Temerrüt nedeniyle tahliye talep edilen davada Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2009/13680 E. 2010/4261 K. sayılı ve 12.4.2010 tarihli kararında adi posta havalesi ile gönderilen kira parasının yasal ödeme olarak kabul edilemeyeceğine karar vermiştir.
Davacı vekili, taşınmazın 01.05.2008 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli sözleşme ile ilk yıl 80.000 TL bedel ile davalıya kiralandığını, 25.000 TL peşin ödeme yapıldığını, 15.000 TL bakiye kısmın ise 30.05.2008 tarihinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak ödeme yapılmadığı için noter ihtarı gönderilip 60 günlük süre verildiğini, süresinde ödeme yapılmadığından temerrüt nedeni ile kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı vekili, kira ödemelerinin 60 günlük süresi içinde üç ayrı PTT havalesi ile 4.500 TL ve banka havalesi ile 10.500 TL olarak süresinde alacaklıya göndermelerine rağmen davacı tarafından alınmadan iade edildiğini, 12.08.2008 tarihinde 15.000 TL kira parasını ödediklerini, temerrüt oluşmadığından davanın reddini savunmuştur. Yerel mahkeme, davalı kiracının ödeme isteği ve iradesini gösterip talep edilen miktarı süresi içinde davacıya havale ile gönderdiğini, ancak iade edildiğini, bu durumun iyi niyet kuralıyla bağdaşmadığı gerekçesiyle temerrüt olgusunun gerçekleşmediğinden söz edilerek davanın reddine karar vermiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tarafından incelenmiştir.
Davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 01.05.2008 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. İlk yıl kira bedelinin ödeneceği hususu kira sözleşmesinin özel koşullar bölümü 1 maddesinde ayrıntılı olarak kararlaştırılmıştır. Bu şart geçerli olup, tarafları bağlar. Davacı, 30.05.2008 tarihinde ödenmesi gereken bakiye 15.000 TL kira parası ödenmediğinden 06.06.2008 tebliğ tarihli temerrüt ihtarnamesi göndererek davalıya 60 günlük ödeme süresi vermiştir. İhtarın tebliği üzerine davalı 15.07.2008 tarihinde normal posta havalesi ile 4.500 TL kira parasını kiralayana göndermiştir. Davacı kiralayan 24.07.2008 tarihinde PTT kanalı ile gönderilen adi havaleyi kira bedelinin eksik gönderildiği gerekçesiyle almamıştır. Davalı kiracı iade edilen bu havale tutarını 28.07.2008 tarihinde geri almıştır. Bu kez davalı kiracı, davacının banka hesabına 10.500 TL göndermiştir. 05.08.2008 tarihinde davacının eşine vekaleten ödenen bu miktar aynı tarih itibarı ile davacı kiralayan tarafından davalı kiracıya eksik gönderildiğinden bahisle iade edilmiş ve iade edilen bu miktar 11.08.2008 tarihinde davalı tarafından geri alınmıştır. 60 günlük ödeme süresi dolduktan sonra, 12.08.2008 tarihinde talep edilen bakiye 15.000 TL kira bedeli davacıya ödenmiştir. Bu konuda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık konusu olay, davalı kiracı tarafından normal posta ve banka havalesi ile gönderilen ve davacı tarafından tam ve defaten ödenmediğinden bahisle alınmadan geri iade edilen kira bedellerinin temerrüt olgusunu gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği hususundadır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, Borçlar Kanunu’nun 73. maddesi uyarınca kira parasının götürülüp ödenmesi gereken borçlardan olduğundan, kiralayana götürülüp elden ödenmesi veya gideri kiracıya ait olmak koşuluyla konutta ödemeli olarak PTT kanalıyla gönderilmesi gerektiğini, bundan ayrı olarak sözleşmede özel bir koşul kabul edilmişse bu hususun da göz önünde tutulmasını, açıklanan şekilde yapılmayan ödemelerin yasal ödeme olarak kabul edilemeyeceğine karar vermiştir. Ancak teamül haline gelmiş bir ödeme şekli varsa, bu şekilde yapılan ödemenin de geçerli olduğunu belirten Yargıtay, davacı kiralayan tarafından istenen bakiye 15.000 TL kira parasının, davalı tarafından kısmi olarak 15.07.2008 tarihinde adi posta havalesi ile 4.500 TL gönderildiğini, kira parasının götürülecek borçlardan olup, adi posta havalesi ile gönderilen bu ödemenin usule uygun ödeme olarak kabul edilemeyeceğini, yasal süre içerisinde istenilen kira parasının tamamı ödenmediğinden temerrüt olgusunun gerçekleştiğine ve Mahkemece temerrüt nedeni ile tahliye kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığına karar vermiştir. BU gerekçelerle yerel mahkemenin kararı bozulmuştur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder