İSTANBUL'UN KURULUŞU

İSTANBUL'UN KURULUŞU
Eski İstanbul(Tranvay)
Megaralılar M.Ö. 658-657 yıllarında bugünkü Topkapı Sarayının bulunduğu yerden, Sarayburnu’na ve oradan da Ahırkapı semtine kadar uzanan mahalde küçük bir şehir kurdular. Kurdukları şehrin etrafını bir surla çevirdiler. Şehre, başkanları Vizas'ın ismine izafeten "Vizas Şehri" manasına gelen Vizantion (Bizantion) adını verdiler. Şehri çevreleyen surlar, Sarayburnundan başlayıp, bugünkü Ayasofya Müzesini içine alarak, Yerebatan Sarayından geçmekte ve bir kavis yaparak,Sultanahmet Camii ve etrafı dışarıda kalmak üzere Ahırkapı semtinde denize varmaktaydı. Sonraları Argoslular, Zevksippos adlı başkanlarının emri altında gelip, Bizantion'a yerleştiler. Böylece şehrin nüfusunu çoğalttılar. Şehir,kısa zamanda çiftçi ve balıkçı yeri olarak gelişmiş zamanda Ege denizinden Karadenize gidip gelen gemiler için uğrak ve durak yeri olduğundan önem kazanmıştır.Şehrin kurucusu olan Vizas tarafından, bugünkü Topkapı Sarayının bulunduğu tepede bir Akropol kurulmuştur.Pers hükümdarı Darius, İskit seferinden dönüşünde, generallerinden Megabisos'u Marmara etrafındaki şehirleri Pers împaratorluğuna bağlamaya memur etmişti. Vizas (Bizans) şehri, Darius’un İskit seferi dönüşünden sonra M.Ö 479 yılına kadar Pers İmparatorluğuna bağlı kalmış, aynı yılda Yunanlıların Persleri Platea şehri yöresinde yenmelerinden az sonra, Isparta Kralı Pavsanias şehri ele geçirmiştir.
M.Ö 340 yılında Makedonya kralı II.Filip, şehri muhasara ettiyse de zaptedememiştir. Perslerden de yardım gören Atinalılar, Yunan şehir devletleri ile bir anlaşma yaparak, Bizanstion yardımına koştular.
 
Bunun üzerine II. Filip muhasarayı kaldırıp geri dönmek mecburiyetinde kaldı. Roma İmparatoru Septimius Sevirus'la (193-211), Romalı general Niger arasındaki çarpışmada, Bizans şehri Niger'in tarafını tut¬tuğundan, İmparator kendisine karşı düşmanıyla ittifak eden Bizanslılardan intikam almak için, 193 yılında şehri kuşatmış ve üç yıllık bir kuşatmadan sonra, 196 yılında zaptetmiştir. Şehir halkına çok sert davranan ve şehrin surlarını, baştanbaşa imha ettiren Sevirus, bir müddet sonra oğlu Antonius Bassianus Karakallanın rica ve isteği üzerine, bu şehre karşı sert tavrını değiştirerek, yeniden yaptırdığı surlarla şehri büyültmüştür. Bu surlar, Vizas surlarına, biraz daha batıya doğru inşa edilmiş ve şehre daha büyük bir genişlik vermiştir.
 
Septimus Sevirus'un surları, bugünkü Eminönünde eski Paket Postahanesinin bulunduğu yerden başlayarak, Divan yolundan Fuat Paşa türbesine, oradan da üzerinde Dikilitaş, Burmalı sütun ve Alman çeşmesinin bulunduğu park halindeki sahayı (Osmanlılar zamanında At Meydanı, Bizanslılar zamanında Hippdrom denilen yer) çevirerek, Sultanahmet Camii'nin bulunduğu yerden geçip, Ahırkapı semtinde denize varmaktaydı. Sevirus, bugünkü Gülhane parkında Amfiteatr tarzında bir tiyatro, Akro¬polde Yupiter (Zeus), Febüs (Apollon) ve Venüs (Afrodit) gibi ilâh ve ilahelere vakfedilmiş mabetler yaptırmış, 203 yılında da Hipodrom'u inşa ettirmeye başlamıştır.

306 yılında rakiplerini yenerek, Roma İm¬paratoru olan Konstantin (306-323), 3 Temmuz 324 yılında rakiplerinden Likinius'u Edir¬ne (Adriyanopolis) civarında yapılan savaşta mağlûp etmişti, Bizantion'a kaçan Likinus, Konstantinin gelmekte olduğunu öğrenince, Üsküdar'a (Hrisupolis) çekildi. Konstantin, burada da Likinus'u mağlûp etti. Aynı zamanda da Bizantion'u da ele geçirdi. Konstantin, bundan sonra Roma şehrini terk ederek, Bizantion şehrini kendisine merkez edindi. Böylece imaparatorluğunun ikinci devrine başlamış oldu. 
(324-337) 8 Kasım 324 yılında, bu şehri yeni Roma adıyla imparatorluğunun merkezi olarak ilân etti ve bilâhare şehir, imparatorun ismine atfen, Konstantionopolis adını aldı. İm­parator, aynı yıl içinde, şehrin genişliğini ve surların geçeceği yerleri şahsen tespit ederek, inşasını emretti. Konstantin şehrinin kara cihetindeki surlar, bugünkü Atatürk Köprüsü­nün batısında, Haliç sahillerinden başlıyarak, Sultanselim ve Fatih Camileri arasından Cer­rahpaşa semtine doğru uzanıyor, Etyemez sem­ti civarında büyük bir kavis yaptıktan, Samatya yakınlarında Marmara sahillerine varıyordu. İmparator Konstantin zamanında, şehir 14 mıntakaya ayrılmaktaydı. Bu mıntakalardan 12'si, Konstantin şehrini çevreleyen surlar içindeydi.
 
13. mıntaka bugünkü Galata semti, 14. mıntaka ise, bugünkü Eğrikapı (Vlaherna) bölgesi idi.
 
Bugünkü isimleriyle, İstanbul yedi tepesinin bulunduğu yerlere gelince:Birinci tepe: üzerinde Topkapı Sarayı, Ayasofya Müzesi, Hippodrom ve Sultanahmet Camii'nin bulundukları mahal; İkinci tepe: Çemberlitaş sütunun bulunduğu yer ve etrafı; Üçüncü tepe:İstanbul Üniversitesinin bulunduğu yer ve civarı; Dördüncü tepe: Fatih Camii' bulunduğu yer ve havalisi; Beşinci tepe:Sultanselim Eski İstanbul EvleriCamii'nin bulunduğu bölge; Yedinci tepe: Cerrahpaşa ve Haseki hastanelerinin bulundukları yerler ve civarlarıdır.
 
İmparator Konstantin, Şehir surlarının şasi devam ederken, şehirde birçok binalar yaptırmaya başlamıştır. 325 yılında Ayia Irini (bugünkü Ayasofya müzesinin yakınında Topkapı Sarayını çeviren surların içinde Bir müddet Askerî müze olarak kullanılmıştır.) ve Ayia Apostoli (takriben Fatih Camii' bulunduğu yerde idi) kiliselerini inşa ettirmiştir. Yine Ayia Sofia kilisesinin temelleri İmparator Konstantin zamanında atılarak, inşasına başlanmış ve oğlu imparator Konstanios (337-361) zamanında bitirilmiştir. R. Janin'in bildirdiğine göre, 381 yılında bu kilisenin çatısı, Arienler (Arius mezhebinde olanlar) tarafından yakılmışsa da çok çabuk tamir edilmiştir, 404 yılında ikinci defa yanan bina 406 yılında tekrar inşa ettirilmiştir. Büyük bir kısmı ahşap olduğu için, 15 Ocak 532 gecesi, Nika ihtilalinde tamamiyle yanmıştır, imparator Konstantin, evvelce de zikredildiği gibi, 203 yılında impartor Septimius Sevirus'un inşa ettirmeye başladığı Hipodromu tamamlamıştır. Konstantin sırlarının inşası 330 yılında biti-rilmiş, 330 yılının 11 Mayısında Konstantin şehrinin resmi küşadı yapılmıştır. Çemberlitaş' da (Konstantin sütunu) 330 yılında dikilmiştir.
 
 
 
Kaynak : 1967 İstanbul Valiliği İl Yıllığı

Yorumlar

Popüler Yayınlar