3 Haziran 2012 Pazar

İmar Planı Değişikliği Yapı Kullanma İznini Etkilemez

İmar Planı Değişikliği Yapı Kullanma İznini Etkilemez
Ülkemizde şehirleşme olgusunu ağır işleyişi nedeniyle imar planları birçok kez değiştirilmektedir. Bu değişiklikler gerek müteahhitler gerek arsa sahipleri arasında çeşitli ihtilafların doğmasına neden olmaktadır. Mevcut imar planına göre inşaat ruhsatı alınıp inşaata başlandıktan sonra yapılan plan değişikliği sonrasında inşaat imar mevzuatına aykırı hale gelmektedir. Bu durumda verilen inşaat ruhsatının hatta yapı kullanma izninin iptali ile karşılaşılabilmektedir. Ancak burada kazanılmış haklara dikkat edilmelidir.
Danıştay içtihatlarında kazanılmış hakların korunmasının Hukuk Devleti ilkesinin bir gereği olduğu, İdare Hukukunda kazanılmış hak sorununun çözümünde, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygun idare arasındaki dengenin gözetilmesinin zorunlu olduğu belirtilerek İmar hukukunda kazanılmış haktan bahsedildiğinde, yürürlükteki imar planlarına duyulan güven ile daha sonra iptal edilen plan dolayısıyla korunması gereken kamu yararı, sağlıklı kentleşme, yargı kararlarının gereğini yerine getirme zorunluluğunun birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir.
Yürürlükteki imar planına göre inşaat ruhsatı alındıktan sonra imar planının değiştirilmesi kazanılmış hak için tek başına yeterli olmasa da yapı kullanma izni alındıktan sonra kazanılmış haktan söz edilebilir. Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun 23.10.2008 tarihli kararında bu husus şu şekilde ifade edilmektedir: “İnşaat ruhsatının düzenlenmesi kazanılmış hak için tek başına yeterli olmasa da; idare mahkemesince iptal hükmünün verildiği tarihe kadar ilgilinin hatası, hilesi ya da kusuru olmadan yapıya devam edilmesi durumunda; mahkeme kararının verilmesini takiben, davalı idarece yapının ruhsatının iptal edilerek inşaatın mühürlenmesi, bu aşamaya kadar gelmiş yapının fiili durumunun da kazanılmış hak olarak kabul edilmesi gerekir”. Danıştay 6. Dairesi de 3.12.1998 tarihli kararında “İnşaatın yapıldığı sırada yürürlükte bulunan imar planına göre ruhsat alınmış, plana uygun olarak inşaat yapılmış ve yapı kullanma izni belgesi alınmışsa kazanılmış hak doğduğundan imar planındaki değişikliğin iptali, inşaat ruhsatı ve yapı kullanma izni belgesinin iptali işlemi hukuka aykırıdır” demektedir. İki karar karşılaştırıldığında Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun inşaat yürürlükteki imar planına göre alınan inşaat ruhsatının kazanılmış hak için yeterli görmezken Danıştay 6. Dairesi yeterli görmektedir. Bu konuda Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu dairler arasında uyuşmazlıkları çözen Kurul olduğundan Genel Kurul’un görüşü esas alınmalıdır. Buna göre mevcut imar planına göre yapı kullanma izni alındıktan sonra imar planın değişikliği yapı kullanma izninin geçerliliğini etkilemeyecektir. Sonuç olarak yürürlükteki planlara göre yapı kullanma izni alındıktan sonra plan değişikliği sonucu yapılarının yıkılması gerektiği şeklinde bir tebligat alan kişiler idari işlemin iptali için yasal dava açma süreleri içerisinde davalarını açmaları gerekmektedir.
Yukarıda aktardığımız şekilde yapı kullanma izni alındıktan sonra yapının yıkımına karar verildiği ve yıkım kararının iptali istemiyle açılan dava reddedildiği takdirde idare aleyhine tam yargı davası açılarak uğranılan zarar tazmini talep edilmelidir. Zararın tespitinde yıkımın gerçekleştiği tarihteki birim fiyatları esas alınacaktır. Danıştay 6. Dairesinin 2.6.2003 tarihli kararında: “Dava konusu olayda, yıkımına karar verilen 3. kat inşaatın davacı tarafından ruhsat alınarak yapılmış, daha sonra da iskan ruhsatı alınmış olması nedeniyle davacının, yıkımına karar verilen yapı nedeniyle uğradığı zararın tazmin edilmesi gerektiği tartışmasızdır. İdarenin hizmet kusuru nedeniyle zararı tazmin edilecek olan davacının, gerçek zararının tespitinde, bu zararın gerçekleştiği tarihin birim fiyatları üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir” denilmektedir.

Hiç yorum yok:

Yeni Bina da Müteahhit Firmanin Sorumlulukları

 Yeni iskanı alınmış bir binada müteahhit firmanın teknik ve eksiklere dair sorumlulukları, hem Türk mevzuatı hem de genel inşaat hukuku çer...