Marmara'da Deprem Tehlikesine Karşı Önlem Alınması İhmal Ediliyor

Marmara'da Deprem Tehlikesine Karşı Önlem Alınması İhmal Ediliyor


Cumhuriyet Gazetesi, 20.02.2000

Altı ay boşa geçirildi



İTÜ Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Aykut Barka, Marmara Denizi'nde sürdürülen hiçbir bilimsel çalışmanın sonucunun buradaki deprem riskini değiştirmeyeceğini belirtti. Marmara'daki deprem riskinin 2 kere 2'nin 4 etmesi kadar açık olduğunu söyleyen Prof. Barka, 17 Ağustos depreminden bu yana, 6 ayın boş tartışmalarla geçirildigini vurgulayarak, daha fazla zaman yitirilmeden yapı kalitesinin bozukluğu herkesçe bilinen Istanbul daki yapı stokunun yenilenmesi ve devletin, medyanın, bürokratlann dikkatlerinin bu konuya yoğunlaşması gerektigini kaydetti.



Kuzey Anadolu Fay Hattı'm en iyi bilen bilimadamlarından biri olan ve bu faya ilişkin çalışmalarını kesintisiz sürdüren Prof. Barka, 17 Ağustos depreıninden bu yana geçen süre içindeki gelişmeleri Cumhuriyet'e değerlendirdi.



Prof. Barka, 17 Ağustos depreminin ardından hız kazanan bilimsel çalışmaların sürdüğünü ve yıl sonuna kadar daha kesin verilerin elde edileceğini söyledi. Barka, depremin yarattıgı tahribat nedeniyle şimdi herkesin bu riski ciddiye aldığını ifade ederek önemli olanın bu cidiyeti korumak ve bu dersi pratiğe dönüştürmek olduğunu söyledi.



Marmara'nın deprem gerçeği



"Marmara Denizi'nin içinden ne çalışması yapılırsa yapılsın ve ne çıkarsa çıksın buradaki deprem riskini değiştirmeyecektir. Buradaki deprem riski "iki çarpı iki eşittir dört" kadar kesin. Bu deprem öncesinde de böyleydi ama, bu kadar net değildi" diye konuşan Prof. Barka, Marmara'nın deprem riskinin dayandığı bilimsel verileri şöyleaçıkladı: "Gayet basit.Marmara'nın ortasında en son 1766 yılında deprem meydana geldi. O tarihten bu yana 234 yıl geçti. Buradaki fayın hızı yılda yaklaşık 2 cm. Bunun anlamı burada yaklaşık 4,5 metrelik bir birikim var. Marmara'nın ortasında 1509'da bütün bölgeyi etkileyen bir deprem oldu. Onun öncesinde de depremler var. Fayın hızına, bütün bu son depremlere ve deprem göçüne baktığımızda bunlar bize belirli fıkirler veriyor. Fayın geçtiği yerlerde küçük depremlerle atladığı yer yok. Hep büyük depremlerle kırarak geçmiş"



Marmara'da belirsizlik



Öte yandan Marmara deniz dibinin ve fay hatlarının henüz detaylarıyla bilinmediğini anımsatan Prof. Barka, "Bilgi düzeyi arttıkça bu çalışmalar daha netleşecek. Bizim yaptığımız bu çalışmalarda iyi bir batimetri elde etmek. Bunun yapılması halinde fayların morfolojik olarakdeniz tabanından nereden geçtiğini yakalarsınız. Ondan sonra sismik profillerle fayı daha detaylı olarak ortaya çıkarırsınız. Henüz bu detay batimetriyi elde etmiş değiliz. Tüm çabamız buna yönelik. Şu an için Le Pichon'unki de dahil ohnak üzere Marmara depremi ile ilgili hiçbir hipotez kesinlik kazanmış değil. Bu çahşmalar sonucunda elde edilen sağlıklı bilgilerle Marmara depremi için üretilen hipotezler teke düşecek."



Akılcı yaklaşım



17 Ağustos depreminden bugüne kadarki sürenin boş tartışmalarla geçirildiğini anlatan Prof. Barka, İstanbul gibi depremden etkilenme riski yüksek olan bir metropolitan alan içinde uzıın dönemli planlar yapılması gerektiğini söyledi. Elimizde depreme dayanıksız kötü bir yapı stoku bulunduğu gerçeğinin herkesçe bilindiğini anımsatan Prof. Barka, şöyle devam etti: "Bu yapı stokunu en kısa zamanda yenilemek gerekiyor. Bunu herkes kendisi yapamaz. Burada devlet ön plana çıkar, kredi bulur önayak olur: Örneğin, bir plan dahilinde "senede 300 bin yapı stokunu yeniliyorum" der. Bunu 5 yıl yaptığınız zaman 1,5 milyon yapı stoku yapar. 5 ile çarparsanız 7,5 milyon nüfusun evini yenilemiş olursunuz. Bunun için Dünya Bankası vs çevrelerden kredi bulabilirsiniz. Ve bu krediyi yurttaşlara 20 sene vadeyle verebilirsiniz. Burada, "fay nerden geçiyor" tartışmasını bırakıp medyanın, devletin, bürokratlarm bu yöne konsantre ohnası lazım"



Erken uyarı tartışmalı



Prof. Barka, erken uyan sistemiyle ilgili olarak da şunlan söyledi: "Tamam bu yönde çalışmalar da yapılsın, belki haber de verilebilir. Ama bir de bu işin gerçeği var: 30 senedir Çin'de, Amerika'da, Japonya'da yapılan çalışmalarda belli çıkmazlar var. Önceden uyan olayı azami 20 saniyelik zamanla sınırlı. Bu da gazı kesmek vs için kullanılabitir, ama, insanları uyarmak açısından bir yaran yok. Ama diğer taraftan mühendislik olarak baktığımızda depreme dayanıklı bina nasıl yapılır onu biliyoruz. Oturup bilinmeyen bir konuda medet umacagımıza, bildiğimiz bir konuda en kısa zamanda mesafe almak daha akılcı değil mi?"

Yorumlar

Popüler Yayınlar