Emlak dünyası, tapu mevzuatı ve tapu da yapılan işlemler hakkında bilgi, kişisel gelişim makale ve yazılarınız içerir.
1 Mart 2012 Perşembe
Ersin Özince: Konut kredisi, Güvenli Konut Açığını Kapatıyor!
İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Konut kredisi mesela dış ticaret açığı yaratır mı yaratmaz mı? Konut kredisinin en önemli kapattığı açık, güvenli konut açığı…Buyurun bugün engelleyin konut kredisini”diye konuştu…
İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, bazı bankaların kredi hacimlerinin çok yükselmesine ilişkin sözü edilen tedbirler konusunda, “Polisiye derken, herhalde geriye sanırım basındaki gibi gelip götürmek kaldı. Basındaki yöntemler uygulanacaksa, yok, teslim. Munzam karşılıklar artmaya devam etsin. Hatta tamamını verelim” dedi.
Özince, “Banka bazında, kredi bazında politikalar değil de genele yönelik politikalar izleniyor. Kimin kimden ne şikayeti varsa devletin mekanizmaları bunun gereğini yapmaya müsait” diye konuştu.
İş Bankası şubesinin açılışını gerçekleştirdikleri Erbil’de, gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özince, Irak’ın, yeniden yapılanma içinde serbest ekonomiye geçişte çok daha hızlı hareket edeceği ümidinde olduklarını, doğal kaynaklarının zenginliği nedeniyle varlıklı bir potansiyele sahip piyasa olmasından dolayı ilgilerini çektiğini vurguladı.
Ersin Özince, “Irak’ta bugüne kadar bizi durduran yegane şey güvenlikti. Bunun da artık adım adım geçildiğini düşünüyoruz. Biz Irak’ta ciddi büyüyeceğiz. Ve burada bir şubeyle gördüğümüz gelişim, kısa zamanda 4-5 şubeye varacak. Biz Erbil, Bağdat, Basra ve Süleymaniye olabilir diye düşünüyorduk. Buna Zaho ve Dohuk da eklendi” diye konuştu.
Irak’ta lisans müracaatlarının olduğunu ifade eden Özince, imkan olursa buradaki teşkilatı Irak bankası şekline dönüştürmeyi istediklerini bildirdi.
Bölgede her ülkede ayrı şube açmak yerine, bu ülkelerin hepsinde şubesi bulunan bir bankaya sahip olmanın prensip olarak en doğru yaklaşım olacağını dile getiren Özince, “Her türlü şansın doğması mümkün. Kesin olan bir şey var ki bu ülkelerde geçmişte yatırım yapmış birçok banka bu iştiraklerini satmak zorunda kalacak” dedi.
Bölgede sigorta sektörünü de geliştirebileceklerinin altını çizen Özince, “Biz de istikrar buldukça yakın coğrafyaya girip sigortacılığı yerleştirmeyi, yaygınlaştırmayı düşünüyoruz. Anadolu Sigorta gibi İş Bankası’ndan bir yaş küçük sigorta şirketinin mutlaka bölgede büyümesini istiyoruz” diye konuştu.
Rusya’daki Sofia Bank’ın satın alınması sürecine ilişkin Özince, “Bu bankanın alımıyla ilgili bizim kararımızda gevşeme yok, ama anlayamadığım aksaklıklar oluyor. Bu olmazsa başkalarına bakabiliriz” yorumunu yaptı.
Türkiye;den daha hızlı büyüyebilecekleri bir piyasa bulamayacakları kanaatinde olduğunu kaydeden Özince, “Türkiye pazarının büyüklüğünün yanında yurt dışındaki işlerin tamamı o kadar küçük ki, Doğu ve Güneydoğu’daki şubelerimizi ikiye katlasak yurt dışında yapacağımız bütün yatırımlardan çok daha iyi netice alırız” dedi.
“HAKSIZ REKABET DOĞURAN İSTİHDAM POLİTİKALARI VAR”
Ersin Özince, çalışanların sendikal ve sosyal haklarını üst düzeyde tutan bir banka olduklarını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Hiçbir sosyal ve sendikal güvence olmadan çalışanları istihdam etmek doğru değil. Konunun, ülkemizde adeta haksız rekabet gibi bir şekil almaması lazım. Teşmil dediğimiz uygulama çok tepki uyandırdı. Hatta bizim gibi sendikal hakların yoğun olduğu bankanın diğerlerinin sıkıntısına yol açmak için teşvik ettiğini söyleyenler bile oldu. Teşmil, benim bilebildiğim kadarıyla Türkiye Cumhuriyeti hukukunun iş yasalarının sağladığı bir haktır. AB ülkelerindeki işçinin ne hakkı varsa Türkiye’de de aynı şey olmalı. Bankacılık sektöründe grev, sektörün bayağı ürktüğü bir husus. Bankacılıkta dahi grev uygulandığında yasayı koyan, onun hangi şartlar altında yapılacağını düzenlemiş. Ben sendika örgütü lideri de değilim. Beni burada ilgilendiren, haksız rekabet doğuracak çok farklı istihdam politikasının uygulanıyor olması. Özellikle birtakım markaların yurt içi ve yurt dışı uygulamalarda çifte standart denilebilecek uygulamaları söz konusu.”
“DIŞ TİCARET AÇIĞI YARATTIĞINI DÜŞÜNMEK HAYALDİR”
Merkez Bankası’nın ekonomiyi soğutma yönünde bankalara yönelik aldığı kararlara ilişkin soruları ise Özince, şöyle yanıtladı:
“Ben bunu doğrusu anlayamıyorum. Ben ne ekonomistim ne Merkez Bankacıyım. Benim bütün anladığım piyasayı, ekonomiyi tüm unsurlarıyla iyi teşhis etmeye çalışmak. Bankacılık sadece kuralla yapılmaz. Ticaret gönüllü yapılır. Ticarette alıcı ve satıcının niyetini anlarsınız ve onu yönlendirmeye çalışırsınız. Bankacılık, nihayetinde kaynak aktarma işidir. Kaynak da dış ticaret açığı yaratmak için aktarılmaz. Kaynak, üretim için istihdam için aktarılır. Bizim İş Bankası özelinde kredilerimizi üçe bölecek olursak her bir üçte bir parçası sırasıyla kurumsal, KOBİ ve bireysel segmentlere ait. Yani bugün kurumsal kredilerimizin çok büyük bölümü başta enerji olmak üzere proje finansmanına özgüleniyor. Bunun dış ticaret açığı yarattığını düşünmek hayaldir, hayal… KOBİ kesiminin yarısını en az imalatçı KOBİ;ler, büyük bölümünü ihracatçı teşkil ediyor. Bireylerin de kullandıkları kredilerin haddi yüzde 80’i, ki değil, tartışılır. Konut kredisi mesela dış ticaret açığı yaratır mı yaratmaz mı? Konut kredisinin en önemli kapattığı açık, güvenli konut açığı…Buyurun bugün engelleyin konut kredisini… Depreme bu kadar açık bir ülkede insanların iyi standartlarda kırk yılda bir ödeyebilecekleri faiz oranıyla elde edecekleri konut finansmanını, bunun yaratacağı üretimi, istihdamı erteleyin. Bunun hiçbir mantığını anlamıyorum. Bugün düz mantık, ’kredi artışı dış ticaret açığını etkiliyor’ derken, o kredinin cinsini açıklamaya, o ayrıntıya girmeye ihtiyaç duymadan doğru orantı kurmak benim anlayabildiğim bir konu değil.”
“KREDİYİ BURADAN VERİP YURT DIŞINDAN GÖSTERECEKLER”
Özince, alınan kararların sektöre etkilerine ilişkin de şu görüşleri dile getirdi:
“Korkarım şu olacak; biz milyonlarca müşteriye ’pardon kredi bitti, limite dayandık’ diyemeyeceğimize göre az sayıdaki kurumsal müşteriden, büyük ihtimalle daha çok büyük müşterilerden çekileceğiz. Veyahut bazı imkanı olan bankalarımız, eğer yurt dışında bir bankanın iştirakiyse oraya gönderecekler. Daha olmadı yurt dışındaki bankalarla birtakım yapılandırmalara girip krediyi buradan verip orada gösterecekler. Daha da olmadı birtakım kredilerini yurt dışındaki bankalara satacaklar. Yani ben dış ticaret açığıyla mutlaka mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama bu sadece ithalatı azaltmaya çalışmakla olamaz. İhracatı artırma işini kim yapacak? Bu politikalar etkin olur mu olmaz mı bilmiyorum, ama canımızı çok yaktığı kesin. Peki canı yanan kim? Canı yanan ben değilim. Ben zaten bankanın maaşlı çalışanıyım. Banka hissedarı olan milyonlarca insan var. Sadece İş Bankası hissedarı olan 200 bin yatırımcı var. Bu yatırımcılar bugün buraya koydukları sermayenin karını tahsil dahi edemiyorlar. BDDK, en güçlü bankalarımızda dahi elde edilen karı çoğunlukla sermayeye ekletiyor. Devamlı bankacılık sektörünün çok karlı olduğu söyleniyor. Hatta bu konuda en fazla şikayeti olan birtakım sivil toplum yöneticisine ’sizin kar beklentiniz nedir’ dediğimde, ’yüzde 40’ diyebilecek kadar da Türkiye’de karlı işadamları var.
“YAPILA YAPILA SADECE BANKALARA MI YAPILIYOR?”
Sonuçta ben bankacılık sektörünün çok zamansız ve çok gereksiz bir şekilde karlılığının tırpanlandığını düşünüyorum. Hadi munzam karşılığı artırdınız, anlamıyorum ben de… bir nedeni, mantığı var. Peki bunun faizini vermemek niye? Faizi sıfır yapmak niye? Niye sıfır? Bir değil, iki, üç değil… Bunları söylediğimizde ülke örneği veriliyor. O ülkelerde bankalara devlet garanti veriyor. Biz bankacılık sektörüne devletin garantisini reddetmiş sektörüz. ’Katiyen yapılmamalı’ dedik. Ben bu politikaların mutlaka doğru bir nedenden kaynaklandığını ama yanlış tedavi yöntemi olduğunu düşünüyorum. Doğru tedavi yönteminin ne olabileceğine dair birtakım önermeler yaptığımızda, bunların serbest piyasada uygulanamaz diye cevaplara şahit olduk. Serbest piyasa ekonomisinde hiçbir şey yapılamıyor da yapıla yapıla sadece bankalara mı yapılıyor?”
İş Bankası Genel Müdürü Özince, ithalatı sadece bankaların değil piyasanın kendisinin de finanse ettiğini belirterek, “Kalkıp bankacılık sektörünün sağlığını etkileyecek önlemler alırken, bence o konuda da bazı kısıtlamalara gidilebilmesi lazım. Nasıl benzinin fiyatını 4 lira yapıyorsak, başkaca tüketimlere de aynı şekilde caydırıcı davranmalıyız. Lüks tüketime gerekirse daha ağır vergiler uygulayalım. Durduk yere dönüp dönüp bankacılığın açtığı şubeden, topladığı mevduata kadar her şeyi defalarca vergilendirecekseniz… Benim kanaatim bu bir işe yaramaz. Dış ticaret açığının da bu şekilde kapanacağını hiç zannetmiyorum. İnşallah mahcup olurum” yorumunu yaptı.
POLİSİYE TEDBİRLER…
“Kredi sınırlamasıyla ilgili gerekirse bazı bankalara polisiye tedbirlerin uygulanması”na ilişkin soru üzerine de Özince, şunları kaydetti:
“Polisiye derken, herhalde geriye sanırım basındaki gibi gelip götürmek kaldı. Polisiye derken basındaki yöntemler uygulanacaksa, yok, teslim… Munzam karşılıklar artmaya devam etsin. Hatta tamamını verelim. Bu hakikaten şaka gibi… Polisiye ne tedbir uygulayabilirsiniz ki bir bankaya? Hukuk devletinde değil miyiz? Ne biçim ifadeler bunlar… Hangi polisiye? Polislik birşeyimiz varsa yerimizde durduğumuz kabahat zaten… Görevini yanlış yapan bankacıya çok rahatlıkla otorite ’ben bunu uygun görmüyorum’ diyebiliyor. Ama halka açık bir anonim şirketi bu şekilde ele alamazsınız. O zaman Türkiye, yönetişimin doğru düzgün ve güvenilir olduğu bir ülke olmaktan çıkar.”
Banka bazında, kredi bazında politikalar değil de genele yönelik politikalar izlendiğine dikkati çeken Özince, “Deniyor ki bazı bankalar veya birtakım el altından bilgiler uçuruluyor. Hep bazı bankalar teşhisi vardır. Bazı bankaya kızılır, bütün bankaya laf edilir. Bazı bankanın bir konusu yetersizdir, bütün bankalara teşmil edilir. Kimin kimden ne şikayeti varsa devletin mekanizmaları bunun gereğini yapmaya müsait. Mahalle hocası mantığıyla bütün sınıfı falakaya yatırmaya gerek yok” diye konuştu.
“TÜRKİYE’DEN DIŞARIYA BANKA SERMAYESİ KAYAR”
Alınan kararların karlılığı “çok kötü” etkileyeceğinin altını çizen Özince, “Benim kaygım şu; Türkiye’den dışarıya banka sermayesi kayar. Veya Türkiye’ye gelecek olan banka sermayesi başka ülkelere gider. Büyük banka alımı, böyle bir resimle çok fazla söz konusu olmaz. Alımı bir tarafa bırakın, büyük sermayesi girmez” dedi.
Türkiye’deki tüketici kredilerinin AB ülkelerinin hangisiyle kıyaslanırsa kıyaslansın son sırada yer aldığına işaret eden Özince, “Ve biz şimdiden dış ticaret açığı engeline takıldık. Tüketicinin ve reel kesimin finansmanı nasıl büyüyecek? Dış ticaret açığı bu kadar önemliyse bunu sığ bankacılığı durdurarak mı önleyeceksiniz sadece? Bunun hiç mi çaresi yok? Merkez Bankası sürekli diğer önlemler, diğer önlemler diyor. Bir Allah’ın kulu çıksa da diğer önlemler neymiş açık açık söylese bunları da, biz ’hepsi yapılıyor, bir tek bankacılığa yüklenmekle kalınmıyor’ desek… Neymiş diğer önlemler? Bunu bir bulup çıkartmakta yarar var” değerlendirmesi yaptı.
Bankacılık sektörünün üzerine fazla gelindiğini ifade eden Özince, “Hiç hak etmediği şekilde üzerine gelindi. Biz özel teşvik alan sektör değiliz. Bankaların istikrar ortamına çok olumlu etkileri oldu. Bunların hepsi kriz aşmış bankalardır” dedi.
Ersin Özince, İş Bankası’nın bu hafta yapılacak Genel Kurul Toplantısı’nda Genel Müdürlüğü bırakıp bırakmayacağı sorusuna, “Kaç senedir ayrılma hayalleri kuran kimseyim. ’Emekli olacak mısınız’ diyorlar. ’Hiç aklımdan çıkmıyor’ diyorum. Ama emekli olmayacağım. Henüz keçi çiftliği kurmayacağım” karşılığını verdi.
AA
Bankacılıkta “Ninja Kredisi” Alarmı Verildi!
Reklam� Kapat
SerMimar.Net
Yapı Sektörünün Yeni İş, Kariyer ve Bilgi Sitesi
ANASAYFA
HAKKINDA
ARCHICAD EĞİTİMİ
MİMARİ PROJE
HAFİF ÇELİK VİLLA
BÜLTEN
İLETİŞİM
Son Yazılar
Vanlı Depremzedeler İçme Suyuna Kavuşuyor!
250 HES İnşaatı Denetim Yapılmadan Devam Ediyor!
Yalıtımsızlık 7,5 Milyar Dolar Harcatıyor!
Amerikan Askerlerine 150 Konutluk Lojman Yapılacak!
Vergi Mektupları Kira Geliri Olmayanlara da Gitti!
İngiltere’nin Başkenti Londra Türk İnşaatçıları Bekliyor!
Üsküdar Çevik Kuvvet Binası’nı Diy İnşaat Yapacak! 21 Milyon 911 Bin TL’ye!
Köln Merkez Cami İnşaatında Mimar ile DİTİB Uzlaştı!
Yüksek Mimar Yalçın Ersan Vefat Etti!
TMMOB Heyetinden Gökdere Köprü Barajı’ndaki Kum Torbasına Tepki!
Samsun Bafra’da 3,5 Milyon TL’lik Hastaneyi Bırakıp Yenisini Yaptılar!
DEMSA’nın Patronu Demet Sabancı Çetindoğan, Emlak Kraliçesi Olma Yolunda!
Miele Solo Buharlı Fırın ile Mükemmel Bir Pişirme Deneyimi!
Türkiye’nin Yeni Hedefi Yenilenebilir Enerji Kaynakları!
E-Ticaret ve Girişimcilik Yapmak İsteyen Gençlere Kadir Has’tan Burs İmkanı
Deprem Haftası’nda Propa İnşaat’tan Önemli Uyarı!
Hamit Demir, Deprem Haftası’nda Vatandaşı Uyarıyor!
Şafakarı İnşaat, Sakarya’da Bu Yıl 50 Konut Projesi Yapacak!
Metro Turizm’in Sahibi Galip Öztürk Gözaltında!
Müteahhitler, Oda Kurmak İstiyor!
Site içi Arama
Kategoriler
Bina Yapım Rehberi Teknik Şartname
Birim Fiyat Tarifleri
Dekorasyon
Güncel Haberler
Kategorisiz
Kişisel Gelişim
Mimari Tasarım İlkeleri
Mimarlık Okulları
Sektörel Etkinlikler
Sektörel Haberler
Sektörel Kanunlar
Sektörel Makaleler
Sektörel Programlar Archicad
Autocad
Sitemizden Haberler
yapı elemanları
Yapı Kariyer Elektrik Mühendisi
Gayrimenkul Değerleme
İç Mimar
İnşaat Mühendisi
İş Arayanlar
Makine Mühendisi
Mimari Kariyer
Mühendis Kariyer
Proje Müdürü
Restoratör
Şantiye Şefi
Satış / Pazarlama
Stajyer İlanları
Teknik Ofis Şefi
Teknik Ofis ve Planlama
Tekniker / Teknisyen
Topograf
Yapı Malzemeleri Çatı Malzemeleri
Güncel Malzeme Fiyatları
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği
Yalıtım Malzemeleri
Zemin Kaplamaları
Yapı Sektörü Hukuk
Yapı Sistemleri Betonarme Yapı Sistemleri
Çelik Yapı Sistemleri
Cephe Sistemleri
Prefabrik Yapı Sistemleri
Yapı Sözlüğü
Yapı Teklif
Yapı Yönetim
Yapı Yönetmelikleri
Anasayfa » Sektörel Haberler » Bankacılıkta “Ninja Kredisi” Alarmı Verildi!
--------------------------------------------------------------------------------
Sponsorlar / Firma Tanıtımı
OSB Levha, PVC Lambri, Trapez Sac, EPS Strafor, Metal Kiremit, Atermit, Sandviç Panel
TOPTAN İNŞAAT MALZEMELERİ SATIŞ SİTEMİZ AÇILDI!
--------------------------------------------------------------------------------
Bankacılıkta “Ninja Kredisi” Alarmı Verildi!
Tarih: 25 Eylül 2011 | Bu Konuyu Yazdır | Google'da ARA | XING ağınızla paylaşın
Sektörel Haberler,
İSTANBUL ÇELİK ÇATI
ABD’de krize yol açan ‘Ninja kredisi’ olarak nitelendirilen, geliri olmayanlara verilen konut kredilerinin bir benzerinin de Türkiye’de kullandırıldığı ortaya çıktı.
Banka personeli-emlakçı-tüketici üçgeninde bazı usulsüzlükler sonucunda kullandırılan bu tipteki kredileri Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu (BDDK) mercek altına aldı. BDDK’nın kredilerde yaptığı incelemelerde, en fazla usulsüzlüğün, ‘konut bedelinin yüksek gösterilerek, konutun tamamının kredilendirilmesinde’ ve ‘gerçeğe uygun olmayan gelir beyanında bulunulmasında’ yapıldığı saptandı. Özellikle bazı bankaların, ‘Emlak Ofisleri Sadakat Programı’ çerçevesinde emlak ofisleri aracılığı ile kullandırdıkları kredilerde, gelir beyanlarının sahte olduğu belirlendi. Yine incelemede, hiçbir geliri olmayan veya asgari ücretle çalışan kişiler için sahte gelir beyanları düzenlendiği tespit edildi. Örneğin, asgari ücretle çalışan bir kişi için, emlak ofisinden veya bir başka şirketten gelir beyan formu alınıyor. Formda söz konusu kişinin geliri bin 500-2 bin lira olarak gösteriliyor. Banka personeli de satın alınan konut teminat olarak alındığı için, sahte gelir beyanlarını görmezden geliyor. 2008 küresel krizinin patlak verdiği ABD’de, bazı bankaların hiçbir geliri olmayan kişilere kredi kullandırdığı tespit edilmişti. Bankacılıkta, bu tür krediler ‘no income, no job, no asset’ kısaltması olan ‘Ninja kredisi’ olarak nitelendiriliyor.
Daha fazla prim almak için yapmışlar
BDDK murakıpları, konut kredilerinde usulsüzlük yapılmasının nedenini de araştırdı. Yapılan araştırmada, emlak ofislerinin ve bankacıların, kullandırılan konut kredilerinden prim aldıkları belirlendi. Buna göre bankacı kullandırdığı kredi için bankasından prim alıyor veya kendisine tanınan kotayı dolduruyor. Krediye aracılık eden emlak komisyoncusu da, yine aynı krediden prim alıyor. Konut kredisini kullanan tüketici ise cebinden hiç para çıkmadan konut bedelinin tamamı için kredi çekerek konut sahibi oluyor.
EMLAK OFİSLERİNCE KULLANILAN KREDİLER İNCELEMEYE ALINDI
BDDK bankalardan önlem alınmasını istedi
BDDK, usulsüz işlemler sonucunda kullandırılan konut kredilerinde ileride bir sıkıntı yaşanmaması için, bankalardan önlem alınmasını istedi. Bankalara, emlak ofisleri aracılığı ile kullandırılan tüm kredileri incelemeleri talimatını verdi. Ayrıca, murakıplar da, bu kapsamda kullandırılan konut kredilerini incelemeye aldı. İncelemeler çerçevesinde şüpheli görülen konut kredilerinde, gelir karşılaştırılması yapılacak. Bankaya beyan edilen gelir ile müşterinin gerçek geliri karşılaştırılacak
Star/Hüseyin Özay
Ev Sahibi Olmayan Kredi Kartını Unutsun!
BDDK, işi daha da sıkı tutmak için düğmeye bastı. Hazırlanan tebliğ taslağı yasalaşırsa bankalar bir risk analiz sistemi oluşturacak. Sistemi geçmeyenlere kredi verilmeyecek. Krediler, verildikten sonra da sıkı şekilde izlenecek, skorlama ile müşteriler takip edilecek
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, ‘Kredi Riski Yönetimi Hakkında Tebliğ’ taslağını görüşe açarken, taslakla bankaların kredi riskinin izlenmesi ve kontrolüne yönelik hususlar düzenleniyor. Tebliğe göre, bankaların tüm şube ve ortaklıklarını kapsayan etkin ve yeterli bir kontrol ile risk yönetim sistemi kurulacak.
BORÇLULAR MERCEK ALTINDA
Akşam gazetesinin haberine göre; bankalarda kredi verme yetkisi, belli bir düzeydeki personele verilecek. Kredi açma yetkisinin devrinde, yetki verilecek olanların deneyim ve teknik bilgi ve beceri seviyeleri değerlendirilerek yasal sınırlar dahilinde yetki düzeyleri belirlenecek.
Bankalar, aşırı risk yoğunlaşmasının önlenmesi için kredilerin portföylerine etkisini analiz edecek. Örneğin, yabancı para cinsinden veya yabancı paraya endeksli kredilerin portföyde yoğun olması halinde, kur değişimleri borçluların geri ödeme kapasitelerinde yaratacağı bozulma takip edilecek.
DIŞARIDAN MÜDAHALEYE SON
Bankalar, kredi taleplerinin değerlendirilmesinde de ortak kriterlere uyacak. Kredi onayından önce kredi verilen kişinin kriterleri taşıdığını gösteren bir rapor oluşturulacak.
Kredi değerlendirmesinde, asgari olarak, borçlunun itibarı, kredi talebinde bulunmaya yetkili olup olmadığı, kredi kullanım amacı gibi unsurlara bakılacak. Bankalar, kredi verilecek kişinin kimliği, güvenilirliği ve itibarı hakkında yeterli bilgileri sağlamak zorunda olacak.
Kişinin, esas işi dışında bir faaliyet alanı için kredi talebinde bulunup bulunmadığına da bakılacak. Riskin değerlendirilmesinde kötümser senaryolara göre hareket edilecek.
KAYIT SİSTEMİ GELİYOR
Bankalar, kredilerin takibi için bir ‘Kredi Kayıt Sistemi’ oluşturmak zorunda. Bu sistemde, herhangi bir müşteriye ilişkin toplam kredi tutarı yer alacak. Bankalar, kredilerin takibini de sıkı şekilde yapacak.
Bankalar kredilerinin performansının, kalitesinin ve durumunun kredi ve portföy bazında sürekli ve düzenli olarak izlenmesini sağlayacak sistemi oluşturmak zorunda olacak.
HER BANKA KENDİ KENDİNE STRES TESTİ YAPACAK
Bankalar maruz kaldıkları kredi riski düzeyini stres testleriyle de ölçecek.
Stres testi, bankanın kredi portföyünün gerçekleşme olasılığı düşük olumsuz gelişmeler karşısında uğrayacağı kayıp düzeyini ölçecek. Stres testinde uygulanacak senaryolarda, yoğunlaşılan sektörlerde veya ekonomide konjonktürün tersine dönmesi, likidite sıkışıklığı yaşanması, piyasalarda istenmeyen gelişmelerin yaşanması ya da faiz oranlarındaki eğilimin istenmeyen yönde hareket etmesi hususları dikkate alınacak.
Deniz Çiçek / AKŞAM
İspanya’da Birçok Kişi Konut Kredisi Taksitlerini Ödeyemiyor!
Ekonomik krizin yaşandığı İspanya’da, bir çok kişi aldığı konut kredisinin taksitlerin ödeyemiyor. Bankaların el koyduğu evler, zorla tahliye ediliyor. Konut kredisi mağdurları girişimi ise bunu engellemeye çalışıyor
İspanyol polisi bir kaç hafta önce Pati’nin dairesini tahliye etmek için geldiğinde, kapıdan geri dönmek zorunda kaldı. Zira Pati, evini kaybetmemek için yardım istemiş, onlarca kişi destek için evinde toplanmıştı.
Böylelikle Pati’nin evden atılması bu kez engellendi. Pati, 15 Mayıs adlı protesto hareketinin Mallorca’daki bürosuna sık sık giderek, üyelerin tavsiyelerini dinliyor. Adını kuruluş gününden alan bu hareket, artan işsizliğe ve yolsuzluk yapan siyasetçilere karşı çıkıyor, daha fazla söz hakkı talep ediyor. 15 Mayıs hareketi, İspanya’da artık günlük hayatın bir parçası haline gelen, zorla tahliyeleri de temel hak ihlali olarak görüyor. Evlerin tahliyesini engellemek için oluşturulan konut kredisi mağdurları girişimi, 70 evin boşaltılmasını ertelemeyi başardı. Konut kredisi mağdurlan girişimi, ilgili yasal düzenlemelerde de değişiklik talep ediyor.
Deustche Welle’nin haberine göre; evini kaybedenlerin, en azından kredi borçlarının silinmesini istiyorlar. Yürürlükteki uygulamaya göre, konuta el koyan bankalar, satış değerinin belirli bir oranını alıyor. Yüzde 60 ile 80 arasındaki bu oran, bankanın görevlendirdiği bilirkişinin yapacağı kıymet takdirine göre belirleniyor. Kredi almış olan kişi, geriye kalan miktarı ise borçlanıyor. Bu nedenle, bazıları hayatları boyunca borç ödemek zorunda kalıyor.
TARAF
Fiyapı, Beşiktaş İnönü Stadı Sponsorluğundan Vazgeçti!
Fiyapı, Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile İnönü Stadı ile ilgili yaptığı sponsorluk sözleşmesini feshettiğini bildirdi. Fiyapı, 997 bin 500 lira zarar ettiğini açıkladı
Fiyapı’nın Kadıköy 23. Noterliği kanalıyla çektiği ihtarnamede, Fiyapı’nın, sözleşmenin 3. maddesindeki ödeme vecibelerini yerine getirdiği halde muhatap şirket tarafından ödemelere karşılık faturaların tüm uyarılara rağmen bugüne kadar alınamadığı ve fatura tanzim etmek için karşı taraf şirket yetkililerinin talimatı gerektiği ve yönlendirilen yetkililere de ulaşılamadığı gibi, bunun kasıtlı olarak engellendiğinin gözlemlendiği belirtildi.
FİYAPI’NIN ZARARI 997 BİN 500 LİRA
İhtarnamede, şunlar kaydedildi:
“Esasen yasal olarak düzenlemeleri gereken evrakın hiçbir uyarıya gerek duyulmaksızın muhatapça yerine getirilmesi gerekmektedir. Ayrıca ‘son ödemenin yerine getirilmesinden sonra fatura tanzim edileceği’ hususundaki sözleşme maddesi, yasaya aykırıdır. Kaldı ki müvekkilim bir dönem için ödemeleri tamamlamıştır. Fatura tanzimini engelleyen bir husus bulunmamaktadır.
Neticede bu durum müvekkil şirketin gider yazmasını engellediği gibi müvekkile ayrıca vergi yükü getirecektir. Açıklanan nedenlerle muhatabın bu davranışı sözleşmenin feshine sebep olmuş olup, bu ciddiyetsizlik karşısında müvekkil şirket tarafından sözleşme haklı olarak fesih edilmiştir.”
Fesih sonucu olarak fatura tanzim edilmemesinden doğan ve bir vesikaya dayanmadığı için gider yazılamayan kısmın kurumlar vergisi yükü 525 bin lira, indirilemeyen KDV tutarı 472 bin 500 lira olmak üzere toplam 997 bin 500 liralık meblağın talep olunduğu ifade edilen ihtarnamede, “İkinci dönem alınmış olan reklam bedeli KDV hariç 750 bin dolar olup bu dönem için tarafımızdan ödenmiş olan 1,5 milyon dolardır. Fesih tarihi itibariyle hizmet bedeli olarak fazla ödenmiş olan 750 bin doların iadesi talep olunur” denildi.
İhtarnamede şu ifadelere yer verildi:
“Muhatap ile Eko Faktoring AŞ arasında yapılmış 27 Eylül 2011 tarihli 3 milyon dolar tutarındaki alacak temliki reklam sözleşmesinin feshinin doğal sonucu olarak tarafımızca yerine getirilemeyeceği hususu bildirilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle sözleşme feshinden kaynaklanan 997 bin 500 lira ile fazla ödenen 750 bin doların bir hafta içerisinde hesaplarımıza ödenmesi, aksi halde yasal yollara başvurulacağı ihtar olunur.”
Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret AŞ ile Fi-Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ arasında imzalanan sözleşme ile BJK İnönü Stadı’nın isminin 1 Ekim 2010-15 Eylül 2012 tarihleri arasında “Fi-Yapı İnönü Stadı” olarak kullanılmasına karar verilmişti.
Fi-Yapı’nın bu reklam anlaşması kapsamında, şirkete 1 Ekim 2010-30 Eylül 2011 dönemi için toplam 3 milyon 500 bin lira artı KDV, 1 Ekim 2011-15 Eylül 2012 dönemi için ise toplam 3 milyon dolar artı KDV tutarında ödeme yapması kararlaştırılmıştı.
AA
Esenyurt Ek İmar Avantajı Kullanmadan Dönüşüyor!
Ek imar avantajı kullanmadan kentsel dönüşümde önemli bir adım atan Esenyurt İstanbul’un modern bir yapıya kavuşmasında örnek bir başarı hikyesi ortaya koyuyor
Esenyurt’ta gelecek bir yıl içinde 15 bin yeni konutun tamamlanıp oturulur hale geleceği, fiyat avantajı, kolay ulaşım imknı ve her türlü ihtiyaca cevap veren modern yaşam tarzıyla ilçenin kentsel dönüşümde Türkiye’ye model olacağı vurgulanıyor.
Düzensiz yapılaşmanın yaygın olduğu deprem kuşağındaki Türkiye’de bina stokunun “büyük oranda kötü” olması sanayi ve kentsel dönüşümü zorunlu kılıyor. Ev sahibi olma ve yatırımda önemli bir yere gelen İstanbul Esenyurt dönüşümde tüm imkanlarını zorlayarak örnek bir ilçe olarak öne çıkıyor.
Esenyurt’ta 6 yıl önce başlatılan kentsel değişim ve dönüşüm yüzde 65 oranında tamamlandı. Dönüşüm projesi İstanbul’un özellikle deprem riski yüksek bölgelerinde başlatılmasına karşılık, Esenyurt’ta farklı bir durum arzetti. Esenyurt kötü yapılaşmayı üzerinden en çabuk atma çabasında bir bölge olurken deprem riskiyle yaşayan İstanbul ilçelerine de yol gösterici bir projeksiyon çizdi.
Kanuni mevzuata rağmen fedakrlık örneğinin yaşandığı bölgede halk – müteahhit – belediyeler arasındaki koordinasyon kentsel dönüşümün başarılmasında en büyük etken oldu.
Vatandaş memnun
Yapılan araştırmalarda, özellikle Esenyurt kentsel dönüşümünde alt gelir grubuna yönelik yapılan çalışmaların sağlıklı bir çözüme ulaştığı gözleniyor. Uygun fiyatlarla konut sahibi olmanın yanı sıra söz konusu değişimde depreme dayanıklı konut projeleri ile birlikte eğitim ve sağlık, yeşil alan, otopark, sığınak gibi elde edilen imknlar da halkı memnun ediyor. Vatandaş kendilerini üzecek, kentsel dönüşüme sekte vuracak, zamanı uzatacak uygulamaların ülkeye ve İstanbul’a yapılabilecek en büyük kötülük olacağım söylemekten geri durmuyor.
Depreme hazır bir ilçe
Araştırmalarda mevcut okulların yenilendiği veya depreme dayanıklı hale getirildiği gözleniyor. Esenyurt’ta statlarda depreme hazırlık olarak depolama ve toplanma alanlarının oluşturulduğu, ayrıca kapalı pazar alanlarının her birinde deprem sonrasında yararlanılacak lojistik merkezleri, sağlık ve ihtiyaç duyulan hizmetlerin verileceği alanların dahi belirlendiği, her biri 100 dönüm büyüklüğündeki dört parkta çadır kurulabilecek alanların tesis edildiği gözlerden kaçmıyor.
Şu ana kadar Büyükşehir ve ilçe belediyesi ile birlikte Esenyurt’un altyapısı yenilendi. Yol, su, elektrik ve diğer altyapı çalışmalarının çoğu tamamlandı. İlçeye 2 adet devlet hastanesi ve 16 adet sağlık ocağı kazandırıldı. Metro, metrobüs, otoyol gibi çalışmaların devam ettiği ilçede bölgede geride kalan gecekonduların da imara uygun bir şekilde kentsel dönüşüme dahil edilme çalışmalarından sonra Esenyurt’un kentsel dönüşümde simge olmaya aday “yıldız, ilçe” olarak öne çıkacağına kesin gözle bakılıyor.
Sedat Yılmaz/Sözcü
Konut Kredisinde Dikkat Edilmesi Gereken 10 Nokta!
Konut kredisi Danışmanlık Hizmetleri’nin kredi başvurusu yapacaklar için hazırladığı 10 maddelik liste, konut kredisi alırken zarar etmek istemeyenler için rehber olacak
Konut kredisi Danışmanlık Hizmetleri’nin kredi başvurusu yapacaklar için hazırladığı 10 maddelik liste, konut kredisi alırken zarar etmek istemeyenler için rehber olacak. Konut kredisi kullanırken zarar etmemenin yollarını araştıran Konut kredisi Danışmanlık Hizmetleri, banka banka dolaşmadan ve zarar etmeden konut kredisi almanın yolunu çarpıcı şekilde ortaya koydu. Konut kredisi Danışmanlık Hizmetleri Kurucu Ortağı Onur Tekinturhan, başvuru yapılan her bankaya T.C. kimlik numarası vermenin çok sayıda bağımsız kredi talebinin oluşmasına yol açtığına dikkat çekerek “Konut kredisi için yaptığınız her başvuru kredi skorunuzun düşmesine sebep olabilir” uyarısını yaptı.
Kredide zarar etmemenin 10 yolu
Konutu bulduktan sonra bankaya başvurunuzu yapmak daha avantajlıdır.
Düzenli çalıştığınız bankayla yetinmeyin.
Kredide yıllık maliyete dikkat edin.
T.C. Kimlik numaranızı çok sayıda bankaya vermek çok sayıda bağımsız kredi talebinin oluşmasına ve dolayısıyla bankaların gözünde kredi skorunuzun düşmesine sebep olabilir.
Taksiti uygun seviyeye çekerken faiz tutarını en azda tutan uygun vadeyi belirleyin.
Kredi hesabında konutun satın alım değeri değil, değerleme şirketlerinin ekspertiz değeri kullanılır. Raporu inceleyebilirsiniz.
Kredilerde DASK ve konut sigortalan zorunlu. Bankanın talep edebileceği hayat veya ferdi kaza sigortalan zorunlu değil.
Hesaplanan taksitin belgelenen geliriniz içindeki payı yüzde 50′den küçük olmalıdır.
Ara ödeme planlıyorsanız belirtin. Yoksa anapara üzerinden yüzde 2 ceza alırsınız.
Sözleşmeyi imzalamadan 1 gün önce bankanın “Bilgi Formu” sunması gerekir. Kanunen en az 1 gün inceleme hakkınız olan bu formda kredi ile ilgili tüm şartlar ve masraflar belirtilir.
Star
Som Değerleme Gayrimenkul Almanın Püf Noktalarını Aktarıyor!
“Değer mi? Değmez mi?” seminerlerinde SOM Değerleme Uzmanları, gayrimenkul alacakları, karşılaşabilecekleri riskler ve dikkat edilmesi kritik konular hakkında bilgilendiriyor…
Gayrimenkul alırken dikkat!
SOM Değerleme’nin 2011 başından bu tarafa her ayın son Cumartesi günü gerçekleştirdiği “Değer mi? Değmez mi?” isimli ücretsiz bilgilendirme seminerinin 11.’si 26 Kasım 2011 tarihinde Centrum Toplantı Hizmetleri’nin Küçükyalı’daki toplantı salonunda yapılacak. Kendi evinin sahibi olmak isteyen ya da birikimlerini gayrimenkule yatırmayı planlayanlar için kritik konuların ele alınacağı seminerde; satın alınacak daire üzerinde ipotek, haciz gibi bir yasal kısıtlama olup olmadığından, dairenin yapı ve iskan ruhsatlarına, gayrimenkulün devrinden, krediye uygunluğuna kadar onlarca farklı konu hakkında bilgi veriliyor.
Günümüzde kirada olan hemen herkesin birinci önceliğidir, kendi evinin sahibi olmak. Bununla birlikte uzun vadeli borç yükü altına girmeden ya da yıllardır kenara konulan birikimleri kullanarak hayallerdeki gayrimenkulü satın almadan önce, dikkat edilmesi gereken konuları atlamamak gerekiyor. Sıkça karşılaşılan sorunlar ve yaşanmış örnek olaylardan yola çıkılarak içeriği hazırlanan “Değer mi? Değmez mi?” seminerlerinde, gayrimenkul alırken karşı karşıya kalınabilecek riskler ve tehditler konusunda bilgiler verilerek, yapılması gerekenler anlatılıyor.
“Doğru daireyi mi satın alıyorsunuz?, Gayrimenkulün alımına ya da satımına engel bir durum var mı?, Krediye uygun mu?, Dairenin yasal büyüklüğü nedir? Binanın ruhsatı ve iskanı var mı?, Binanız yıkılırsa yerine nasıl bir yapı yapabilirsiniz? Mülk üzerinde icra, haciz ve ipotek gibi yasal haklar bulunuyor mu? Satın alınan arsa yapılaşmaya uygun mu? vb. gibi onlarca farklı sorunun yanıt bulduğu ve katılımın ücretsiz olduğu “Değer mi? Değmez mi?” semineri hakkında detaylı bilgi ve başvuru için (0212) 233 51 54 numaralı telefonu arayabilir ya da seminer@somdegerleme.com adresine iletişim bilgilerinizi gönderebilirsiniz.
İnşaatta Yüzde 40′a Varan İndirim Furyası!
Konut sektöründe düşen satışlar nedeniyle faizsiz kampanyaları devreye girdi. Ağaoğlu’nun liderliğini yaptığı uygulamayla 100 bin liralık kredide 40 bin liralık indirim var
Son dönemde yaşanan kurdaki artış ve Avrupa’daki kriz algısı nedeniyle hem maliyetlerin artması hem de satışların azalmasıyla konut sektörü müşterilerin istediği satış kampanyalarına imza atmaya başladı. Bunların başında da faizsiz satış dönemi geliyor.
Ağaoğlu Şirketler Grubu Başkanı Ali Ağaoğlu’nun ‘O kadarlık krediniz olsun artık’ sloganıyla 5 yıllık faizsiz kredi kampanyasının ardından şirketler tek tek aynı yönde satış kampanyalarına başladı. Tüketici için ödediği faiz miktarının düşmesi anlamına gelen finansman sistemiyle konut sektörü yeniden ivme kazandı. Sıfır faizle yapılan kampanyalar tüketicinin daha az faiz ödemesine neden olduğu için de önemli oranda avantaj sağlıyor. Örneğin 60 ay vadeli 100 bin liralık kredinin geri ödemesinde 40 bin lira daha az ödenmesi anlamına geliyor. Bu nedenle konut firmaları bankaların kredi faizlerini artırdığı dönemlerde kendi finansman sistemlerini devreye sokarak azalan konut talebini yeniden canlandırmaya çalışıyorlar.
Bazı şirketler de konut satışlarındaki durgunluğu 2+1 fiyatına, 3+1 daire vererek ya da konut alanlara otomobil hediye ederek aşmaya çalışıyorlar. Kampanyalarda en dikkat çekici unsur kişiye özel ödeme planı oldu. Sıfır faiz ve uzun vade imkanı en çok kullanılan yöntem olarak dikkat çekerken, internetten indirim kuponları, ev alana 1 oda hediye, sıfır peşinat ve ödemeye teslimde başla gibi kampanyalar konut alıcılarının alım iştahını artırmak için yapılan diğer etkili kampanyalar arasında yer aldı. Konut alıcıları için sıfır faizde vadenin 5 yıla çıkması konut alımını cazip kılan bir uygulama. Fiyatlar yükselse bile konut alım eğilimi içinde olan biri için bu durum banka kredisi ile kıyaslandığında ciddi avantajlar sağlıyor.
100 bin liralık kredide 40 bin lira
Bankadan alınan 100 bin liralık konut kredisi, kredi kullanıcılarını faiz yüküyle karşı karşıya bırakıyor. Oysa inşaat firmasının kendi finansman yöntemi ile 100 bin lira için alınan 5 yıl sıfır faizli kredide alıcı faizi ödemiyor ve yaklaşık 34 bin lira cebinde kalıyor. Buna bir de dosya masrafı, ekspertiz ve sigorta ücreti gibi maliyetler eklendiğinde rakam 37 bin liraya çıkıyor. Kredi ödemesi tamamlandıktan sonra rehin işlemlerinin kaldırılmasına yönelik masraf ve tapu devri gibi kalemlerle rakam 40 bin liraya ulaşıyor. İnşaat firmaları da bu durumu göz önünde bulundurarak son dönemde kendi finansman modellerinde uzun vade sıfır faiz uygulamasını sık kullanmaya başladı. Ağaoğlu tüm projelerin de, Demir İnşaat Ay Işığı projesinde, Kuzu Grup Spradon Evleri’nde sıfır faiz 5 yıl vade imkanı tanıyor. Teknik Yapı ve Dumankaya kendi finansman modeliyle 4 yıl sıfır faiz uyguluyor.
Kampanyada sınır yok
Ağaoğlu: 5 yıl sıfır faiz uyguluyor. Ara ödemeyi kendin belirtiyorsun. Kalan bakiyeyi teslimde tek kalem ödeme imkanı sunuyor.
Dumankaya: 40 ay sıfır faiz uyguluyor. Ara ödemeyi 2012′ye erteledi. Peşinatı sıfırladı. Peşin alımlarda ise yüzde 10 indirim yapacağını duyurdu.
Sinpaş: Projelerine özel kampanyalar yapıyor. En son kelebekia Premium’da sıfır peşinat dönemi başlattı. Ekim ayına özel tüm ödemeler ise 12 ay sonra.
Teknik Yapı: Konut alımının yarısını peşin yapan kişiler geri kalan bakiyeyi sıfır faiz ve 4 yıl vade ile kullanabiliyor.
Avrupa Konutları: Her projesin-de farklı kampanyalar düzenliyor. En son Atakent 3 projesinde yüzde 10 peşinat kampanyası yaptı.
216 Yapı: Firma proje bazında sıfır faiz kampanyası başlattı. Buna göre 216 Sancaktepe Konutuları’nda 5 yıl sıfır faizle ev sahibi olunabilecek.
İnşaat firmaları satışı canlandırmak için 5 yıl vadeye sıfır faiz uygulaması başlattı. 100 bin liralık kredide yüzde 40 avantaj sağlanıyor. Ağaoğlu’nun “O kadarlık krediniz olsun” sloganlı kampanyasının ardından şirketler aynı yönde kampanyalara başladı.
Son dönemde yaşanan kurdaki artış ve Avrupa’daki kriz nedeniyle hem maliyetlerin artması hem de satışların azalmasıyla konuk sektörü müşterilerin istediği satış kampanyalarına imza atmaya başladı. Bunların başında da faizsiz satış kampanyaları geliyor. Ağaoğlu Şirketler Grubu Başkanı Ali Ağaoğlu’nun “O kadarlık krediniz olsun” sloganıyla faizsiz kredi kampanyasının ardından şirketler tek tek aynı yönde kampanyalara başladı.
Tüketici için ödediği faiz miktarının düşmesi anlamına gelen finansman sistemiyle konut sektörün yeni ivme kazandı. Sıfır faizli kampanyalar tüketicinin daha az faiz ödemesine neden olduğu içinde önemli oranda avantaj sağlıyor. Örneğin 60 ay vadeli 100 bin liralık kredide 40 bin lira avantaj var.
STAR
Gayrimenkul Değerleri Dört Yılda Bir Yeniden Belirleniyor!
Diğer yıllarda ise belirlenen bu değer, önceki yıl için beyan edilen yeniden değerleme oranının yarısı kadar artırılarak Emlak Vergisi matrahı tespit ediliyor. Bu sene komisyon tarafından belirlenen değerler üzerinden vergi ödenecek….
Tek dairesi olan ev hanımları ve emekliler vergi ödememek için belediyeye başvurmalı
Mayıs, Emlak Vergisi birinci taksitinin ödenmesi için son ay. Vergi hesaplanacak gayrimenkul değerleri dört yılda bir yeniden belirleniyor…
Diğer yıllarda ise belirlenen bu değer, önceki yıl için beyan edilen yeniden değerleme oranının yarısı kadar artırılarak Emlak Vergisi matrahı tespit ediliyor. Bu sene komisyon tarafından belirlenen değerler üzerinden vergi ödenecek. Bu vergi için herhangi bir beyanname vermeye gerek yok. Yalnızca yeni bir gayrimenkul alanların yıl sonuna kadar belediyeye bilgi vermesi gerekiyor. Sadece bir konutu bulunan ve geliri sınırlı olanlar için Emlak Vergisi oranı sıfır olarak uygulanıyor. Başka bir geliri olmayan emekliler, özürlüler, gaziler, şehitlerin dul ve yetimleri, hiçbir geliri olmayan işsizler ve ev hanımları, brüt alanı 200 metrekareyi aşmayan ve sadece tek bir konut sahibi iseler Emlak Vergisi ödemiyor. 22 bin lira altındaki menkul sermaye gelirleri sıfır oranlı Emlak Vergisi uygulamasına mani değil. Bunun dışında ticari, zirai veya kira geliri bulunması halinde bu indirimden faydalanılamaz.
İndirimli (sıfır) vergi oranından faydalanılması için, konutta bizzat oturma şartı aranmıyor. Sahip oldukları tek konutu kiraya verip, kirada oturanlar da diğer şartları taşımak kaydıyla indirimden faydalanabilir. Birden fazla konutu olanlar ise bu konutlarından biri için bile indirimden yararlanamıyor. Aynı şekilde, ara sıra dinlenmek maksadıyla gidilen yazlık veya dağ evi gibi konutlar da bu vergi muafiyetinin dışında tutuluyor. Hisseli dahi olsa, iki ya da daha fazla konutu olanlar, bütün konutları için Emlak Vergisi yatırmak mecburiyetinde. Emekliler (emekli aylığı dışında), işsiz ve ev hanımları, herhangi bir gelir elde ederse aynı şekilde bu avantajı kaybediyor. Yukarıdaki gruba girip sadece tek konutu olanlar, belediyelere müracaat ederek emekli, özürlü, gazi veya işsiz olduğunu beyan ederek taahhütname doldurup vergi ödemeyebilir. Ancak şahısların bu durumlarını ispatlamaları gerekiyor. Mesela bir özürlüden sağlık raporu sunması isteniyor. Şehitlerin yetim ve dullarının, gazilerin de durumu ispatlayıcı belgeleri belediyece talep edilebilir. Bu belgelerin taahhüt belgeleri veya formlarla birlikte durumu açıklayan bir dilekçeye eklenip belediyeye verilmesi gerekiyor.
Gelir İdaresi, yatırım indirimi konusundaki belirsizliği gidersin
Anayasa Mahkemesi’nin Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 69. maddesinin yatırım indirimi devrini 2008′e kadar sınırlayan hükmünü iptal etmesiyle yeni uyuşmazlıklara kapı açılmış oldu. Mükellefler, 15 Ekim’de Anayasa Mahkemesi’nce yapılan açıklamayla yatırım indirimi devir yasağının Anayasa’ya aykırılığının açıkça ortaya çıktığını, bu hükmün uygulanmaması gerektiğini düşünüyor. Beyanlarını da yatırım indiriminden faydalanarak verdiler. Gelir İdaresi ise konuyla ilgili açıklamada bulunmamakla beraber beyannamelerde yatırım indirimi satırına yer vermeyerek ve Kurumlar Vergisi beyannamesinin elektronik ortamda hazırlanmasında mükelleflerin 2009′da yatırım indiriminden faydalanamayacağına dair uyarıda bulunarak görüşünü belli etti. Buna rağmen birçok mükellef ya doğrudan veya ihtirazi kayıtla devreden yatırım indiriminden faydalanma yoluna gitti. Bu şekilde verilen 2009/4 geçici vergi beyannameleri için açılan davalar mükelleflerin lehine sonuçlanmaya başladı.
Ancak bazı mükellefler Maliye ile davalık olmak istemediğinden 2009′da geçici vergi ve Kurumlar Vergisi beyanında yatırım indirimi haklarını kullanmadı. Bunlar haklarını 2010′dan itibaren kullanmayı tercih etti. Ancak şimdi de geçen sene kullanılmayan yatırım indiriminin 2010′da kullanılamayacağı fikri seslendirilmeye başlandı. Çünkü yatırım indirimi mecburi bir uygulama değil. İhtiyari olarak sunulan bu imkândan faydalanmayan mükelleflerin sonraki yıl bu imkândan faydalanmalarına müsaade edilmiyor. Amortismanlar konusu buna örnek teşkil ediyor.
Bana kalırsa geçen yıl idarenin görüşüne paralel hareket ederek yatırım indirimini kullanmayan mükelleflerin bu indirimlerini bu yıl yapmalarına bir mani yok. Ancak idare veya denetim elemanlarının bunu kabul etmemesi mümkün. Çünkü her inceleme elemanı farklı yorumladığı için, Türkiye’de neredeyse denetim elemanı sayısınca mevzuat bulunuyor. Bakalım önümüzdeki günler neyi gösterecek? Aslında bu aşamada Gelir İdaresi’nin sessizliğini bozarak konuyla ilgili açıklama yapması gerekiyor. Tebliğ veya sirküler yoluyla yapılacak bu duyuru daha baştan birçok uyuşmazlığın önünü kesecektir. Böylece ne vergi daireleri ne denetim elemanları ne de mükellefler gereksiz yazışmalara girip vakit ve nakit israfında bulunmamış olur.
Zaman/Ahmet Yavuz
Vatansızlar, Türkiye’de Ev Sahibi Olabilecek!
“Vatansızlar”, Türkiye’de mülk edinebilecek, evlenebilecek, eğitim alabilecek. Sosyal yardım ve destek konularında da Türk vatandaşlarının sahip olduğu haklara kavuşacak olan vatansızlara, kimlik belgesi de verilecek
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği geçtiğimiz aylarda, tüm dünya çapında sayıları 12 milyonu bulan ve hiçbir ülkenin vatandaşı olmadıkları gerekçesiyle temel insan haklarından mahrum bırakılan ‘vatansızlar’ için üye devletlere adım atma çağrısında bulunmuştu. Bu kişilerin çocuklarının da vatansız olarak doğması nedeniyle sorunun daha da büyüdüğünü belirten örgüt, Birleşmiş Milletler’e üye devletlerin vatansızlarla ilgili sözleşmelere taraf olmasını istemişti. AB üyesi çok sayıda devletin katıldığı vatansız kişilere yönelik muamelenin çerçevesini çizen ve vatansızların hukukunu korumayı hedefleyen “Vatansız Kişilerin Statüsü” ve “Vatansızlığın Azaltılması”na ilişkin kanun tasarıları TBMM Dışişleri Komisyonu’nda kabul edildi.
Türkiye sınırları içerisinde yaklaşık 3 bin vatansızın yaşadığı belirtiliyor. Vatandaşlık haklarından yararlanamayan, mülk edinemeyen, seçme ve seçilme hakkını kullanamayan vatansızların büyük bir çoğunluğunu ise Batı Trakya’dan gelmiş göçmenler oluşturuyor. Türkiye, “Vatansız Kişilerin Statüsü”ne ilişkin sözleşmeye taraf olarak, vatansızlar konusundaki bu boşluğu doldurmayı, “Vatansızların Azaltılması Kanun Tasarısı”yla da vatansızlığın azaltılmasını hedefliyor.
Neler yapılacak?
Sözleşmenin Türkiye’ye getirdiği yükümlülükler özetle şöyle:
Dini eğitim özgürlüğü: Türkiye, ülkesindeki vatansız kişilere, ibadet ve çocuklarının dini eğitim özgürlüğü bakımından, en az kendi vatandaşlarına gösterdiği muamele kadar iyi muamele gösterecek. Vatansız bir kişinin kişisel statüsü daimi ikametgahının bulunduğu ülkenin kanununa, ikametgahı yoksa oturduğu ülkenin kanununa göre düzenlenecek. Vatansız bir kişi tarafından daha önce elde edilen ve kişisel statüye ilişkin olan haklara, özellikle evliliğe bağlı haklara, her sözleşmeci Devlet tarafından, eğer bu gerekliyse, söz konusu devletin yasalarının gösterdiği koşulları yerine getirmek kaydıyla saygı gösterilecek.
Gayrimenkul edinme: Menkul ve gayrimenkullerin edinimi ve bununla ilişkili diğer haklar, menkul ve gayrimenkul mülkiyete ait kira ve diğer sözleşmeler bakımından vatansız kişilere mümkün olduğu kadar elverişli ve her durumda aynı koşullardaki yabancılara genel olarak tanınanlardan daha az elverişli olmayan bir muamele uygulanacak. Konut edinme ile ilgili olarak, bu meselenin yasalar ve yönetmeliklerle düzenlendiği ya da kamu makamlarının kontrolüne tabi olduğu ölçüde, ülkelerinde yasal olarak ikamet eden vatansız kişilere mümkün olduğu kadar elverişli ve her durumda aynı koşullardaki yabancılara genel olarak gösterilenden daha az elverişli olmayan bir muamele uygulanacak.
Kimlik verilecek
Eğitim imkanı: Vatansız kişilere ilk öğretim konusunda, vatandaşlarına uyguladıkları muamelenin aynısını uygulanacak. Vatansız kişilere, ilköğretim dışındaki eğitim konusunda ve öğretimden yararlanma, yabancı ülke okullarında alınmış sertifikaların, diplomaların ve yüksek öğretim diplomalarının tanınması ve harç ve ücretlerden muafiyet ve burslardan yararlanma konularında, mümkün olduğu kadar elverişli ve her durumda aynı koşullardaki yabancılara genel olarak gösterilenden daha az elverişli olmayan bir muamele uygulanacak.
Sosyal yardım: Türkiye’de, yasal olarak ikamet eden vatansız kişilere, sosyal yardım ve destek konularında Türkiye’nin kendi vatandaşlarına uyguladığı muamelenin aynısını uygulanacak.
Kimlik belgesi: Türkiye’de bulunan ve geçerli bir seyahat belgesine sahip olmayan her vatansız kişiye kimlik belgeleri çıkarılacak. Türkiye’de yasal olarak ikamet eden vatansız bir kişi ulusal güvenlik ya da kamu düzeniyle ilgili nedenler dışında sınır dışı edilemeyecek.
Dünyadaki vatansızlar
Dünyadaki vatansızların büyük çoğunluğunu Myanmar’daki askeri yönetimin baskısından kaçan Müslüman Rohingyalar, Tayland’ın dağlık kesimlerinde yaşayan kabileler, Avrupa’daki Roman topluluklarla Sahra Çölü’nde göçebe bir hayat tarzı süren Bedeviler ve İsrail vatandaşlığı bekleyen 75 bini aşkın Filistinli oluşturuyor.
Alanya’daki Ruslar bir hafta önceden oylarını kullandılar
Antalya’nın Alanya ilçesinde yaşayan Ruslar, Rusya’da 4 Aralık’ta yapılacak parlamento seçimleri için oy kullandı. Rusya’daki parlamento seçimleri öncesinde Rusya’nın Antalya Başkonsolosluğunca Alanya’nın Mahmutlar beldesindeki Belediye Kültür Merkezi’nde sandık kuruldu. İlçede yaşayan Ruslar oylarını kullandı. Başkonsolosluk görevlisi Vladimir Biryuwov, yerleşik Rus vatandaşlarının talebi üzerine gerekli izinlerin alınarak Alanya’da oy kullanma işleminin 1 hafta öncesinden gerçekleştirildiğini kaydetti.
Biryuwov, Antalya’da yaşayan Rusların ise 4 Aralık’ta oy kullanabileceğini belirtti. İlçede yaşayan ve oyunu kullanan Alanya Rus Eğitim ve Kültür DerneğiBaşkanı Ekaterina Gündüz, Rusya’daki parlamento seçimleri için Alanya’da oy kullanabilmekten mutlu olduğunu söyledi.
Levent İçgen / VATAN
Kadastro Görmemiş Gayrimenkullerin Devri Tapuda Yapılamaz!
Posta gazetesi yazarı Tamer Heper, “Bütün varislerin, hisselerini varislerden birine, muhtar ve ihtiyar heyeti huzurunda devrettiklerini bildiren yazı geçerli midir?” diye soran okurunu cevaplıyor…
İşte o yazı;
Geçerli olabilir
“Bütün varislerin, hisselerini varislerden birine, muhtar ve ihtiyar heyeti huzurunda devrettiklerini bildiren yazı geçerli midir? Bu yazı 1950-1955 tarihleri arasında alınmıştır. • YA
Önce kesin kuralı tekrarlayayım. Bir gayrimenkulun alım satımı ve herhangi bir nedenle devri ancak tapu dairesinde yapılır. Bunun başka yolu yoktur. Şimdi istisnasına geleyim. Kadastro görmemiş gayrimenkullerin devri tapuda yapılamaz. Zira daha tapu kütüğüne kaydı yapılmamıştır. Dolayısı ile tapuya gittiğinizde kayıt bulunamayacağı için satışının veya devrinin tapuda yapılma imkanı bulunmadığı için devri menkuller gibi yapılabilir. Bu da ispat için yazılı bir devir sözleşmesi ve teslimle gerçekleşir. Ancak halkımız muhtara kamu görevlisi önemi verdiğinden bu yazılı devir sözleşmesini muhtar huzurunda yapar, muhtar da satış belgesine mühür basar, bunun adı olur muhtar satış senedi. Bu geçerlilik şartı değildir ama hukuki mahzuru da yoktur. Devir işleminin 1950′li yıllarda yapıldığını yazmışsınız. Muhtemeldir ki bu tarihte devri yapılan gayrimenkulun bulunduğu yerde kadastro çalışması yapılmamıştı. Böyle ise devir geçerlidir. Yok kadastro çalışması yapılmış, gayrimenkuller tapu kütüğüne kaydedilmişse geçersizdir.
İstirdat isteyin
Gazetenizde kredi erken ödemelerinde erken ödeme ücretinin iadesine dair karardan söz ediliyordu. Ben de geçen günlerde erken ödeme yaptım ve benden de erken ödeme ücreti aldılar. Şimdi bunu geri alabilir miyim? T.V.G.
Borcun yeniden yapılandınlması ve erken ödemede yüzde 2 gibi bir erken ödeme tazminatı alınmaktadır. Bunun mantığı gecikecek ödemeden mahrum kalınan faiz olsa gerek. Doğrusu bunun mantığı derken bu mantık benim değil, zira biri eline erken para alıyorsa bu faizden kaybediyor anlamına gelmez, para satan bir kurum bu paradan daha erken yararlanıyor, bundan daha erken para kazanmaya başlıyor demektir. Doğrusu kararın tamamı elime geçmedi ama iadesinin gerektiği hukuk mantığı. Peki yeniden yapılandırma sırasında erken ödemeye dair tazminatın iadesine karar verildi ve Yargıtay da onadığına göre önceden ödeme yapanlann yaptığı ödemeyi geri istemesi de hukuk mantığı gereğidir. Hukukta, fazladan ödenen paranın iadesi davası için ‘istirdat davası’ denilir. Dolayısı ile sizin de istirdat talebinde bulunmanız mümkün. Yanıtımı kesin dille vermiyorum. Zira haber olarak okuduğunuz olay yerleşmiş bir hukuki uygulama değildi. Yeni bir karar ve yeni bir uygulama idi. Siz istirdat talebinde bulunursanız bu da yeni bir uygulamanın başlangıcı olacaktır.”
Tamer Heper / POSTA
Kurumlarda Taşınmaz Satış Kazancı İstisnası Ne Kadardır?
Taşınmazların satışından doğan kazanca ilişkin istisna uygulaması, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1-e maddesinde yer alıyor. 5520 sayılı yeni Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1-e maddesinde;
Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75′lik kısmının kurumlar vergisinden müstesna olduğu,
Bu istisnanın, satışın yapıldığı dönemde uygulanacağı ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmının satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulacağı,
Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesinin şart olduğu, bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin ziyaa uğramış sayılacağı,
İstisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin ziyaa uğramış sayılacağı,
Devir veya bölünme suretiyle devralınan taşınmazların, satışında iki yıllık sürenin hesabında, devir olunan veya bölünen kurumda geçen sürelerin de dikkate alınacağı,
Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri kazançların istisna kapsamı dışında olduğu hükme bağlanmış durumda.
İstisnaya ilişkin madde gerekçesinde bu istisnanın amacının; ‘kurumların bağlı değerlerinin ekonomik faaliyetlerde daha etkin bir şekilde kullanılmasına olanak sağlanması ve kurumların mali bünyesinin güçlendirilmesi’ olarak belirtiliyor.
İSTİSNANIN UYGULANMA ŞARTLARI
İstisnayı düzenleyen 5/1-e maddesinde yer alan ‘kurumların’ kelimesi, düzenlemenin sadece kurumlar vergisi mükelleflerini kapsadığını ifade ediyor. İstisna uygulanması bakımından kurumlar vergisi mükelleflerinin mükellefiyet tipine yönelik bir kısıtlama yer almıyor. Bu nedenle, istisna hükmünden tam mükellef veya dar mükellef olup olmadığına bakılmaksızın kurumlar vergisi mükelleflerinin tamamı yararlanabiliyor.
İstisna uygulamasına konu olacak taşınmazların en az iki tam yıl (730 gün) süreyle kurumun aktifinde yer alması gerekiyor. Kanunda yer alan süre takvim yılı değildir. Bu nedenle süre hesaplanırken iktisap tarihinden itibaren (iktisap tarihi dahil) iki yıllık süre hesaplanacaktır. Örneğin; 15.03.2010 tarihinde iktisap edilmiş ve aktife alınmış bir taşınmazın, 15.03.2012 tarihinden sonra satılması ve diğer şartların da sağlanması halinde bu satıştan doğan kazanç kurumlar vergisinden istisna edilebiliyor.
Taşınmazların satışından elde edilecek kazancın istisnadan yararlanan kısmının, pasifte özel bir fon hesabına alınması ve satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar söz konusu fon hesabında tutulması gerekiyor. Fon hesabına alınan kazanç tutarının mükelleflerce sermayeye ilavesi mümkün. Ancak, fon hesabına alınan kazanç tutarının sermayeye ilave dışında, beş yıl içinde başka bir hesaba nakledilmesi, işletmeden çekilmesi veya dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılması ya da kurumun tasfiyesi halinde, istisna uygulanması nedeniyle zamanında tahakkuk etmeyen vergiler vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile birlikte tahsil ediliyor. İstisna, satış kazancının %75′ine uygulandığından, kazancın tamamının fon hesabına alınma şartı bulunmayıp, sadece istisnadan yararlanan kazanç kısmının söz konusu fon hesabına alınması yeterli.
İstisna uygulaması esas itibarıyla bütün kurumlar için geçerlidir. Ancak, faaliyet konusu menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanması olan kurumların bu amaçla iktisap ettikleri ve ellerinde tuttukları kıymetlerin satışından elde ettikleri kazançlar için istisnadan yararlanmaları mümkün değil.
AKLINIZDA BULUNSUN
Taşınmaz sözcüğünün kapsamı
GAYRİMENKUL, Medeni Kanun’un 704. maddesinde ‘taşınmaz’ olarak ifadesini bulmuştur. Medeni Kanun’a göre; taşınmaz mülkiyetinin konusu; arazi, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ve kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümlerden oluşuyor. Bu nedenle, istisna sadece fiziki varlığı olan taşınmazları değil; tapu kütüğüne taşınmaz olarak kayıtlı olan hakları da kapsamına alıyor. Diğer taraftan, istisna taşınmazın ayrılmaz parçalarını (mütemmim cüzü) da kapsamaktadır.
İsteğe bağlı sigortalı sağlık yardımını kendi sigortasından alır
YAZILARINIZ ve verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Benim de kısa bir sorum olacak. Bağ-Kur isteğe bağlı emeklilik için prim ödüyorum ama sağlık hizmetlerinde SSK’lı eşimden faydalanıyorum. GSS kapsamında kendi üzerime almam gerekiyor mu yoksa yine eşimden dolayı hizmet almaya (bakmakla yükümlü) devam edebilir miyim? Atilla Şahin
İsteğe bağlı sigortalı olan kişiler, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre genel sağlık sigortalısı sayılıyorlar. İsteğe bağlı sigortalı olarak siz de genel sağlık sigortalısısınız ve belirlediğiniz prime esas kazanç tutarı üzerinden yüzde 20 yaşlılık, malullük ve ölüm sigortaları primi, yüzde 12 genel sağlık sigortası primi olmak üzere toplam yüzde 32 oranında prim ödüyorsunuz.
Bu durumda sağlık yardımını, eşinizin bakmakla yükümlü olduğu kişi olarak değil, kendi sigortanız üzerinden alıyor olmalısınız.
Şayet sağlık yardımı aktivasyonunuz isteğe bağlı sigortalılığınıza bağlı olarak yapılmamışsa, düzelttirmenizde yarar var. Zira genel sağlık sigortalısının sigortalı sayılmayan veya isteğe bağlı sigortalı olmayan eşi, bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılıyor.
GÜNÜN SÖZÜ
‘Artık çıplak bedenler bizi şaşırtmıyor; çıplak beyinlerdir varlığına dayanamadığımız.’
Bernard Shaw
Metin Taş-Sezgin Özcan/Akşam
Hasarlı Binaların Suyu Yeniden Kesilecek!
Sakarya’da orta hasarlı binaların sularının kesilmesiyle ilgili uygulamada başa dönüldü. Mahkeme, belediyenin itirazı üzerine daha önce verilen yürütmeyi durdurma kararını kaldırdı
Orta hasarlı binaların suyu ikinci kez kesilecek. Sakarya Valiliği ve Sakarya Büyükşehir Belediyesi, ortak karar alarak can güvenliği açısından orta hasarlı binalarda oturanların tahliye edilmesini sağlamak için sularının kesilmesi kararı almıştı. Karar doğrultusunda da Sakarya Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ), hasarlı konutların suyunu kesmeye başlamıştı. İkinci aşamada ise bu konutlar yıkılacaktı. Ancak bina sakinlerinin başvurusu üzerine Sakarya 1. İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı vermiş ve 29 abonenin kesilen suyu yeniden açılmıştı. Adapazarı Belediyesi, yürütmenin durdurulması kararına itiraz etti. İtirazı değerlendiren Sakarya 1. İdare Mahkemesi, bu kez belediyeyi haklı buldu ve yürütmeyi durdurma kararını kaldırdı. Yeni karar doğrultusunda söz konusu binaların suları yeniden kesilecek.
SASKİ Genel Müdür Yardımcısı Naci İris, 1999 depreminden bu yana orta hasarlı durumu devam eden 345 bina olduğunu söyledi. Vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamak adına Sakarya Valiliği ve Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın SASKİ’ye hasarlı binaların suyunun kesilmesi yönünde talimat verdiğini hatırlatan İris, “Bu talimat 5 Aralık itibarıyla uygulanmaya başlandı. 345 binanın suyu kesildi. Ancak bazı vatandaşlarımız mahkemeye itiraz etti. Orta hasarlı 29 bina sahibi yürütmeyi durdurma kararı aldı. Bu binalara yeniden su verilmeye başlandı. Ancak Adapazarı Belediyesi, karara itiraz etti. Mahkeme de yürütmenin durdurulması kararının reddine karar verdi. Bu karar sonrasında belediye bize yazı göndererek açılan suların yeniden kesilmesini istedi.” şeklinde konuştu. Sakarya Vali Yardımcısı Adem Saçan, elektrik ve suyu kesilen hasarlı binaların yıkılması için her bina için belediyelerin encümenden yıkım kararı alacaklarını söylemişti. Saçan, “Yıkım kararının tebliğden sonra bir süre verecekler. Bu süre içinde binasının sağlam olduğunu yargıya başvurabilecekler.” ifadelerini kullanmıştı.
Bu arada, Sakarya Üniversitesi (SAÜ) tarafından düzenlenen Uluslararası Deprem ve Sürdürülebilir Malzeme Çalıştayı’na katılan Glamorgan Üniversitesi’nden Prof. Dr. Abid Abu-Tair ve Prof. Dr. John Kinuthia, Adapazarı’ndaki orta hasarlı binaları inceledi. Kinuthia, yapılan deneyler sonucunda betonun mukavemeti gerekli olan standardı sağladığını belirterek, binanın yapı güçlendirme yapılarak kullanılabileceğini ifade etti. Abu-Tair ise, “Zeminde sıvılaşma belirtileri var. Sıvılaşmaya bağlı olarak yapı oturması meydana gelmiş. Zemin deneyleri ile ayrıntılı bir sonuca ulaşılabilir.” diye konuştu.
Zama
Deprem Araştırma Komisyonu, Zayıf Noktaları Açıkladı!
TBMM Deprem Araştırma Komisyonu depreme hazırlık raporunu tamamladı. Raporda, depreme hazırlık konusundaki zayıf noktalar tek tek sıralandı:
Yasal düzenleme ve toplumsal alışkanlık açısından, afet sonrası yardım ve yara sarma politikalarına öncelik veriliyor.
Kanuna aykırı eylem ve işlemlerin yeterli yaptırımı bulunmuyor.
Afet ve imar düzenlemeleri, birbirinden bağımsız ve yabancı hale getirilmiştir.
İmar planlaması ve yapı üretimi, gerçek denetim biçimlerinden uzak kalmış, yönetsel ve teknik uygulama denetimi kurulamamıştır.
FARKINDA DEĞİLİZ
Raporda risklere neden olan uygulamalar da yer aldı:
“Yer seçimindeki faktörler, sektörel sorunlar, hızlı kentleşme, imar kolaylaştırmaları, ek imar yoğunlukları, imar afları, kullanım hataları, tehlikeli madde stokları, altyapı ve sanayinin korunmasızliğı, acil durum hizmetlerinin yetersizlikleri, her tür tedbirin devletten beklenilmesi, kurumsal ve yasal düzenlemelerde zarar azaltmaya önem vermeme.”
Raporda, uluslararası afet politikalarının tam olarak hayata geçirilemediği belirtilirken, çıkarılan mevzuatın da uygulamada yeterli olmadığı vurgulandı.
DENETİM ENDİŞESİ
Raporda, yapı denetiminin, ‘denetçilerin doğrudan işveren tarafından ücretlendirilmesi’ nedeniyle güçlü biç. önlem olamadığı, zorunlu deprem sigortası mekanizmasının, risk azaltan bir sistem olarak kurulamadığı vurgulandı.
Sorumlu belirsiz
Afet önlemlerine ilişkin sorumlulukların da kimde olduğu tanımsız kalmıştır.
Kurum ve kuruluşlarda zarar ve risk azaltmaya dönük uygulanabilir bir plan veya programın yer aldığı net bir biçimde söylenememektedir
Güçlendirme yerine yıkma
Raporda, başarısız olma nedenleri de şöyle sıralandı:
Şehirlerimizde üretim özellikleri bilinmeyen, ruhsatsız, yaygın bir kaçak yapı stoku vardır. İstanbul’da %70 olduğu belirtilen bu yapıların güçlendirilmesinin hem teknik olarak hem de yasal açıdan olanaksız olduğu düşünülmektedir.
Güçlendirilmesi gereken yapılar için Kat Mülkiyeti Kanunu’nda “çoğunluklu karar verme” yönteminin getirilmesi, tek başına yeterli olmamıştır.
Güçlendirmenin rantabl bulunmama olasılığı yüksektir. Yaşlı yapılar için yeniden yapım daha verimli olabilecektir.
Güçlendirilmiş yapıların depremde direnç göstereceklerine ilişkin bir teknik güvence verilememekte.
Habertürk/Saliha Çolak
Türkiye’de 19 Milyonluk Yapı Stokunun Yarısı Kaçak!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kaçak yapıları yıkıp yeniden yapacağız” açıklaması Cumhuriyet tarihinin en büyük inşaat hamlesini başlatacak
Türkiye’nin depreme dayanıklı ve modern kentlere kavuşturacak proje yaklaşık 450 milyara mal olacak. Proje ekonomide de canlılık yaratacak. Tam bir envanter olmamasına rağmen Türkiye’de 19 milyonluk yapı stokunun yarısının kaçak, ruhsatsız, sağlıksız ve olası bir depreme karşı dayanıksız olduğu belirtiliyor. Bu da içinde milyonlarca insanın yaşadığı 8 milyon 550 bin konutun yenilenmesi, yıkılıp yeniden yapılması anlamına geliyor.
641 MİLYON METREKARE YENİLENECEK
Konutların ortalama büyüklüğünün 75 metrekare olduğu varsayıldığında yıkılacak ve yeniden inşa edilecek yapıların toplam metrekaresi 641 milyon 250 bini buluyor. Bayındırlık Bakanlığı bina inşaat maliyeti endeksine 1 metrekare inşaat 700 TL’ye mal oluyor. Bu da binaların dönüşümü için 448 milyar 875 milyon liralık kaynak anlamına geliyor.
BAŞBAKAN NE DEMİŞTİ?
Türkiye’de neredeyse mevcut yapıların yarısının kaçak, ruhsatsız, dayanıksız olduğunu bir kez daha hatırlatan 7.2′lik Van depreminin ardından Başbakan Tayyip Erdoğan, gerekli yasal çalışmaları yaparak, kaçak yapıları kamulaştırarak yıkıp yeniden yapacaklarını açıklamıştı.
KONUTDER: KENTSEL DÖNÜŞÜM SEFERBERLİĞİNİN BAŞLANGICI OLACAK
Konutder Başkanı Ömer Faruk Çelik, Başbakan’ın açıklamasının bir kentsel dönüşüm seferberliğinin başlangıcı olarak değerlendirilebileceğini kaydetti. Çelik, yerel belediyelerin katkıları ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı koordinasyonunda yapı envanter çalışmalarının yapılması gerektiğini vurguladı. Dayanıksız yapıların yenilenmesi malikler e yeterli süreler verilmesi, gerektiğini belirten Çelik, verilen süre içinde yenileme yapılmaması durumunda binaların kamu eliyle boşaltılmasının şart olduğunu kaydetti. Çelik, Maliklerin boşalttığı bu evlerdeki imar hakları malikler adına müktesep hak haline getirilmeli ve malikler bu hakları her zaman kullanabilmelidir. İmar Kanunu ve Kat Mülkiyeti Kanunu da bu minvalde yeniden düzenlenmelidir” dedi.
Sabah
Kat Mülkiyetini Binada Oturanlar Ödeyecek!
Tamer Heper, Posta Gazetesi’nde “Başkasının borcu” başlıklı yazıyı kaleme aldı. Heper, yazısında okurun kat mülkiyeti ile iligili sorduğu soruya cevap vererek okurlarını bilgilendiriyor….
Soru:
5 Mayıs 2011′de daire aldım. Daire miras kalmıştı ve çok mirasçı vardı. Ben bu mirasçılardan aldım ama mirasçılar yıllarca binaya aidat ödememiş. Bunu benden istediler, 3 bin 200 TL ödedim, bu defa da gecikme faizi istiyorlar. Bunu ben taahhüt etmedim, ödemek zorunda mıyım? M.K.
Cevap: Kat mülkiyetine tabi binalarda oturanlar aidat ve ortak gider payını ödemek zorunda. Bu binada oturanlara karşı bir borçtur. Bu tamam da acaba borçlu kimdir? Borçlu bağımsız bölüm malikidir. Sizin sorunuzun yanıt da bu cümlenin içindedir. Siz daireyi 5 Mayıs 2011′de aldınız. Bu tarihten önce borçlu dairenin eski malikleridir. Sizin borcunuz 5 Mayıs 2011′den sonraki dönem içindir. Bu demek ki sizin ödediğiniz para bu tarihten önceki maliklerin borcu olup ödeme mecburiyetiniz yoktu. Peki eski malikin borcu ne idi? Önce aidat, ortak gider payı ve geciken dönem için gecikme tazminatının toplamı. Siz aidat ve ortak gider payını ödediniz geriye kaldı gecikme tazminatı. Bir kısmını mecburiyetiniz olmadığı halde siz ödediniz, geriye bir miktar daha kaldı. Bu dahi eski maliklerin borcudur. Herhangi bir taahhüdünüz bulunmadığını da yazdığınıza göre siz 5 Mayıs 2011′den sonraki borcunuza bakın. Yukandaki açıklamamın içinden çıkacak bir anlamı açıklama ihtiyacı da duyuyorum. Herhangi bir kimsenin borcu varsa ve buna faiz işliyorsa, borçlu borcunu taksit taksit ödemekteyse ödemeler ilk defa faizden düşülür, ana paradan değil.
Posta/Tamer Heper
Ali Ağaoğlu: Kat Mülkiyeti Değişsin, 10 Bin İşçi Daha Alırım!
Her yıl temelini attığı 10 bin konutluk projelerle Emlak GYO’yla yarışır hale gelen Ağaoğlu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, Kat Mülkiyeti’nin değişmesiyle dönüşüm projelerinin patlayacağını belirterek “İstihdam çok artar. En az 10 bin kişiyi işe biz alırız” dedi
Her yıl temelini attığı 10 bin konutluk projelerle Emlak GYO’yla yarışır hale gelen Ağaoğlu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, eski binaların bulunduğu sitelerin yeniden inşaasını sağlayacak düzenlemelerle işsizlik sorununun büyük ölçüde çözüleceğini söyledi. Kat Mülkiyeti Yasası’na göre sitede evi olanlardan biri bile binanın yeniden yapılmasına karşı çıktığında, işlerin durduğunu belirten Ağaoğlu “Bu yasanın değişmesi halinde inşaat sektörü gerçekten büyük patlama yapacak. Şu anda Ağaoğlu Grubu’nda 10 bin kişi çalışıyor. Yasanın değişmesiyle ekstra 10 bin kişilik istihdamı sadece benim grubum sağlar” diye konuştu.
Bir kişi istemezse proje iptal oluyor
Kat Mülkiyeti Yasası’nın, yeni projelerin yapılmasında, oy sahiplerininin ya yüzde 51’inin ya da yüzde 70-80’inin kararının dikkate alınacak şekilde değiştirilmesi gerektiğini belirten Ağaoğlu “Şu anda kendiliğinden yıkılacak binalarda bir kişinin hayır demesiyle yenilenemiyor. Hadi yeni evin getirisini bir yana bırakalım, ölüm tehlikesi var. Bu binalar 1950’li yıllarda yapılmış, o dönemin eski teknolojisi ve bozuk inşaat malzemeleriyle yapılmışlar. Ekonomik ömrünü dolduran evler” diye konuştu. Bununla ilgili en son örneğin kendi başından geçtiğini belirten Ağaoğlu şöyle konuştu: “10 daireli bir apartmanda 9 kişi evin yıkılarak yeniden yapılması yönünde karar aldı. Yaşlı bir hanım ‘Bu evde anılarım var’ diyerek itiraz etti. Proje yapılamadı. Ama bina yıkılacak halde. Bu nedenle bu yasanın çıkarılması gerekir. Bu hem can güvenliği açısından önemli hem de evlerin değeri katlanıyor. Şu anda 400 bin dolar seviyelerinde olan dairelerin fiyatı yeniden yapıldığı takdirde, 1.5-2 milyon dolara kadar çıkıyor. Üstelik bu fiyata alıcılar hazır. Yani afaki rakamlar değil.”
Mülkiyet spekülatörleri türedi
Kat Mülkiyeti Yasası’nın bu hali nedeniyle bazı uyanıkların da bu işin spekülasyonunu yapmak için kolları sıvadığını söyleyen Ali Ağaoğlu, bu tür sitelerden yatırım yapar gibi ev alıp, sonra da daha fazla gelir elde etmek için dönüşüm projesine ‘hayır’ diyenlerin türediğini söyledi. Ağaoğlu “Adam eski sitelerden ev alıyor. Müteahhitle görüşürken de ‘Ben hayır dersem, bu proje olmaz. Bu nedenle bana daha fazla vereceksin’ diyor. Üstelik adam, bu evde oturmuyor bile. Yani can korkusu da yok. Ya bir ev daha fazla istiyor ya da elden para istiyor. Tabii kabul edilmediği için de projeyi tıkıyor” diye konuştu.
ÇILGIN PROJE MERCEKTE
Silivri ve Çatalca’dan arsalar bakıyorum
BAŞBAKAN Erdoğan’ın ‘çılgın projesi’ni destekleyen Ali Ağaoğlu, Silivri ve Çatalca bölgelerinde arazi almaya karar verdiğini söyledi. Bugüne kadar o bölgelerden hiç arsa almadığını ancak bundan sonra harekete geçeceğini söyleyen Ağaoğlu “İkinci Boğaz bölgesinde rezidanslar ve evler yapılabilir. Biz zaten sattığımız her proje sonrasında yerine iki arsa koyuyoruz. 10-20 yıl önce aldığımız arsalara bugün proje yapıyoruz. Şimdi de 10 yıl sonrasının projesi için arsalar alıyoruz” diye konuştu. Dünyanın en önemli doğal mirası olan Boğaziçi’ni korumak için böyle bir projeye ihtiyaç olduğunu söyleyen Ağaoğlu “Bölgede Hazine arazileri olduğu için maliyeti makul olacaktır. Kanaldan gemi geçişleri sayesinde elde edilecek gelirle zaten bir süre sonra maliyetini de karşılayacaktır. Mutlaka o bölgeye bir hareket getirecek ve özellikle de İstanbul’un göç sorunu nedeniyle yaşadığı sorunların azalmasına da yol açacak. Bölgedeki hazine arazileri imara açılırsa devlet buradan elde edeceği geliri de proje yapımına aktarabilir” diye konuştu
Star/İbrahim Acar
İmar Mevzuatları Hakkında Aklınıza Gelecek Tüm Sorular Aynı Başlıkta!
Yönetim planı nedir ?
Nüfusu 10.000’i aşan belediyeler ile nüfusu daha az olduğu halde il merkezi olan veya gelecekte imar işleri bakımından plana gereksinimi bulunduğu Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca saptanan belediyelerin “ imar yasası” uyarınca yaptırmakla yükümlü oldukları fiziksel plandır.
İmar planları, “nazım planı” ve “uygulama planı” olmak üzere iki türlüdür.
Nazım imar planı nedir?
Varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarını gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan ve genelde 1/25.000 ölçekli planlardır.
Başka bir deyişle “Kentin gelecekte alacağı biçimi gösteren plandır” denilebilir.
Uygulama imar planı nedir?
Tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren 1/1000 ölçekli plandır.
İmar planı vatandaş tarafından nasıl görülür ve itiraz edilir?
Belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylayarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca, belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları, belediye meclisi inceleyerek on beş gün içinde kesin karara bağlar.
İmar adası ve imar parseli nedir?
Çevresi yollarla sınırlanmış ve çoğu parsellere bölünmüş arsa ile böyle bir arsayı kaplayan yapılar takımına “ada”, imar planındaki esaslara göre meydana gelen haline de “imar adası” denir.
İmar adaları içerisindeki kadastro parsellerinin İmar Kanunu, imar planı ve yönetmelik esaslarına göre düzenlenmiş şekline de imar parseli denir.
İfraz ve tevhid nasıl yapılır?
İfraz : ayırma, parselleme, parselasyon,
Tevhid: iki veya daha fazla sayıda parseli tek bir parsel halinde birleştirme.
İmar planlarına göre yol, meydan, yeşil saha, park ve otopark gibi umumi hizmetlere ayrılan yerlere rastlayan gayri menkullerin bu kısımlarının ifrazına ve tevhidine izin verilmez.
İmar parselasyon planı tamamlanmış olan yerlerde yapılacak ifraz ve tevhidin bu planlara uygun olması şarttır.
İmar planlarında parsel cepheleri tayin edilmeyen yerlerde yapılacak ifrazların asgari cephe genişlikleri ve büyüklükleri yönetmelikte belirtilen esaslara göre tespit edilir.
İmar planı dışında kalan alanlarda yönetmeliklerinde tayin edilecek miktarlardan küçük ifrazlara izin verilmez.
18. Madde uygulaması ne demektir?
İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazları ile, kamu kuruluşlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti saslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.
Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında “düzenleme ortaklık payı” olarak düşülebilir. Ancak bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaları düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde otuz beşini geçemez.
Parselasyon işlemi nasıl yapılır?
İmar planlarına göre parselasyon planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulunun onayından sora yürürlüğe girer. Bu planlar bir ay müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir. Tashih edilecek planlar hakkında da bu hükümler uygulanır.
Kesinleşen parselasyon planları tescil edilmek üzere tapu dairesine gönderilir. Bu daireler ilgililerin muvafakati aranmaksızın, sicilleri planlara göre re’sen tanzim ve tesis ederler.
Parselasyon işlemi; ilgili belediyeler ya da belediyeler tarafından özel bir kuruluşa yaptırılabilirler
Mücavir alan nedir?
Kentin, belediyelerin gelişmesi bakımından gerekli görülen alandır.(Komşu alan) Mücavir alan sınırları belediye meclisi ile İl İdare Kurulu kararına dayanarak vilayetlerce bakanlığa gönderilir.Bakanlık bunları inceleyerek aynen veya değiştirerek onamaya veya değiştirmek üzere iadeye yetkilidir. Mücavir alanın ilgili belediye sınırına bitişik olması gerekmez. Ayrıca, bu alanlar köyleri de ihtiva edebilir. Mücavir alandan çıkarılmada aynı yönteme tabidir. Bakanlık ( Bayındırlık ve İskan Bakanlığı) gerekli gördüğü hallerde mücavir alana alma ve çıkarma konusunda kendiliğinden karar verebilir.
Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında planı bulunmayan alanlarda inşaat yapmak için nereye başvurulur?
Sözkonusu alan belediye sınırları dahilinde ise belediyesine, değilse Valiliğe (İl İmar Müdürlüğü’ne)
İmar planı olmayan köy ve mezralarda ise yapı sahibinin köyün nüfusuna kayıtlı olması ve köy ihtiyar heyetinden izin alması gerekmektedir. ( konut, tarım, hayvancılık amaçlı yapılar, köy odaları, camii, köy ortak yapıları için geçerlidir.)
T.A.K.S ve K.A.K.S nedir?
T.A.K.S: İmar planı üzerinde yazılı taban alanı katsayısı o imar adasındaki imar parselinde yapılacak inşaatın toprak üzerinde kaplayacağı en büyük bina sahasını gösterir. Azami bina sahası imar planı üzerinde yazılı taban alanı katsayısı ile belirtilmiş miktardan büyük olamaz.
Örnek : 0.20 — TAKS
0.80 — KAKS
K.A.K.S. : İmar planı üzerinde yazılı kat alanı kat sayısı, o imar adasındaki imar parselinde yapılacak binanın inşaat alanları toplamını gösterir. Bina inşaat alanı imar planı üzerinde yazılı kat alanı katsayısı ile belirtilmiş miktardan fazla olamaz.
K.A.K.S’a kısaca “inşaat emsali” veya inşaat yoğunluğu” da denir.
Bazı belediye sınırları içinde (Örn:Antalya) belirtilen TAKS / KAKS terim tanımları meclis kararlarıyla farklı uygulanmaktadır.
Bu meclis kararları İmar planında belirtilen yapı durum ve koşullarına yani imar yasa ve yönetmeliklerine aykırı olup, kentin yoğun yapılaşmasına önemli etken olmaktadır.
İmar plan lejantlarında (Plan Notlarında) yer alan bu meclis kararlarıyla sürdürülen uygulamaya göre ;
İnşaat sahasi : “Bodrum katlarda yapılan imalat ve bölümler (Subasmanı kotu 2.50 metre olup, 1. bodrum kat olarak adlandırılmakta ve işyeri veya mesken olarak kullanılmasına izin verilmektedir.) Zemin ve normal katlardaki açık ve kapalı çıkmalar ile ışıklıklar ve hava bacaları ve her katta 16 m2 ve daha fazla kullanılan merdiven ve asansör boşluğunda maksimum 16 m2’nin ; 16 m2’sinin altında kullanılan merdiven ve asansör boşluğunda ise kullanılan alan kadar sahanın inşaat alanı dışında bırakılması ve bütün katlarda iskanı mümkün olan sahalar toplamıdır” şeklinde tanımlanmış ve kentsel yapılaşma bu esasa göre sürdürülmektedir.
Ruhsat alma şartları nelerdir?
Yapı ruhsatiyesi almak için yapı sahipleri veya yasal vekilleri dilekçe ile belediye ve valiliklere müracaat etmelidir. Dilekçeye sadece; tapu veya tapu kayıt sureti (müracaattan en fazla bir ay önce alınmış), imar çapı (müracaattan en fazla bir yıl önce alınmış), röperli veya yoksa ebatlı kroki ,mimari projei satatik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, ısı yalıtım raporu, numarataj krokisi, Belediye Gelirler Müdürlüğü emlakları eklenmesi gereklidir. Gerekli harçlar yatırılarak inşaat ruhsat servisinden inşaat ruhsatı alınır. Ruhsat müddeti alındığı tarihten itibaren iki yıldır. İki yıl içinde başlanmayan inşaatlar için ruhsat yenilenmesine gidilir. Ruhsat alan bina beş yıl içinde bitirilemezse yine ruhsat alınır. Bu durumda müktesep haklar saklıdır. (Yeni harç alınmaz).
Binalara genel iskan nasıl alınır?
Yapı tamamen bittiği taktirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı taktirde bu kısımların kullanılabilmesi için, inşaat ruhsatını veren belediye veya valilikten, 27.maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamının veya kısmen kullanılabilmesi için ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir.
Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir. Binanın fenni mesulü ve proje mükellefinden bitim belgesi, sivil savunmadan uygunluk yazısı,
SSK’dan borcu olmadığına dair belge alındıktan sonra tüm belgeler iskan servisinde toplanır. Ve iskan ruhsatı verilir. Ancak iskan ruhsatı alınabilmesi için yapının gerek bağımsız bölümlerinin, gerekse ortak kullanım alanlarının projeye uygun olarak tamamlanmış olması gerekir.
Brüt ve net inşaat alanları nasıl hesaplanır?
Net alan, konut içerisinde duvarların arasında kalan temiz alandır.
Brüt alan, bağımsız bölümün duvarlar dahil alanı ile ortak alanların bağımsız bölüm başına düşen miktarı kadar, o bağımsız bölüme ilave edilmesiyle oluşan alandır.
Bağımsız bölüm örneğin (balkonlar dahil) 100 m2 ise brüt alan yaklaşık 118 m2dir.
Subasman kotu nedir, kimler tarafından belirlenir?
Binanın oturduğu tabii zeminden itibaren zemin kata kadar olan şakuli mesafedir. Subasman kotu parselin cephe aldığı yolun trotuar üst kotuna göre (kırmızı kot) belirlenir. Belediyenin su basman seviyesindeki yetkililerce yerinde tespit edilir.
Hidrofor, asansör, yangın merdiveni hangi binalarda zorunludur ?
Dört kat dahil olmak üzere dört kattan fazla katlı binalarda su deposu ve hidrofor bulundurulması zorunludur. Yüksekliği 17 metreyi geçen ve beşten fazla katı bulunan binalarda zemin kattan son kata kadar T.S.E. yönetmeliğinin şartlarına uygun asansör yapılması zorunludur.
Yangın merdivenleri on kat veya daha fazla katlı binalarda bir genel merdiven, 20’den fazla konutun faydalandığı binalarda ise yangın merdiveni yapılması zorunludur.
Numarataj belgesi nasıl alınır?
Bir dilekçe ile numarataj servisine başvurulur. Bu dilekçede binanın bulunduğu il, ilçe, mahalle belirtilir. Varsa ada, parsel ve sokak ismi de belirtilir. Bu dilekçeye ek olarak bağımsız bölümler krokisi düzenlenir. Ve bu krokide bağımsız bölümlerin mesken mi, işyeri mi olduğu yazılır. Numarataj harcı ilgili vezneye yatırılarak, numarataj belgesi alınır.
A) Yeni hiç kullanılmamış taşınmazda :
Eğer sahip olduğunuz ya da kullanacağınız taşınmaz bir anataşınmazın bağımsız bölümlerinden biri ise ;
- İskan ruhsatına,
- Bağımsız bölüm elektrik projesine,
- İş bitim- işe başlama belgesine ( binayı yapan müteahhitten ya da müteahidin elektrik mühendisinden temin edilecektir)
- Numarataj belgesine ihtiyaç duyulacaktır.
Bu belgeler tamamlandıktan sonra bağlı olunan yetkili TEDAŞ Müessese Müdürlüğüne bir dilekçe ile müracaat edilmelidir. Dilekçe ekinde belirtilen standart belgelere ek olarak nüfus cüzdanı fotokopisi, taşınmaz maliki iseniz tapu fotokopisini, kiracı iseniz kira sözleşmesini eklemeniz gerekmektedir.
Bu gruba dahil olacak abonelik taleplerinde enerji kullanıcısı olarak dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; taşınmazda enerji bulunsa bile abone olmadan enerji kullanılmaması, hatta taşınmaza yerleşilmemesidir. Aksi hareketiniz sonucunda Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği düzenlemeleri gereği aleyhinize kaçak enerji kullanımı işlemi yapılacak ve yüksek meblağda kullanılmamış enerji bedeli ödemek zorunda kalacaksınız.
Eğer sahip olduğunuz ya da kullanıcı olduğunuz taşınmaz anataşınmaza bağlı olmayan tek bir taşınmaz ise yine aynı yöntemler ile elektrik abonesi olmanız gerekmektedir.
B) Kullanılmış taşınmazda mevcut aboneyi devir alma işlemi :
Sizden önce başkaları tarafından kullanılmış bir taşınmazı satın alacağınız ya da kiracı olarak kullanacağınız zaman mutlaka elektrik abonenizi standart prosedür (A’da açıklandığı gibi) doğrultusunda üstünüze devir alınız Taşınmazın kullanımını bırakırken de adınıza olan elektrik abonenizi iptal ettiriniz
Bu tip aboneleri devir alacağınız zaman dikkat etmeniz gereken en önemli nokta bir önceki enerji kullanıcısının borçlarıdır. Sizden önceki taşınmaz kullanıcısının borçları hakkında yeterli ve net bilgi alabilmek için bağlı olduğunuz Tedaş Bölge Müdürlüğünün Muhasebe Müdürlüğü, Müşteriler Müdürlüğü (Kaçak Takip Servisi) e Hukuk Müşavirliğine abone numarası veya sayaç numarası ile müracaat edilmelidir. Bu bilgileri, abonelik devir talebinizden ve taşınmazla ilgili yasal ilişki kurmadan önce yapmanızda yarar vardır. Bu tip borçlardan yönetmelik gereği sorumluluğunuz yoktur.
C) Abonelik taleplerinde talepçiden istenecek ücretler nelerdir?
Eğer yeni bir taşınmazda abonelik talebinde bulunacaksanız; sizden iki tür ücret talep edilecektir. Her abone tesisinde TEDAŞ tarafından müracaatçıdan depozit bedeli adı altında her yıl Tarife Yönetmeliğince belirlenen sabit bir tutar talep edilir. Bu ilk kalemdir. Ayrıca tesise iştirak bedeli olarak adlandırılan bir ücret daha vardır ki bu ücret taşınmazla ilgili bir kalem olduğu için kiracı konumunda olan kullanıcıların taşınmaz sahiplerinden bu ücreti alarak TEDAŞ’a yatırmaları daha doğru olur. Eğer daha önce kullanılmış bir taşınmazdaki aboneyi devir alacak iseniz ödemeniz gereken sadece depozit bedelidir.
Kat mülkiyeti, kat irtifakı nedir?
Bir ya da daha çok kişinin, bir yapının belirli bir bölümüne sahip olmasına kat mülkiyeti denir. Diğer bir deyişle, kat mülkiyeti tamamlanmış bir yapının kat, daire, iş bürosu, dükkan, mağaza, mahzen, depo gibi bölümlerinden ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olanları üzerinde, o gayri menkulün maliki veya ortak malikleri tarafından kurulan bağımsız mülkiyet hakkıdır.
Kat irtifakı ise, yapılmakta veya ileride yapılacak olan bir yapının kat mülkiyetine esas olmak üzere, arsa maliki veya ortak malikleri tarafından, kurulan kullanma hakkıdır. Kat mülkiyeti ve kat irtifakı ile düzenlemeler 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu ile getirilmiştir.
Sit alanı nedir?
Tarih öncesinde günümüze kadar gelen çeşitli uygarlıkların ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları önemli tarihi olayların meydana geldiği yerler ve tesbiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gereken alanlardır.
Kat Mülkiyetli Bir Bina Ortaklığın Giderilmesi Talebiyle Satılamaz!
Kat Mülkiyetli Bir Bina Ortaklığın Giderilmesi Talebiyle Satılamaz!
Posta gazetesi yazarı Tamer Heper, sitede çocukların gürültüsünden şikayetçi olan okurunun ve oturdukları binanın ortaklığın giderilmesi talebiyle satılmasının mümkün olup olamayacağını soran okurunun sorularını cevapladı…
İşte Tamer Heper’in Posta Gazetesi’nde bugün yayımlanan yazısı:
Çok yerde var
“Küçük bir ilçede büyükçe bir sitede oturuyorum, ancak huzur içinde balkonumuzda bir dakika oturamıyoruz, sebebi çocuk gürültüsü. Sitede oturanların çoğunluğu kiracı ancak site yönetimi olarak kara kara nasıl bir çare buluruz diye düşünüyoruz. Yok mu bunun bir çaresi? • CY.
Doğrusunu isterseniz böyle bir şikayetle ilk defa karşılaşıyorum, ilk defa karşılaşıyorum demek size hak vermemek anlamını taşımasın. Üstelik bu problem biliyorum ki çok yerde var ama dile getirilmedi. Elbette herkesin evinde huzur içinde oturmak istemesi en doğal hakkı. Bir meskende veya bir işyerinde yaratılan gürültü için mahkemeye başvurup önlenmesini talep etmek mümkün ama çocukların gürültüsünü kesme talebi ile açılmış veya açılacak bir dava yok. Üstelik çoğu aile “Çocuğum evde gürültü yapmasın, beni yormasın da sokakta ne yaparsa yapsın” deyip çocuğu sokağa salıyor. Burada görev ailelere düşüyor. Çocuklarını eğitmeleri ve kollamaları gerekiyor. Pek çok yerde adli önlem yerine çocukları bir yere toplayacak, oyun parkı, spor salonu, kafe gibi alanlar yaratılıyor.
Çocukların buralara kendi istekleri ile toplanması sağlanıyor. Buna benzer bir çözüm düşündünüz mü acaba? Madem ki büyük bir sitesiniz, gürültü yapacak yaş belli, bu yaşa hitap eden ve çocukları bir merkezde toplayacak, onlarla ilgilenecek bir eleman da istihdam edebilirsiniz.
Bunlar benim aklıma gelenler. Ancak yasal olarak şunu yapın diyemiyorum.
Hata nerede?
Dört katlı ve sekiz bağımsız bölümlü bir binada oturuyorum. Binamızın üzerine iki kat çıkmak istediler izin vermedik, mahkemelik olduk, davayı kazandık. Ancak kararı Yargıtay bozdu. Şimdi bize bina komple satılır, satın alanlar düşük bedelle alır siz zarar edersiniz diyorlar. Bu satış belediye fiyatlarından düşük olabilir mi? • M.K.
Size bunları kim söyledi önce bunu bilmem lazım. Bir hukukçunun olduğunu sanmıyorum. Sizlerin kat tapularınız varsa sizin binada kat mülkiyeti kurulmuş demektir. Kat mülkiyeti bulunan bir bina ortaklığın giderilmesi talebi ile satılamaz. Dolayısı ile dairelerinizin düşük fiyata gideceği sözü yanlış. Sonra Yargıtay kararı bozmuş olabilir. Kararlar esastan bozulabileceği gibi usulden de bozulabilir. Usul hatası giderilir karar yine aynı çıkar. Dolayısı ile siz mahkeme kararını ve Yargıtay kararını bir hukukçuya inceletin.
Benim anladığım kadarı ile sizin işleminizde hata yok da size söylenenlerde hata var.”
Tamer Heper / POSTA
Apartman Toplantılarında Dikkat Edilecek 4 Nokta!
Kentleşme, beraberinde apartman sayısını da artırıyor. Birlikte yaşamanın ve apartman hayatının ortaya çıkardığı ihtiyaçlar ise kat maliklerinin yaptığı toplantılarda aldıkları ortak kararlar ile gideriliyor. İşte bu toplantıların bazı kuralları var.
TOPLANTI ZAMANI
Kat malikleri kurulu yıl içinde bir defadan az olmamak koşuluyla, yönetim planında belirlenen zamanlarda toplanır. Şayet yönetim planında zaman belirtilmemişse, toplantı her yılın ilk ayında yapılır. Diğer taraftan, önemli bir neden olmak koşulu ile toplantı istenildiği bir zamanda da yapılabilir. Bu durumda en az 15 gün önce kat maliklerine imzalattırılmak üzere bir çağrı yapılmalıdır.
TOPLANTI YETER SAYISI
Kat malikleri kurulu, kat maliklerini sayısı ve arsa payı bakımından yarıdan fazla sayıyla yapılır. Katılımın yeterli sayıya ulaşmaması durumunda ikinci toplantı en geç 15 gün içinde gerçekleşir ve bu toplantı için karar yeter sayısı, katılanların salt çoğunluğu ile sağlanır.
OY HAKKI
Her kat malikinin bir oy hakkı vardır. Birden fazla bağımsız bölüme sahip olanların ise her biri için ayrı oy haklan bulunur. Ancak bu sayı, toplam oy oranının 1/3′ünü geçemez.
Toplantıya katılamayacak kat malikleri, bir başka kat malikini vekil tayin etme hakkına sahiptir. Ancak, vekaleten temsil edilecek kişi sayısı, toplamın oy sayısının yüzde 5′inden fazla olamaz.
Ülkemizde genel olarak apartmanların 40 daireden az olduğunu göz önüne alırsak, bir kişi en fazla iki kişiye vekalet edebilmektedir.
KARAR ALMA
Kat malikleri kurulun-da alman kararlara her-kesin uyma mecburiyeti vardır. Alman kararlara itiraz;
Oy kullanan her kat maliki için karar tarihinden itibaren 1 ay,
Toplantıya katılmayan kat malikleri için ise kararın öğrenilmesinden itibaren 1 ay içinde ve her durumda karar tarihinden başlayarak 6 ay içinde gayrimenkulün bulunduğu yerdeki Sulh Mahkemesi’ne dava açılarak yapılır.
Sözcü
Apartmanlarda Balkon Kapatma ve Otopark Sorunları!
Güneş gazetesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Uzmanı Arif Temir’in kaleme aldığı yazı dizisinin ikinci bölümünde apartmanlarda balkon kapatma, otoparkla ilgili yaşanan uyuşmazlıkları ve merkezi ısıtmadan ferdi sisteme nasıl geçileceğini yazdı… İşte o yazı…
Apartmanlarda balkon kapatma
Apartmanlarda balkonların değişik şekillerde kapatılması son yıllarda yaygınlaştı. Apartman sakinleri arasında tartışmalara ve başta belediye olmak üzere bazı kurumlara şikâyetlere konu olabilen bu uygulama ile ilgili olarak, Danıştay’a intikal eden çok sayıda ihtilaflı olay var. Balkon kapatmanın yasal olup olmadığı; balkonun gömme balkon olup olmadığına ve balkonu kapatma biçimine göre değişiyor.
Balkonun gömme balkon olmaması, taban alanının artmaması, taşıyıcı unsurların ve çekme mesafelerinin etkilenmemesi durumunda, balkonun camla kapatılmasında, yasaya aykırılık olmadığına karar veriliyor.
634. sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 19. maddesinin 2. fıkrasında, kat maliklerinden birinin bütün kat maliklerinin rızası olmadıkça ana gayrimenkulun ortak yerlerinde, inşaat onarım ve tesisleri, değişik renkte dış badana ve boya yaptıramayacağı, kendi bağımsız bölümünde ise ana yapıya zarar verecek nitelikte onarım, tesis ve değişiklik yapamayacağı, hükmüne yer verilmiştir. “Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre, bir bağımsız bölümün balkonlarının dış duvar ve cepheleri Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 4. maddesi gereğince ortak yerlerden sayılmaktadır. Ancak, ana taşınmazdaki tüm kat maliklerini bağlayan sözleşme niteliğindeki yönetim planında bu husus hükme bağlanmışsa uyulmalıdır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, balkonu kapatma malzemesinin saydam (cam) ya da ışık geçirmeyen nitelikte olması veya tek parçadan yada birkaç parçadan oluşması sonucu değiştirmez.
Otoparkla ilgili yaşanan uyuşmazlıklar
Büyük şehirlerde apartmanların park yerlerinin apartman sakinlerine yeterli olmamasından dolayı araçları park etmede sorunlar yaşanmaktadır, örneğin bir apartmanda 20 daire olmasına karşın apartmanda 15 araçlık otopark vardır. Bu gibi durumlarda erken gelen apartman sakinleri araçlarını otoparka bırakırken, diğer apartman sakinleri otoparka araçlarını bırakamamaktadır. Bazı apartmanlarda ise bir daire sakini birden çok aracını apartmanın otoparkına bırakırken, bir aracı olan apartman sakini aracını otoparka bırakamamakta. Bazı apartmanların zemin katlarında işyerleri bulunmaktadır. Bu işyerleri ise apartmandaki otoparkın bütününü kendi araçlannı bırakmak suretiyle doldurmaktadır. Bu sorunlann ortadan kaldırılması için apartman yönetim planına hükümler konulmalıdır.
Örnek: Apartman otoparkına her daire sakininin birden fazla arabasını bırakmayacağı şeklinde bir hüküm yönetim planına konulabilir.
Nitelikli çoğunlukla karar alınması gereken durumlar
Kat malikleri, anagayrimenkulün ortak yerlerin düzgün veya bunları kullanmanın daha rahat ve kolay bir hale konulmasına veya bu yerlerden elde edilecek faydanın çoğaltılmasına yarayacak bütün yenilik ve ilaveler, kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğu ile verecekleri karar üzerine yapılır.Yönetim planının değiştirilmesi için bütün kat maliklerinin beşte dördünün oyu şarttır. Kat maliklerinin mahkemeye başvurma hakları saklıdır.
Tapu kütüğünde mesken olarak gösterilen bağımsız bölümde kahvehane açılabilir mi?
Anagayrimenkulün kütükte mesken olarak gösterilen bağımsız bir bölümünde sinema, tiyatro, kahvehane, gazino, pavyon, bar, klüp, dans salonu ve emsali gibi eğlence ve toplantı yerleri ve fırın, lokanta, pastahane, süthane gibi gıda ve beslenme yerleri ve imalâthane, boyahane, basımevi, dükkân, galeri ve çarşı gibi yerler, ancak kat malikleri kurulunun oybirliği ile vereceği kararla açılabilir. Bu karar yöneticinin veya kat maliklerinden birinin istemi üzerine bütün bağımsız bölümlerin kat mülkiyeti kütüğündeki sahifelerine şerh verilir.
Merkezi ısıtmadan ferdi sisteme nasıl geçilir?
Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yapılan değişiklikle merkezi ve ferdi ısıtma sistemine aykın hükümler içeren yönetim planına aykırı kararlar alınabilecektir. Bu konuda Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 42. maddesinde yapılan değişiklik “Isıtma sisteminin merkezi sistemden ferdi sisteme veya ferdi sistemden merkezi sisteme dönüştürülmesine karar verilmesi halinde, yönetim planının bu karara aykın hükümleri değiştirilmiş sayılır” hükmünü içermektedir. Bu hükme göre yönetim planını değiştirmek için yeterli sayıya ulaşamayan kat malikleri kurulu yönetim planında yer alan “ferdi ısıtma sistemine veya merkezi ısıtma sistemine geçilemez ” hükmüne aykın kararlar alabilecektir.
Arif Temir / GÜNEŞ
Siteyi yapan yönetimi aldı bize devretmiyor
Posta gazetesi yazarı Tamer Heper, “Siteyi yapan yönetimi aldı bize devretmiyor. Biz 50-60 kişi tapumuzu almış durumdayız” diyen okurunun ve “Annem bana evini bağışlamak istese tapuda harç yatıracak mıyız?” diye soran okurunun sorularını cevapladı
Tamer Heper’in yazısı şöyle;
Acaba kat irtifakı mı var?
407 konutluk sitede siteyi yapan yönetimi aldı bize devretmiyor. Biz 50-60 kişi tapumuzu almış durumdayız. Geri kalanlar kredilerini kapatıp sonra tapu alacak. Bu durumda sizin daha önce benzer konuda verdiğiniz yanıtta bir değişiklik olur mu? • K.G.
Benzer konulara şöyle yanıt veriyorum. Kat mülkiyetine tabi sitelerde yönetime sözleşmeyle veya cebren hakim olunmaz. Kat mülkiyetine tabi binalarda yönetici kat malikleri tarafından seçilir. Bunun başka yolu yoktur. Ancak okuyuculanma bir detayı açıklama mecburiyetini hissediyorum. Şöyle: Kat mülkiyeti tapuya tescille kurulur. Yani tapuda bina veya site kat mülkiyeti kütüğüne kaydolunmuşsa ve bağımsız bölüm maliklerine kat mülkiyeti tapusu verilmişse artık bu sitede kat mülkiyeti kurulmuştur, yönetici kat malikleri tarafından seçilir. Ancak kat mülkiyetine geçiş dönemi olan kat irtifakı kurulmuş ama kat mülkiyetine geçilmemişse bu halde kat mülkiyeti mevzuatının uygulanabilmesi için bağımsız bölümlerin üçte ikisinin fiilen kullanılıyor olması şartı aranır. Üçte ikisi kullanılıyor ise bu sitede veya binada kat mülkiyeti mevzuatı uygulanır ve yine yönetici kat malikleri tarafından seçilir. Ancak kat irtifak tapusu var ama üçte ikisi halen kullanılmıyor ise kat mülkiyeti mevzuatı uygulanmaz. Bu durumda da yönetici olmaz, yani siteyi kuran dahi kendisini yönetici ilan edemez. Olaya bu gözle bir bakın.
Zarardasınız
Galeride bir araç satın aldık ancak noter satışı yapmadık parasını da ödedik. Sonradan öğrendik ki üzerinde mahkemece konulmuş ihtiyati tedbir kararı var. Bunun nereden, neden konulduğunu tam olarak öğrenemiyoruz. Aracı galerici almış sonra bize satmış, o da durumu bilmediğini söylüyor. Bunun nasıl çözeriz? • S.B.
Doğrusu size iyi haberlerim yok. Önce şunu bilin ki bugün hukuken araç sizin değil. Ama buna karşın bir kucak para verdiniz. Peki buna karşın durum ne? Araç sizin değil, sizin olmayan araca verdiğiniz para gitti ama aracın üzerindeki tedbiri kaldırmak istediğinizde belki bir o kadar daha para ödeyeceksiniz. Zira araca mahkemece tedbir konulmuş olması büyük bir ihtimalle kanşmış bulunduğu bir kaza sonucu davalı olduğunu ve bu nedenle aracın kaydına tedbir konulduğunu gösteriyor. Bu görüş yüzde 100 değil ama büyük ihtimal. Yani bilmediğiniz bir dava kaybedildiğinde araç da elinizden gidecek. Peki ben size ne diyeyim? Bir iş yanlış başlarsa sonuç da yanlış olur. Her zaman önerdiğim şeyi tekrarlamak isterim: Gayrimenkuller tapuda alınır satılır, araçlar noterde. Bunlar dışında bir alışveriş yaparsanız zarara uğrarsınız, şimdi siz bu zararla karşı karşıyasınız.
Tapu harçları
Annem bana evini bağışlamak istese tapuda harç yatıracak mıyız? Yatıracak isek ne kadar yatıracağız? • S.O.
Evet tapu işlemlerinde harç yatınlır. Her işlem için ayn oranda harç vardır. Ancak bağışlamalarda sadece tapuda harç yatırılmaz, bir de Veraset ve İntikal Vergisi karşınıza çıkar. Tapu harcı asgari beyan değeri üzerinden binde 59.4′tür. Veraset ve İntikal Vergisi kademelidir yüzde 10′dan yüzde 30′a kadar gider. Üç yıl içinde altı taksitte ödenir. Şayet bağış değil de satış işlemi yapılsaydı bu oran alıcı satıcının her biri için binde 16.5 olacaktı.
Tamer Heper / POSTA
Vekaletname Verilerek Daire Satışı Mümkün!
Tamer Heper, Posta Gazetesi’ndeki ” Kendisi ile karşılıklı işlem yapamaz ” başlıklı yazıyı kaleme aldı. Heper yazısında vekâletname vererek daire satışı yapılması ile ilgili soru yönelten okuyucusunun sorusunu yanıtlıyor…
Soru:
Babam arsasını müteahhide verdi, karşılığında daire aldı. Babam kardeşime yetki vermiş o da alınan dairlerden birini satmış, diğerini kendi adına yapmış. Babam öldü. Bu devirler yasal mıdır? Daire geri alınabilir mi? A.H.
Cevap: Babanızın kardeşinize vekaletname vererek dairelerin satışını sağlaması mümkün. Bu konuda yapılabilecek bir şey olduğunu zannetmiyorum. Ancak vekaletname alarak bu vekaletname ile kendi adına daire tescil ettirmesi mümkün değil. Bir kimse kendi kendi ile işlem yapamaz. Yani babanızdan aldığı vekaletname ile kendi adına daireyi tescil ettiremeyeceğine göre aklıma bir ihtimal olarak babanızın bu daireyi kardeşinize verdiği ihtimali geliyor. Şayet durum bu ise ve tapuda satış gösterip de gerçekte para almadan bağış yaptı ise tapunun iptalini talep mümkün. Bunun için dava açmanız ve yapılan işlemin gerçekte bağış olduğunu belgelemeniz gerekir.
Posta/Tamer Heper
Müteahit Tapuyu vermiyor ne yapmalıyım?
Tamer Heper, Posta Gazetesi’ndeki bugünkü yazısında ” Kar dağıtıyor mu? ” başlıklı yazıyı kaleme aldı. Heper köşe yazısında müteahhit arsa sahibine borçların yerine getirmeyince konut sahibi olarak ne yapılması gerektiği ile ilgili soruyu yanıtladı
Soru:
Bir müteahhitten taksitle daire aldım. Ancak müteahhit bana tapuyu veremedi çünkü arsa sahibine borçlarını yerine getirmemiş. Sonra benim daire başkasına satıldı. Ben de müteahhidi dava ettim, tazminat davasını kazandım. Ancak kendisinin bir şirketi bulunduğu halde paramı tahsil edemiyorum. Bu şirketten alacağımı nasıl alırım? C.C.
Cevap: Sizin davanız müteahhidin şahsı aleyhine açılmış. Dolayısı ile alacağınızı müteahhitten alacaksınız. Ortağı olduğu şirket ayrı bir kişilik gibi. Dolayısı ile bu parayı şirketten talep edemeyeceksiniz. Ancak tatbikatta pek uygulanamayan bir husus var. O da şu: Şayet müteahhidin ortağı olduğu şirket kar dağıtıyor ise ve bu dağıtımdan müteahhide bir pay düşüyor ise işte buna haciz koyabilirsiniz. Ancak bilin ki şirketler de ortakları tarafından yönetildiği için, çoğunlukla kr dağıtmama yolunu tercih etmektedirler. Ayrıca ortaklarının böyle borçlu olduğu hallerde şirketlerinin de pek malvarlığı bulunmamaktadır. Yani şirketi de sizin paranızı ödeyecek kadar varlıklı sanmayın.
Posta/Tamer Heper
Kat Malikleri Toplantısına Nasıl Katılınır?
Tamer Heper, Posta Gazetesi’ndeki bugünkü yazısında ” Vekaletname sunmak şart” başlıklı yazıyı kaleme aldı. Heper köşe yazısında kat malikleri toplantıya nasıl katılacağını ile ilgili okuyucusunu sorusunu yanıtlıyor…
Soru:
Kat malikleri toplantısında kat malikinin eşi, vekaletsiz olarak eşi adına toplantıya katılıp kararlara imza atabilir mi? H.E.
Cevap: Hayır atamaz. Herkes müstakil işlem yapma ehliyetine sahiptir. Dolayısı ile nasıl ki herhangi biri, hiçbir hukuki neden yokken bir başkası adına imza atamaz, durduk yerde onu temsil edemezse eş de aynı durumdadır. Eşin temsili için de kat malikleri toplantısına ancak vekaletname sunarak katılmak ve kararları imzalamak mümkündür.
Posta/Tamer Heper
Kira Bedeli Ödemeyen Kiracıdan Ecr-i Misil Talep Edilir!
Tamer Heper, Posta Gazetesi’nde ” Sizinki kira değil ” başlıklı yazıyı yazdı. Heper, kaleme aldığı yazısında kira bedelini ödemeyen kiracıya karşı mülk sahibinin hukuki zeminde neler yapması gerektiğine değinerek bu konuda okuyucularını bilgilendiriyor…
Soru:
Babadan kalan gayrimenkuller için tapuda işlem yapsınlar diye kardeşlerime vekalet vermiştim. Onlar da gitmiş benim olacak daireleri birbirlerine yapmışlar. Dava açtım kazandım, ancak şimdi içeride onlar oturuyor bana kira bile vermiyorlar. Buna hakları var mı? D. D.
Cevap: Doğrusu size ait bir şeyi veya bir yeri kullanan kişi bunun bedelini ödemelidir. Bu bedelin adı kira değildir. Zira kira ilişkisinin kurulması için kiralama konusunda karşılıklı fikirbirliğinin oluşması şarttır. Sizinkinde fikirbirliği yok, onlar sizin iradeniz dışında ancak kendi istekleri doğrultusunda bu yeri işgal etmişler. Bu durumda sizin kardeşlerinizden, kira bedeline eşdeğerde bir işgal bedeli isteme hakkınız var. Bu bir kira değil bir tazminattır. yani kiraya verseydiniz ne gelir elde edecekseniz şimdi bundan mahrumsunuz. O halde bu mahrumiyetinizin telafi edilmesi lazım. Bunun telafisi de kaybınız olan kira bedelinin yerine ödenecek bir tazminattır ki buna ecr-i misil diyoruz. Demekki kaybınız olan kira bedelleri kadar bir tazminatı kardeşlerinizden ecr-i misil olarak talep edebilirsiniz. Bu talep geçmiş beş yıla kadar uzanabilir.
Posta/Tamer Heper
Konutlarda Maliklerin Rızasını Alınmadan Tadilat Yapılmaz!
Tamer Heper, Posta Gazetesi’nde ” Komşuları ikna edin ” başlıklı yazıyı yazdı. Heper, kaleme aldığı yazısında konutlarda maliklerin rızasını alınmadan tadilat yapılmayacağına değinerek okuyucusunun konu ile ilgili yönelttiği soruya cevap veriyor….
Soru:
Bizim iki bloklu bir sitede dairemiz var. İki blok birbirine üstü açık merdivenle bağlı. Bizim daire üçüncü katta olduğu için üç kat merdiven çıkmak gerekiyor ama annemin dizleri hasta merdiven çıkamıyor. Bunun için bir asansör düzeneği tasarladık, tam uygulayacakken bir kat maliki karşı çıktı. Bunun çözümü yok mudur? C.T.
Cevap: Doğrusu sizin yaptığınız yasal bir çözüm değil. Bu nedenle de önlenmiş. Yasal olmamasına rağmen önlenmeyebilir miydi? Evet önlenmeyebilinirdi. Karşı çıkan olmazsa bu sistemi kurardınız, anneniz rahat ederdi ancak karşı çıkan olunca bunu yapamazsınız. Peki yasal olanı nedir? Yasal olanı tüm bağımsız bölüm maliklerinin rızasını alıp bir tadilat projesi yapıp bu yere bir asansör koymaktır. Tadilat projesi belediyeden tasdik görür ve siz tasikli proje çerçevesinde bunu yaparsınız. Size beşte dört oyla yapabileceğiniz söylenebilir. Evet yasada böyle bir orandan söz ediliyor, ancak bu tartışmalı bir husus. Çünkü imar mevzuatı kamu düzeninden olduğu ve tasdikli proje de imar mevzuatından olduğu için mülkiyet hakkını ilgilendiren bir konuda beşte birin hakkını ihlal ederek proje dışı bir iş yapmanın hukuki temeli yoktur. Şu beşte dört oranı kanuna konulan yanlış bir cümledir ve önemli ihtilaflara neden olmaktadır.
Posta/Tamer Heper
Kira Bedeli Ödenmediğinde Ne Yapılmalı?
Tamer Heper, Posta Gazetesi’ndeki bugünkü yazısında ” Tercih sizin ” başlıklı yazıyı kaleme aldı. Heper, yazısında okuyucusuna yanıt olarak kira bedeli ödenmediğinde ne yapılması gerektiğini anlatarak okurlarını konuyla ilgili bilgilendiriyor
Soru:
Evimi kiraya verdim. İlk iki ay kira ödedi sonra ödemedi ne yapmam lazım? S.E.
Cevap: Yanıtım tüm kira alamayanlar için. Kira bedellerinin ödenmemesi iki şekilde hareket etmenize sebep olabilir. Birincisi; kiracı aleyhine icra takibi yaparak kira bedellerinin tahsili yönüne gidilir. İkincisi; kiracıya kira bedellerinin otuz gün içinde ödenmesi ihtarı gönderilerek otuz gün içinde ödenmeze tahliye talebinde bulunulacağı ihtar edilir ve otuz gün içinde kira bedelleri ödenmezse temerrüt nedeni ile tahliye davası açılır. Tercih kiralayanındır. Ancak bunlardan her ikisini birleştiren bir işlem daha vardır ki bu biraz profesyonel işidir ve bir hukukçunun yapmasında yarar vardır. O da otuz günlük ödeme emri gönderilerek yapılan icra takibidir. Bununla hem icra takibi hem de otuz günlük ihtar birlikte yapılır. Bu durumda olanların kiraların gecikmeye başlaması ile birlikte harekete geçmesinde yarar vardır çünki gördüğünüz gibi önce otuz günlük bekleme süresi ve sonra da arkadan dava süreci başlayacağı için zaman kaybı olacaktır.
Posta/Tamer Heper
Gayrimenkulün Kamulaştırılması İle Ne Yapılmalı?
Tamer Heper, Posta Gazetesi’ndeki bugünkü yazısında “Bu bir tahmin “ başlıklı yazıyı kaleme aldı. Heper, bugünkü yazısında arsası istimlk edilen okurunun sorusunu yanıtlayarak konuyla ilgili okurlarını bilgilendiriyor…
Soru:
Belediye bir arsadan yol getirecekmiş, sahibine bir başka yerden arsa vermiş tapusunu da devretmiş. Tapuyu alan kişi de arsayı bana sattı. Tapusunu alacakken belediyenin bir talebi ile karşılaştım. Bana diyor ki yol geçecek, arsa için mimar getir güzergahın hattını belirle yola gidecek kısmın çizimini yaptır. Bunu arsa alandan istemesi veya kendisinin yapması gerekmiyor mu?
Benim yapmam gerekiyorsa niye arsanın bana satışına izin veriyor anlamadım? M.O.
Cevap: Değerli okuyucum bizde kamu kurumlarının yaptığı işlere pek akıl ermez. Onun için akıl erdireceğim diye aklınızı fazla zorlamayın. Bizde kamu kurumu mümkün mertebe icraat yapmayıp emir vererek ona buna iş yaptırmaya bakar. Sizinki de öyle. Bir gayrimenkul kamulaştırılacak ise yani eski tabirle istimlak olunacak ise kamu kurumu ya bunun parasını öder veya eşdeğer bir arazi verir. Sizin olayda böyle olmuş. Ancak benim de anlamadığım şu:
Kamulaştırma kararı alırken ne sebeple kamulaştırılacağı, yol geçecek ise nereden geçeceğini hesaplamadı mı? Hesapladı. Deyin ki hesaplamadı bundan size ne? Ancak burada bir de fal bakmam lazım. Siz belediyenin verdiği arsayı satın aldınız ama tapusunu alamadınız, anlatımınız bu. Oysa siz arsayı hukuken alamadınız, çünkü aldım diyebilmek için tapusunu almanız lazım. Yani siz belki satış vaadi yaptınız. Bunlar olurken de belediye size arsa satacak olana yeni bir parsel verirken tapuya satılamaz kaydı koyup bu yolu ayırma ve parseli ifraz işini arsa alana yüklemiş olabilir. Tabii bu tahminim gerçekse dahi makul ve mantıklı değil ama tahminim bu yolda. Siz ya bu yükümlülüğü yerine getireceksiniz veya ayıplı bir mal olduğu için araziyi almaktan vazgeçeceksiniz.
Posta/Tamer Heper
Konutta Tespit Raporu Nedir?
Tamer Heper, Posta Gazetesi’nde ” Siz yapı parasını alın ” başlıklı yazıyı kaleme aldı. Heper, kaleme aldığı yazısında binada sıva ve boya ihtiyacı olan yapının tamiratıyla ile ilgili okuyucusunun sorduğu soruyu cevaplıyor….
Soru:
Binamız 1975 yılında yapıldı ancak artık dış cephe boyası çok yıprandı, hatta sıvalar dökülmeye başladı. Binamızda bu onarımı yapmak için kat malikleri arasında anlaşma olmuyor. Ben bir tespit yaptırıp sonra onarımı yapsam diğer kat maliklerinden bu parayı alabilir miyim? I.Y.
Cevap: Evet binanızın sıva ve boyaya ihtiyaç duyduğuna dair tespit raporu alırsanız ve onanmı yaparsanız diğer kat maliklerine arsa payları oranında başvurup hisselerine düşen parayı isteyebilirsiniz. Bunun için masraf faturasını alıp diğer kat maliklerine önce birer icra takibi yapın. Takibe itiraz olursa konu mahkemeye yansıyacaktır. Bu iş biraz zamanınızı alır ama başka çare de yoktur. Binanın harabiyetini önlemek için bunu yapmak zorundasınız. Ne yazık ki aramızda pek çok kişi binanın geleceğini hiç düşünmeden her şeye itiraz edebilmektedir. Oysa herkes ortak yapı olan binanın sağlamlığını hatta estetiğini korumak zorundadır
Posta/Tamer Heper
Tapuya Şerh Verilmesi Nedir?
Tamer Heper, Posta Gazetesi’nde ” Tapuya şerh gerekir ” başlıklı yazıyı kaleme aldı. Heper, köşesinde Tapuya şerh verilmesi ile ilgili okurun sorduğu soruyu yanıtlayarak konu ile ilgili merak edilenleri yanıtlıyor….
Soru:
On ortaklı bir kooperatifte üyeydim. Binada on mesken dışında fazladan bir mesken ve bir dükkan var. Bir dükkanla aynı kattaki daireyi bana noterden satış vaadi yaparak sattılar. Ben de meskeni bir başkasına sattım. Ancak kooperatif dükkanı ben kullanmaktayken tapuda tüm ortakların ortak malı olarak tescil ettirmiş. Bu dükkana nasıl sahip olurum? G.E.
Cevap: Doğrusu elinizde noterde yapılmış satış vaadi sözleşmesi varsa probleminiz pek büyük değil. Elinizdeki satış vaadi sözleşmesini delil olarak sunmak kaydıyla tapu iptali ve tescil talebi ile dava açacaksınız. Şayet elinizdeki satış vaadini tapuya şerh verdi iseniz mesele çok daha kolay. Ancak tapuya şerh vermedi iseniz işiniz o kadar kolay değil. Ama yine de dava açmanıza mani de değil. Bizler, bir gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapıldığında bunun tapuya şerh verilmesini tavsiye ederiz. Çünkü bu halde yeni malike de dava açılır ve yeni malik iyi niyet iddiasında bulunamaz. Ancak sizinki kooperatif, dolayısı ile kooperatif satış vaadini yaptığına göre yine kooperatif satış vaadinin bilinmediği iddiasında bulunamayacak. Kısacası, siz dava açmakta tereddüt etmeyin.
Posta/Tamer Heper
Kat Malikleri Kurulunun Karar Yeter Sayısı Nedir?
Ekrem Sarısu, Posta Gazetesi’ndeki bugünkü yazısında ” Kat malikleri kurulunun karar yater sayısı çoğunluğa bağlı ” başlıklı yazıyı kaleme aldı. Sarısu, bugünkü yazısında kat malikleri kurulunun toplantısı ile okurunun sorusuna yanıt arıyor…
Soru:
‘Kat malikleri kurulunca yöneticiye kapıcıyı işe alması veya işten çıkarılması konusunda yazılı bir yetki verilmişse, yönetici bu yetki kapsamında kapıcıyla iş sözleşmesi yapar veya iş sözleşmesini feshedebilir’ ifadesini kullanmıştınız. Kat malikleri kurulu denilince, genel kurul çoğunluğundan hangisinin dikkate alınması gerekir? Ziya TAŞ
Cevap: Sorunuzdan kat malikleri kurulunun toplantı ve karar yeter sayısını aradığınızı anlıyoruz. Kat malikleri kurulu, binadaki bağımsız bölümlerin (dairelerin ve varsa dükkânların) sahiplerinden oluşmaktadır. Kat malikleri kurulu yılda bir defadan az olmamak üzere yönetim planında gösterilen zamanlarda, eğer böyle bir zaman gösterilmemişse, her takvim yılının ilk ayı içinde toplanır. Ancak, önemli konuların ortaya çıkması halinde olağanüstü de toplanabilir. Bunun için, yöneticinin veya denetçinin veya kat maliklerinden üçte birinin olağanüstü toplantı istemesi gerekiyor. Toplantı tarihinden en az onbeş gün önce, toplantı sebebini de gösteren mektubun bütün kat maliklerine imzalı olarak tebliğ edilmesi şart. ilk çağrı yapılırken, birinci toplantıda, yeter sayının sağlanamaması halinde, ikinci toplantının nerede ve hangi tarihte yapılacağının belirtilmesi zorunlu. İkinci toplantı ilk toplantıdan en az 7 gün sonra yapılabiliyor. Kat malikleri kurulu, kat maliklerinin sayı ve arsa payı bakımından yarısından fazlasıyla toplanır ve oy çokluğuyla karar verir. Yeter sayının sağlanamaması nedeniyle ilk toplantının yapılamaması halinde ikinci toplantı, en geç onbeş gün sonra yapılır. Bu toplantıda karar yeter sayısı, katılanların salt çoğunluğudur. Bu şekilde toplanan ve karar alan kat malikleri kurulu apartman yöneticisine kapıcıyı işe alma veya işine son verme yetkisi verebilir.
Posta/Ekrem Sarısu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bir gayrimenkul satışında gayrimenkulün satışında satış bedeli üzerinden değer artış kazancı hangi formüle göre hesaplanır ? Bu hesaplanan değer ile elde edilen gelir de yıllara göre ödenecek vergi tutarı nedir ?
*Not: Vergi dilimleri ve istisna tutarları her yılın başında Resmi Gazete'de yayımlanan Yeniden Değerleme Oranına göre Maliye Bakanlı...
-
T.C. ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ VE PLANLAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÇED VE PLAN İZLEME KONTROL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 8/8/2...