1 Mart 2012 Perşembe

Ev İşçileri Dayanışma Sendikası Dernek Kurmaya Karar V”erdi!

Türkiye’de 2011 yılında temizlik-bakım işi için evlere giden 51 kadın öldü; 400 kadın taciz ve tecavüze uğradı. Ev işçisi kadınlar, kendi güvenliklerini sağlamak için sendikadan sonra dernek de kurmaya karar verdi. Ev İşçileri Dayanışma Sendikası (EVİD-SEN) Genel Başkan Gülhan Benli 2011 yılında 3 bin ‘ev işçisi’nin iş kazası geçirdiğini, 51 kadının öldüğünü, 400’e yakın kadının taciz ve tecavüze uğradığını açıkladı. Benli, “Kayıtdışılık işvereni daha pervasız hale getiriyor. Ayrıca aynı taksiciler gibi bizde de o kapı üstümüze kapandığında başınıza neler geleceğini bilemezsiniz. Daha geçenlerde bir arkadaşımız gittiği görüşmede kapı üstüne kilitlendi ve günlerce rehin tutularak tecavüze maruz kaldı. Sebebi bu kuralsız, kayıtdışı ortamda internetten iş bulup gitmesi” dedi. ‘Ev işçisiyiz, toz bezi değiliz’ sloganıyla yola çıkan ve kendilerini ‘ailenin bir ferdi’ değil ‘ev işçileri’ olarak nitelendiren ev kadınları, 6 ay önce kurdukları sendikada 20 bine yakın kişiyi buluşturmayı başarmıştı. ‘Devlet korumazsa biz kendimizi koruruz’ İzmir, Bodrum, Antalya, Muğla, Adana, Nevşehir ve Bursa’da kadınların yoğun ilgisiyle karşılaşan kadınlar şimdi bir de dernek aracılığıyla sendikaya üye olamayan yüz binlerce kadına ulaşmayı, hukuki statü kazanıp denetim yetkisine sahip olmayı hedefliyor. Devletin evlere çalışmaya giden kadınların güvenlikleri konusunda attığı adımların da yetersiz olduğunu vurgulayan Benli, “Kendi çözümümüzü ürettik” dedi, “Çünkü ilgili bakanlıklar çözüm bulana kadar pek çok arkadaşımızı kaybedeceğiz. Bu yüzden dernek kuracağız ve arkadaşlarımızın güvenilir kaynaklarla işe gitmesini sağlayacağız. Arkadaşımızı işe göndermeden önce kendimiz gidip göreceğiz.” Ancak daha ilk aşamada engelle karşılaşıldı. Benli “İlk kuruluş başvurumuzda İstanbul Emniyet Müdürlüğü Sendikalar Masası memurları, ev işçilerinin başvurusunu, yapılan işin kar amaçlı olmadığı gerekçesiyle kabul edemeyeceklerini söyledi. Ancak evrakları teslim almadık, işleme konması için yeniden sunduk. Bu şekilde ilk adımı attık. Amacımız; ev işçilerinin sorunları hakkında farkındalık yaratmak ve işçilere de maddi, yasal ve psikolojik destek vermek” dedi. EVİD-SEN Genel Başkanı Benli, ev işçilerinin haklarını düzenleyen uluslararası normlar bulunduğunu hatırlatarak Türkiye’nin bunlara uyum için taahhüt vermesi gerektiğini de vurguladı. (dha) Radikal

Ev İşçileri Dayanışma Sendikası Dernek Kurmaya Karar V”erdi!

Türkiye’de 2011 yılında temizlik-bakım işi için evlere giden 51 kadın öldü; 400 kadın taciz ve tecavüze uğradı. Ev işçisi kadınlar, kendi güvenliklerini sağlamak için sendikadan sonra dernek de kurmaya karar verdi. Ev İşçileri Dayanışma Sendikası (EVİD-SEN) Genel Başkan Gülhan Benli 2011 yılında 3 bin ‘ev işçisi’nin iş kazası geçirdiğini, 51 kadının öldüğünü, 400’e yakın kadının taciz ve tecavüze uğradığını açıkladı. Benli, “Kayıtdışılık işvereni daha pervasız hale getiriyor. Ayrıca aynı taksiciler gibi bizde de o kapı üstümüze kapandığında başınıza neler geleceğini bilemezsiniz. Daha geçenlerde bir arkadaşımız gittiği görüşmede kapı üstüne kilitlendi ve günlerce rehin tutularak tecavüze maruz kaldı. Sebebi bu kuralsız, kayıtdışı ortamda internetten iş bulup gitmesi” dedi. ‘Ev işçisiyiz, toz bezi değiliz’ sloganıyla yola çıkan ve kendilerini ‘ailenin bir ferdi’ değil ‘ev işçileri’ olarak nitelendiren ev kadınları, 6 ay önce kurdukları sendikada 20 bine yakın kişiyi buluşturmayı başarmıştı. ‘Devlet korumazsa biz kendimizi koruruz’ İzmir, Bodrum, Antalya, Muğla, Adana, Nevşehir ve Bursa’da kadınların yoğun ilgisiyle karşılaşan kadınlar şimdi bir de dernek aracılığıyla sendikaya üye olamayan yüz binlerce kadına ulaşmayı, hukuki statü kazanıp denetim yetkisine sahip olmayı hedefliyor. Devletin evlere çalışmaya giden kadınların güvenlikleri konusunda attığı adımların da yetersiz olduğunu vurgulayan Benli, “Kendi çözümümüzü ürettik” dedi, “Çünkü ilgili bakanlıklar çözüm bulana kadar pek çok arkadaşımızı kaybedeceğiz. Bu yüzden dernek kuracağız ve arkadaşlarımızın güvenilir kaynaklarla işe gitmesini sağlayacağız. Arkadaşımızı işe göndermeden önce kendimiz gidip göreceğiz.” Ancak daha ilk aşamada engelle karşılaşıldı. Benli “İlk kuruluş başvurumuzda İstanbul Emniyet Müdürlüğü Sendikalar Masası memurları, ev işçilerinin başvurusunu, yapılan işin kar amaçlı olmadığı gerekçesiyle kabul edemeyeceklerini söyledi. Ancak evrakları teslim almadık, işleme konması için yeniden sunduk. Bu şekilde ilk adımı attık. Amacımız; ev işçilerinin sorunları hakkında farkındalık yaratmak ve işçilere de maddi, yasal ve psikolojik destek vermek” dedi. EVİD-SEN Genel Başkanı Benli, ev işçilerinin haklarını düzenleyen uluslararası normlar bulunduğunu hatırlatarak Türkiye’nin bunlara uyum için taahhüt vermesi gerektiğini de vurguladı. (dha) Radikal

İnşaat Sektörü ile İstihdam Rakamları Rekor Kırdı!

İşsizlik oranı mayısta yüzde 9,4′e inerek Haziran 2008′den bu yana en düşük seviyeye geriledi. İstihdam ise 24 milyon 445 bin ile rekor kırdı. Ancak Türkiye İstatistik Kurumunun dün açıkladığı verilere göre işsizlikteki düşüş daha çok mevsimsel etkilerden kaynaklandı. Tarım ve inşaatta istihdam artışı işsizlik oranının nisandaki yüzde 9,9′dan mayısta yüzde 9,4′e düşmesini sağladı. En fazla istihdam artışı 243 bin kişi ile tarım ve 158 bin kişiyle inşaatta yaşandı. Sanayide ise nisana göre 36 bin kişilik istihdam kaybı var. Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik verileri ise artışa geçti. Nisanda yüzde 10,1 olan oran mayısta yüzde 10,3′e yükseldi. Tarım dışı işsizlik oranındaki yükseliş ise daha fazla. Mevsim etkilerinden arındırılmış tarım dışı işsizlik oranının son üç dönemde yüzde 12,8′den yüzde 13,2′ye çıktı. Ekonomistler mevsimsellikten arındırılmış istihdam verilerinin son iki aydır yaşanan yükselişine dikkat çekerek işsizlikteki iyileşmenin yavaşladığına dikkat çekti. İşgücüne katılım % 50,5 Mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı ise en son Mart 2007′de gördüğü yüzde 9.9 seviyesine gerilediği şubat- mart-nisan dönemi ardından tekrar artışla yüzde 10.3′e yükseldi. Tarım dışı işsizlik oranı aynı dönemde yüzde 12, Türkiye genelinde işgücüne katılma oranı ise 50,5 oldu. Genç nüfusta işsizlik oranı ise Mayıs 2010 dönemindeki yüzde 19.8′den yüzde 17.5′e geriledi. Destek Menkul Değerler AŞ. Araştırmadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Banu Kıvcı Tokalı, “İkinci çeyrek istihdam rakamlarına geri dönecek olursak, tarım dışı istihdamdaki yıllık artışın yüzde 5,5′e gerilediğini görüyoruz, ilk çeyrekte yüzde 6,2 idi. İnşaat ve hizmetler istihdamındaki güçlü seyir devam ederken, sanayi kesimindeki yıllık artışın hız kestiğini izliyoruz. Önümüzdeki aylarda, bu yavaşlamanın hizmet sektörüne de yansıdığı gözlenebilir” dedi. TARIM DIŞI İŞSİZLİK ÜÇ AYDIR ARTIYOR Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırma Merkezi’nin yayımladığı nota göre tarım dışı istihdam geçen yılın aynı dönemine göre 948 bin kişi arttı, tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 13,8′den yüzde 12′ye geriledi. Ancak mevsim etkilerinden arındırılmış verilere göre tarım dışı istihdamdaki artış sadece 32 bin. Tarım dışı işgücündeki artışın trendine dönmesiyle beraber mevsim etkilerinden arındırılmış tarım dışı işsizlik oranı 13,2′ye yükseldi. Betam ekonomistlerine göre bir taraftan son iki dönemde tarım dışı işgücü artışının trendine dönmesi, diğer taraftan tarım dışı istihdam artışlarının zayıf kalması, tarım dışı işsizliği olumsuz etkiliyor. RADİKAL

Kentsel Dönüşüm Projesinin Ayrıntıları Netleşiyor!

Depremin ardından dayanıksız binaların yıkılması için kolları sıvayan hükümet izaleişüyu formülü için çalışıyor. Formüluygulamaya konursa binaların yıkılması için mülk sahiplerinin yüzde 51 ‘inin rızası yetecek Van depreminin ardından Başbakan Tayyip Erdoğan’ın startını verdiği ve ayrıntılarını Habertürk’ün duyurduğu 100 milyar dolarlık kentsel dönüşüm projesinin ayrıntıları netleşiyor. Bürokratların hazırladığı taslak çalışmaya göre; dayanıksız-çürük binalarda oturan vatandaşları ikna edebilmek için, “izaleişüyu” formülü geliştirildi. Çalışmaya göre; dayanıksız bir binada oturan hak sahiplerinin yüzde 51′inin rızasını almak suretiyle kat irtifakı/kat mülkiyeti bozulacak. Uzmanlar, böyle bir durumda yeni hisselendirmenin, arsa üzerinden yapılabileceğini dile getiriyor. Yani 10 daireli bir binada, 6 daire sahibinin rızası olursa, ortaklığın giderilmesi (izaleişüyu) davası açılarak bu binaların yıkılması sağlanabilecek. Devletin, kamu hizmeti ve sit alanları dışında kamulaştırma hakkı olmadığı için kalan yüzde 49′luk kısım, KİPTAŞ gibi belediye şirketleri ya da kamu sermayeli şirketler tarafından satın alınacak. Ya da arsa üzerinden hisselendirme yapılacağı için iki ayrı parsel oluşturulacak ve yeni bina, buna göre inşa edilecek. Uzmanlar, binanın yıkılmasını istemeyen mülk sahipleri tarafından mağduriyet davası açılabileceğini, bunun önüne geçebilmek için yasa değişikliğinin şart olduğu konusunda birleşiyor. ‘YÜZDE 65 YETER’ Çalışmayı hazırlayan bürokratlar kentsel dönüşümde halkın yüzde 100 desteğinin ve katılımının sağlanmasının mümkün olmadığını belirtirken, yüzde 65-70 destek sağlandığında sorunsuz bir şekilde dönüşümün başlatılabileceğini söyledi. Kentsel dönüşüm; istanbul, Kocaeli, Bursa, Bolu, Düzce, Eskişehir, Çanakkale, izmir’den başlayacak. Yapılardaki yıkım ve dönüşüm sırası ise şöyle olacak: - Kaçak yapılaşmış alanlarıp dönüştürülmesi, - Gecekonduların ve salaş yapıların dönüştürülmesi, - Doğal afetlerden doğrudan etkilenecek olan sakıncalı alanlarda bulunan konutların dönüştürülmesi, - Kent içindeki kullanımı sakıncalı sanayi alanları, fabrika ve imalathanelerin dönüştürülmesi, - Kent içindeki niteliksiz, sağlıksız alanların ve yaşanabilir kent standartları dışında kalan alanların dönüştürülmesi, - İşlevini yitirmiş tarihi mekânların ve koruma alanlarının restorasyonu ve restitüsyonu. Bülent Aydemir / Habertürk

Konutların Yüzde 91′i Havayı Isıtıyor!

İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) Başkanı Orhan Turan, Türkiye’de 16 milyon civarında konut olduğunu belirterek, “Bunun yüzde 91’inde ne yalıtım ne enerji verimliliği var. Enerjiyi savuruyoruz” dedi. Turan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, herkesin, her sektörün enerji verimliliği ile ilgili konuştuğunu ancak herkes bu konuda enerji harcadığı için burada enerji verimsizliği doğduğunu, bu işi koordine etmek gerektiğini söyledi. İMSAD’ın enerji verimliliği konusunda bir üst kurum olduğunu ifade eden Turan, “İnşaat sektörünü temsilen enerji verimliliğinin patronu İMSAD. Bunun karşısında kamudan bir kurum olmalı. Geçtiğimiz günlerde Sayın Ali Babacan ile yaptığımız görüşmede kendisine aynı konuyu ilettik. ’Kamuda enerji ajansı mı olur, enerji verimliliği üst kuruluşu mu olur, böyle bir şey yapın biz o kurumla muhatap olalım’ dedik. Türkiye’nin enerji verimliliğiyle ilgili bir dizi strateji, yol haritası yapması lazım” dedi. Petrol fiyatlarının önümüzdeki süreçte daha da artacağını öngördüğünü dile getiren Turan, şunları kaydetti: “Türkiye’nin şu anda en önemli derdi cari açık. Bu sene öngörülen açık 45-50 milyar dolar. Cari açığı tetikleyen enerji ithalatı. Cari açığın çözümü de enerji verimliliği ve yalıtımdan geçiyor. Enerjide tamamen dışa bağımlıyız. 50 milyar dolarlık ithalatın yüzde 75’i, 35 milyar doları konut ve sanayide kullanılıyor. Konutta yılda yaklaşık 15 milyar dolar para harcanıyor. Çok iyi verimlilik sağlarsanız yılda 7-8 milyar dolar bizim tasarruf yapma imkanımız var.” Sanayinin konuta göre enerji verimliliği konusunda daha iyi noktada olduğunu söyleyen Turan, Antalya’nın daha çok enerji verimliliğine dikkat etmesi gerektiğini, çünkü soğutmanın maliyetinin daha yüksek olduğunu belirtti. -”YALITIMDA TALEP DAHA ÇOK GELİR DÜZEYİ YÜKSEK YERDEN GELİYOR, OYSA SIVASI OLMAYAN YERDEN GELMELİ”- Orhan Turan, Türkiye’de 16 milyon civarında konut olduğuna dikkati çekerek, “Bunun yüzde 91’inde ne yalıtım var ne enerji verimliliği var. Enerjiyi savuruyoruz” diye konuştu. Yalıtım konusunda daha çok taleplerin gelir düzeyi yüksek olan yerlerden geldiğine işaret eden Turan, “Yalıtımla ilgili talep Etiler’den, Levent’ten, Ulus’tan, Bağdat Caddesi’nden geliyor. Aslında sıvası olmayan yerden talep gelmesi lazım. Sıvası yoksa daha çok enerji tüketiyor. Asıl aile bütçesinin dar olduğu yerlerden talep gelmeli” şeklinde konuştu. -”FİNANSMAN MODELİ OLUŞTURMAK İÇİN BANKALARLA GÖRÜŞÜYORUZ”- Mevcut binaların enerji verimliliğini artırma konusunda, kaynak yaratma noktasında bir finansman modeli oluşturmak için şu anda bankalarla, Devlet Planlama Teşkilatı ile görüştüklerini dile getiren Turan, ağırlıklı büyük şehirlerden İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Erzurum, Sivas’tan başlamak üzere, enerji verimliliği ve yalıtımı tüm Türkiye’ye yaymak gerektiğini vurguladı. Turan, yeni inşa edilen binalar için 1 Ocak 2011’den itibaren, mevcut binalar için 2017’ye kadar “Enerji Kimlik Belgesi”nin alınması gerektiğini anımsattı. Orhan Turan, “Türk toplumu olarak tasarruf bilincimiz yok. Bir Avrupalı ile aynı konforu elde etmek için onlardan en az 5-6 kat daha fazla para harcıyoruz. Norveç’in nüfusu 5 milyon, tükettiği ısı yalıtım pazarı 4.5 milyon metreküp. Türkiye’de 74 milyon kişi yaşıyor, 7.5 milyon metreküp tüketiyoruz. Onda bir…” şeklinde konuştu. Bu rakamın 2002 yılında 2.5 milyon metreküp olduğunu, bugün 7,5 milyon metreküpe çıkarak, pazarın 3 milyar dolara ulaştığını ifade eden Turan, 2015’lerde bunun 20 milyon metreküplere gideceğini tahmin ettiklerini kaydetti. AA

Konut Finansmanı ve Konut Üretimi Yükselişi Görecek!

The Boston Consulting Group’un (BCG) “Winning in Emerging-Market Cities: A Guide to the World’s Largest Growth Opportunity” isimli yeni raporuna göre gelişmekte olan ülkelerin 500.000 üzeri nüfusa sahip 717 büyük kenti ve gelecek 20 yılda bu nüfusa ulaşacak 371 kent önümüzdeki dönemin en büyük potansiyel pazarları olacak. Bu dünya kentleri arasında İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa’nın yanı sıra ülkemizin hem nüfus, hem ekonomik büyüme açısından hızla gelişen diğer kentleri Adana, Mersin, Kayseri, Konya ve Antalya da yer alıyor. BCG raporuna göre: - Dünya nüfusunun yaklaşık %37si, yani 2,6 milyar insan, bahsi geçen “gelişmekte olan” kentlerde yaşıyor. - 2030′da bu oranın yaklaşık %46 seviyesine gelmesi bekleniyor. - 2005 yılında, Dünyadaki toplam Gayrisafi Milli Hasıla büyümesinin %56′sını oluşturan “gelişmekte olan” kentler grubu, 2010 yılında bu payı %62′ye çıkartmış durumda. - 2015 yılında küresel ekonomi büyümesinin üçte ikisi yani %67′si bu kentler tarafından oluşturulacak. - Bu kentlerdeki “orta sınıf” olarak adlandırılabilecek nüfus önümüzdeki 5 yıl içinde %70 oranında artacak. - Bu gelir artışı nedeniyle 2000 senesinde dünyanın toplam özel tüketim harcamalarında %8 pay alan bu kentlerin 2015 senesinde dünyadaki özel tüketim harcamalarındaki payları %30′a ulaşacak. - Analiz edilen 1.000 üzeri kentte daha iyi konut, ulaşım, su, kanalizasyon ve elektrik üretim / dağıtım beklentilerini gelişmiş ülke kentleri seviyelerine getirmek için 2030 yılına kadar 30 ila 40 trilyon Amerikan Dolar’ı yatırım gerekecek. - Bu, dünyanın bahsi geçen dönemde yapacağı toplam altyapı yatırımlarının %60 ila 70′i civarına denk gelecek. - Altyapı ihtiyacını en çok etkileyen kalem ise konut olacak; önümüzdeki 20 yılın toplam yatırım beklentisi yaklaşık 14 trilyon Amerikan Dolar’ı. - Burada özellikle Brezilya, Çin, Hindistan ve Meksika’nın özellikle metropol dışı büyük kentleri büyüme motorları olarak göze çarpıyor. - Gelişmekte olan ülke kentlerindeki müşteriler de gelişiyor. - Halen gelişmekte olan ülkelerin analiz edilen kentlerinde 610 milyon kişi internete bağlıyken 2015 yılında bu rakam 1,2 milyara ulaşacak. BCG İstanbul ofisi proje yöneticisi Dorukhan Acar: Türkiye kentleşmiş bir ülke ve nüfusun %70i kentlerde yaşıyor. Başta İstanbul olmak üzere 4 büyük kent toplam nüfusun %45′ine ev sahipliği yapıyor. İstanbul’u takip eden Ankara, İzmir ve Bursa’nın yanı sıra ülkemizin hem nüfus, hem ekonomik büyümesi hızlı gelişen diğer kentleri Adana, Mersin, Kayseri, Konya ve Antalya. Bu kentlerde diğer gelişmekte olan ülke kentlerindekine benzer bir trend gözlemliyoruz. Bu benzerliği de gelişen bir orta gelir grubu, artan bireysel gelir düzeyi, büyümekte olan kentler ve bunlarla ilintili olarak gelişmesi beklenen sağlık, konut ve tüketim sektörleri şeklinde özetlenebilir. BCG çalışmasında, Türkiye’deki demografik gelişimle ilgili saptamalar şu şekilde: Türkiye önümüzdeki 5 yıl için hane halkı gelir 10-25 bin Amerikan Dolar’ı aralığında olan aile sayısı 2005 yılına göre 2,5 milyon artacak. Bu artışla Türkiye’de orta gelirli aile sayısı 8,4 milyona ulaşacak. Ülkemizde, üst gelir gruplarındaki aile sayısında da ciddi bir artış bekleniyor. Aile geliri 25 bin Amerikan Doları’ndan yüksek aile sayısı 2015 yılında yaklaşık 5,5 milyona ulaşacak. Öngörülen gelir artışı ve kentsel gelişim İstanbul’un ana metropol olma özelliğini değiştirmeyecek ancak Batı ve Orta Anadolu’da ciddi bir nüfus artışı ve zenginleşme gerçekleşecek. Turizm gelirleri, tarım-lojistik-dayanıklı tüketim mamulleri gibi stratejik sektörlere yapılan yatırımlar ve devletin yatırım politikaları küresel anlamda orta ölçekli kentlerimizdeki büyümeyi tetikleyecek. Artan hane halkı gelirleri ve daha geniş orta gelir grubu bütün tüketim kalemlerinde artışı tetikleyecek ve özellikle iletişim, konut, otel-restoran-kafe, gıda ve sağlık harcamalarındaki büyüme daha da hissedilir olacak. Bu tablo doğrultusunda özellikle konut finansmanı, konut üretimi ve ilintili yan sektörleri, telekomünikasyon, gıda, eğlence ve özel sağlık hizmetleri sektörleri daha da ön plana çıkacak.

Herkes Ev'lenmek istiyor

Hayatta en çok neye sahip olmak istersiniz? Türkiye’de bu soruya önemli bir oranda kişinin ‘ev‘ yanıtını verdiğini biliyoruz. Ancak, geçtiğimiz günlerde yapılan ‘Konut Satın Alma Eğilimleri Araştırması’ Türk halkının yüzde 53′ünün ev satın almak istediğini ortaya koydu Sonuç şaşırtıcı değil aslında. Her iki kişiden biri, hatta daha fazlası ev sahibi olmak istiyor. İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Gaziantep Eskişehir, Adana, Samsun ağırlıklı olmak üzere toplam 60 ilde 500 kişi üzerinde gerçekleştirilen araştırmayı Piramit Danışmanlık yapmış. Araştırmaya katılanların yüzde 40′ı bugüne dek hiç ev almamış ve almak istiyor. Yüzde 13′lük bir kesim ise ev aldığı halde ikinci bir ev almayı planlıyor. Son 1.5 yıl içinde ev aldığı için artık ev almayı düşünmeyenlerin oranı yüzde 18 iken hiç ev almayı düşünmeyenlerin oranı yüzde 28′lerde kalıyor. Mortgage’a güveniyor Ev gibi bedeli yüksek bir harcamayı yaparken, insanlar ödemeyle ilgili nasıl bir tutum sergiliyor sizce? Araştırmaya göre, ev almak isteyenlerin yüzde 50′si kendileri için en uygun ödeme şeklinin banka kredisi olduğunu düşünüyor. İnşaat şirketlerinin özel ödeme planları çerçevesinde uyguladıkları taksitli satışları ise sadece yüzde 30′luk bir kesim tercih ediyor. Peşin para ile ev alabileceğini belirtenlerin oranı ise yüzde 20. Küçük ev istemiyor Bazı araştırmalara göre, Türkiye’de ev büyüklükleri, geçmiş yıllara kıyasla küçülüyor. Kullanılmayan geniş alanlar istenmiyor. Bunun en önemli nedeni her bir metrekarenin ısıtmadan soğutmaya, temizlikten bakıma ekstra maliyet getirmesi. Fakat Piramit Danışmanlık’ın ‘Konut Satın Alma Eğilimleri Araştırması’ 1+1′lere alışamadığımızı gösteriyor. Türk insanı yüzde 66′lık bir oranla en çok 3+1 evleri tercih ediyor. Konut tipleri içinde 2+1′ler tercih oranı yüzde 13,4+1 ve üstü büyüklükteki evlerin tercih oranı yüzde 12 olurken, yüzde 8lik bir kesimin villa veya müstakil bahçeli ev almak istediği görülüyor. Son yıllarda konut projelerinde yaygın olarak görülen 1+1 dairelerin tercih oram ise sadece yüzde 1. Küçük konutlara ilginin az olması ilginç bir veri. Çünkü 1+1 daireler çoğunlukla iyi bir yatırım aracı olarak gösterilir ama araştırma sonucuna göre bu konsept Türkiye’de yeterince benimsenmemiş. Araştırmaya katılanlar, yatırım için en uygun konutun yüzde 62 ile 3+1, yüzde 21 ile 2+1 evler olduğunu düşünüyor. 1+1 ‘i yatırım için en iyi konut olarak düşünenlerin oranı ise sadece yüzde 7. Lüks aramıyor Araştırmaya katılanların yüzde 65′i 100 bin ile 200 bin TL aralığındaki evlerin kendileri için uygun olduğunu ifade ediyor. 200 bin ile 300 bin TL aralığındaki evlere talip olanların oranı ise yüzde 10. 100 bin TL’nin altında bir ev satın alabilirim diyenlerin oranının yüzde 24 olması Türkiye’de uygun fiyatlı evlere olan ihtiyacı ortaya koyarken, 300 bin TL’nin üzerindeki ev alabileceğini söyleyenlerin yüzde 1′de kalması lüks konuta olan talebin ilerki yıllarda çok da fazla olmayacağını gösteriyor. Piramit Danışmanlık Genel Müdürü Berrin Kuleli, Konut Satın Alma Eğilimleri Araştırması’nın ezber bozduğunu söylüyor. Neden ev alıyoruz “HANGİ ihtiyaç için konut alıyorsunuz” sorusuna verilen yanıtlara bakacak olursak… “Yatırım için” cevabım verenlerin oram yüzde 27. “Kendim oturmak için alıyorum” diye cevap verenlerin oram yüzde 67. “Ailemden birinin oturması için” diye cevaplayanların oranı ise yüzde 6. Oturmak için ev almak isteyen yüzde 67′lik grubu oluşturanların yüzde 35lik bölümünü ilk kez ev alacak olanlar. Yüzde 33′lik bölümünü ise evini yenilemek isteyenler… Kimse tahtından indiremiyor BİZ yerleşememiş olmaktan, büyük şehirlere devam eden göçten yakınırız. Böyle bir durumda menkulün (taşınır mal), gayrimenkulden (taşınmaz mal) daha çok tercih ediliyor olması gerekirdi değil mi? Şaka bir yana uzun yıllardır bilinen gerçek, Türkiye’de gayrimenkulun en çok tercih edilen yatırım aracı olduğu. ‘Konut Satın Alma Eğilimleri Araştırması’ da hl Türkiye’de en çok güvenilen yatırım aracının gayrimenkul olduğunu doğruluyor. En iyi yatırım araçları sıralamasında yüzde 53 ile konut birinci, yüzde 50 ile altın ikinci, yüzde 47 ile arsa üçüncü sırada yer alıyor. Hisse senedi ve tahvil araştırmaya katılanların yüzde 11′i tarafından iyi bir yatırım aracı olarak görülürken dövize yatırım yapanların oram yüzde 6′da kalıyor. Hürriyet/Demet Cengiz Bilgin

Konut Sigortası Olan Depremzede Ne Yapacak?

Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Genel Sekreteri Erhan Tunçay Van’da yaşanan deprem sorası yaptığı açıklamada, zorunlu deprem sigortalarının öncelikli olarak değerlendirmeye alınacağını kaydetti Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği (TSRŞB) Genel Sekreteri Erhan Tunçay, “Zorunlu deprem sigortasına tabi olan konut sahiplerinden ayrıca ihtiyari deprem sigortası poliçesi sahibi olanlar varsa, öncelikle zorunlu deprem sigortasından ödeme yapılacak, yapılan ekspertiz sonucuna göre hesaplanan tazminat tutarı zorunlu deprem sigortası sigorta bedelinden büyükse bu defa ihtiyari deprem sigortası teminatı işlemeye başlayacak” dedi. Tunçay, yaptığı açıklamada, sigorta şirketlerinin, deprem felaketleri sonrasında yürütülecek süreç konusunda yeterli deneyime sahip olup, bu çerçevede Van’da yaşanan deprem felaketi sonrasında da gerekli aksiyonları aldıklarını belirtti. Sigorta şirketlerinin gerek bölge müdürlükleri gerekse deprem yaşanan bölgelerdeki acenteleri aracılığıyla gerekli bilgileri aldığını ifade eden Tunçay, ayrıca, Kocaeli ve Bolu depremlerinde olduğu gibi sigorta şirketlerinin zarar görenlerin ihbar yapmasını beklemeden portföylerini tarayarak depremden etkilenen bölgelerdeki poliçelerini çıkarttıklarını ve sigortalılarına ulaşmak için çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Zorunlu deprem sigortası dışında sigorta şirketlerince konutlarda ihtiyari deprem sigortası teminatı da sağlandığını ifade eden Tunçay, “Ancak, zorunlu deprem sigortasına tabi konutlar için bu teminat ancak zorunlu deprem sigortası düzenlendikten sonra verilebilmektedir” dedi. Son yaşanan depremden etkilenen Van, Muş, Siirt, Şırnak, Batman, Hakkari, Bitlis, Bingöl, Ağrı ve Erzurum illerinin tamamını değerlendirdiklerinde, 479.350 konuttan 51.422 tanesinin zorunlu deprem sigortasına sahip olduğunun görüldüğünü, bu illerdeki sigortalanma oranının da yüzde 10,7 olarak gerçekleştiğini belirten Tunçay, bu çerçevede Van ilinde zorunlu deprem sigortası dışında düzenlenen konut sigortası poliçesinin sayısının çok fazla olmadığının düşünüldüğünü kaydetti. KONUT SİGORTASI PENETRASYONU YÜZDE 15 Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen de Van’daki depremden sonra Aksigorta olarak ilk önce bölgedeki sigortalıların listesini çıkardıklarını, konut poliçesi sahibi ve deprem teminatı bulunan müşterilerini belirlediklerini belirtti. Hizmet merkezleri aracılığı ile tüm müşterilerini tek tek aramaya başladıklarını söyleyen Gülen, “Aramalarımızda nasıl olduklarını ve nelere ihtiyaçları olduğunu soruyoruz. Hasarı olan vatandaşlarımıza çeşitli kolaylıklar sunacağız. Mümkün olan en kısa sürede hasarlarını karşılayacağız. Elimizden geldiğince ihtiyaçlarını karşılamaya çalışacağız. Van bölgesinden çağrı merkezimizi arayan müşterilerimize daha hızlı hizmet verebilmek amacıyla IVR sistemimizde ayrı bir bölüm oluşturduk. Müşterilerimiz hiç sıra beklemeden hasarları ile ilgili görüşmek için müşteri temsilcilerine bağlanabilecekler” dedi. DASK’ın depremde yıkılan ya da hasar gören bir binanın belli standart çarpanlara göre yeniden inşa bedelini ödediğini, kullanılan malzeme, eşya, dekorasyon gibi unsurları göz önünde bulundurmadığını, evin değerini yükselten, iç dekorasyon unsurları ve malzemelerin dikkate alınmadığını belirten Gülen, konut sigortasının ise evin gerçek inşa bedelini sigortaladığını söyledi. Gülen, konut sigortasının sadece depreme karşı değil, yangın, su baskını, patlama, fırtına, sel, yer kayması gibi afetlere; hırsızlık, kaza, çeşitli hasarlar gibi risklere karşı da evi güvence altına aldığını, eşya teminatı da ilave ettirilmişse evin içindeki tüm eşyanın yine bu durumlara karşı güvence altına alındığını kaydetti. Konut sigortası penetrasyonunun Türkiye’de yüzde 15 olduğuna işaret eden Gülen, “Aksigorta olarak biz yüzde yüz bir güvence için tüm vatandaşlarımıza hem DASK hem de konut sigortası yaptırmalarını öneriyoruz” dedi. Aksigorta’da toplam yaşayan poliçe sayısının 188.272 olduğunu, bu konut poliçelerinin yüzde 50’sinin İstanbul, Ankara ve İzmir’deki konutların oluşturduğunu söyleyen Gülen, bu illeri Antalya, Mersin, Adana, Bursa, Tekirdağ, Kocaeli’nin takip ettiğini kaydetti. Gülen, “Sayısı çok fazla olmamakla beraber, deprem bölgesinde sigortaladığımız konutlar bulunmaktadır. Konut sigortası yaptığımız iller arasında Van, Bitlis ve Muş en son sıralarda yer alıyor. Şu an sigortalılarımızın durumlarını tek tek araştırıyoruz” diye konuştu. “TÜRKİYE’DE RİSK VE SİGORTA BİLİNCİ ÇOK DÜŞÜK SEVİYEDE” Türkiye’de risk ve sigorta bilincinin çok düşük seviyelerde olduğunu belirten Gülen, bilinçlendirme ile ilgili yaptıkları çalışmalara ilişkin şunları kaydetti: “Ekim 1996’da Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek rahmetli Sakıp Sabancı’nın önderliğinde dünyada nadir örnekleri bulunan ve tamamen Türk teknolojisi ile inşa edilen Yangın ve Deprem Eğitim Merkezi’ni (YADEM) kurduk. YADEM’de, deprem ve yangın simülatörleri eşliğinde, uzman eğitmenler tarafından tüm ziyaretçilere deprem ve yangın eğitimleri veriliyor. Her yıl 7-14 yaş arasındaki 15.000 çocuğun eğitim gördüğü YADEM’i, 2006 yılında daha geniş kitlelere ulaşması amacıyla Şişli Belediyesi Bilim Merkezi’ne bağışladık. Bugün merkezi yılda 400.000 çocuk ziyaret ediyor. 2010 yılında AKUT ile birlikte ’Hayata Devam Türkiye’ sosyal sorumluluk projesini başlattık. Proje kapsamında 3 boyutlu ’G-Force Deprem Simülatör TIR’ı ile Türkiye’yi karış karış gezerek deprem ve doğal afetler eğitimi veriyoruz. Yerel yönetimlerle işbirliği yaparak ilköğretim öğrencilerine doğal afetlerden korunma eğitimleri veriyoruz. Bilgilendirici kitapçıklar dağıtıyoruz. 2010 yılında başladığımız projenin ilk iki etabı sonucunda toplam 20 il ve 100 ilçeyi ziyaret ederek yaklaşık 2 milyon kişiye ulaştık. Projenin ikinci etabında Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara da bizlere destek verdi.” “KONUT SİGORTALARINA YÖNELİK REKLAM KAMPANYALARI YÜRÜTMEYİ DÜŞÜNÜYORUZ” Aviva Sigorta Kurumsal İletişim Müdürü Pınar Değirmencioğlu da halkın sigorta konusunda çok daha fazla bilinçlendirilmesi gerektiğine, onların anlayabileceği şekilde yalın, basit sigorta poliçelerinin sigorta sektörüne olan ilgiyi ve güveni artıracağına inandıklarını ve bu konuda da birtakım çalışmaları halihazırda yaptıklarını belirtti. Değirmencioğlu, DASK poliçelerinin binaları deprem, deprem sonucu yangın, infilak ve yer kaymasına karşı sigorta bedeline kadar teminat altına alırken, özel konut sigortalarının ise binayı depreme karşı korumanın yanı sıra hem binayı hem eşyayı sel, su baskını, yangın, hırsızlık gibi teminatlarla oluşabilecek her türlü riski teminat altına aldığını dile getirdi. Yılın 9 aylık döneminde 6 milyon liralık yeni iş yazıldığını ve 21 bini aşkın poliçe bulunduğunu anlatan Değirmencioğlu, üretimin yüzde 65’i aşkın kısmının İstanbul, Ankara, Bursa, Adana gibi büyük illerden geldiğini kaydetti. Deprem bölgesinde Aviva Sigorta tarafından sigortalanmış, konutlar, inşaatlar ve araçlar bulunduğunu belirten Değirmencioğlu, amaçlarının tüm mağdur müşterilere hasar tazminatlarını en kısa sürede ödeyerek onların yaralarını az da olsa sarmak ve yanlarında olabilmek olduğunu vurguladı. AA

Binalara Enerji Kimlik Belgesi Zorunluluğu Başlıyor!

Binaların enerji tüketimini gösteren ”enerji kimlik belgeleri”, 1 Ocak’tan itibaren düzenlenmeye başlanacak. Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği 5 Aralık 2009′da yürürlüğe girdiğinde enerji kimlik belgesi ile ilgili düzenleme önce 1 Temmuz 2010′a, daha sonra da gerekli altyapının hazır olmadığı gerekçesiyle 1 Ocak 2011′e ertelenmişti. Önümüzdeki günlerde başlanacak uygulamayla, yeni yapılacak binalarda enerji kimlik belgesi düzenlenmesi zorunlu olacak. Yeni yapılacak binalarda belge düzenlemesi proje üzerinden gerçekleştirileceği için vatandaşların bir sorumluluğu bulunmayacak, süreç projeciler tarafından yürütülecek. Mevcut binalar için ise vatandaşların, 2017 yılına kadar Enerji Kimlik Belgelerini almaları gerekecek. Bunun için yetkilendirilmiş Enerji Verimlilik Danışmanlık Şirketlerine başvurmak gerekecek. Bu binaların projesi bulunuyorsa, uzmanlarca tespit kısa sürede tamamlanabilecek. Eğer proje bulunmuyorsa binada, ısıtma sistemi, yalıtımı, geometrik yapısı, elektrik aydınlatma sistemi gibi unsurlara ilişkin etüt yapılacak. Binanın enerji verimliliğiyle ilgili veriler, uzmanlar veya projeciler tarafından Bayındırlık ve İskan Bakanlığının web tabanlı hazırladığı BEP-TR programına girilecek. Programda, binaların metrekare başına düşen enerji tüketim miktarı ve karbondioksit salınımı hesaplanacak, binaya uygun enerji kimlik belgesini üretilecek. A’dan G’ye kadar sınıflandırılan kimlik belgelerinde, A sınıfı enerji tüketimi açısından iyi, G sınıfı da oldukça kötü durumdaki binayı ifade edecek. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı yetkilisinin A.A muhabirine verdiği bilgiye göre, Enerji Kimlik Belgesi düzenlenmesi sürecinde, metrekare başına maliyetin 1 lira civarında olması bekleniyor. Enerji Verimlilik Danışmanlık Şirketlerince yürütülecek süreçte fiyatın piyasa koşullarında oluşacağına vurgu yapan yetkili, ”Yurtdışında, metrekare başına 1-2 avro arasında değişen rakamlarda yapıyorlar. Türkiye’de bununla ilgili henüz rayiç belirlenmiş değil. Bizim tahminimiz, öngörümüz 1 liralar civarında olacak. 100 metrekarelik bir daire için 100 liralık bir maliyet, 10 daireli bir apartmanda bu 1.000 lirayı bulur” dedi. ”İYİLEŞTİRME İÇİN ZORUNLULUK YOK” ”Binası için G sınıfı Enerji kimlik belgesi düzenlenmiş bir vatandaşı nasıl bir süreç bekliyor” sorusu üzerine yetkili, binada iyileştirmeyle ilgili bir zorunluluk, yaptırım bulunmadığının altını çizdi. Yetkili, ”Belgeyi düzenleyen şirket size şunu söyleyecek; Siz G sınıfı çıkmışsınız ama şu şu işlemleri yaparsanız, C sınıfı olabilirsiniz, bunun için şu kadar maliyetiniz olacak, geri dönüşüm süresi de 3 yıl, 5 yıl olacak. Yaptırmak isterseniz, bu çerçevede yaptırın. Herhangi bir zorlama söz konusu olamayacak. Vatandaşlar sadece kimlik belgesi almakla yükümlü” dedi. Binasında iyileştirme yapmak isteyenlere yönelik Bakanlık olarak finansman modelleri üzerinde çalıştıklarını, ancak bu çalışmanın henüz tamamlanmadığını kaydetti. Yetkili, finans modelinin temelde düşük faizli krediye dayandığını, belki teşvik mekanizmalarının da dahil edilebileceğini söyledi. ”MEVCUT BİNALARDA ENERJİ İSRAFI ÇOK” Yetkili uygulamanın amacı hakkında bilgi verirken de öncelikle bilinç yaratmayı istediklerini belirterek, şunları kaydetti: ”Bir araba alıyoruz, araba 100 kilometrede 5 litre yakıyorsa iyi, 10 litre yakıyorsa kötü diyoruz. Üstelik bu araba sürekli değil, kontağı çevirdiğimizde ancak enerji tüketiyor. Yaşadığımız bina ise sürekli enerji tüketiyor ve biz ne kadar enerji tükettiğini bilmiyoruz. Enerji kimlik belgesi buna hizmet edecek. Karşı bina metrekare başına 150 kilovat enerji tüketiyor A veya B sınıfı, bizim bina 250 kilovat tüketiyor, yaklaşık yüzde 70 daha fazla, G sınıfı. Demek ki biz o seviyeye çıkabiliriz, belge bize bunu gösteriyor.” Özellikle mevcut binalarda enerji israfının çok fazla olduğunu kaydeden yetkili, binalarda yüzde 40-50 iyileştirme sağlanabileceğini ve enerji tüketiminin azalacağını öngördüklerini söyledi. ENERJİ KİMLİK BELGESİ Binanın enerji ihtiyacı, enerji tüketim sınıflandırması, yalıtım özellikleri ile ısıtma-soğutma sistemlerinin verimiyle ilgili bilgileri içeren belge, ”yeni tasarlanan binalar” için binanın tasarımında görev alan yetkili mimar ve mühendisler, ”mevcut binalar” için ise enerji verimliliği danışmanlık şirketlerince hazırlanacak ve ilgili idarece onaylanacak. Belge, yeni binalar için yapı kullanma izin belgesinin ayrılmaz parçası olacak. Enerji kimlik belgesinin bir nüshası bina sahibi, yöneticisi, yönetim kurulu veya enerji yöneticisi tarafından muhafaza edilecek, bir nüshası da bina girişinde rahatlıkla görülebilecek bir yerde bulundurulacak. Enerji kimlik belgesine bakarak bir kişi oturacağı evde ne kadar enerji tüketileceğini anlayabilecek. Böylece ev satın alırken veya kiralarken yalıtımdaki eksikliklerin anlaşılması ve buna göre karar alınması mümkün olacak. YAPI DENETİMİ DE YAYGINLAŞTIRILIYOR Yapı Denetimi Hakkında Kanunun yürürlüğe girdiği 2001 yılında 19 ilde pilot olarak başlatılan ”yapı denetimi” sistemi de 1 Ocak 2011 tarihi itibariyle yurt genelinde yaygınlaştırılacak. Yasanın kapsamının genişletilmesiyle ilgili Bakanlar Kurulu kararı, temmuz ayında Resmi Gazetede yayımlanmış, yürürlük tarihi olarak da 1 Ocak 2011 belirlenmişti. Buna göre yeni yılda, Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bolu, Bursa, Çanakkale, Denizli, Düzce, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ ve Yalova’da uygulanan yapı denetimi, 62 ilde daha uygulamaya konulacak. Sistemle, kamuya ait yapı ve tesisler ile yasada belirtilen ruhsata tabi olmayan yapılar hariç özel binalar yapı denetimine tabi olacak. Yapılar, Bayındırlık ve İskan Bakanlığından aldığı izin belgesiyle çalışan, tüzel kişiliğe sahip yapı denetim kuruluşlarınca denetleniyor. Halen 62 ilde uygulanan, ”inşaat mühendisi, makine mühendisi, elektrik mühendisi ve mimar olmak üzere 4 ana meslekte fenni mesuliyete” tabi gerçekleştirilen ve bu nedenle ”4′lü TUS” olarak adlandırılan denetim sistemi de kalkmış olacak. AA

Küçük Konutlar Gözde Olmaya Devam Ediyor!

Nüfusun ve gayrimenkulün hareketli olduğu 7 ilde düzenli olarak gayrimenkul araştırması yapan Garanti Bankası, Reidin.com ve GYODER’in Nisan ayı araştırmasında sonuçlar açıklandı. Adana 2. el konut satışındaki geçen ay olduğu gibi bu ayda birinciliği bırakmazken geçen ay 2. el konutta en çok değer kaybeden Bursa, bu ay kira artışında şampiyon oldu. Yükselişini sürdüren bir diğer konu ise konuların kullanım tipi oldu. Nisan’da bir önceki aya göre, 1+1’ler yüzde 1.21, 2+1’ler yüzde 0.74, 3+1’ler yüzde 0.38 ve 4+1’lerde yüzde 0.20 değer kazandı. Adana, Ankara, Antalya, Bursa, İstanbul, İzmir ve Kocaeli’deki ikinci el ve yeni konutlara yönelik hazırlanan emlak endekslerinin 2011 Nisan ayı raporunda Adana, Nisan ayında bir önceki aya göre ikinci el satılık konut fiyatlarında metrekare başına yüzde 0.80’lik değer artışıyla, fiyatların en fazla yükseldiği il oldu. Aynı dönem içinde konutlar İstanbul’da yüzde 0.23 oranında değer kazandı. Nisan ayındaki metrekare başına kira değerleri incelendiğinde ise Bursa, yüzde 1.13 değer artışıyla, kiraların en fazla yükseldiği şehir oldu. Aynı dönem içinde konut kira değerleri İstanbul’da yüzde 0.14 oranında arttı. Konut satış fiyatları açısından da en çok değer artışı yaşanan ilçe yüzde 1.40 ile Sultangazi olurken en çok değer kaybeden ilçe ise iyene İstanbul’da 1.32 oranıyla Beyoğlu oldu.

Küçük Konutlar Gözde Olmaya Devam Ediyor!

Nüfusun ve gayrimenkulün hareketli olduğu 7 ilde düzenli olarak gayrimenkul araştırması yapan Garanti Bankası, Reidin.com ve GYODER’in Nisan ayı araştırmasında sonuçlar açıklandı. Adana 2. el konut satışındaki geçen ay olduğu gibi bu ayda birinciliği bırakmazken geçen ay 2. el konutta en çok değer kaybeden Bursa, bu ay kira artışında şampiyon oldu. Yükselişini sürdüren bir diğer konu ise konuların kullanım tipi oldu. Nisan’da bir önceki aya göre, 1+1’ler yüzde 1.21, 2+1’ler yüzde 0.74, 3+1’ler yüzde 0.38 ve 4+1’lerde yüzde 0.20 değer kazandı. Adana, Ankara, Antalya, Bursa, İstanbul, İzmir ve Kocaeli’deki ikinci el ve yeni konutlara yönelik hazırlanan emlak endekslerinin 2011 Nisan ayı raporunda Adana, Nisan ayında bir önceki aya göre ikinci el satılık konut fiyatlarında metrekare başına yüzde 0.80’lik değer artışıyla, fiyatların en fazla yükseldiği il oldu. Aynı dönem içinde konutlar İstanbul’da yüzde 0.23 oranında değer kazandı. Nisan ayındaki metrekare başına kira değerleri incelendiğinde ise Bursa, yüzde 1.13 değer artışıyla, kiraların en fazla yükseldiği şehir oldu. Aynı dönem içinde konut kira değerleri İstanbul’da yüzde 0.14 oranında arttı. Konut satış fiyatları açısından da en çok değer artışı yaşanan ilçe yüzde 1.40 ile Sultangazi olurken en çok değer kaybeden ilçe ise iyene İstanbul’da 1.32 oranıyla Beyoğlu oldu.

Büyümenin Anahtarı da İnşaatta!

Sabah gazetesi yazarı Nüsa Uğur, “2001 yılı öncesine inen işsizlik oranlarında ve büyümenin dünyaya parmak ısırtacak noktaya gelmesinde bu hareketliliğin payı azımsanmayacak kadar çok” diye yazdı.. İşte o yazı Büyümenin anahtarı da inşaatta 2011 yılının son günlerindeyiz. Gayrimenkul sektöründe hareketli, tartışmalı ve göreceli de olsa bereketli bir yıl geçirildiği söylenebilir. 2001 yılı öncesine inen işsizlik oranlarında ve büyümenin dünyaya parmak ısırtacak noktaya gelmesinde bu hareketliliğin payı azımsanmayacak kadar çok. Bu bakımdan 2011′in gayrimenkul sektörü için tüm olumsuz koşullara ve gelişmelere rağmen iyi bir yıl olduğunu söyleyebiliriz. Bu yeterli değil kuşkusuz. Ancak, konut ihtiyacı ülkemizde bir sorun olmaktan çıktığında “yeterli” diyebiliriz. Özellikle orta ve dar gelirli kesimlerde yaygın konut sorununun çözümlenmesi yalnızca metropollerde değil diğer kentlerde de sürdürülebilir bir konut üretimi sayesinde gerçekleşecek. Ama her şeyden önce plânlı şehirler. Sadece sağlıklı ve yaşanabilir konutlar üretmekle iş bitmiyor. O evlerde oturanların çevresiyle, sokağı, sosyal donatı alanlarıyla her türlü ihtiyaçlarının karşılanabildiği kentler yaratmak asıl amaç olmalı. 2011yılı içinde yapılan yasal düzenlemeler içerisinde belki de en önemlisi Yapı Denetim Yasasının tüm Türkiye’de yürürlüğe girmesi. Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının halka açılma koşullarının basitleştirilmesi de gayrimenkullerin, bunlara dayalı projelerin, gayrimenkule dayalı hakların borsada işlem yapabilir hale gelmesine katkıda bulundu. Kentsel dönüşüm ile ilgili diğer bazı yasal düzenlemelerin yapılması da 2011′in artı hanesine yazılabilir şimdiden. Ama bakanlıklar ile belediyeler arasındaki uygulama ve anlayış farklılıkların İstanbul’un siluetinin tartışılır hale getirdiğini de es geçmeyelim burada. Sektörde işleri yavaşlatan majör gelişme, üretilen konutların tüketiciye ulaşmasında banka kredilerindeki faiz oranlarının yükselmesiydi. Müteahhitler, pratik zekâları ve esneklikleri ile ürettikleri konutları satabilmek için farklı pazarlama yöntemleri izlediler. Akla ve duygulara hitap eden kampanyalar karşılığını buldu. Bazı kampanyalar ise inandırıcılıktan uzak olduğu için ilgi görmedi. 2011′in sektördeki panoraması genel hatlarıyla bu. 2012 zor bir yıl olacak. Öngörüldüğü üzere büyüme hızı düşecek. Ama yetkililer bunun minimum yüzde 4 olacağını açıklıyor. İyimser bir rakam mı? Belki. Ama psikolojik faktörün de ne denli önemli olduğunu unutmayalım. Lokomotif yine inşaat sektörü olacak şüphesiz. Sait Mas/İstanbul Apartman dairemizde bir duvarı yıkmak istiyoruz. Belediyeden ruhsat almak gerekir mi? Dairenizde yıkacağınız bir duvar ya da yapacağınız değişiklik sizin ve diğer komşularınız açısından tehlike yaratabilir. Hatırlayın, özellikle binanın taşıyıcı unsurlarını etkileyen tadilatlar, geçmişte yaşanan depremlerde binaların yıkılmasına neden oldu. Bu yüzden dairenizde yapacağınız değişikliklerde çok dikkatli olmalısınız. 3194 sayılı İmar Kanunu’na göre ruhsat alınmış yapılarda herhangi bir değişiklik yapılması da yeniden ruhsat alınmasına bağlıdır. Bu durumda; bağımsız bölümlerin brüt alanı artmıyorsa ve nitelik değişmiyorsa ruhsat, hiçbir vergi, resim ve harca tabi olmaz. Ancak; derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması, yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar ruhsata tabi değildir. İmar yasası böyle, ilgili belediyeye dilekçe ile başvuruda bulunmanız ve gerekli izinleri almanız hem sizin için, hem de komşularınız için iyi olacaktır. Nüsa Uğur / SABAH

Ayda 40 Bin Kişi Konut Kredisi Çekiyor, 30 Bin Kişi Borcunu Kapatıyor!

Türkiye Bankalar Birliği’nin verilerine göre, 2011 yılının ilk 6 ayında bankalardan konut kredisi kullanan kişi sayısı 259 bin 795 oldu. Aynı dönemde bankaların konut kredisi müşteri sayısı ise 1 milyon 82 bin 561′den 1 milyon 162 bin 829′a yükseldi Türkiye’de her ay 40 bin civarında kişi konut kredisi çekerken, 30 bin kişi de konut kredisi borcunu kapatıyor. Verilere göre, yılın ilk yarısında konut kredisi ödemesini tamamlayarak bankalara olan borçlarını kapatanların sayısı 179 bin 527 oldu. Bu da Türkiye’de bankaların aylık ortalama olarak 43 bin adet yeni konut kredisi müşterisi edindiğine, buna mukabil eski konut kredisi müşterisi sayısında ise 30 bin adet azalma olduğuna işaret ediyor. Bir internet sitesinin yaptığı araştırmada, Türkiye’de bankaların konut kredisi bakiyesinde her ay yeni verilen konut kredileri miktarının yarısı kadar eksilme olduğuna dikkat çekiliyor. 2011 yılının ilk 6 ayında 19 milyar TL yeni konut kredisi kullandıran bankaların aynı dönemde konut kredisi hacmi 61,8 milyar TL’den 66,8 milyar TL’ye yükseldi. Kapanan ve ödenen konut kredisi taksitleri aynı dönemde 9,95 milyar TL olarak gerçekleşti. “BANKALAR KONUT KREDİ HACİMLERİNİ AZALTTI” Bu da aylık ortalama olarak 3,2 milyar TL yeni konut kredisi açan bankaların konut kredisi hacimlerinin her ay 1.66 milyar TL azaldığına işaret ediyor. Yani 2011 ilk 6 ayında aylık net hacim artışı 1,5 milyar TL olarak gerçekleşti. Analiz uzmanı Betül Sungurlu, “Sektörde konut kredisi hacmi 2011′in ilk yarısında yaklaşık olarak her ay 1,5 milyar TL artıyordu. Temmuz ayında bu rakam 750 milyon TL’ye, Ağustos’ta ise 202 milyon TL’ye geriledi. Bu zamana kadar hep konut kredisi artış rekorlarından bahsediyorduk ancak görünen o ki bundan sonra sektörde konut kredisi hacmindeki azalmayı konuşuyor olacağız” dedi. “FAİZ ARTIŞI TALEBİ ETKİLİYOR” Merkez Bankası verilerine göre bankalarca TL üzerinden açılan konut kredisi faiz oranlarının 2011′in ilk yarısından sonra yıllık bazda yüzde 1 artığını belirten Sungurlu, “2011′e yıllık yüzde 9,5 faizli konut kredisi oranları ile başlamıştık. Şimdi ise konut kredisinde yıllık faiz oranı yüzde 12,5′lara kadar yükseldi. Elbette bu durum talebi olumsuz etkiliyor. Öte yandan, aradığı evi bulan kişiler, daha önce olduğu gibi bu oranlardan da hala kredi kullanıyor. Kredi karşılaştırma servisi veren bir kurum olarak konut kredisi almayı düşünen kişilere bizim tavsiyemiz, bankalar arasında masraf dahil tüm maliyetleri karşılaştırarak kendileri için en uygun krediyi seçmeleri yönünde oluyor. Ev alım kararında faiz oranları tek kriter değil” diye konuştu. SABAH

Konut Kredilerinin Süresi 30 Yıla Çıktı!

Gazetelerde bolca yer alan konut ilanlarına bakıldığında kredilerle ilgili en uzun vadenin 120 ay olduğu görülür. Yani 10 yıl. Sürenin 10 yılla sınırlı olması esasında bir bakıma ülkenin stabilitesi hakkında da ipucu verir… Ama Türkiye’nin yakaladığı ekonomik istikrar ve gelişmişlik dikkate alındığında artık daha uzun vadeli kredilerin kaçınılmazlığı da ortada. Bu konuda ilk arzlar ortaya çıkmaya başladı bile. Nitekim son zamanlarda bankalar aldıkları sendikasyon kredileri sayesinde 30 yıl vade ile konut kredisi veriyorlar. Çünkü şimdiye dek farklı sektörler içinde kullanılan sendikasyon kredisi artık konut kredilerini de kapsıyor. Yukarıda da belirttiğim gibi bu gelişme esasında Türkiye’deki ekonominin, para politikasının ve bankaların güven vermesi sonucunda elde edildi. Bir anlamda son yıllarda sıkça kullandığımız mortgage sistemi ile bu kadar genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde konut ihtiyacının karşılanması daha çok mümkün olacak. Ayrıca yeni evlenecek olanlara 25 yıl vadeli sıfır faizli konut kredisi de eklenince, sanırım inşaat sektörü önümüzdeki yıllarda daha çok çalışacak. Bu olumlu gelişmelerden sonra okurlarımdan gelen sorulara bir göz atalım. -Serpil Yaş/Bahçeşehir-İstanbul Oğluma konut kredisi ile ev almayı düşünüyoruz. Kullanacağımız kredide değişen faiz oranlarını seçmeyi düşünüyoruz. Faiz oranları neye göre değişecektir? Konut Finansmanı Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun’a göre; faiz oranın değişken olarak belirlenmesi halinde, başlangıçta sözleşmede belirlenen oran, dönemsel geri ödeme tutarı yine başlangıçta sözleşmede belirlenecek olan azami dönemsel geri ödeme tutarını aşmamak koşuluyla ve yine sözleşmede belirlenecek yurt içinde veya yurt dışında genel kabul görmüş ve yaygın olarak kullanılan bir endeks baz alınarak değiştirilebilir. Oranların değişken olarak belirlenmesi halinde bu yöntemin muhtemel etkileri konusunda tüketicilerin bilgilendirilmesi şarttır. Yani, değişken faiz oranları üzerinden sözleşme yaptığınız takdirde yükselen faiz riskini de göze almak zorundasınız. Bu amaçlarla kullanılabilecek referans faizler ve endeksler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanır. Konuya ilişkin tüketicilerin bilgilendirilme yöntemlerine ilişkin usûl ve esaslar ise Bakanlık tarafından belirlenir. Bankalar ise tüm bu çerçevede aşağıda yer aldığı üzere tüketicilerin gelir artışları veya piyasa faizlerine esas teşkil eden kriterlere ve göstergelere göre düzenleme yaparlar: 1-MERKEZ BANKASI tarafından belirlenen faiz oranlarına baz teşkil edecek endeksler 2-TÜFE- Tüketici Fiyat endeksi 3- DİBS-Devlet İç Borçlanma Senetlerinin ihalesindeki faiz oranları Ayrıca banka ile yapacağınız sözleşmede değişken faizde baz alınan endeks ve faiz oranındaki hesaplama yöntemine açıkça yer verilir. Bu arada değişken faizli sözleşmelerde, başlangıç ve azami faiz oranları kullanılarak iki ayrı ödeme plânı oluşturulur. Ali Caner/Bursa Konut kredisinde yasal masraflar nedir? Konut kredisi ile ev sahibi olabilmek için banka kredisine ihtiyaç duyarız. BDDK(Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurulu) kararı gereği Ocak 2011′den itibaren konut için kullanılacak kredilerin konut değerinin Yüzde 75′i kredi olarak alınabiliyor. Kalan Yüzde 25 ise alıcı tarafından karşılanıyor. Bu arada bankaya kredi için başvurularda masraf adı altında belli miktarlarda bir bedel talep ediliyor. 1-Ekspertiz ücreti 2-DASK(Zorunlu Deprem Sigortası) 3-İpotek masrafı 4-Konut sigortası Ayrıca isteğe bağlı hayat sigortası da masraflar arasında yer almakta. Ve son bir not. Bankaların aldıkları dosya masrafı ile ilgili açılan bir dava sonucunda Yargıtay’ın “dosya masrafının sözleşmede olmaması nedeniyle alınan dosya masrafının iadesine” karar verdiğini hatırlatalım. Nüsa Uğur/Sabah Emlak

Konut Projeleri Son 4 Yıldır Anadolu Yakasında Parlıyor!

İstanbul’un yükselen konut projeleri, kiradan kurtulmayı hayal edenler kadar yatırım için gayrimenkul almayı düşünenleri de cezbediyor. Topraktan girilen projelerde birkaç ay içinde yüzde 50-60 oranında prim elde edilebildiğini gören tüketici, doğru projeye yatırım yapmayı amaçlıyor Tabii getirinin yüksek olduğu noktada risk faktörü de devreye giriyor. İşte bu nedenle herkesin aklındaki soru yıllardır aynı: Nereden konut alalım? Tüketicinin bu sorusuna yönelik olarak Epos Gayrimenkul Danışmanlık ve Değerleme’nin hazırladığı bir çalışmayı sayfalarımıza taşıdık. 2007’den itibaren İstanbul’un hangi konut bölgesinin ne kadar prim sağladığını inceledik. Ancak oranlar, bölgelerdeki projelerin ortalama fiyat artışını ortaya koyuyor. Yani bir bölge ortalaması oluşturuyor. Proje bazında bu rakamların daha üstünde ya da altında prim oranı gözlenebilir. AVRUPA’NIN YILDIZI HALKALI 4 yıllık sürece baktığımızda Anadolu yakasındaki konut bölgeleri, Avrupa yakasına kıyasla çok daha iyi getiri sağlamış. Pendik-Kurtköy projeleri yatırımcısına ortalamada yüzde 48 kazandırırken, Kartal-Maltepe’de oran yüzde 46 olmuş. Ataşehir de benzer bir hızla yüzde 42′yi yakalarken, Çekmeköy biraz da bölgedeki projelerin farklı tarzda olmasından ötürü yüzde 16′da kalmış. Avrupa yakasında ise Bahçeşehir’in 4 yılda yüzde 1 oranında gerilediğini görüyoruz. Beylikdüzü-Esenyurt, biraz da seçenek bolluğu nedeniyle fiyatların istikrarlı yükseltilmemesinin etkisi altında yüzde 29 prim getirirken, Halkalı bu yakanın yüzde 39 ile yıldızı olmuş. ÇEKMEKÖY’E METRO PRİMİ Araştırma sonuçlarını HT Ekonomi için yorumlayan Epos Yönetici Ortağı Neşecan Çekici, şunları söyledi: Bahçeşehir konut piyasası krizde sallandı; yeni toparlanıyor. Aynı segmentteki profillere seslenen çok sayıda proje vardı. Dikkat dağılıyor ve çevre proje alanlarına (daha ucuz olan alanlara) müşteri kaptırılıyor. Fiyat bu sebepten aşama aşama istikrarlı bir şekilde yükselemedi. Ataşehir ise eski algısını prestijli projeler sayesinde bir çıta daha yükseltti. Fiyatlar tutunarak yukarı çıktı. Düzeltme dönemi yaşansa da müşteri beklenti satın aldı. Bölge kendi içinde bir yaşam biçimi oluşturdu. Bağdat Caddesi, Acıbadem gibi oturmuş yerleşkelerin benzeri yüksek bir algısı var. Üst gelir grubu dahi Ataşehir’i toplu konut bölgesi benzeri bir imajda görmüyor. Finans merkezi beklentisiyle yatırım amaçlı satın almalar oldu. Ama finans merkezi olmasa da fiyatlar bu saatten sonra olumsuz etkilenmez. Bölge oturdu ve rüştünü ispat etti. Bir de ne olursa olsun Ataşehir, Bahçeşehir’e nazaran daha bölgesel bir merkez. Merkezi yerlere daha yakın. Pendik-Kurtköy ilk zamanlardaki kooperatif bölgesi benzeri algısını bölgeye giren iddialı projeler vasıtasıyla düzeltti. Fiyatlar henüz doyum noktasında henüz değil. Stok biraz hafiflerse fiyatlar biraz daha artar. Beylikdüzü- Esenyurt’ta çok sayıda irili ufaklı proje var. Alıcı profili belli. Özellikle Esenyurt’ta fiyat çok duyarlı. Ufak bir hata satışı engelliyor. Uzun bir süre bir sıçrama göstermesi zor. Çekmeköy, metro gelmeden önceki son primlerini yaptı. Metro gelince yeni projeler fiyatta biraz daha yüksekten çıkar. Yeni çıkanların çoğu bile bu beklentiyi şimdiden satın aldı; geliştirici de sattı. Halkalı istikrarlı gidiyor. O tarafın tercih edilen ve prestijli kabul edilen bir yerleşkesi. Diğer komşu bölgelerle birlikte anılmıyor. Ayrı bir konumlandırması var. Kartal-Maltepe’de ise kentsel dönüşüm projesi, buraların bir merkez olarak gelişiminde önemli rol oynayacak. Başlaması yılan hikayesine dönse de hem Kartal hem çevresi için nimet. ATAŞEHİR ZENGİN MUHİTİ Kriz sonrası döneme, yani 2009-2011 yılları arasındaki fiyat değişimlerine bakıldığında, Ataşehir yüzde 35′lik artışla ilk sırada. Bundaki en büyük etkenlerden biri ilçede gerçekleştirilecek finans merkezi projesinin netlik kazanması ve önemli bankaların, kamu kurumlarının arsa alması. Ancak Ataşehir’in kendi iç dinamiklerinin iyi oturmuş olması da çok önemli. Öyle ki, bir uydukent olarak başlayan, ancak zaman içinde birbirinden lüks konutların yapıldığı Ataşehir’de bugünün ortalama metrekare fiyatı 4 bin lirayı buldu. Bölge Anadolu yakasının zengin muhitleri arasında yerini aldı denebilir. BAHÇEŞEHİR’DE TOPARLANMA BAŞLADI Bahçeşehir projesi de tıpkı Ataşehir gibi önemli bir uydukent projesi olarak geliştirildi. Ancak kriz dönemine yoğun arzla girdiği için büyük yara aldı. 2007- 2009 yılları arasında ortalama metrekare fiyatlarının yüzde 1 gerilediği bölge, şimdi yeni yatırımlarla ve değişmeye başlayan kabuğuyla kendini toparlıyor. Öyle ki, 2009′da dibe vurmasına rağmen, geçen iki yıllık süreçte kaybettiğini yüzde 21 oranında geri aldı ve 2007′deki metrekare fiyatlarını yakalamaya çok az kaldı. MENEKŞE ATASELİM- GAZETE HABERTURK- HT EKONOMİ

Sözleşme Yapmadan Konut Satmayın!

Tamer Heper: Tellallık bir akittir ki, onunla tellal ücret mukabilinde bir akdin yapılması imkanını hazırlamaya veya akdin icrasına tavassut etmeye memur edilir…. gayrimenkul tellallığı akdi, yazılı olmadıkça muteber olmaz. Yurtdışından gelen bir müşteriye emlak satmak üzere bir villayı gösterdik. Satıcı bize “Alıcıdan komisyon almayın, ben vereceğim” dedi. Villa görüldü, taraflar bir sonuca varmadan ayrıldı. Sonradan öğrendim ki bizi gönderdikten sonra satış yapmışlar. Ben paramı istedim vermedi. Oysa görüşmeler sırasında yanımızda başkaları vardı onlar tanık olabilir. Ben dava açsam ne olur? Süresi nedir? A.A. Ben size ne olacağını isterseniz ilgili kanundan göstereyim. İlgili kanun; Borçlar Kanunu. Diyor ki: ” Tellallık bir akittir ki, onunla tellal ücret mukabilinde bir akdin yapılması imkanını hazırlamaya veya akdin icrasına tavassut etmeye memur edilir…. gayrimenkul tellallığı akdi, yazılı olmadıkça muteber olmaz.” Bu maddenin tarifi sizin yaptığınız iştir. Yaptığınız işin hukuki adı tellallıktır. Dolayısı ile açıkça gördüğünüz gibi tellallık sözleşmesi yazılı olmadıkça geçerli değildir. Geçerli olmayan bir sözleşmeye dayanarak da herhangi bir talepte bulunamazsınız. Dolayısı ile benim tavsiyem kazanamayacağınız bir dava açmak yerine bundan böyle şekline uygun sözleşme yaparak hakkınızı korumaktır. Bu açıklamadan sonra da elbette size davanızın süresi konusunda herhangi bir şey söyleme imkanım olmadığını anlamışsınızdır. Posta/Tamer Heper

Avrupa Konutları 2012′de Dört Projeye Daha Başlıyor!

Avrupa Konutları Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Çetinsaya 2011′i hedeflerinin üzerinde bitiren Avrupa Konutları’nın yeni yıl ile birlikte dört projenin lansmanını gerçekleştireceğini belirtti Avrupa Konutları, Atakent 3 projesini bu yıl 443 milyon 180 bin 940 TL’lik hasılat rakamıyla kapatıyor. Avrupa Konutları Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Çetinsaya 2011 ‘i hedeflerinin üzerinde bitiren Avrupa Konutları’nın yeni yıl ile birlikte dört projenin lansmanını gerçekleştireceğini belirterek, Atakent 3 projesinin Emlak Konut GYO’ya taahhüt edilen süreden iki yıl önce, 18 ay gibi bir sürede tamamlanıp 2012′nin Temmuzu’nda teslim edilmeye başlanacağını ifade etti. Şirketleri Artaş İnşaat‘ın hayata geçirmeyi planladığı projelerden ilkinin ocağın ilk günlerinde inşaatına başlanacak olan Ispartakule 3 olduğunu, projenin 644 konut ve toplam 12 ticari üniteden oluştuğunu anlattı. 2012′nin ilk çeyreğinde Maslak’ta 468 konut ve ofislerden oluşan rezidans projesini hayata geçireceğini ifade eden Çetinsaya, Avrupa Konutları’nın ayrıca Keleşoğlu, Aydınlı ve Afk firmaları ile ortak olarak Kğıthane Cendere Vadisi içerisinde 5 bin konut, AVM, otel ve ofislerden oluşan mix bir projeye de başlayacağını aktardı. Çetinsaya, Halkalı’da Mesa, Kantur-Akdaş, Artaş ve Öztaş konsorsiyumunun 1 milyon 600 bin metre karelik arsa üzerinde hayata geçireceği ve 4 bin adet konutun yer alacağı projeye de yılın ikinci yansında start verileceğini söyledi. Çetinsaya, 2012′de 1 milyar dolar civarında ciro hedeflediklerini sözlerine ekledi. Fatma Koşar-Şehriban Kıraç/Cumhuriyet

Hüsnü Özyeğin, Alemdağ’da Konut İşine Giriyor!

Reklam� Kapat SerMimar.Net Yapı Sektörünün Yeni İş, Kariyer ve Bilgi Sitesi ANASAYFA HAKKINDA ARCHICAD EĞİTİMİ MİMARİ PROJE HAFİF ÇELİK VİLLA BÜLTEN İLETİŞİM Son Yazılar Şafakarı İnşaat, Sakarya’da Bu Yıl 50 Konut Projesi Yapacak! Metro Turizm’in Sahibi Galip Öztürk Gözaltında! Müteahhitler, Oda Kurmak İstiyor! Usame Bin Ladin’in Pakistan’daki Evi Yıkılıyor! Regus, Anadolu Dahil 100 Lokasyonda Olacak! Belediyenin Hizmetleri Artık Cep Telefonlarına Gelecek! Alfemo’ya Bayilik Teklifi Yağıyor! Rize Marka Şehir Yolunda! Bimeks 20 Mağaza Açacak Türkiye’nin Yüzde 87′sine Ulaşacak! Dünyanın En Pahalı Devremülkleri! Bir Piramidin Maliyeti 5 Milyar Dolar! Dekorasyonda Öncelik Sırası! Tuz, Dekorasyona da Girdi! Taksim’den Sonra Üsküdar Meydanı da Yayalaşıyor! Mimarlar Taksim’i Yayalaştırma Projesine Karşılar! Kadir Topbaş: İstanbul’un Vizyon Projeleri Göğsümüzü Kabartıyor! Avrupa’nın Adrenalin Parkı Antalya’da Kuruluyor! Mobilyacılar Rusya Pazarına Tataristan’dan Açılacak! Orka Group’un Mağaza Sayısı 215′e Çıkacak! Ali Sami Yen Spor Kompleksi İçinde AVM ve Eğlence Merkezi Açıldı! Site içi Arama Kategoriler Bina Yapım Rehberi Teknik Şartname Birim Fiyat Tarifleri Dekorasyon Güncel Haberler Kategorisiz Kişisel Gelişim Mimari Tasarım İlkeleri Mimarlık Okulları Sektörel Etkinlikler Sektörel Haberler Sektörel Kanunlar Sektörel Makaleler Sektörel Programlar Archicad Autocad Sitemizden Haberler yapı elemanları Yapı Kariyer Elektrik Mühendisi Gayrimenkul Değerleme İç Mimar İnşaat Mühendisi İş Arayanlar Makine Mühendisi Mimari Kariyer Mühendis Kariyer Proje Müdürü Restoratör Şantiye Şefi Satış / Pazarlama Stajyer İlanları Teknik Ofis Şefi Teknik Ofis ve Planlama Tekniker / Teknisyen Topograf Yapı Malzemeleri Çatı Malzemeleri Güncel Malzeme Fiyatları İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Yalıtım Malzemeleri Zemin Kaplamaları Yapı Sektörü Hukuk Yapı Sistemleri Betonarme Yapı Sistemleri Çelik Yapı Sistemleri Cephe Sistemleri Prefabrik Yapı Sistemleri Yapı Sözlüğü Yapı Teklif Yapı Yönetim Yapı Yönetmelikleri Anasayfa » Sektörel Haberler » Hüsnü Özyeğin, Alemdağ’da Konut İşine Giriyor! -------------------------------------------------------------------------------- Sponsorlar / Firma Tanıtımı OSB Levha, PVC Lambri, Trapez Sac, EPS Strafor, Metal Kiremit, Atermit, Sandviç Panel TOPTAN İNŞAAT MALZEMELERİ SATIŞ SİTEMİZ AÇILDI! -------------------------------------------------------------------------------- Hüsnü Özyeğin, Alemdağ’da Konut İşine Giriyor! Tarih: 1 Haziran 2011 | Bu Konuyu Yazdır | Google'da ARA | XING ağınızla paylaşın Sektörel Haberler, İSTANBUL ÇELİK ÇATI Bankacılıktan perakende ve gayrimenkule geniş bir alanda faaliyet gösteren Fiba Holding, Alemdağ’da konut işine giriyor. Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin, “Bizim üniversite, İstanbul Erkek Lisesi orada faaliyete geçti. Üsküdar Amerikan Koleji bölgede arsa aldı. Oradaki 300-400 dönüm üzerinde konut projesine başlıyoruz” dedi.FİNANS, perakende ve gayrimenkul sektörlerindede yatırımları bulunan Fiba Holding, konut yatırımına hazırlanıyor. Özyeğin Üniversitesi’nin bulunduğu Alemdağ’da bir konut proje için çalışmalara başlayan firmanın hedefinde burada faaliyet gösteren üniversite ve özel okullarda görev yapan hocalar var. Bölgede gittikçe artan sayıda özel üniversite ve özel okul olmaya başladığını kaydeden Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin, “Çok lüks yapmayacağız. Bu bölgede ciddi bir potansiyel var. Sadece bizim üniversite değil İstanbul Erkek Lisesi burada faaliyete geçti. Üsküdar Amerikan Koleji bölgede arsa aldı yakında inşaata başlayacak. Buradaki potansiyeli değerlendirmek istiyoruz. Şimdilik çevreyi tanıyoruz. Burada 350-400 dönüm arazimiz var. Hem yurt hemde hocalara yönelik konut projesi planlıyoruz” dedi. Yeni marka yolda Perakende sektöründe Marks & Spencer, Banana Republic ve GAP markaları ile faaliyet gösteren Fiba Holding, bir yıl içinde bu markalara yenisini ekleyecek. Perakendenin holdingde 4 ana iş kolundan biri olduğunu kaydeden Özyeğin, “Şu anda Marks & Spencer’in dünyadaki en büyük ortağı biziz. Türkiye ile birlikte Rusya ve Ukrayna’da da mağazalar açıyoruz. Toplam mağaza sayımız yıl sonunda 120’ye ulaşacak. Gap’ın ilk mağazasını da Ukrayna’da açıyoruz” diye konuştu. Çin ilgisi artacak Özyeğin, Çin’de Turkmall ile birlikte yaptıkları ve 240 milyon dolara mal olan alışveriş merkezinin (AVM) yüzde 62’sinin kiralandığını, fakat Türk markalarının buraya yeterince ilgi göstermediğini söyledi. Çin yatırımlarının global markalardan çok ilgi gördüğünü belirten Özyeğin, şöyle konuştu: “Ama H&M, Mango, C&A gibi birçok önemli global marka burada yerini aldı. Bundan sonrada yurtdışındaki AVM yatırımlarına devam etmeyi planlıyoruz. Bu işi Çin’de öğrendik. Şimdiden kiracılarımız bize AVM için orada arsa göstermeye başladı. Devamı gelecek. Çin’in en büyük şehirlerinde AVM yaptıkça Türk markaların ilgisi de artacaktır.” ABD’ye giden öğrenci 1.6 milyar dolar harcıyor, cari açığa etkisi çok TÜRKİYE’de carı açığın önemli bir sorun olduğunu, sorun dile getirilse de çözümle ilgili yeterince çalışma yapılmadığını vurgulayan Hüsnü Özyeğin, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu cari açığı gidermek için birçok yol var ama yapılmıyor. Örneğin Türkiye eğitimde cari açık veriyor. Amerika’da 40 bin öğrencimiz okuyor. Her biri 40 bin dolar harcıyor. Bu da 1.6 milyar dolar yapıyor. Niye Türkiye İngiltere, Amerika gibi bölgenin eğitim ülkesi olmasın? 100 bin öğrenci getirsek 4 miyar dolar eder. Üniversitelerimiz artık müsait. Tamam Türkiye’den Yale’e Harvard’a öğrenci gitsin ama çok marjinal üniversitelere giden öğrencilerimiz var. Oysa Türkiye’de daha iyi üniversiteler bulunuyor.” Barcelona’daki Tween’de 7 bin Euro harcadılar ORKA Group; uluslararası markası Tween’in El Born semtinde bulunan mağazasında, bu yılki Perakende Liderler Konferansı için Barcelona’da bulunan perakende sektörünün önde gelen isimlerini ağırladı. Yaklaşık bir yıl önce açılan mağazayı ziyaret eden Türk perakendeciler, bir Türk markanın başarısından gururlandıklarını her fırsatta söyledi. Mağazaya şans getirmesi için alışveriş yapan Türk patronlar, 20 dakikada 7 bin 300 Euro’luk satışa imza attı. Bu rakam mağazanın bir günlük satışına denk düşüyor. Davete ayrıca İspanya medyasının en önemli gazeteleri, popüler dergileri ve İspanyol aktör, şarkıcı Roger Berruezo katıldı. Gelecek 2 yıl içinde, Barcelona’da 3, İspanya genelinde ise toplam 7 mağaza planladıklarını belirten Orka Group Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, “2010’da Bükreş’te 4 mağaza açtık. Üç yılda Romanya’da 10 mağaza hedefliyoruz” dedi. Orakçıoğlu, Akdeniz ülkelerine özel bir marka çıkaracaklarını da söyledi. İşi, deniz kestanesi çiftleşmesi gibi tesadüfe bırakma EURO RSCG Türkiye CEO’su Levent Erden, konferansta yaptığı konuşmada, internet ortamında mal satmayı deniz kestanelerinin birleşmesine benzetti. “Deniz kestaneleri fiziki yapıları gereği normal bir çiftleşme gerçekleştiremez. Erkek deniz kestaneleri spermlerini, dişiler de yumurtalarını suya bırakır. Sonrasında bu yumurta ve spermler su içinde birleşir” diyen Erden, perakendecilere işinizi tesadüflere bırakmayın mesajı verdi. Yeni dönemin kralının ‘fikir’ olduğunu kaydeden Erden, şunları söyledi: “Bir kitap okudum hayatım değişti söylemi artık geçerli değil. Sistem böyle çalışmıyor. İyi bir fikir bulup buradan sonuca götürmek gerekiyor. Örnek vermek gerekirse internet üzerinden yayılan dans akımları. Kolbastı ve Apaçi dansı iki üç kişinin videolarını internete yüklemeleri ile tanındı. Bu danslardan birini 7, diğerini 9 milyon kişi izledi. Birçok firma bu dansları reklamlarında kullandı.” Hürriyet/Demet CENGİZ BİLGİN

Hüsnü Özyeğin: İnşaat İçin İyi Yıl Değil!

Gayrimenkul sektöründeki projeleri için henüz inşaata başlamadıklarını belirten FİBA Holding Başkanı Hüsnü Özyeğin, şöyle devam etti: Mortgage (konut kredisi) faizlerinin yükselmesinden dolayı konut piyasasında bir yavaşlama, stok birikimi bekliyoruz, dedi FİBA Holding Başkanı Hüsnü Özyeğin, 2012’ye ilişkin pozitif beklentileri olduğunu belirterek, “2013 yılına kadar 600-700 milyon dolar yatırım yapacağız. Rüzgar enerjisi dahil 2012’de yapacağımız yatırım 400-500 milyondan az olmayacak” dedi. FİBA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin, 2012’ye ilişkin pozitif beklentisi olduğunu belirterek, “Fiba Holding olarak 2012 yılında rüzgar enerjisi yatırımlarına devam edeceğiz. Rüzgarda başladığımız ve bu sene devam edeceğimiz yatırımlarla beraber 2013 sonuna kadar 600-700 milyon dolarlık yatırımımız olacak. 2012’deki yatırım miktarı enerji dahil 400-500 milyon dolardan aşağı olmayacak. Gayrimenkul alanında da yatırım yapacağız. Ancak şimdilik gayrimenkul işinde konsept planlarını yapma aşamasındayız” dedi. İnşaat için iyi yıl değil Gayrimenkul sektöründeki projeleri için henüz inşaata başlamadıklarını belirten Özyeğin, şöyle devam etti: “2012’nin gayrimenkul projesine başlamak için iyi bir yıl olup olmadığını bilmiyoruz. Türkiye’de konut stoku oluştu. Mortgage (konut kredisi) faizlerinin yükselmesinden dolayı konut piyasasında bir yavaşlama, stok birikimi bekliyoruz. Bunun aslında başladığına ve gelecek yıl devam edeceğine inanıyoruz. O yüzden gayrimenkulde yeni bir projeye başlamak açısından Türkiye’de iyi bir dönem olmayacağına inanıyoruz. Perakendede dördüncü markamız olan Amerikan Aeropostal’de ilk mağazayı ilkbaharda İstanbul’da açacağız.” Bence ‘tek limit’ gereksiz Özyeğin, hükümetin ekonomik büyümeyi frenlemek ve tasarrufları artırmak için tüketimin kısılmasına katkı sağlamak amacıyla düşünülen önlemlerden biri olarak tartışmaya açtığı, kredi kartında ‘tek limit’in gereksiz olduğunu savundu. Özyeğin, şunları dile getirdi: “Bankalar zaten, tüketicilerin hangi bankada ne kadar limiti olduğunu kontrol ediyorlar. Bence tek limit gereksiz. Ayrıca Türkiye’de kredi kartlarında yüzde 6 civarında bir geri ödenmeme durumu var. Bu da uluslararası ölçülere göre çok yüksek bir rakam değil. Bu daha yukarı giderse belki limit uygulaması olabilir. Şu anda bu Romanya’da uygulanıyor.” Hane halkı borçluluğu düşük Türkiye’de hane halkı borçluluğunun dünya ölçülerine göre çok düşük olduğunu ifade eden Özyeğin, ancak diğer taraftan da tasarrufun da çok düşük olduğunu söyledi. Özyeğin, şöyle konuştu: “Bu son zamanlarda olan bir şey değil. Türk halkı harcamayı seviyor. Öyle gözükmesine rağmen, çoğu borçlanmayı sevmiyor. Son zamanlarda daha çok bireysel kredi veriliyor. Ama toplam oranlar, Avrupa ve gelişmiş ülkelere göre çok düşük.” Cari açık faiz koridoruyla kontrolde 2012’de risk olmaz TÜRKİYE’nin cari açığını kontrol altına alması gerektiği için ekonomik büyümesinin de yavaşlaması gerektiğini söyleyen Hüsnü Özyeğin, şöyle konuştu: “Ancak Türkiye için sürdürülebilir ekonomik büyümenin sağlanması da büyük önem taşıyor. Türkiye’nin geçmişinde yüzde 7-8’lik büyümeler ardından, yüzde 3-4’lük eksilmeler var. Sürdürülebilir, istikrarlı bir büyüme olması önemli. Benim de beklentim ekonominin önümüzdeki yıl yavaşlayacağı, planlanmış bir şekilde yavaşlaması gerektiği. Bu, ülkenin potansiyeliyle ilgili değil. Ülkenin büyüme potansiyeli çok daha fazla, ama cari açığı yüzde 8, 9, 10’larda götüremeyiz. Ancak cari açığın 2012 yılında bir risk unsuru olmayacağını düşünüyorum. Cari açık aşağı inmeye başladı. Ekim ayında 4.6 milyar dolar çıktı. Son 2 yıldır cari açık her 3 ayda bir önceki yılın 3 ayına göre iki misli oluyordu. Şimdi artık cari açık stabilize olmuş, aşağı doğru bir iniş başlamış vaziyette. Bu iş, hem kurlarla hem faiz koridoruyla kontrol altına alındı.” Bankalarımız kıskanılacak kadar iyi HÜSNÜ Özyeğin, bankacılık sektörüne ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Bütün dünyada bankacılık sektörünü regüle eden (düzenleyen) kurumlar sürekli yeni düzenlemeler yapıyorlar. Bütün dünya, bankaların ilerde nasıl daha az riskli çalışacakları konusunda çalışmalar yapıyorlar. Biz krizimizi 10 yıl evvel geçirdiğimiz için, bankacılık krizini arkamızda bıraktık ve bankalarımızın durumu, bütün dünyadaki bankacılar tarafından kıskanılacak kadar iyi. Onun için yapılacak düzenlemeler, ekonominin daha istikrarlı çalışması için olacaktır. Yoksa Türk bankacılığının, diğer bankalara göre başka bir düzenlemeye fazla ihtiyacı yok.” Yeni banka almak çok pahalı, Fiba’yı büyütürüm MILLENIUM Bank’ı satın alarak Fibabanka’ya dönüştüren Hüsnü Özyeğin, “Performansımız beklentilerimiz doğrultusunda gidiyor. Banka almam, çok pahalı. Fibabanka’yı büyütürüm. Fibabanka’da şube açarak, organik büyümek istiyoruz. 2012 yılında 3-4 şube açmayı düşünüyoruz” dedi. Enerji şirketleri halka açılsa borsa yüzde 20 büyür TÜRKİYE’de enerji üretim ve enerji dağıtım şirketlerinin, özelleştirilen limanların borsaya açılmasının önemli olduğunu kaydeden Hüsnü Özyeğin, “Altyapı şirketleri dahil tüm bu şirketler halka açılmış olsalar Türk Borsası tahminime göre yüzde 20-25 büyür. Brezilya ile aramızdaki farkın önemli kısmını kapatmış oluruz. Bunlar halka açıldığı zaman sektörde yeni özelleştirimeler olması için yeni fonlar olur” diye konuştu. Beyinlerinin ön tarafını kullanan sık hisse satıyor MMK ile Özyeğin Üniversitesi’nin birlikte geliştireceği ‘Yatırımcı Risk İştahı Endeksi’nin tanıtımını yapan Özyeğin Üniversitesi Öğretim Üyesi Emrah Şener, yatırımcıların davranışlarına yönelik bilimsel araştırma sonuçlarını paylaştığı konuşmasında şunları anlattı: “Son araştırmalara göre, beyninin ön tarafını daha çok kullanan yatırımcılar borsada çok hızlı karar veriyorlar. Sık sık hisse alım satımı yapanlarla, kumar oynayar ve uyuşturucu kullananların beyinlerinin ön tarafını kullandıkları ortaya çıkmış. Kadınların, yaşı ilerlemiş yatırımcıların ise beyinlerinin arka tarafını kullanarak, aldıkları hissede daha uzun süreli kaldıkları gözlenmiş.” 2012’de ‘Haciz Endeksi’ geliyor ÖZYEĞİN Üniversitesi ile oluşturacakları Yatırımcı Risk İştahı Endeksi’nin öncü bir gösterge değil, tespit endeksi olduğunu belirten Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) Genel Müdürü Yakup Ergincan, şunları söyledi: “Data platformunu büyüttükçe, bilgi akışı kuvvetlendikçe daha anlamlı endeksler oluşacak. Mesela haciz endeksi. MKK, 2010 yılı içinde tam 1 milyon tane haciz bildirisini alıp zarfı açıp tarayıcıdan taranabilir hale getirip TC kimlik numarasını, ad soyadını alıp veri tabanından o kişinin hesaplarını bulup haciz koyan bir kurum. 1 milyon tane haciz bildirimi alıp işleyip kayıtlara işledi. 2012 sonunda haciz endeksi oluşturulması planlanıyor.” 20 milyon yatırımcının 36 milyon hesabı var 5 yılda 1 trilyon liranın kaydını tutacak MERKEZİ Kayıt Kuruluşu (MKK) Genel Müdürü Yakup Ergincan, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) İkinci Başkanı Muhammed Emin Özer, 20 milyon yatırımcıya ait 36 milyon hesabın açıldığını belirterek şu bilgileri verdi: “Bunlardan 4.5 milyonu herhangi bir şekilde sermaye piyasası aracı bakiyesine sahip. Yani 1 milyon 102 bin tane hisse senedi müşterisi var. 2.9 milyona yakın yatırım fonu katılım belgesi bulunan yatırımcı var, 110 bin civarında özel sektör borçlanma aracı var. Buradaki rakamlar büyüyecek. 5 yıl içinde saklamasını yaptığımız kıymetlerin değerinin 1 trilyon lira değerinde bir rakama ulaşacağımızı düşünüyoruz. Kasım 2005’de 2011-2012’ye geldiğimizde 25 milyon yatırımcı hedefliyorduk, şu anda 20 milyonu bulduk. Şu anda 13 milyar liralık özel sektör borçlanma aracı potansiyeli var. Bu giderek katlanacak.” Yabancı yatırımcı hisseyi 1 yıl, yerli 32 gün tutuyor TÜRKİYE’de yabancı yatırımcının elindeki hisse senedini ortalama 1 yıl elinde tuttuğunu söyleyen Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) Genel Müdürü Yakup Ergincan, “Çünkü hepsi kurumsal yatırımcı. Yerli yatırımcı ise, 32 gün ve hemen hemen hepsi bireysel yatırımcı. Neden yabancı yatırımcılar hakim? Yüzde 62. Çünkü bizim kurumsal yatırım sektörümüz büyüyememiş, bir şekilde performansları düşük kalmış. Ona rağmen likit fonlardan A tipi fonlara geçiş görüyoruz. Bundan 5 yıl önce 115 bin tane A tipi fona yatırım yapmış yatırımcı varken bu, bugün 263 bin kişiye ulaşmış durumda. sessiz sedasız, çaktırmadan artan bir trend var” diye konuştu. Hürriyet

Gayrimenkul Satışında Vergi Nasıl Hesaplanıyor?

Gayrimenkul almak yerine paranın bankada değerlendirilmesi durumunda, genellikle elde edilen gelirden kaynakta vergi kesildiğinden (stopaj) bu gelirlerin ayrıca beyanı söz konusu olmuyor… Gayrimenkul son yılların gözde yatırım araçlarından biri. Alıp kiraya veriliyor, iyi bir kazanç sağlayacağı düşünüldüğü dönemde de satılıyor. Gayrimenkul almak yerine paranın bankada değerlendirilmesi durumunda, genellikle elde edilen gelirden kaynakta vergi kesildiğinden (stopaj) bu gelirlerin ayrıca beyanı söz konusu olmuyor. Ama gayrimenkul satışından sağlanan kazancın, alım tarihine veya kazancın tutarına göre bazı durumlarda beyan edilmesi gerekebiliyor. Gerek elde tutma süresinin belirlenmesi, gerekse de kazancın doğru olarak hesaplanabilmesi için gayrimenkulun alım tarihinin doğru olarak tespit edilmesi çok önemli. Maliye Bakanlığı tarafından geçtiğimiz ayın sonlarında yayınlanan sirküler ile çeşitli durumlarda gayrimenkulun iktisap (edinim) tarihinin nasıl belirleneceğine ilişkin açıklamalar yapıldı. Gayrimenkul nedir? Gayrimenkul (taşınmaz) Medeni Kanun’da esas niteliği bakımından bir yerden başka bir yere taşınması mümkün olmayan dolayısıyla yerinde sabit olan mallar olarak tanımlanıyor. Gelir Vergisi Kanunu açısından ise arazi ve binalar ile gayrimenkul olarak tapuya tescil edilen haklar, madenler, taş ocakları, gemiler gibi kıymetler gayrimenkul olarak kabul ediliyor. Eskiden alınanlarda vergi yok Gayrimenkullerin, gerçek kişiler tarafından ticari faaliyet kapsamı dışında satılmasından sağlanan kazançlar, “değer artış kazancı” olarak kabul ediliyor. İvazsız olarak (miras veya bağış) edinilen gayrimenkullerin satılmasından sağlanan kazançlar ise tutan ne olursa olsun vergiye tabi değildir. Yani bir kişi kendisine miras kalan gayrimenkulu satması halinde, satış bedeli ne olursa olsun gelir vergisi ödemesi söz konusu olmayacaktır. Diğer şekilde edinilen gayrimenkullerin, edinim tarihinden başlayarak en az beş yıl geçtikten sonra elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar da gelir vergisinden istisnadır. Bu sürenin gün olarak hesaplanması gerekiyor. Örneğin 15 Nisan 2008 tarihinde alınan bir gayrimenkulun 15 Nisan 2013 tarihinden sonra satılması durumunda kazanç kaç lira olursa olsun, beyanname verilmesi ve vergi ödenmesi gerekmiyor. Bu istisna süresi 1 Ocak 2007 tarihinden önce alınmış olan gayrimenkuller için dört yıl olarak uygulandı. Buna göre 1 Ocak 2007′den önce alınmış olan gayrimenkullerin 2011 yılında satılması durumunda kazanç kaç lira olursa olsun bu kazanç üzerinden vergi ödenmeyecektir. Kısa sürede satılırsa vergi ödenmesi gerekebilir. Gayrimenkul 2011 yılında, alım tarihinden itibaren beş yıl dolmadan satılırsa, elde edilen kazancın vergisinin ödenmesi gerekiyor. Ancak bu kazançlar için 19 bin liralık bir istisna da söz konusu. Kazanç bu tutarın altında ise beyanname vermeye gerek yok. Bu tutan aşan bir kazanç elde edilmesi durumunda ise aşan kısmın gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilerek, vergisinin ödenmesi gerekiyor. Kazanç hesaplanırken enflasyonun etkisinin yok edilmesi de mümkün. Bu yönteme kısaca “endeksleme” diyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından her ayın başında bir önceki ayın enflasyon oranının hesaplanmasında kullanılan üretici fiyat endeksleri (ÜFE) açıklanıyor. Bu endekslere TÜİK’in internet sitesinden ulaşılabilir. Gayrimenkulun satıldığı aydan bir önceki ayın ÜFE’sinin, alındığı aydan bir önceki ayın ÜFE’sine bölünmesi suretiyle bulunan artış oranı ile alış bedelinin çarpılması suretiyle gayrimenkulun alış bedeli enflasyon oranı kadar yükselmiş oluyor. Bu şekilde bulunan yeni alış bedeli ile satış bedeli arasındaki farktan, giderler de düşüldükten sonra gayrimenkul satışından sağlanan net kazanç bulunuyor. Ancak bu uygulamadan yararlamlabilmesi için endeks farkının yüzde 10′dan fazla olması şart. Aksi halde kazancın, satış bedelinden ilk alış bedeli ve giderlerin düşülmesi suretiyle hesaplanması gerekiyor. Özetlemek gerekirse, beş yıldan önce satılan gayrimenkulerden sağlanan ve yukarıda belirttiğimiz şekilde hesaplanan kazançtan, 19 bin liralık istisna düştükten sonra bir tutar kalması durumunda, bu kazancın ertesi yıl Mart’in 25′ine kadar verilecek beyanname ile beyan edilmesi ve hesaplanan verginin iki taksitte ödenmesi gerekiyor. Beş yıl dolduktan sonra satılması durumunda ise bu hesaplamaların hiç birini yapmaya gerek yok. Çünkü kazanç kaç lira olursa olsun gelir vergisine tabi değil. Alım tarihi önemli Beş yıllık sürenin doğru olarak hesaplanması çok önemli. Ama bu her zaman çok kolay olmuyor. Örneğin kat karşılığı müteahhide arsa verilmesi ya da uzun yıllar taksit ödedikten sonra kooperatiften gayrimenkul alınması halinde, alım tarihi olarak hangi tarih dikkate alınmalı? Maliye Bakanlığı tarafından geçtiğimiz ayın sonlarında yayınlanan sirkülerde bu ve buna benzer durumlarda iktisap tarihinin ne olacağına ilişkin açıklamalar yapıldı. Bu sirkülerde daha önceden bireysel olarak verilmiş olan görüşlerin toparlandığı görülüyor. Tapu veya kullanıma başlama tarihi Satın alman yada kat karşılığı müteahhide veya kooperatife verilen arsa karşılığında alınan gayrimenkullerin tapuya tescil tarihi, iktisap (edinim) tarihi olarak kabul ediliyor. Bazen tapuya tescilden önce gayrimenkulun sahibinin fiilen kullanımına bırakıldığı durumlar da olabiliyor. Bu durumun tahsis belgesi, teslim tutanakları, su, elektrik, telefon, doğalgaz faturaları ve benzeri belgelerle kanıtlanması halinde, alış tarihi olarak fiilen kullanıma bırakılma tarihi kabul edilebiliyor. Kat karşılığı arsa teslimi Arsa daire karşılığı olarak müteahhide verilebilir. Bu uygulamaya sıklıkla rastlıyoruz. Müteahhit arsa üzerinde bina inşa eder ve arsa sahibine baştan anlaşılan sayıda daire veya dükkan verir. Alınan bu daire ve dükkanların satılması halinde alış tarihinin ne olduğu konusunda farklı görüşler bulunuyordu. Maliye Bakanlığı sirkülerde bu konu hakkındaki görüşünü aşağıdaki örnekle açıkladı. 1999 yılında satın alınan arsa 2005 yılında kat karşılığı olarak müteahhide verilmiş ve bunun karşılığında alınan gayrimenkuller, 25 Nisan 2007 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. Bu durumda kat karşılığı alınan gayrimenkuller yeni iktisap olarak kabul edilecek ve iktisap tarihi olarak tapuya tescil tarihi (25 Nisan 2007) esas alınacaktır. Cins tashihi Cins tashihi (değişikliği), bir taşınmaz malın cinsinin yapısız iken yapılı veya yapılı iken yapışız hale; bağ, bahçe, tarla vb. iken arsa; arazi iken, bağ, bahçe vb. duruma dönüştürmek için paftasında ve tapu sicilinde yapılan işlem olarak tanımlanıyor. Arazi olarak alman bir gayrimenkulun belediyelerce ifraz ve taksim işlemine tabi tutulduktan sonra satılması halinde, alım tarihi olarak arazinin alındığı tarih değil, belediyenin ifraz işlemi sonucu arsa vasfını kazanarak, cins tashihi yapıldığı tarihin esas alınması gerekiyor. Kat irtifakıkat mülkiyeti Önce kat irtifakı daha sonra da kat mülkiyeti tapusunun alındığı durumda, gayrimenkulun alım tarihi olarak kat irtifakı tapusunun tarihi dikkate alınacaktır. Değerlendirmelerimiz Yayınlanan bu sirkülerle bakanlığın bir çok tartışmalı konu hakkındaki görüşlerini açıkladığını görüyoruz. Ancak yapılan bir düzenlemede, öncelikle temel kuralların açıklanması ve daha kolay anlaşılmasını temin etmek üzere örneklere yer verilmesi gerekmektedir. Oysa bu sirkülerde bir çok konu hakkındaki açıklamaların örnekle yapıldığı görülüyor. Örneğin kat karşılığı arsa teslimi gibi çok önemli ve yıllardır İdare ile mükellef arasında ihtilaflara neden olmuş bir konu sadece örnekle açıklanmıştır. Burada, arsanın müteahhide verilmesi ve karşılığında alman gayrimenkulun satılması işlemlerinin ayrı birer teslim . olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, böyle bir durumun oluşturacağı vergisel sonuçlar, teslim alınan gayrimenkulun alış bedelinin nasıl belirleneceği ile ilgili açıklamalar yapılmamıştır. Sirkülerde verilen örnekte kat karşılığı alman gayrimenkuller yeni iktisap olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla iktisap tarihinin arsa karşılığında alınan gayrimenkulun tapuya tescil tarihi olması gerektiği belirtiliyor. Bakanlığın görüşü eskiden de bu yöndeydi. Ancak bu konuya ilişkin 2004 tarihli Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurul Kararı ‘nda, arsa üzerine gayrimenkul inşa edilmesinin servetin değerlendirilmesi, servetin biçim değiştirmesi anlamına geldiği, dolayısıyla arsa karşılığı alınan gayrimenkullerin alım tarihi olarak arsanın alım tarihinin dikkate alınması gerektiği belirtiliyor. Vergi İdaresi kat karşılığı alınan gayrimenkulleri yeni bir edinim olarak kabul etmekle beraber ivazsız olarak alınan (örneğin miras yoluyla) arsanın müteahhide verilmesinden elde edilen gayrimenkullerin satışından sağlanan kazancın değer artış kazancı kapsamına girmediğini söylüyor. İvazsız olarak edinilen arsa ile ilgili olarak yukanda belirtilen Mahkeme kararma paralel olarak servetin biçim değiştirdiği anlayışının benimsendiği, iki ayrı teslim olarak kabul edilmediği görülüyor. Miras yoluyla edinilen arsanın üzerine yapılan gayrimenkuUeri yeni iktisap olarak saymazken, ivazlı edinimlerde bu işlemi yeni iktisap olarak değerlendirmesi sirkülerdeki çelişkiyi gözler önüne sermektedir. M.Fatih Köprü/Ekonomist

Eşe Ait Evin Aynı Zamanda İşyeri Olarak Kullanılmasının İncelikleri!

Şükrü Kızılot, Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesinde eşe ait gayrimenkulün hem konut hem işyeri olarak kullanılması durumunda, bazı ince noktalara dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekti Bazı durumlarda, ayrı bir işyeri kiralanmayıp oturulan evin aynı zamanda işyeri olarak gösterilmesi söz konusu olabiliyor. Bu durumda alan bazı Hürriyet okurları, mülkiyeti eşine ait olan konutun hem işyeri hem de ikametgâh olarak kullanılması durumunda emsal kira bedeli üzerinden tevkifat yani vergi kesintisi yapılıp yapılamayacağını merak ediyor. VERGİ KESİNTİSİ Gelir Vergisi Kanunu’nun “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94′üncü maddesinin birinci fıkrasında, kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin bu fıkranın bentlerinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları hükme bağlanmış olup anılan Akranın 5/(a) bendinde, 70′inci maddede yazılı mal ve hakların kiralanması, karşılığı yapılan ödemelerden (2009/14592 sayılı BKK ile) yüzde 20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı belirtilmiştir. Gelir Vergisi Kanunu’nun “Emsal Kira Bedeli Esası” başlıklı 73′üncü maddesinin birinci fıkrasında ise; - Kiraya verilen mal ve hakların kira bedellerinin emsal kira bedelinden düşük olamayacağı, - Bedelsiz olarak başkalarının intifasına bırakılan mal ve hakların emsal kira bedelinin, bu mal ve hakların kirası sayılacağı, - Bina ve arazide emsal kira bedelinin, yetkili özel mercilerce veya mahkemelerce takdir veya tespit edilmiş kirası, - Bu suretle takdir veya tespit edilmiş kira mevcut değilse Vergi Usul Kanunu’na göre belirlenen vergi değerinin yüzde 5′i olarak kabul edileceği hükme bağlanmıştır. Yine aynı Kanun’un 86′ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin (d) alt bendinde ise bir takvim yılı içinde elde edilen ve toplamı (280 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2012 yılı için) 1.290 TL’yi aşmayan, tevkif ata ve istisna uygulamasına konu olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratları için yıllık beyanname verilmeyeceği, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirlerin beyannameye dahil edilmeyeceği belirtilmiştir. İŞYERİ Diğer taraftan, Vergi Usul Kanunu’nun “İşyeri” başlıklı 156. maddesinde, “Ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette işyeri; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane, şube, depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, zirai veya mesleki faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerdir.” hükmüne yer verilmiş olup burada sayılan yerlerle sınırlı olmayıp önemli olan ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyetin yapılmasına veya yürütülmesine elverişli olan yerlerin de işyeri olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Öte yandan, 31/01/1981 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 128 Seri No.lu Gelir Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin X-a-4 numaralı bölümünde; aynı zamanda hem işyeri hem ikametgâh olarak kiralanan gayrimenkuller vergi mevzuatımız açısından işyeri olarak kabul edildiğinden bu gayrimenkuller için ödenecek kiraların tamamı üzerinden tevkif at yapılacağı belirtilmiştir. BEYAN DURUMU Bu açıklamalara göre, mülkiyeti eşe ait olan ve işyeri olarak kullanılacak konut için nakden veya hesaben (vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemler, hesaplarda işyeri kirası karşılığı olarak gider gösterilmesi gibi) kira ödemesi söz konusu olduğu takdirde, ödenen kira bedeli üzerinden tevkifat yapılarak vergi dairesine yatırılması gerekmektedir. Bu durumda, eşin elde ettiği gelirin Gelir Vergisi Kanunu’nun 86′ıncı maddesinin birinci bendinin (c) alt bendi gereğince ilgili bulunduğu yıl için belirlenen (2012 yık için 25 bin TL) tutarı aşması halinde beyan edileceği, aşmaması halinde ise beyan edilmeyeceği tabidir. Mülkiyeti eşe ait olan ve işyeri olarak kullanıma bırakılan konut için gayrimenkul sahibi eşe nakden veya hesaben bir kira ödemesinde bulunulmaması diğer bir ifadeyle işyeri kirası olarak hesaplarda gider gösterilmemesi durumunda ise tevkifat yapılmayacak olup, bedelsiz olarak kullanılan söz konusu gayrimenkul nedeni ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 73′üncü maddesi hükmüne göre emsal kira bedeli hesaplanması ve tevkifata ve istisnaya konu olmayan kira bedelinin yıllar itibariyle belirlenen (2012 yılı için 1.290 TL) tutarı aşması halinde gayrimenkul sahibi eş tarafından yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekiyor. Ancak, mülkiyeti eşe ait olan gayrimenkulün seyyar olarak yapılacak faaliyetlerin icrasına tahsis edilmeksizin veya bu faaliyetlerde kullanılmaksızın sadece kayıtlarda işyeri adresi olarak gösterilmiş olması halinde, söz konusu gayrimenkul işyeri olarak kabul edilmeyeceğinden tevkifat yapılması ve emsal kira bedeli esası uygulanması söz konusu olmayacaktır (MB Özelgesi, 22.8.2011 Tarih ve GVK-94/1377). Özetle, eşe ait gayrimenkulün hem konut hem işyeri olarak kullanılması durumunda, bazı ince noktalara dikkat edilmesi gerekiyor. Şükrü Kızılot/Hürriyet

Emlak Sektöründekiler Portföylerini Ücretsiz Sergileyebilecek!

Dünyanın 3 boyutlu tek sektör rehberi 3DLocationEarth.com, gayrimenkul danışmanlarına ve emlak firmalarına, portföylerini ücretsiz olarak harita üzerinde topluca sergileme fırsatı sunuyor. Siteye üye olan emlak danışmanları, bu uygulama sayesinde kiralık ve satılık gayrimenkulleri, 3DLocationEarth.com üzerinden haritadaki gerçek yerlerinde etiketleyerek, portföyleriyle ilgili her türlü güncel bilgiyi anında yüz binlerce kullanıcıyla paylaşabilecek. Türkiye’nin ve dünyanın 3 boyutlu tek sektörel rehber sitesi olan 3DLocationEarth.com, emlak sektörüne yönelik farklı bir uygulama sunuyor. 3DLocationEarth.com’a üye olan gayrimenkul danışmanları ve emlak firmaları; portföylerindeki kiralık veya satılık gayrimenkulleri harita üzerinde ücretsiz olarak bir arada sunabilecek. Bu sayede, hem yurt içi hem de yurt dışından yüz binlerce 3DLocationEarth.com kullanıcısı, Türkiye genelindeki kiralık&satılık gayrimenkulleri harita üzerinde toplu olarak görebilecek. Konuyla ilgili açıklama yapan 3DLocationEarth.com yöneticisi Aybars Görpe, şu anda kiralık veya satılık portföylerin harita üzerindeki yerlerinde bir arada görülebildiği bir başka platform olmadığının altını çizdi. 3DLocationEarth.com’un bu uygulamasından daha önce yararlanmaya başlayan emlakçıların olduğunu söyleyen Görpe, “Sistemi tamamen ücretiz hale getirerek, ülke genelindeki bütün emlakçıların sistemi kullanır hale gelmesini ve böylece uygulamanın bütün bölgelere yayılmasını sağlamayı hedefliyoruz” dedi. Uygulamadan yararlanmak için sadece siteye üye olmanın yeterli olduğunu belirten Görpe; “Sisteme üye olan gayrimenkul danışmanları, portföylerindeki kiralık ve satılık gayrimenkulleri, Türkiye haritası üzerinde bulunduğu il, ilçe, mahalle, sokak ve cadde detayına kadar gerçek yerinde etiketleyerek, o portföyler ile ilgili fiyat, metrekare, bina yaşı ve diğer bütün bilgileri güncel halleriyle paylaşabilecekler” dedi. Dileyen emlak firmaları özel portföylerini 3 boyutlu olarak da sergileyebilecek! Emlak firmaları ve gayirmenkul danışmanları, arzu ettikleri bazı özel portföylerini çok uygun maliyetlerle 3 boyutlu olarak modelletip, hem 3DLocationEarth.com hem de Google Earth üzerinden de sergileyebilecek. Böylece kiralık veya satılık gayrimenkul arayanlar, emlak firmasının 3 boyutlu olarak harita üzerindeki gerçek yerine konumlandırdığı portföyleri, Google Earth üzerinden, kısa sürede gezme ve her detayıyla inceleme fırsatına sahip olacak. 3DLocationEarth.com’un emlak sektörüne sunduğu ücretsiz uygulama hakkında daha detaylı bilgi için www.3DLocationEarth.com adresini ziyaret edebilir ya da (0216) 349 84 25 numaralı telefonu arayabilirsiniz.

Gayrimenkulde Asıl Sıçrama 2012′de!

Bundan tam bir yıl önce, dünya ekonomik krizle boğuşurken, sektörün çatı kuruluşu Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Demeği (GYODER) 2010 öngörülerini bizlerle paylaşmıştı. O dönemde, pek çok uzman kişi ve sektör temsilcisinin görüşü de GYODER’e paralel olmuştu: 2010′da gayrimenkul sektörü, 2009′a göre daha canlı olacak; toparlanma yaşanacak. Ancak asıl sıçrama 2012′de gerçekleşecek.GYODER’in paylaştığı bir diğer öngörü de tabii ki sektörün büyüme oranıyla ilgiliydi. Eğer, Türkiye, orta vadeli ekonomik programda öngörüldüğü gibi yüzde 4.5-5 oranında büyürse, gayrimenkul sektörü de 2010′da yüzde 7′lik büyümeyi tutturabilirdi.Geçtiğimiz hafta Bloomberg HT’deki HT Ekonomi Soruyor adlı programımıza ULI Türkiye Başkanı Haluk Sur ile birlikte, GYODER Başkanı Turgay Tanes katıldı. Biz de büyüme hedefinin tutup tutmadığını, sektörün 2010′u nasıl geçirdiğini ilk ağızdan öğrenelim dedik.Turgay Tanes’in söylediğine göre, Türkiye’nin büyüme performansına da bağlı olarak, gayrimenkul sektörü yüzde 7′lik hedefini çok büyük bir ihtimalle tutturacak. Tanes, sektörün 2010′da, özellikle de konut piyasasında belli bir canlanma dönemine girdiğini, satışların önceki seneye göre artış gösterdiğini belirtiyor. Yani, ne düşünüldüyse, aşağı yukarı aynı kareyle karşı karşıyayız. Bir konu hariç: Yurtdışı piyasaların durumu. DIŞ PİYASA BELİRSİZ “Bir konuda çok yanıldık. Bunu tahmin etmemiştik” diyen Turgay Tanes, yurtdışı piyasaların, 2010′da krizin izlerini beklenen ölçüde ortadan kaldıramadığına dikkat çekiyor. Tanes, “Biz, hafif hafif toparlanırlar. İç piyasamıza da ona göre bir etkide bulunurlar diye düşünürken, bakıyoruz, bugün hâlâ bir belirsizlik ortamı mevcut. Hâlâ nabız tutulamıyor” diyor.2011 için ise çok daha parlak bir tablo çiziliyor. Bu tabloda, piyasadaki canlanma daha dikkat çekici boyutta. Satışlar daha hızlı. Konut fiyatlarında ise önemli bir artış öngörülmüyor. Burada emniyet supabı tabii ki bölgesel olarak göze çarpan yoğun stok. ANAHTAR ÜLKE TÜRKİYE Haluk Sur ise dış piyasalardaki farkındalığa dikkat çekiyor: “Türkiye’nin trilyon dolarlık iş hacmini görüyorlar. Gayrimenkulde de genel anlamda da yükselen bir yıldız Türkiye. Brezilya ile birlikte kilit ülkelerden biriyiz. Bu anlamda, cebindeki parayı gayrimenkul yatırımına dönüştürmek isteyenler için sığınılacak liman olarak konumumuz artık çok daha kuvvetli olacak.”Görünen o ki, sizlerle gelecek yıl buluştuğumuzda, daha büyük hedefler, yepyeni yatırımlar anlatmaya hız kesmeden devam edebileceğiz. Ve tavsiyelerimizi, haberlerimizi aktaracak daha kalabalık bir tüketici kitlesine sesleneceğiz. Yeni yılda da HT Emlak’ta buluşalım. Menekşe Ataselim/Habertürk

Kira Geliri Olan 1 Milyon Ev Sahibine Otomatik Vergi!

2011 yılında elde edilen kira gelirleri için vergiden istisna olacak tutar 2 bin 800 lira olarak belirlendi. Bu tutar yıllık kira bedelinden düşüldükten sonra kalan meblağ üzerinden vergi ödenecek. Örneğin aylık 500 lira kira geliri olan 6 bin liralık yıllık kazancın 3 bin 200 lirası için vergi verecek Maliye, kira gelirini eksik beyan edenlerin peşine düştü. Mart 2012′de geçen yıla ilişkin verilecek kira beyannamelerini vatandaşın yerine Gelir İdaresi Başkanlığı otomatik olarak dolduracak. Bankacılık sisteminden bilgileri alan İdare, ev sahiplerine vergilerini ödemeleri için mektup gönderecek. Mükellef, İdare’nin internet sitesi veya vergi dairesine gittiğinde ne kadar vergi ödeyeceğini görecek. Sistemde herhangi bir yanlışlık yoksa taraflar karşılıklı onay verecek. Maliye’nin uzun süredir üzerinde çalıştığı tebliğin çıkmasıyla 1 Mart 2012′den itibaren yaklaşık 1 milyon gayrimenkul sahibi otomatik olarak kira gelirinin vergisini ödeyecek. Beyanname vermeyen veya eksik bildirenler hem istisna tutarından yararlanamayacak hem de idari para cezası alacak. Gayrimenkul niteliğinde olan mal ve haklardan elde edilen bu gelirler için beyanname verilmemesi veya gelirin düşük gösterilerek istisna tutarının altında kalınmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. 2011 yılında elde edilen kira gelirleri için istisna tutarı 2 bin 800 lira. Yıllık bu miktarın altında kira geliri elde edenler herhangi bir vergi ödemiyor. Bu miktarın aşılması halinde ise 2 bin 800 liradan çıkarılarak aradaki kısmın vergisi ödeniyor. Örneğin aylık 500 TL geliri olan bir mükellefin yıllık kazancı 6 bin lira ise istisna tutarı düşüldükten sonra 3 bin 200 lirası için Gelir Vergisi ödeyecek. Yüzde 15′ten başlayan oran gelir dilimi arttıkça yükseliyor. Kira geliri elde eden mükelleflerin doğru beyanda bulunmasının önemli olduğuna dikkat çeken Maliye, kaynakları beyan etmemelerinin ev sahiplerinin aleyhine olacağını kaydetti. Beyanda bulunmayanların banka veya tapudan alınan bilgilerle tespit edilmesinin kolay olduğuna dikkat çeken üst düzey bir yetkili, bu kişilerin istisnadan yararlanmamasının yanı sıra cezai yaptırımla karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekti. Maliye Bakanlığı, kira gelirlerinin doğru olarak vergilendirilmesi için dört yıl önce 500 liranın üzerindeki kira gelirlerinin banka veya PTT aracılığı ile tahsil edilmesi uygulamasını başlatmıştı. Kira bilgileri, kira geliri beyanları ile karşılaştırıldığında gelirini banka aracılığı ile tahsil ettiği halde, kirasını devlete beyan etmeyen on binlerce ev sahibinin bulunduğu tespit edildi. Yine aynı şekilde, kira gelirlerini bankalar üzerinden tahsil eden binlerce ev sahibinin de, kira gelirlerini eksik beyan ederek, düşük vergi ödediği belirlendi. Gelir İdaresi Başkanlığı verilerine göre gayrimenkul sermaye iradı mükelleflerinin sayısı 1 milyonu aştı. 2011 başında 971 bin olan GMSİ mükellefi sayısı Kasım 2011′de 1 milyon 43 bin oldu. Uzmanlar Maliye Bakanlığı’nın kira gelirinin vergilendirilmesine ilişkin tebliğinin ardından bu sayısının artabileceği tespitinde bulunuyor. Zaman

Ev Sahipleri Dikkat! Banka Hesabınız Boşalabilir!

Kira geliri vergisini ödemeyen 1 milyon 200 bin ev sahibine mektup gönderen Gelir İdaresi Başkanlığı, elektronik haciz uyarısı yaptı. Bankadaki hesabınızdan para eksildiğini görürseniz şaşırmayın Her türlü çağrı ve ödeme davetine rağmen vergisini vermeyenlerin banka hesaplarından kesintiler yapılacak. E-haciz ile mükellefin ayağına gitmeden vergiler banka hesaplarından tahsil edilecek. Bir televizyon yayınına katılan Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı Şinasi Candan, vergi tahsilatı için yenilikleri anlattı; bir takım uyurılarda bulundu. Teknolojiyi kullanarak motorlu taşıtlar vergisi, kira gelir vergisi, trafik cezası gibi tahsilatların elektronik olarak tahsil edildiği bilgisini veren Candan, e-haciz uygulamasını anlattı. Teknolojiyi vatandaşa bilgi kolaylık hizmeti olarak sunmakla birlikte tahakkuk eden vergi alacaklarının zamanında tahsilini sağlamak amacıyla da kullandıklarını söyleyen Candan, “Bu noktada ödeme kolaylığı olarak vatandaşın borcunu vergi dairesine gitmeden bankalardan ödeme kolaylığı yanında ödemesini yapmamışsa biz artık orda 6183 sayılı yasayla haciz işlemleri var. Teknoloji kullanarak bu tip borcunu ödemeyen yükümlülere belli uyarılarımız var. Anında olmuyor. Ödeme emri gönderiyoruz. Bütün buna rağmen ödevini yerine getirmiyorsa bizde etkili bir yöntem olarak e haciz yöntemini devreye sokuyoruz. Bankalara bir elektronik olarak haciz işlemiyle sağlıyoruz.” dedi. İdare olarak dünyada teknolojiyi en iyi kullanan Gelir İdareleri’nden birisi olduklarına dikkat çeken Candan, konut kira geliri 500 lira olanların bankacılık üzerinden ödemeyi aldığına söyledi. Tapu bilgileri aldık, bankalardan, sigorta şirketlerinden gelen ev sahibi bilgilerinin çapraz kontrolden geçirildiğinin altını çizen Candan, sistemi şöyle anlattı: “Bu bilgileri düzenleyerek vatandaşlara bir hizmet daha verelim düşüncesi oluştu. Kira gelirlerini 1 Mart-25 Mart tarihleri arasında verecekleri beyannameleri kendilerine hazırlayalım istedik. Otomatik olarak hazırlandı. Daha önce vergi dairelerine gittiklerinde kendileri beyannamelerini elle doldurmak zorunda kalıyordu. Bilgileri kendileri doldurarak destek alıyorlardı. Bu sistem tamamen proaktif bir sistem. Otomatik beyanname formatında sunuyoruz.” diye konuştu. MEKTUBU ALAN VERGİ DAİRELERİNE KOŞTU Gelir İdaresi’nin hazırladığı 1 milyon 200 bin vatandaşa ulaştığını aktaran Candan, mektup alan vatandaşların heyecanlanıp vergi dairelerine koştuğunu aktardı. Mektup gönderilenlerden 900 bin kişinin zaten kira geliri vergisi ödeyen kimselerden oluştuğunu kaydeden Candan, 300 bin kişi ise daha önce hiç kira geliri beyan etmeyen ev sahibi olduğunu söyledi. Mektupların içinde konuyu daha iyi anlatan broşür yer aldığını dile getiren Candan, mektubu alan vatandaşların sistemde bir bilgisi olduğunu 1 Mart-25 Mart tarihleri arasında işlem yapması gerektiği yönünde kanıya vardığını kaydetti. Şinasi Candan, internet kullanıcılarının güvenlik sorularıyla kendisinin bir şifre oluşturarak ya da herhangi bir vergi dairesinden şifre alarak otomatik beyannamesini görebildiğini dile getirdi. İlerleyen günlerde alışveriş merkezlerinde stantlar açarak cumartesi pazar alışverişe çıkan ev sahiplerine vergi sorgulama imkanı tanıyacaklarına işaret eden Candan, ekranda çıkan bilgilerin doğruluğunu kontrol eden mükelleflerin onaylama butonuna basarak otomatik vergi tahakkukunu yaptığını vurguladı. Candan, bu kişilerin vergisini vergi dairesine gitmeden de herhangi bir anlaşmalı bankadan da ödeyebildiğinin altını çizdi. MEKTUP GİTMEYENLER DE MART SONUNA KADAR VERGİSİNİ ÖDEMELİ Kira geliri elde edip mektup gönderilmeyenlerin de bulunduğunu söyleyen Candan, şu uyarıyı yaptı: “Mart döneminde 1 Mart 25 Mart tarihleri arasında mektup gitmese dahi beyan etmeleri kendi lehlerine olacaktır. Aksi taktirde cezai işlem yapılacaktır.” Vatan

Kat Mülkiyetli Bir Bina Ortaklığın Giderilmesi Talebiyle Satılamaz!

Posta gazetesi yazarı Tamer Heper, sitede çocukların gürültüsünden şikayetçi olan okurunun ve oturdukları binanın ortaklığın giderilmesi talebiyle satılmasının mümkün olup olamayacağını soran okurunun sorularını cevapladı… İşte Tamer Heper’in Posta Gazetesi’nde bugün yayımlanan yazısı: Çok yerde var “Küçük bir ilçede büyükçe bir sitede oturuyorum, ancak huzur içinde balkonumuzda bir dakika oturamıyoruz, sebebi çocuk gürültüsü. Sitede oturanların çoğunluğu kiracı ancak site yönetimi olarak kara kara nasıl bir çare buluruz diye düşünüyoruz. Yok mu bunun bir çaresi? • CY. Doğrusunu isterseniz böyle bir şikayetle ilk defa karşılaşıyorum, ilk defa karşılaşıyorum demek size hak vermemek anlamını taşımasın. Üstelik bu problem biliyorum ki çok yerde var ama dile getirilmedi. Elbette herkesin evinde huzur içinde oturmak istemesi en doğal hakkı. Bir meskende veya bir işyerinde yaratılan gürültü için mahkemeye başvurup önlenmesini talep etmek mümkün ama çocukların gürültüsünü kesme talebi ile açılmış veya açılacak bir dava yok. Üstelik çoğu aile “Çocuğum evde gürültü yapmasın, beni yormasın da sokakta ne yaparsa yapsın” deyip çocuğu sokağa salıyor. Burada görev ailelere düşüyor. Çocuklarını eğitmeleri ve kollamaları gerekiyor. Pek çok yerde adli önlem yerine çocukları bir yere toplayacak, oyun parkı, spor salonu, kafe gibi alanlar yaratılıyor. Çocukların buralara kendi istekleri ile toplanması sağlanıyor. Buna benzer bir çözüm düşündünüz mü acaba? Madem ki büyük bir sitesiniz, gürültü yapacak yaş belli, bu yaşa hitap eden ve çocukları bir merkezde toplayacak, onlarla ilgilenecek bir eleman da istihdam edebilirsiniz. Bunlar benim aklıma gelenler. Ancak yasal olarak şunu yapın diyemiyorum. Hata nerede? Dört katlı ve sekiz bağımsız bölümlü bir binada oturuyorum. Binamızın üzerine iki kat çıkmak istediler izin vermedik, mahkemelik olduk, davayı kazandık. Ancak kararı Yargıtay bozdu. Şimdi bize bina komple satılır, satın alanlar düşük bedelle alır siz zarar edersiniz diyorlar. Bu satış belediye fiyatlarından düşük olabilir mi? • M.K. Size bunları kim söyledi önce bunu bilmem lazım. Bir hukukçunun olduğunu sanmıyorum. Sizlerin kat tapularınız varsa sizin binada kat mülkiyeti kurulmuş demektir. Kat mülkiyeti bulunan bir bina ortaklığın giderilmesi talebi ile satılamaz. Dolayısı ile dairelerinizin düşük fiyata gideceği sözü yanlış. Sonra Yargıtay kararı bozmuş olabilir. Kararlar esastan bozulabileceği gibi usulden de bozulabilir. Usul hatası giderilir karar yine aynı çıkar. Dolayısı ile siz mahkeme kararını ve Yargıtay kararını bir hukukçuya inceletin. Benim anladığım kadarı ile sizin işleminizde hata yok da size söylenenlerde hata var.” Tamer Heper / POSTA

Kat Mülkiyetine Tabi Binalardaki Aykırılıklarda Zaman Aşımı Yoktur!

Kat mülkiyetine tabi binalarda projeye aykırı davranan kat malikini şikayet için zamanaşımı söz konusu değildir Binalarda projeye aykırı yapıların kat malikleri tarafından şikayet edilmesi gerektiğini yazıyorsunuz. Bunun için zamanaşımı süresi nedir? • B.Y. Bunu zaman zaman okuyucularıma verdiğim yanıtın içinde ifade ediyorum. Kısaca tekrarlayayım. Kat mülkiyetine tabi binalarda projeye aykırı davranan kat malikini şikayet için zamanaşımı söz konusu değildir. Aykırılık devam ettiği müddetçe şikayet mümkündür. Uzun zaman geçmesi ile durumun kabullenildiği anlamı çıkmaz. Tamer Heper/Posta

Bir gayrimenkul satışında gayrimenkulün satışında satış bedeli üzerinden değer artış kazancı hangi formüle göre hesaplanır ? Bu hesaplanan değer ile elde edilen gelir de yıllara göre ödenecek vergi tutarı nedir ?

​ *Not: Vergi dilimleri ve istisna tutarları her yılın başında Resmi Gazete'de yayımlanan Yeniden Değerleme Oranına göre Maliye Bakanlı...