırımlarında farklı sorunlar karşımıza çıkmakta. Kira artış oranları her yıl aylara göre belirleniyor. Daha önceki yıllarda kiralanmış evlerin kira artış oranı ve kira bedeli, Türkiye İstatistik Kurumunca( TÜİK) artışın yapılacağı ayda yayımlanan ÜFE’deki(Üretici Fiyatları Endeksi) oranın, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde değişim oranı oranını geçmeyecek şekilde artırılır. Ancak söz konusu oranın kiralamanın yenileneceği ayda negatif çıkması halinde kira bedelinde herhangi bir değişiklik yapılmayacaktır. Ev sahibinizle yapmış olduğunuz kira kontratı her yıl yenileniyorsa ve kira artış oranı belirtilmişse kontratta yazanlara uymanız gerekir. Bir yıllık yapılmış ve üç yıldan bu yana herhangi bir sorun olmaksızın kontratınız yenileniyor ise yukarıda açıkladığım şekilde artışa gidebilirsiniz. Kira kontratı ve ihtarname ile ilgili bilgi verilmemiş. Bununla birlikte KİRA TESPİT DAVASI da açabilirsiniz. Kiralananın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesine veya sözleşme ile belirlenen yer mahkemesi var ise bu mahkemede davayı açabilirsiniz. Dava sonucunda da kiracı olarak kullandığınız dairenin kirası tespit edilmiş olacaktır.
NÜSA UĞUR/Sabah Emlak
Evinizin Gerçek Değeri Nedir?
Ev veya daire, dükkân gibi mülklerin değerinin tespitinde en yoğun olarak kullanılan yöntem, ‘emsallerin karşılaştırılması’metodudur
Geçen ay yayımlanan sayıda, bir gayrimenkul alırken dikkat edilmesi gereken hususları sizlerle paylaştım. Gayrimenkul ile ilgili bazı hak ve mükellefiyetlerden bahsettim. Tapusuyla, çevresiyle, yolu, ulaşımıyla, çarşısı pazarıyla ilgili söylediğimiz bütün özellikler, gayrimenkulun değerini etkileyen faktörlerdir. Çünkü, değer, bir evin sadece mülkiyeti değil, mülkiyete bağlı hak, fayda ve mükellefiyetlerden oluşan bir haklar demetidir. Örneğin, Mecidiyeköy Gülbağ’da hisse tapulu bir daire 120 bin TL civarında iken, merkeze doğru daha eski, daha küçük kat mülkiyetli, bir daireyi 200 bin TL’den daha aşağı alamazsınız. Bu örnekte, mülkiyet hakkının çeşidi, fiyatı direkt olarak etkilemektedir. Aynı şekilde bir evin garajı, müştemilatı, kömürlük, depo gibi eklentileri varsa ve bunlar tapuda görünüyorsa, değer bu eklentilerin olmadığı aynı özellikte bir daireye göre daha yüksek olacaktır.
NASIL TESPİT EDİLİR?
Ev veya daire, dükkân gibi mülklerin değerinin tespitinde en yoğun olarak kullanılan yöntem, ‘emsallerin karşılaştırılması’
metodudur. Burada, mülkün yakın çevresinde, yakın zamanlarda satılmış, benzer veya aynı özellikler gösteren emsalleri tespit ederek, aşağı yukarı bir kanaat oluşturabiliriz. Fakat tapu durumu, eklentiler, aynı büyüklükte bile olsa binanın yaşı, bulunduğu kat, kalorifer, asansör, hidrofor, otopark, güvenlik gibi hususlar araştırılmalı ve kıyaslama bu kriterler de göz önüne alınmak suretiyle yapılmalıdır. Unutulmamalıdır ki, iki mülk aynı sokakta olsa ve aynı özellikleri bile taşısa, herhangi bir detaydan ötürü değerleri değişkenlik gösterebilir.
YAPILAN YANLIŞLAR
Yapılan en büyük yanlışın başında kulaktan dolma bilgilerle, konu komşuya sorarak bedel tespit etmek geliyor.
Bir de “Benim şu kadar borcum var; bundan aşağı olmaz”, “Biz üç kişiyiz; hiç olmazsa adam başı 100 bin TL alalım” şeklinde, kişilerin ihtiyaçları doğrultusunda oluşturdukları talepler piyasa koşullarına uymayan sağlıksız yaklaşımlardır.
En çok gördüğümüz yanlış ise, “Geçen sene bu fiyata vermedim; bundan aşağısı olmaz”, “Bu ev bu fiyatı gördü; vermedik” gibi yanlış saplantılara girmektedir. Bir evin belirli zamanlarda bir fiyat görmüş olması veya bir rakam telaffuz edilmiş olması, o evin gerçek ve değişmez değerinin o miktar olduğu anlamına gelmez. Çünkü değer yıldan yıla, aydan aya, hatta günden güne bile değişebilir.Herkesin gönlüne göre bir ev sahibi olması dileklerimle.
Nizameddin Aşa/Habertürk
Evinizi Boyarken Bilmeniz Gerekenler!
Evinizi boyatırken ya da kendiniz boyarken çok daha kolay ve başarılı sonuçlar elde etmek istiyorsanız, Home Art dergisinin derlediği ipuçlarına bir göz atın…
BOYA VE RENK TÜYOLARI
Boya uygulamalarında düzensiz kuruma ve yayılma olmaması için boyama boyunca kapı ve pencere kapalı tutun.
İlk defa kullanılacak fırça ve ruloların yüzeyde tüy bırakmaması için, uygulama öncesi su ile yıkayın.
Parlak yerler zımparalanmalıdır. Aksi takdirde parlak yerler boya tutmayacak ve soyulma problemleri yaşanacaktır.
Boya uygulamasında daima aynı sistemde ve aynı markaya ait ürünler kullanmaya dikkat edin.
Bütün boyaları, önce boya türüne uygun bir karıştırıcı ile karıştırın.
Boyama işlemini ince katlar halinde yapın.
Boyayı ambalaj üzerinde belirtilen inceltme oranından daha fazla inceltmeyin.
Artan boyayı tekrar kullanabilmek için boyaya yüzeyini örtecek kadar kendi incelticisinden ilave edin ve karıştırmadan ağzını kapatıp serin yerde saklayın.
İç ve dış cephe boya uygulamaları sırasında ortam ve yüzey sıcaklığı 5 ile 35 derece arasında olmalı. Dış cephe uygulamaları ise direkt güneş ışığı altında, rüzgarlı veya yağışlı havalarda yapılmamalı.
Koyu renk geniş mekanları olduğundan dar, açık renkler ise geniş gösterir. Ayrıca tavanın, duvara göre daha açık bir renk olması, daha yüksek ve ferah görünmesini sağlar.
RENKLERİ ÖNCEDEN BELİRLEYİN
Mekanınızda kullanacağınız döşemelik ve perdelik kumaşlarınızı mutlaka önceden seçmiş olun.
Seçmiş olduğunuz kumaşın içinden siyah, beyaz, gri ve bej dışında iki ya da üç renk seçin ve ardından mekanınızın ne kadar cesur olmasını istiyorsanız, o kadar canlı bir tonu ana renginiz olarak belirleyin. Sakin, rahatlatıcı bir mekan istiyorsanız, en doğal tonu seçin.
Ana renginiz odanızın geneline hakim olmalı. Bu rengi duvarlarda kullanmalısınız. İkinci renginiz ise orta bir ton olmalı; örneğin, koltuklarda ve halılarda bulunmalı. Geriye kalan en koyu tonu ise vurgulamak istediğiniz alanlarda az miktarda kullanın.
SON TRENDLER DOĞADAN YANA
İç cephe dekorasyonundaki renk trendlerine baktığımızda doğanın renklerinin modern renkler ile birleştirildiğini görüyoruz. Doğadan gelen renkler daha sadeyken, modern renkler ise daha canlı ve koyu… Örneğin kahverengi ve yeşil ile birlikte mavi, sarı ve mor kullanılabilir. Bu yıl açık sarının enerjisinin yeşilin sakinliği ile birleşmesi ön planda olacak. Asaletin rengi olan mor ve lavanta da 2010 yılında ön plana çıkan renkler arasında. Dekorasyonda kendine özgü cazibesi ile diğer renklerden ayrışan mor; sarı, turuncu ve metalik renklerle uyum gösteriyor.
BOYA VE ZEMİN UYUMU
FINDIK ZEMİN
Eğer zemininiz fındık rengi ise, duvarlarınızda açık yeşil ve uçuk sarı tonlarını kullanabilirsiniz. Birbiriyle uyumlu renkler olan sarı ve yeşil tonları, açık renk ahşapla birleşince aydınlık ve ferah bir ortam yaratacaktır.
KESTANE ZEMİN
Eflatun ve mavi tonları birçok evde tercih edilen kestane tonlarındaki zemin rengine uygun bir seçim olabilir.
VENGE
Venge’nin kasvetli etkisini yumuşatmak için, ortama sıcaklık katacak renkler kulla nabilirsiniz. Açık gül kurusu ideal seçim.
ANTİK MEŞE ZEMİN
Meşe, yeşilin bir tonu olduğundan, yeşile uygun bir ton ile kullanılmalıdır. Çok uçuk sarı da bu nedenle meşe zeminler için doğru bir tercih olabilir.
Sabah
Ev Boyarken Dikkat: Renkler Duygusallığı Tetikliyor!
Evlerimizde kullandığımız renkler, tamamen olmasa bile çoğunlukla iç dünyamızın konutumuza direkt bir yansıması oluyor. Bazı tüketicilerin ev boyatmalarında mevsimler etkili olurken, ‘ bazıları ise kişiliklerini, ruh hallerini yansıtan renkleri tercih ediyor
Konutun büyüklüğü ya da küçüklüğü, oda sayısı, müstakil bina veya apartman olması, sıcak ya da soğuk iklimli bölgede yer alması, yeniliği veya eskiliği ve mimarisine kadar birçok özellik renk tercihlerinde etkili olan diğer unsurlar arasında yer alıyor. Ancak en önemlisi etken, evin içerisinde yaşayanların zevkleri oluyor. Kişinin yaşadığı yerin rengi, aynı zamanda o kişinin zevki ve iç dünyası hakkında bilgi veriyor. Ayrıca her rengin psikolojik açıdan olumlu ve olumsuz yönleri de bulunuyor.
Her renk farklı etki yaratıyor
Her renk ayrı bir etki yaratırken örneğin turuncu yaratıcı zekayı, mor ise duygusallığı tetikliyor. Mavi renk mekanda sakinlik yaratırken, yeşil ise sakinleştirici etkisiyle biliniyor. Sarı renk genellikle tercih edilemezken, gözü yoran ve sinirlendiren bir renk olarak dikkat çekiyor. Çok sevilen ancak evlerde pek tercih edilmeyen kırmızı renk ise adrenalini uyana etki bırakıyor.,
İnşaatlar da etkiliyor
2010 yılını iyi bir büyüme oranı ile kapatan boya sektörünün gelişimi etkileyen bir diğer unsur ise konut projeleri oluyor. Türkiye’deki lokomotif sektörlerden birisi olan gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin de peş peşe yeni konut projelerini devreye sokması, boya sektörünün de gelişmesini sağlıyor. Ancak yine de boya sektörünün en büyük gelir kaynağı yenilemeler oluyor. Sektörün yüzde 80′ini yenilemeler oluştururken, konut projelerinin oram yüzde 20′de kalıyor. Ancak bu oranın hem devreye girecek olan yeni projeler hem de planlanan kentsel dönüşümün tam anlamıyla başlaması üe daha da artması bekleniyor.
Hangi renk, hangi etkiyi yaratıyor?
Evlerinde temizlik amaçlı boya yenileme 3-4 yılda bir oluyor. Ancak daha çok değişen trendler ve genellikle evlerine düşkün kadınlar, duvarlarım rengini, mobilyalarına, evin güneş , alıp almamasına göre bile değiştirmeyi tercih ediyor. Türkiye’de dış cephe boya yenilemesi ise 10 yıl seviyesinde gerçekleşiyor. Türkiye’de kişi başı tüketim 6 kilogram olurken, Avrupa ülkelerinde bu rakam 20 kilograma kadar çıkabiliyor. Avrupalılar, boyayı dekorasyonun bir parçası olarak görüyor.
Mavi, mekanda sakinlik yaratır
Konutun içinde veya dışında mavi renk kullanılmışsa, o mekanda sakinlik, banş, sevgi, sonsuzluk, güven ve durgunluk ortamı vardır. Mavi popüler bir renktir. İştah kapatıcı özelliği nedeniyle çoğunlukla mutfaklarda kullanılmaz. Öte yandan, stres aücılığı dolayısıyla banyolarda sıkça kullanılır. Mavinin açık tonları huzuru ve sakinliği içerdiğinden yatak odaları için uygundur.
Sarı gözü yorar sinirlendirir
Kullanılan sarı renk, oldukça uyarıcıdır. Zıt bir renktir. Neşe ve sevecenliğin yanında aşırı sinirlilik hali yaratır. Ama mantık ve zekayı da içerir. Vücudun kimyasal yapısı ani değişikliler gösterebilir. Alçakgönüllük havası vermekle birlikte ilham kaynağı da olabilir. Gözü çok yorar ama dikkati artırır. Kışın sıcaklık hissi verir. Özellikle mutfaklarda kullanılan bir renktir. Parlaklık algılattığından rahat bir yaşamı simgeler. Genç odalarında da görülür.
Yeşil, sakinleştirir
Yeşil ortamlar ise genel olarak doğayı simgeler. Denge ve istikran da temsil eder. Arabulucu bir renktir. Cömertliği de ifade eder. Sakinleştirici etkisi vardır. Mutfaklarda, bazı ofislerde ve hastanelerde kullanılır. Gözleri rahatlatır. Yeşil renkli odalarda daha iyi dinlenilir. Ayrıca yeşilin dini anlamı da vardır.
Siyah, bazen iç karartır bazen de itibarı artırır
Siyah renkli yerler, genelde olumsuz bir hava yaratır. İç karartıcı, sıkıcı, bunalülı ve umutsuz bir hava verse de, özel dekorasyonlu yerlerde sıkça kullanılabilmektedir. Bazıları için kötülük rengi olarak bilinse de güç, dayanıklılık, itibar ve büyüklük imajı verir. Bu renk ayrıca zıt olgular için ortak kullanılabilir. Zeraf etin yanında kader ve yas anlamı da taşır.
Kırmızı, teşvik eder
Temel renklerin başmda gelen kırmızı ise en çok dikkat çekenler arasındadır. Genelde gençlere hitap eder. Coşku, sevgi, aşk, ateş, kan, şehvet, samimiyet, cinsellik, heyecan gibi duyguları açığa çıkarır. İçinde kinetik enerjiyi besler. Kan basıncı ve solunumun daha hızlı hareket etmesine etkendir. Aynı zamanda duygusaldır da. Çocuk ve genç odalan, mutfaklar ve genel mekanlarda kullanabilmektedir. Vurgulayıcıdır, teşvik eder. Bu özelliğinden dolayı mağazalarda da kullanılır. Salt kırmızı bir odada insan kendini huzursuz hissedebilir.
Turuncu, yaratıcılığı körükler
Hareketlilik ve enerjinin ön planda olduğu renklerden birisi de turuncudur. Çocuk odalarında sık kullandır. Yapıcı bir renktir. Mutluluk verir, iletişimi kuvvetlendirir, güven ve cesaret aşılar, yaratıcılığı ön plana çıkarır. Mutfaklarda görülür. Yeni yeni özel hastanelerde de kullanılmaya başlanılmıştır. İştahı kabartır. Cömertliği ifade eder. Sıcak bir renk olduğundan cazibesi kuvvetlidir. Mutlu ve güçlü bir kişiliğin odasında kullandığı renktir.
Mor, duygusallığın rengidir
Dekorasyonlarda kullanılan özel renklerden biridir mor. Hayalcidir, uçuktur. Zenginliği, lüks hayatı ifade eder. Romantizmle duygusallığın birleştiği renktir. Zarif olgular besler. Tutkuludur, asildir ve doğadaki nadir renklerden birisidir. Gösterişli bir havası olduğu için özel dizaynlarda kullandır. Aynca bu rengin açık tonlarına, hastane koridorlarında ve çalışma odalannda rastlanılabilir. Çünkü mor aynı zamanda kendine güveni ifade eder.
Kişi başı tüketim 6 kilogram
Tüketicilerin evlerinde temizlik amaçlı boya yenileme 3-4 yılda bir oluyor. Ancak daha çok değişen trendler ve genellikle evlerine düşkün kadınlar, duvarlarım rengini, mobilyalarına, evin güneş , alıp almamasına göre bile değiştirmeyi tercih ediyor. Türkiye’de dış cephe boya yenilemesi ise 10 yıl seviyesinde gerçekleşiyor. Türkiye’de kişi başı tüketim 6 kilogram olurken, Avrupa ülkelerinde bu rakam 20 kilograma kadar çıkabiliyor. Avrupalılar, boyayı dekorasyonun bir parçası olarak görüyor.
HÜRRİYET
2011′de 450 Bin Konut Satıldı!
2011′de ekonomideki soğutma çabaları ve kredi faizlerindeki yükselişe rağmen 450 bin konut satıldığı belirtiliyor. Yine aynı dönemde inşaat sektörü yüzde 10 büyüyerek, 1,91 milyon kişilik istihdam sayısı ile rekor kırdı
-Ekonominin lokomotif sektörlerinden gayrimenkul, 2011′de yüzde 10 büyüyerek, 1,9 milyon kişilik istihdam sayısı ile rekor kırdı. Konut fiyatları ve kiralarında ise enflasyona paralel olarak “sınırlı artış” kaydedildi. 2011 sonunda, 570-580 bin adet yapı ruhsatının verildiği, 450 bin adetlik konut satışının yapıldığı tahmin ediliyor. Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği’nden (GYODER) edinilen bilgiye göre, 2012′de inşaat-gayrimenkul sektöründe yüzde 5-6 oranında ılımlı büyüme, konut yapı ruhsatlarında ise yüzde 5-10 arasında bir artış öngörülüyor. GYODER Başkanı Işık Gökkaya daha önceki açıklamalarında, Türkiye’de 2011 yılında ekonomideki soğutma çabalarına, konut kredileri genişlemesinin kontrollü hedefine ve konut kredileri faizlerindeki yükselişe rağmen yeni konut projelerinin iştahını koruduğunu, konut satışlarının sürdüğünü, yeni markalı konutların arzının hızlandığını söylemişti.
Gökkaya, yeni konut başlangıçlarının sürdüğünü, alışveriş merkezi ve ofis alt pazarlarında büyümenin hızlandığını kaydederek, 2012 yılında beklenen konut talebi ve yeni konut arzları çerçevesinde konut fiyatlarında artışın sınırlı kalacağı yönünde görüş belirtti ve ekledi: “Konut arzı 2012 yılında yavaşlayarak sürecek.” Çalık Gayrimenkul Genel Müdürü Feyzullah Yetgin, 2012′de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yol haritasında en önemli yeri kentsel dönüşümün teşkil ettiğini, bunun son yaşanan depremlerle ivme kazandığını belirtti. Kentsel dönüşümün Türkiye’nin olmazsa olmaz gerçeği olduğuna işaret eden Yetgin, kentsel dönüşüm ve mütekabiliyet yasasının çıkacak olmasının Türkiye gayrimenkul sektörünü çok canlı tutacağını kaydetti. Yetgin, makroekonomik açıdan Türkiye’nin olumlu bir şekilde ayrıştığını, bundan sonra da kamu ve özel sektör yaklaşımı ile bunun aynen devam edeceğini ümit ettiğini vurguladı. Feyzullah Yetgin, şunları kaydetti: “Gayrimenkul sektöründe de özel projeler, kendini bu konuda ispat etmiş marka firmalar ve marka projeler ilgi görmeye devam edecek. Kriz dönemlerinde de bu tür projeler farklılaşıyor. 2012 ekonomide yüzde 4 büyüme beklentisi olan bir yıl. İnşaat sektöründe de yüzde 10-15 büyüme 2012 için öngörülebilir. Gayrimenkul sektörü GSMH’nın yüzde 30-40′ını oluşturan, 200′ün üzerinde alt sektörü etkileyen, istihdam yoğun bir sektör. Lokomotif bir sektör. Uzun yıllar da dönüşüm ihtiyacından dolayı lokomotif olmaya devam edecek.”
TOKİ İştiraki Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum da 2011 yılını belirledikleri hedeflerin üzerinde bir satışla gerçekleştirdiklerini, 10 bin konut satışı hedeflediklerini, 12 bin konuta ulaştıklarını ve bunun 2 milyar liranın üzerinde bir değer olduğunu belirtti. 2012 yılında yeni hazırlanan “afet yasası” ve “mütekabiliyet yasası” ile bu satışların çok daha üzerine çıkmayı hedeflediklerini ifade eden Kurum, TOKİ ile yeni projeler üretmeye devam ettiklerini, 2012 yılı 2011′den daha başarılı bir yıl olarak geçecek diye ümit ettiklerini kaydetti.
Zaman
Yüksek Sesli Evler İçin Dekorasyon Tüyoları!
Hürriyet yazarı Melda Narmanlı Çimen, “Yeni mevsimle birlikte ev yaşamının 24 saatlik döngümüzden aldığı pay artıyor. Eğlence ve sığınma mekanı olarak birbirini besleyen iki ana işleve odaklanan yaşam alanlarımız, kucağında farklı stil denemeleri taşıyor” diye yazdı
İşte o yazı;
“Senenin başından beri tüketici eğilimleriyle ilgili farklı uzmanlardan farklı başlıklarda konuşmalar dinleme fırsatım oldu. Onlar hangi sektörden ya da hangi müşteri profilinden bahsederlerse bahsetsinler, ben beynimin bir yanıyla sözlerinin dekorasyon tutkunları açısından nasıl yorumlanabileceğini tahmin etmeye çalıştım. Bütün notlarımı bir araya getirdiğimde, ev kavramının önümüzdeki dönemde iki temel işleve hizmet edeceğini söyleyebilirim. Bunların ilki “eğlenmek”, ikincisi ise “sığınmak”. Bir eğlence, davet ve sosyal yaşam alam olarak ev -özellikle de salon-, yalnızca ailenin değil, kalabalık arkadaş gruplarının eğlence merkezine, dans pistine dönüşüyor. “Benim evim” “bizim evimiz” olurken, dekorasyonda da bu havayı güçlendiren 70′lerin ve 80lerin retro formları, vintage tasarımlarla birlikte kullanılıyor. Renk skalasında zümrüt, yakut gibi değerli taşların ilham verdiği bir palet var.
Eğlencenin dozunu artırmak isterseniz, gökkuşağı etkisinin hükmettiği, fluoresan renklerin göz kamaştırdığı, sürrealist ve çocuksu tasarımların kullamldığı bir stile kayabilirsiniz. Bu tip evlerde enerji yüklü, renk yüklü, süslü dekorlar öngörüyor; parlak cilalar, yoğun grafik ve tipografik i kullanımlar, pleksiler ve reflektif malzemeler dikkat çekiyor. Aslında aynı kutlamaya podyumlarda da şahit oluyoruz. Renk bloklannm yoğun kullanımı, metalik efektler, halografik biçimler, iri desenler ve floral cümbüş bütün modaevlerinin ortak lisanı. Uluslararası moda dergilerinde “party girl”, “dancing queen” ve “danceathon” gibi başlıklar göze çarpıyor.
EVDE GEÇİRİLEN ZAMAN ARTIYOR
Eğlenme eyleminin tetiklediği bir alan daha var. Genç kuşağın kendini ifade etme ve iletişim kurma aracı olarak gördüğü internet ile ebeveynlerin ilgi alanı olan ev sineması ve karaoke sistemleri, yaşam alanlarının merkez noktalan olmaya başlıyor. Bu teknolojilerdeki yeni donanımlara uyum sağlayacak mobilyalar, bütün akıllı firmaların koleksiyonlarına dahil oluyor. Bilgisayar ve televizyon odaklı düzenlemeler için konfor, ergonomi ve fonksiyon kaygılı tasarımlar yaratılıyor.
Gelelim evin ikinci kimliğine, ilkine göre çok daha sakin ve gösterişsiz sayılabilecek bir renk ve doku skalasında, evimizin koruyucu bir sığınak, bir yuva, hatta bir koza görevine sahip olmasının altı çiziliyor. Renk paletinde beyazın her tonu, toz pasteller ve gümüş griler var. Trend uzmanı Vincent Gregoire yumurta kabuğundan yola çıkarak, bunlara “eggciting” renkler diyor. Geçmişimize daha sıkı bir düğüm atarak kendimizi daha güvende hissetmemizi sağlayan vintage mobilyalar, doğal formlar, yumuşak tekstürler de bu stilin anahtarları.
Sığınma ihtiyacında evin kalbine yerleşen mekan ise, bir terapi merkezi olarak konumlanan ve yavaş yavaş kişisel bir spa’ya dönüşen banyo. Bizi dışarıdaki ruhsal ve fiziksel stresten arındırarak enerji şarjı yapıyor; dijital kirlenmeden nasibini alan beynimizi sakinleştiriyor. Duyuları şımartan banyo ritüelleri için kokulu mumlar, aromatik yağlar ve kaim bornozlar önerilirken, ünlü tasarımcıların banyodaki yarışı bize farklı tasarımlar armağan ediyor.
Birbiriyle çelişkili gözükmesine rağmen, eğlenmek ve sığınmak aslında evde geçireceğimiz zamanın artacağına, evimizin sesinin yükseleceğine işaret ediyor; bu da Evcimen olarak bana daha fazla iş düşeceğinin göstergesi!”
Melda Narmanlı Çimen / HÜRRİYET
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bir gayrimenkul satışında gayrimenkulün satışında satış bedeli üzerinden değer artış kazancı hangi formüle göre hesaplanır ? Bu hesaplanan değer ile elde edilen gelir de yıllara göre ödenecek vergi tutarı nedir ?
*Not: Vergi dilimleri ve istisna tutarları her yılın başında Resmi Gazete'de yayımlanan Yeniden Değerleme Oranına göre Maliye Bakanlı...
-
T.C. ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ VE PLANLAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÇED VE PLAN İZLEME KONTROL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 8/8/2...

