28 Ocak 2014 Salı

AFET RİSKİ ALTINDAKİ ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ HAKKINDA KANUNUN UYGULAMA YÖNETMELİĞİ

Afet Yasası Uygulama Yönetmeliği Yayınlandı

AFET RİSKİ ALTINDAKİ ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ
HAKKINDA KANUNUN UYGULAMA YÖNETMELİĞİ

BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; riskli alan ve rezerv yapı alanlarında gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmazların ve riskli alan dışında bulunan riskli yapıların değerinin hesaplanmasına, idare ile taşınmaz sahipleri arasında yapılacak anlaşmaya, riskli alan ve rezerv yapı alanları ile riskli alan dışında bulunan riskli yapıların bulunduğu alanlarda yapılacak planlamaya, riskli yapıların tespitine, bu tespite karşı yapılacak itirazlara ve bu itirazların değerlendirilmesinde görev alacak teknik heyetlerin teşkiline ilişkin usûl ve esaslarıbelirlemektir.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 3 üncü, 6 ncı ve 8 inci maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında;
a) Bakanlık: Çevre ve Şehircilik Bakanlığını,
b) İdare: Bakanlığı, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeleri, bu sınırlar dışında il özel idarelerini, büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerini, Bakanlık tarafından yetkilendirilmesi hâlinde büyükşehir belediyesi sınırlarıiçindeki ilçe belediyelerini ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığını (TOKİ),
c) Müdürlük: Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünü,
ç) Rezerv yapı alanı: Bu Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere, TOKİ’nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya resen, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenen alanları,
d) Riskli alan: Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Bakanlık veya İdare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan alanı,
e) Riskli yapı: Riskli alan içinde veya dışında olup ekonomik ömrünü tamamlamış olan ya da yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı ilmî ve teknik verilere dayanılarak tespit edilen yapıyı,
f) Taşınmaz: 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 704 üncü maddesi uyarınca taşınmaz mülkiyeti kapsamına giren arazi, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ile kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümleri,
g) Uygulama alanı: Bakanlar Kurulu kararıyla kararlaştırılan riskli alan ile Bakanlıkça belirlenen rezerv yapıalanını,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Riskli Alanın ve Rezerv Yapı Alanının Tespiti
Riskli alanın ve rezerv yapı alanının tespit edilmesi
MADDE 4 – (1) Riskli alan;
a) Tespitin belediyece veya il özel idaresince yapılması hâlinde, belediye meclisi veya il genel meclisi kararını,
b) Alanın, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığına dair teknik raporu,
c) Alanda daha önceden meydana gelmiş olan afetlere ilişkin bilgileri,
ç) Alanın büyüklüğünü, krokisini ve koordinat noktalarını,
d) Alanda bulunan bina sayısını, alanın nüfusunu ve alandaki taşınmazların maliklerini ve sayısını gösteren listeyi,
e) Alanda bulunan kamuya ait taşınmazların listesini,
f) Alanın uydu görüntüsünü veya ortofoto haritasını,
g) Alana ait güvenlik koridoru gerektiren altyapı tesislerinin işlendiği krokiyi,
ğ) Alan içerisinde sit alanı var ise bu alana ilişkin bilgileri,
h) Zemin yapısı sebebiyle riskli alan olarak tespit edilmek istenilen alana ilişkin olarak var ise, jeolojik ve jeoteknik raporu,
ı) Alana ilişkin imar planları ve alanın hâlihazır haritası var ise, bu planları ve haritayı,
ihtiva edecek şekilde hazırlanmış olan dosyaya istinaden ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşüalınarak belirlenir ve hazırlanan dosya ve görüş, Bakanlar Kurulu kararı alınmak üzere Bakanlığa gönderilir.
(2) Riskli alan tespitine ilişkin bilgi ve belgelerde eksiklik bulunması halinde, Bakanlık eksiklerin tamamlanmasını tespiti yapan İdareden ister.
(3) Bakanlıkça, yapılacak inceleme neticesinde, uygun görülen talepler, teklif olarak Bakanlar Kuruluna sunulur.
(4) Rezerv yapı alanı; birinci fıkranın (c), (ç), (d), (e), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentlerinde belirtilen belgeleri ihtiva eden dosyaya istinaden, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir.
(5) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı riskli alana ilişkin görüşünü on beş gün, Maliye Bakanlığı rezerv yapı alanına ilişkin görüşünü otuz gün içinde bildirir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Riskli Yapıların Tespiti ve İtirazların Değerlendirilmesi
Riskli yapıların tespitinde görev alacak kurum ve kuruluşlar
MADDE 5 – (1) Riskli yapılar, İdarece veya müracaatları üzerine lisanslandırılacak üniversiteler, inşaat, jeoloji ve jeofizik mühendisleri odaları ve 29/6/2001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun uyarınca faaliyet gösteren yapı denetimi kuruluşları ile bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları çerçevesinde lisanslandırılacak kurum, kuruluş ve şirketlerce tespit edilir.
(2) Sermayesinin en az yüzde kırkı kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan şirketler ve depremden korunma, deprem zararlarının azaltılması ve deprem mühendisliğinin gelişmesine katkıda bulunmak gibi konularda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ile mimarlık ve mühendislik hizmetleri veren ve 27/1/1954 tarihli ve 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu uyarınca büro tescilini yaptırmış olan tüzel kişiler riskli yapıları tespit etmek üzere Bakanlıkça lisanslandırılabilir.
(3) İkinci fıkra uyarınca lisanslandırılacak kuruluş ve şirketlerde, riskli yapı tespit raporunu hazırlayacak mühendislerin; ilgili meslek odalarına üyeliklerinin devam ediyor olması, mesleklerinde fiilen en az beş yıl çalışmışolmaları ve bu sürenin en az üç yılının, inşaat mühendisleri için proje hazırlanması veya incelenmesi konularında, jeoloji ve jeofizik mühendisleri için ise jeolojik-jeoteknik etüdlerde fiilen görev yapmak şeklinde olması şarttır. Belirtilenşartlara uyulmadığının tespiti hâlinde bu kuruluş ve şirketlerin lisansı Bakanlıkça iptal edilir.
(4) Bakanlık, riskli yapı tespitine ilişkin faaliyetleri denetleme yetkisine sahiptir. Riskli yapı tespitinin gerçeğe aykırı olarak yapıldığının anlaşılması veya 6 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı davranılması hâlinde; tespiti yapan üniversite, meslek odası, kurum, kuruluş ve şirketin lisansı Bakanlıkça iptal edilir. Gerçeğe aykırı tespit yapan mühendis hakkında 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılmaküzere Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur.
Riskli yapıların tespiti
MADDE 6 – (1) Riskli yapıların tespiti, yapılarda şiddetli depremlerde can güvenliğinin sağlanıp sağlanamayacağını tespit etmek üzere, 6/3/2007 tarihli ve 26454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmeliğin eki Esasların Mevcut Binaların Değerlendirilmesi ve Güçlendirilmesi başlıklı Yedinci Bölümünde belirtilen hükümlere göre yapılır.
(2) Riskli yapı tespitine ilişkin raporların bir örneği, tespit tarihinden itibaren en geç iki gün içinde, tespiti yapan lisanslandırılmış üniversite, meslek odası, kurum, kuruluş ve şirketçe, tespite konu yapının bulunduğu ildeki Müdürlüğe gönderilir. Müdürlük, raporları inceler, riskli olarak tespit edilen yapıları, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilmek üzere, tespit tarihinden itibaren en geç on iş günü içinde ilgili tapu müdürlüğüne bildirir ve bu konuda Bakanlığa bilgi verir. Riskli yapı tespitinin, itiraz üzerine veya açılacak dava neticesinde değişmesi halinde, durum aynı şekilde ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir.
Riskli yapı tespitine itiraz
MADDE 7 – (1) Riskli yapı tespitine karşı malikler veya kanunî temsilcilerince on beş gün içinde riskli yapının bulunduğu yerdeki Müdürlüğe verilecek bir dilekçe ile itiraz edilebilir.
(2) Riskli yapının bulunduğu ilde itirazı değerlendirecek teknik heyetin teşkil edilmemiş olması halinde, itiraz dilekçeleri ile itiraz edilen tespite ilişkin raporlar, riskli yapının bulunduğu yerdeki Müdürlükçe o il için yetkilendirilmişteknik heyetin bulunduğu ildeki Müdürlüğe gönderilir.
Teknik heyetlerin teşkili
MADDE 8 – (1) Riskli yapı tespitlerine karşı yapılacak itirazları değerlendirmek üzere, ihtiyaca göre Bakanlıkça gerekli görülen yerlerde yeteri kadar teknik heyet teşkil edilir.
(2) Teşkil olunacak her bir teknik heyet için; yüksek öğretim kurumlarından, inşaat, jeofizik ve jeoloji mühendisliği alanlarında, 28/1/1982 tarihli ve 17588 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği uyarınca en az yardımcı doçentlik kadrosuna atanmış öğretim üyeleri arasından, üniversite rektörlerince belirlenecek dört adet asil ve dört adet yedek üyenin bilgileri talep olunur.
(3) Öğretim üyelerine ilişkin bilgiler, talep tarihinden itibaren en geç on beş gün içerisinde Bakanlığa bildirilir.
(4) Teknik heyet, üniversitelerden bildirilen dört üye ile en az ikisi inşaat mühendisi olmak üzere, Bakanlık teşkilâtında görev yapan üç üyenin iştiraki ile yedekleri ile birlikte yedi üyeli olarak teşkil edilir.
(5) Bakanlıkça her iki yılda bir Ocak ayında teknik heyet üyelikleri yenilenir. Yeni üyeler görevlendirilinceye kadar mevcut üyeler görevine devam eder. Görev süresi dolan üye tekrar görevlendirilebilir.
Teknik heyetin çalışma usul ve esasları
MADDE 9 – (1) Teknik heyetin ilk toplantısında üyeler aralarından birini başkan olarak seçer.
(2) Teknik heyetin idarî ve teknik hizmetleri, teknik heyetin bulunduğu ildeki Müdürlükçe yürütülür. Teknik heyetin gündemi Müdürlükçe hazırlanır.
(3) Teknik heyet, görüşülecek dosya sayısı ve olağanüstü durumları da göz önüne alarak, ayda en az bir defa toplanır. Müdürlük, gerekli gördüğünde teknik heyeti olağanüstü toplantıya davet edebilir. Toplantının yeri, günü ve saati ile gündemindeki konular, Müdürlükçe en az yedi gün önceden üyelere bildirilir.
(4) Teknik heyet, en az altı üyenin iştiraki ile toplanır ve toplantıya katılan üyelerin çoğunluğu ile karar alır; oyların eşitliği hâlinde, Başkanın taraf olduğu görüş çoğunlukta sayılır.
(5) Teknik heyet tarafından gerek görülmesi hâlinde, diğer kamu kurum ve kuruluşlardan uzmanlar, oy haklarıolmaksızın görüşleri alınmak üzere toplantılara davet edilebilir.
(6) Gündemdeki konu kendisi veya üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile ilgili bulunan veyahut gündemdeki konu ile herhangi bir şekilde menfaat münasebeti bulunan üye, teknik heyet toplantısına katılamaz ve oy kullanamaz.
(7) Teknik heyet toplantısı sonunda alınan kararlar, dayanakları ve ilmî gerekçeleri belirtilerek yazılır, başkan veüyelerce imzalanır. Kararlar Bakanlığa, tespiti yapan veya yaptıran İdareye ve itiraz edene bildirilir.
(8) Hangi sebepten dolayı olursa olsun, yıllık izin, hastalık ve mazeret izinleri sebebiyle bulunamama hâlleri hariç olmak üzere, bir yıl içinde dört veya üst üste iki toplantıya iştirak etmeyen teknik heyet üyesinin üyeliği kendiliğinden sona erer.
(9) Teknik heyet üyeleri, üyelikleri süresince yaptıkları görev ile ilgili olarak hiçbir menfaat sağlayamazlar. Aksine davrandığı tespit edilenlerin üyeliği Bakanlıkça sona erdirilir.
Huzur hakkı, yolluk ve gündelik ödenmesi
MADDE 10 – (1) Teknik heyetlerin üniversiteler tarafından görevlendirilen üyelerine, 6306 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen esaslar çerçevesinde huzur hakkı ödenir.
(2) Teknik heyet üyelerinin toplantılar ve incelemeler için yapacakları seyahatlerin yolluk ve yevmiyeleri,10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre ödenir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Değer Tespiti, Konut ve İşyeri Verilmesi
Taşınmazların değerinin tespiti
MADDE 11 – (1) İdare, uygulama alanındaki taşınmazların sınırını, yüzölçümünü ve cinsini gösteren haritayıveya krokiyi yapar veya yaptırır ve bu taşınmazların maliklerini ve bunların adreslerini tespit eder veya ettirir.
(2) Taşınmazın değeri; İdare bünyesinden en az üç kişiden teşkil olunacak kıymet takdir komisyonlarımarifetiyle veya hizmet satın alınmak suretiyle tespit edilir.
(3) Taşınmazın değeri; taşınmaz değerleme konusunda uzman kişi, kurum veya kuruluşlardan bilgi alınarak ve mahallin emlak alım satım bürolarından alınacak bilgilerden de faydalanılarak, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılıKamulaştırma Kanununun 11 inci maddesindeki esaslara göre tespit edilir.
Taşınmaz maliklerine konut ve işyeri verilmesi
MADDE 12 – (1) Yapılacak konut ve işyerlerinin niteliği ve büyüklüğü idarece belirlenmek kaydıyla, uygulama alanı içerisinde kalan taşınmaz maliklerine öncelikle uygulama alanında yapılacak olan konut ve işyerlerinden verilmeküzere bunlarla sözleşme akdedilir.
(2) Uygulama alanındaki taşınmazın 11 inci maddeye göre tespit edilen bedeli, İdarece malike verilecek konut veya işyerinin inşaat maliyet bedelinden düşülür. Bu şekilde yapılacak hesaplama neticesinde taşınmaz malikinin;
a) İdareden alacağı olur ise, bu alacağa konu meblâğ; taraflar arasında yapılacak anlaşmaya istinaden, İdarece, nakdi olarak veya İdarenin kamu hizmetine tahsis edilmemiş olan taşınmazlarından verilerek ya da imar hakkının başka bir alana aktarılması suretiyle ödenebilir.
b) İdareye borçlu olması halinde, bu borca konu meblâğ; taşınmaz malikince İdareye taksit ile ödenir. Taksit ileödemenin esasları proje bazında idare tarafından belirlenir.
c) Birden fazla konut veya işyeri alma hakkının olması halinde, birden fazla konut veya işyeri verilmek üzere sözleşme yapılabilir. Böyle bir durumda, taşınmaz malikinin İdareye borçlanması hâlinde ödemeler, verilecek konut veya işyerinin tespitine yönelik olarak gerçekleştirilecek noter kur’ası sonrası, İdarece belirlenecek takvime göre peşin olarak yapılır.
(3) İdarece verilecek konut veya işyerinin inşaat maliyet bedeli; uygulama alanında gerçekleştirilecek yapım ihaleleri sonrası gerçekleşen, ihale bedeli, arsa edinim bedeli, proje giderleri, yıkım ve nakliye giderleri, zemin iyileştirme giderleri ve müşavirlik giderleri gibi giderler dikkate alınarak hesaplanır.
(4) Taşınmaz maliklerinden kendisine işyeri verileceklere müstakil işyeri yerine işyeri hissesi de verilebilir.
Kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olanlara konut ve işyeri verilmesi
MADDE 13 – (1) Uygulama alanındaki taşınmazların ve uygulama alanı dışındaki riskli yapıların maliklerine konut veya işyeri verilmesinden sonra, arta kalan konut veya işyerlerinin bulunması hâlinde, belirtilen yapılarda kiracıveya sınırlı ayni hak sahibi olarak, en az bir yıldır ikamet edenler veya işyeri işletenler ile 6306 sayılı Kanun uyarınca taşınmazları kamulaştırılanlara bu konut veya işyerlerinden verilmek üzere sözleşme yapılabilir.
(2) Kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi ya da taşınmazları kamulaştırılanlar olarak konut veya işyeri talebinde bulunanların sayısının artan konut ve işyeri sayısından fazla olması hâlinde, konut veya işyeri verilecekler noter huzurunda gerçekleştirilecek kur’a işlemi ile belirlenir.
Riskli yapılar hakkında uygulanacak hükümler
MADDE 14 – (1) Uygulama alanı dışında olup riskli yapı olarak tespit edilen yapılarda, sahip olduklarıhisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluk ile alacağı karara katılmayan maliklerin bağımsız bölümlerine ilişkin arsa paylarının rayiç değeri, 11 inci madde hükümleri çerçevesinde tespit edilir.
(2) Bakanlıkça uygun görülmesi hâlinde, 6306 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, arsa payları satın alınanlar ile bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesi hükümleri çerçevesinde konut veya işyeri sözleşmesi yapılabilir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Kira Yardımı ve Tahliye
Kira yardımı yapılması
MADDE 15 – (1) Anlaşma ile tahliye edilen uygulama alanı içerisindeki yapılar ile uygulama alanı dışındaki riskli yapıların maliklerine tahliye tarihinden itibaren konut ve işyerlerinin teslim tarihine veya idarece belirlenecek tarihe kadar, mümkün olması hâlinde geçici konut veya işyeri tahsisi, mümkün olmaması hâlinde ise, İdarece kararlaştırılacak aylık kira bedeli yardımı yapılabilir.
(2) Birinci fıkrada belirtilen yapılarda kiracı veya sınırlı aynî hak sahibi olarak ikamet edenlere veya işyeri işletenlere, İdarece belirlenecek oranda defaten kira yardımı yapılabilir.
Tahliye
MADDE 16 – (1) İdare ile anlaşma yapan taşınmaz malikleri, İdarece belirlenecek takvime göre on beş gün içinde var ise su, elektrik, telefon ve doğalgaz gibi hizmet ve emlak vergisi gibi vergi borçlarını ödeyerek yapıyı boşolarak idareye teslim eder.
ALTINCI BÖLÜM
Planlama
Planlama süreci
MADDE 17 – (1) Plan teklifleri belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde belediyelerce, dışında ise il özel idarelerince hazırlanır ve bu planlar hakkında belediye meclisi veya il genel meclisi kararı alınır.
(2) Büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki ilçe belediyelerince hazırlanan plan revizyonu veya değişikliği teklifleri hakkında ilgili büyükşehir belediyesinin görüşü alınır.
(3) Uygulama alanında, 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile 16/6/2005 tarihli ve 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun kapsamında kalan alanlardan bulunması hâlinde, alanın sit statüsü de gözetilerek, Kültür ve Turizm Bakanlığının görüşü alınır.
(4) İdarece hazırlanan plan teklifleri; planlama alanı ve yakın çevresinin mer’i planları ve mevcut durumu gösterir bilgi ve belgeler, alana ilişkin olarak hazırlanan imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüd raporu, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri ve ilgili bütün bilgi ve belgeler ile birlikte Bakanlığa iletilir. Bakanlıkça uygun görülen plan teklifleri, aynen veya değiştirilerek onaylanır.
(5) Afet riskine karşı dayanıklı ve yaşam kalitesi yüksek bir çevre oluşturulmasına katkı sağlamak maksadıyla, Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, parsellerin birleştirmesi şartı ile imar hakkı artışı verilebilir.
YEDİNCİ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Görevlendirilen ilk teknik heyetin görev süresi
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra teşkil olunacak ilk teknik heyetlerde görevlendirilecek üyelerin görev süresi 2014 yılının sonunda dolar ve yeni üyeler 2015 yılının Ocak ayında görevlendirilir.
Geçiş hükmü
GEÇİCİ MADDE 2 – (1) Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce Bakanlığa iletilmiş ve fakat henüz Bakanlar Kuruluna teklif olarak sunulmamış olan riskli alan olarak ilân etme talebi işlemleri ile rezerv yapı alanı olarak belirleme işlemleri, bu Yönetmelik hükümlerine göre tamamlanır.
Yürürlük
MADDE 18 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 19 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre ve Şehircilik Bakanı yürütür.

Baro Dergisi Eylül - Ekim 2013 Sayısı - page 736 ARSA PAYI DÜZELTİLMESİ

6306 Sayılı Yasa... • Prof. Dr. E. S. ÖZMEN - Av. B. ÇAKMAK
bildirici tescil yalnızca aleniyeti sağlamak koşuluyla mülkiyet karinesini
kat malikleri adına işletecektir. KMK m. 5 uyarınca
“anagayrimenkulde,
kat mülkiyetine bağlanmamış veya lehine kat irtifakı kurulmamış arsa
payı bırakılamaz”
hükmünün getirdiği emredici kural ile mahkemece
verilen tespit hükmünün tapuda sadece arsa payları oranlarını
değiştirdiği açıkça gözlemlenmektedir. Düzeltilen yeni pay oranları
işletme masraflarına katılım oranındaki arsa payına bağlı belirlenmekte
ise, Borçlar Hukukuna has etki ile ödeme niceliğini değiştirmektedir. Bu
sayede verilen tespit hükmüyle düzeltilen arsa payları ayni etkisini, ancak
kat irtifakı/kat mülkiyeti sonlandıktan sonra göstermektedir. Böylece,
payın hak olarak niceliğine bağlı hüküm ve sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
İşte 6306 Sayılı Yasa uygulaması ile birlikte açılacak arsa payı davalarının
yoğunlaşmasının sebebi bu noktada artmaktadır.
ARSA PAYI DÜZELTİLMESİ DAVASININ HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE/
ZAMANAŞIMINA TABİ OLMAMASI
Yukarıda belirttiğimiz gibi; yolsuz tescilin düzeltilmesi davası
niteliğindeki istihkak barındıran arsa payının düzeltilmesi davasının
hak düşürücü süre ve zamanaşımına tabi olması asla düşünülemez. Bu
konuda hatalı bir Yargıtay kararını eleştirerek sonuç bağlamak istiyoruz.
Bu kararda, ilk derece mahkemesi hukuki nitelemeyi son derece
yerinde yapmışken Yargıtay fahiş hatalı gerekçelerle 6306 Sayılı Yasa
uygulamasında zihinleri karıştıracak bir sonuca varmış bulunmaktadır.
İçtihada konu kararda; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi odaklı
uyuşmazlıkta, arsa payının düzeltilmesi davasına ilişkin kavramlar
tamamen birbirine karıştırılmıştır. Yargıtay tarafından verilen bu karar;
6306 Sayılı Yasa uygulaması ile yoğunluk kazanacak arsa payı karşılığı
inşaat sözleşmelerinde hatalı savlara yer verilmesine dayalı sonuçlar
doğurabilecek niteliktedir. Bu konudaki kararın gerekçeleri şu şekildedir.
“Davacı vekili dilekçesi ile, müvekkili ile davalıların müşterek
malik bulundukları ... parsel nolu ( 389.15 m² yüzölçümündeki )
taşınmazı, komşu ... parsel numaralı taşınmazın müşterek malikleri
ile anlaşarak tevhit edip, arsa sahipleri olarak taşınmazlar üzerine
iş merkezi inşa edilmesi hususunda müteahhit firma ile kat karşılığı
inşaat sözleşmesi imzaladıklarını; sözleşme gereğince, iş merkezinin
% 50’sinin arsa sahiplerine, % 50’sinin müteahhide ait olacağını,

27.04.1994 tarihinde tesis edilen kat irtifakından sonra arsa sahiplerin


736 İSTANBUL BAROSU DERGİSİ • Cilt: 87 • Sayı: 5 • Yıl: 2013
düşen bağımsız bölümlerin tescilinin sağlandığını; ancak, davacı
müvekkilinin, diğer parsel sahipleri aleyhinde, kat irtifakı tesisinde
yanlışlık olduğunu ileri sürerek, Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde
açtığı davada; tüm iş merkezinin değeri 100 puan kabul edilerek, iş
merkezindeki konumuna göre her işyerinin 100 üzerinden kaç puan
edeceği konusunda müteahhit tarafından yapılan puanlamanın doğru
olmadığının anlaşıldığını; davalıların, fazla puanlı işyeri kullanmaları
nedeniyle, davacının eksik olan puanının parasal değerini ödemeleri
gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere,
135.000 TL’nin H. Ş. D.’den, 140.000 TL’nin N. Ö.’dan, 62.000 TL’nin
H. S. İ.’den ve 62.000 TL’nin de M. L. İ.’den, dava tarihinden işleyecek
yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın süresi içinde açılmadığını belirterek
zamanaşımı def’inde; esası bakımından da, davanın reddinin
gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece; davacıların davalarının sebepsiz zenginleşmeye
dayalı alacak davası olduğunu, 1 yıllık zamanaşımı süresinin
davacıların mal varlıklarında eksilmeye yol açan eylem ve işlemin
haksız olduğunu tam olarak öğrendikleri tarihten başlayacağı,
mahkemenin 2001/678 Esas sayılı kesinleşen dosyasında davacıların
taraf sıfatına sahip olup, bilirkişi raporu ve ek raporunun içeriğini
öğrendiklerini ve bu hükmün 06.06.2008 tarihinde kesinleştiği; bu
sebeple, 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek; davanın
ve birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş,
hüküm davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Bir davada, maddi olayları ve vakıaları açıklamak tarafların,
hukuki nitelendirmeyi ve davayı aydınlatmak görevi ve ilgili kanun
maddesini bulup uygulamak ise hakimin görevidir. ( HUMK’nun 76.
madde, 6100 Sayılı Yasa'nın 31.md. )
Taraflararasındakiuyuşmazlık;kat irtifakınınkurulması sırasında,
puanlamada yanlışlık sonucunda arsa payının sözleşmeye uygun
olarak belirlenip belirlenmediği noktası üzerinde toplanmaktadır. Arsa
paylarının bağımsız bölümlerinin gerçek değerleri ile orantılı olarak
düzeltilmesi isteminden ibarettir. O halde dava, ayni mahiyette bir
uyuşmazlık niteliğindedir. Bir yapının İmar Hukukuna uygun meydan

ARSA PAYI DÜZELTİLMESİ DAVASI


ARSA PAYI DÜZELTİLMESİ DAVASI

1. Giriş
Arsa payı, bir arsa üzerinde ortak mülkiyet hakkının bağımsız bölümlere tahsis edilen
kısımlarını ifade etmektedir. Özellikle büyük metropollerde, ticari ve turizm kazancının
yüksek ya da şehirlerde toprağın az ve değerli olması nedeniyle aynı binadan daire şeklinde
bağımsız bölüm veya işyeri olan birden çok kişi bir araya gelerek bir arsa üzerinde ortak
olarak gayrimenkul sahibi olmaktadırlar. Bazen de ortak alınan bir arsa üzerine bina
yapılmaktadır. Arsa üzerindeki ortaklık binanın yapımı sonrasında da bağımsız bölümlere
tahsis edilen arsa payları üzerinden devam etmektedir.
 Kentsel Dönüşüm Yasası olarak bilinen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların
Dönüştürülmesi Hakkında Kanunda arsa payları malikler tarafından alınacak kararlarda 2/3
oyçokluğu hesabının belirlenmesinde rol oynamaktadır. Bu nedenle arsa payının doğru tespit
edilerek bağımsız bölümlerin tahsis edilmesi önemlidir. Çünkü arsa payı oranı maliklerin o
arsa üzerindeki mülkiyet oranını temsil etmektedir. Arsa Payı, mevcut Anayasa’nın 35.
maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek Protokol 1/1. maddede güvence altına
alınan mülkiyet hakkı kapsamındadır. Bu nedenle mülkiyet hakkının bir yansıması olan arsa
paylarının o binada mülkleri olanlar açısından doğru tespit edilmesi büyük önem arz
etmektedir.
Binada bulunan maliklerden biri arsa payının hatalı belirlendiğini düşünerek; arsa
payının düzeltilmesini isteyebilir. Arsa payı düzeltilmesi talebinin hukuki dayanağı 634 sayılı
Kat Mülkiyeti Kanununun (634 sayılı KMK) 3’üncü ve de 44’üncü maddesidir. Esas olarak arsa
payı değiştirilmesi (ya da düzeltilmesi) 3’üncü madde çerçevesinde yapılmaktadır. Söz
konusu madde; “(1) Kat mülkiyeti, arsa payı ve ana gayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı
özel bir mülkiyettir. (2) Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, bu mülkiyete konu olan ana
gayrimenkulün bağımsız bölümlerinden her birinin konum ve büyüklüklerine göre hesaplanan
değerleri ile oranlı olarak projesinde tahsis edilen arsa payının ortak mülkiyet esaslarına göre
açıkça gösterilmesi suretiyle kurulur. Arsa paylarının bağımsız bölümlerin payları ile oranlı
olarak tahsis edilmediği hallerde, her kat maliki veya kat irtifakı sahibi, arsa paylarının
yeniden düzenlenmesi için mahkemeye başvurabilir. Bağımsız bölümlerden her birine bu fıkra
uyarınca tahsis edilen arsa payı, o bölümlerin değerinde sonradan meydana gelen çoğalma
veya azalma sebebiyle değiştirilemez. 44 üncü madde hükmü saklıdır. (3) Kat irtifakı arsa
payına bağlı bir irtifak çeşidi olup, yapının tamamı için düzenlenecek yapı kullanma izin
belgesine dayalı olarak, bu Kanunda gösterilen şartlar uyarınca kat mülkiyetine resen çevrilir.
Bu işlem, arsa malikinin veya kat irtifakına sahip ortak maliklerden birinin istemi ile dahi
gerçekleştirilebilir.”şeklinde düzenlenmiştir. 2

3’üncü maddenin metninde adı geçen 44’üncü madde ise aynı maddede yer alan
kuralın istisnasıdır. 44’üncü madde ise şu şekilde düzenlenmiştir; “(1) Ana gayrimenkulün
üstüne kat ilavesi veya mevcut çekme kat yerine tam kat yapılması veya zemin veya bodrum
katlarında veya arsanın boş kısmında 24 üncü maddenin ikinci fıkrasında yazılı yerlerin
sonradan yapımı veya ilavesi için: a) Kat malikleri kurulunun buna oybirliğiyle karar vermesi;
b) Ana gayrimenkulün bu inşaattan sonra alacağı duruma göre, yapılan yeni ilaveler de dahil
olmak üzere bütün bağımsız bölümlerine tahsis olunacak arsa paylarının, usulüne göre
yeniden ve oybirliğiyle tespit edilmesi; c) İlave edilecek yeni bağımsız bölüme tahsis edilen
arsa payı üzerinde, tapu memuru huzurunda yapılacak resmi senetle, 14’üncü maddeye göre
kat irtifakı kurularak bunun, ana gayrimenkulün bütün bağımsız bölümlerinin kat mülkiyeti
kütüğündeki irtifaklar hanesine tescil edilmesi ve ana gayrimenkulün kapanan eski kütük
sayfasıyla 13’üncü madde hükmüne göre bağlantı sağlanması; şarttır. (2) Bu nitelikteki ilave
ve genişletmelere muvafakat etmekle beraber kendisi katılmak istemeyen kat maliklerinin
arsa paylarından, bu ilaveler sebebiyle azalan kısmın, ilaveyi yaptıranların bağımsız
bölümlerine tahsisini kabul ettikleri, resmi senette belirtilir. (3) Bu takdirde, yeni bağımsız
bölümün yapılmasına katılmayan kat maliklerinin arsa paylarından yeni tahsis sebebiyle
azalan kısmın bedeli kendilerine ödenmek şartıyla, yeni yapılan bağımsız bölüm, kat irtifakı
kurulmasına dair olan eski resmi senet gereğince kat mülkiyetine çevrilerek onu yaptıranın
mülkü veya yaptıranların ortak mülkü olur ve kat mülkiyeti kütüğünün ayrı bir sayfasına yeni
malik veya malikler adına tescil edilir.”
Bu makalede ilk olarak arsa payı kavramı açıklanacak ve arsa payının belirlenmesi
üzerinde durulacaktır. Daha sonra, arsa payı düzeltilmesi davası (44’üncü madde istisnası ile
beraber), söz konusu davanın kabul edilebilme şartı incelenecektir.
2. Arsa Payı Kavramı
634 sayılı Kanunun 2’nci maddesinin d bendi uyarınca bir arsanın, bağımsız bölümlere
tahsis edilen ortak mülkiyet paylarına “arsa payı” denilmektedir. Arsa payı ancak bağımsız
bölümler için mümkün olabilir. Ortak alanlar için arsa payı tesisi mümkün değildir.1

Arsa payı, Kat Mülkiyeti Kanununun düzenlemesi açısından kat mülkiyeti ve kat
irtifakının ayrılmaz bir unsurudur. Bunu da 634 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinde kat
irtifakının arsa payına bağlı bir irtifak olduğunu belirtmesinden ve aynı Kanunun 5’inci
maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan “(2) Ana gayrimenkulde, kat
mülkiyetine bağlanmamış veya kat irtifakı kurulmamış arsa payı bırakılamaz, (3) Kat
mülkiyetini kayıtlayan haklar, kendiliğinden arsa payını da kayıtlar. (4) Anagayrimenkulde kat
mülkiyetinin kurulmasından önce o gayrimenkulün kütükteki sayfasına tescil veya şerh
edilmiş olan haklar kat mülkiyetini de, kaide olarak arsa payı oranında, kendiliğinden
kayıtlar” şeklinde düzenlemeden anlamak mümkündür. Aksi bir görüş olarak Tekinay’a göre
ise arsa payı kavramı isabetli değildir. Zira paylara ayrılan “arsa” olmayıp “mülkiyet”tir.
 1
 Ortak yerlere arsa payı verilmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu T. 25.05.1968, E. 1697/1-32, K. 1968/319) 3

3. Arsa Payı Belirlenmesi
Arsa payının belirlenmesiyle birlikte bir apartmanda oluşan daire veya işyerleri
şeklindeki bağımsız bölümler üzerindeki mülkiyet hakkı da belirlenmiş olacaktır ve buna bağlı
olarak da kat mülkiyetinden doğan hakları da arsa payı oranında bağımsız bölüm sahibi
kullanacaktır. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun
6’ıncı maddesinin birinci fıkrasında yapının yeniden değerlendirilmesine bağımsız bölüm
sahipleri sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az 2/3 çoğunluğu ile karar
verebilecekleri belirtilmiştir. Dolayısıyla kişilerin yapı ile ilgili gerek 634 sayılı Kanun gerekse
6306 sayılı Kanun kapsamında sahip oldukları hak ve yükümlülükleri kullanmaları arsa payları
ile orantılıdır. Bu nedenle arsa payının doğru belirlenmesi önemlidir.2
 Arsa payı
özgülenmesinin önemi 634 sayılı Kanunun çeşitli maddelerinden de anlaşılabilir.
634 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında kat mülkiyeti, arsa payı ve
ana gayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyet olarak tanımlanmıştır. Aynı
maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise, kat mülkiyeti ve kat irtifakının, bu mülkiyete konu olan
ana gayrimenkulün bağımsız bölümlerinden her birinin konum ve büyüklüklerine göre
hesaplanan değerleri ile orantılı olarak projesinde tahsis edilen arsa payının ortak mülkiyet
esaslarına göre açıkça gösterilmesi suretiyle kurulacağı belirtilmiştir. Böylece arsa payının
belirlenmesinde iki temel esas kabul edilmiştir. Birincisi arsa paylarının bağımsız bölümlerin
konum ve büyüklüklerine göre belirlenmesi, ikincisi arsa paylarının projede gösterilmesi
zorunluluğu.
634 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin ikinci fıkrası, 5711 sayılı Kat Mülkiyeti
Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun (5711 sayılı Kanun) ile değişikliğe uğramıştır.3

Söz konusu değişiklikten önce, kat mülkiyetine konu olacak ana yapının bağımsız bölümlerine
kat irtifakının kurulduğu tarihteki, doğrudan doğruya kat mülkiyetine geçilmesi halinde ise,
bu tarihteki değeri ile oranlı olarak arsa payı özgülenmesi öngörülmüştü.4
 5711 sayılı Kanun
ile getirilen değişiklikten önce bağımsız bölümlerin arsa paylarının saptanmasında mülkiyet
sahibi kişilerin kişisel beyanları yeterli görülmekteydi.5
 Ancak değişiklikten sonra arsa
paylarının belirlenmesinde, ana taşınmazın onaylı (mimari) projesinin ve arsa paylarının
bağımsız bölümlerin her birinin konumu ve yüzölçümüne göre hesaplanan değerinin esas
 2
 “Arsa paylarının düzenlenmesi ve de bağımsız bölümlere özgülenmesi, kat maliki ya da kat irtifakı sahibinin,
bağımsız bölümü ve de ana taşınmazın üzerindeki yasal hak ve sorumlulukları ile doğrudan bağlantılı olduğu
için, büyük önem teşkil etmektedir.”Mahir Ersin GERMEÇ, “Kat Mülkiyeti Hukuku”, Seçkin Yayıncılık, 4. Baskı,
Ankara, 2011, s.69 3
 Maddenin değişikliğe uğramasına ilişkin 15 Şubat 2005 tarihli hükümet tasarısı gerekçesinde “madde ile kat
mülkiyeti ve kat irtifakına konu olan bağımsız bölümlerin arsa paylarının tespiti, mülkiyet sahiplerinin kişisel
beyanlarına bağlı olarak değil, proje müellifi olan uzmanlaşmış mimar veya mühendislerin teknik bilgilerine göre
ve bağımsız bölümlerin konumları ile büyüklükleri esas alınarak hesaplanan değerleri ile orantılı olarak,
projesinde tahsis edilen arsa paylarının açıkça gösterilmesi suretiyle, arsa paylarına dayalı hak kayıplarının
önlenmesi ile kat mülkiyetine geçişte yazılı istem zorunluluğunun kaldırılması amaçlanmıştır” denmektedir.”
Erkan Alpöğünç, Arsa Payı Kavramı, Önemi, Hesaplanması, Düzeltme Davası, TBB Dergisi 2010(89), s.495 4
 Germeç, a.g.e., s.69 5
 Germeç, a.g.e., s.69 4

alınması esası getirilmiştir.6
 Bu sebeple arsa payının, bağımsız bölümün konum ve büyüklüğe
göre objektif bir şekilde tespit edilmesi gereği ortaya çıkmıştır.7
 Arsa payı binanın mimari
proje müellifi mimar tarafından belirlenecektir. Kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulması
aşamasında, arsa payları bu tarihler itibariyle proje müellifi mimar tarafından
hesaplanacaktır. Söz konusu değişiklik ile ve arsa payı hesaplamasının konusunda uzman olan
mimar tarafından yapılmasının amacı arsa paylarının bağımsız bölümlerin değerleriyle
orantısız bir biçimde saptamalarına engel olmaktır.
8
 Bu durum 634 sayılı Kanunun 3’üncü
maddesinde değişiklik yapan 5711 sayılı Kanunun gerekçesinde de “bağımsız bölümlerin arsa
paylarının tespiti, mülkiyet sahiplerinin kişisel beyanlarına bağlı olarak değil, proje müellifi
uzmanlaşmış mimar veya mühendislerin teknik bilgilerine göre ve bağımsız bölümlerin
konumu ile büyüklükleri esas alınarak hesaplanan değerleriyle oranlı olarak, projesinde tahsis
edilen arsa paylarının açıkça gösterilmesi suretiyle, arsa paylarına dayalı hak kayıplarının
önlenmesi…” düzenlemesi ile açıkça görülmektedir.
 634 sayılı kanunun 3’üncü maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinde “Bağımsız
bölümlerden her birine bu fıkra uyarınca tahsis edilen arsa payı, o bölümlerin değerinde
sonradan meydana gelen çoğalma veya azalma sebebiyle değiştirilemez.” denmektedir. Yani
yapı projesinin ilk haline sadık kalarak ve o tarihteki değerlere bağlı olarak arsa paylarının
belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ancak bu uygulama, pratikte bazı sorunlara da yol
açmaktadır. Nitekim Erkan Alpöğünç’ün yazısında belirttiği gibi9
 tatbikatta proje müellifinin
teknik bilgisine göre objektif olarak arsa payını hesaplaması gerekirken, ender de olsa ticari
endişelerle (özellikle proje müellifinin aynı zamanda müteahhit olduğu hallerde) arsa payını
objektiflikten uzak bir şekilde tespit etmesi halinde, arsa payının düzeltilmesi sorunu ortaya
çıkmaktadır. Bu sorun özelikle Kentsel Dönüşüm nedeniyle binaların dönüştürülmesinde arsa
payı oranına dayalı 2/3 çoğunlukla karar alma nisabı kuralı sebebiyle oldukça önem
kazanmıştır.
4. Arsa Payı Düzeltilmesi Davası ve Unsurları
Bağımsız bölümlere ayrılan paylarla bağımsız bölümler arasında yasanın aradığı
denklik kat mülkiyeti kurulurken gereği gibi gözetilmemiş olabileceği gibi, sonradan ilave
edilen veya genişletilen katlar dolayısıyla de pay oranlarının yeniden tespiti gerekebilir.
Bütün bu hallerde “denkleştirme” veya “arsa paylarının düzeltilmesi” davaları açılacaktır.10
Mimari projesine göre ortak yer olması gereken bir yere her nasılsa pay ayrılmış ve
tapuda paydaşlardan biri adına bağımsız bölüm olarak kaydedilmiş olduğu takdirde de iptal
davası açılabilecektir.
 6
 Germeç, a.g.e., s.69 7
 Alpöğünç, a.g.m., s.496 8
 T. Murat PULAK, “Açıklamalı, İçtihatlı, Örnekli, Notlu Kat Mülkiyeti Kanunu”, Adalet Yayınevi, 6. Baskı, Ankara
2011, s.56 9
 Erkan Alpöğünç, Arsa Payı Kavramı, Önemi, Hesaplanması, Düzeltme Davası, TBB Dergisi 2010 sayı 89 10 Prof. Dr. Selahhattin Sulhi TEKİNAY, Kat Mülkiyeti ( Eşya Hukuku II/2) s. 98-99, Filiz Kitabevi 5

Arsa payı düzeltmesi davası bir tespit davasıdır. Dolayısıyla bu davada bir hakkın (arsa
payının oranı) varlığının tespiti talep edilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus davanın
açılması için korunmaya değer bir güncel yararın bulunması gerektiğidir.
Binanın yıkılması ya da tamamen harap olması durumunda kat mülkiyeti veya kat
irtifakının sona ereceği, 634 sayılı Kat Mülkiyet Kanunu’nun “Anayapının Harap Olması”
başlıklı 47/1. maddesindeki düzenleme ile hüküm altına alınmıştır. İlgili madde metni
aşağıdadır;
“II - Anayapının harap olması:
Madde 47/1 :Anayapının tümü harap olmuşsa, anagayrimenkul üzerindeki kat
mülkiyeti kendiliğinden sona erer.”
Anayapının yıkılması veya tamamen harap olması sonucu kat irtifakı ve kat mülkiyetinin sona
ermesi halinde bu anayapı üzerindeki mülkiyet haklarının ve yapılacak tasarrufların hangi
hükümlere tabi olacağı da aynı kanunun “Bildirme Ödevi ve Kaydın Silinmesi” başlıklı 48/2.
Maddesinde düzenlenmiştir. Madde metni aşağıdadır;
“Madde 48/2: Kat mülkiyeti sona erince, kat mülkiyeti kütüğündeki sayfalar
kapatılarak gayrimenkulün kaydı anayapıdan sağlam kalan kısımlar gösterilmek ve kat
mülkiyeti kütüğü kurulmadan önceki genel kütük kaydiyle bağlantı sağlanmak suretiyle, arsa
payları oranında ortak mülkiyet esaslarına göre, genel kütüğe tescil edilir. Bu halde sigorta
bedelleriyle enkaz üzerinde de ortak mülkiyet hükümleri yürür.”
Bağımsız bölüm maliklerinin, kat irtifakının ya da kat mülkiyetinin bulunduğu
zamanda sahip oldukları arsa payları, anayapının yıkımından ya da tamamen harap
olmasından sonra da son derece önemlidir.
KMK md. 48/2 uyarınca mevcut arsada artık “paylı mülkiyet” esaslarının uygulanacağı
düzenlenmiştir. Yargıtay’ın bu doğrultuda vermiş olduğu kararlar mevcuttur. Örneğin
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 03.05.2004 tarih ve 2890 E., 3399 K. sayılı kararında “47.
maddenin açık hükmü karşısında ana yapının tamamının harap olması durumunda kat
mülkiyetinin kendiliğinden kalkacağı, tapuda işlemlerin tamamlanmamasının kat
mülkiyetinin devam edeceği anlamına gelmeyeceği, arsa payları oranında mülkiyetin paylı
mülkiyet şeklinde malik olacakları…” şeklinde hüküm kurulmuştur. Paylı Mülkiyet, bir mal
üzerindeki mülkiyet hakkının, paylı olarak birden çok kimseye ait olması halidir.11

 11 Oğuzman, Seliçi, Oktay-Özdemir; eşya hukuku, syf;255 6

Pay oranı, paydaşın, paylı malın yönetiminde söz sahibi olma durumunu (MK. m. 689),
yükleneceği gider, vergi ve sair yükümlülüklerin oranını (MK. m. 688/2) tayin edeceği gibi,
paylı mülkiyetin sona ermesinde veya satılmasında her bir paydaşın mal veya para olarak
eline geçecek şeyi de belirleyecektir.12
Ayrıca 31.05.2012 gün ve 28309 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olan 6306 sayılı
“Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” ve 15.12.2012 gün ve 28498
sayılı Resmi Gazetede yayınlanan, 02.07.2013 tarihli Resmi Gazete ile değişik “Afet Riski
Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği” ile getirilen
yeni uygulamalar doğrultusunda bağımsız bölüm maliklerinin sahip oldukları arsa payı
oranlarının gerçeğe uygun olarak tespit edilmesi, eskiye nazaran daha büyük öneme sahip
hale gelmiştir.
6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği kapsamında, riskli yapı olarak tespit
edilen ve bu Kanun kapsamında yıkımı gerçekleştirilen binalar ile riskli alan ve rezerv yapı
alanlarındaki arazilerde oluşacak paylı mülkiyet birliğinde, uygulama işlemleri ve maliklerin
taşınmaz üzerinde bulunacakları uygulama tasarruflarında Medeni Kanunun 692/1.
maddesinde düzenlenen pay ve paydaş birliği yerine 6306 sayılı Kanun ve Uygulama
Yönetmeliğindeki nisaplara göre karar verilebilmektedir.
Örneğin, Medeni Kanunun 691/2. maddesine göre olağan yönetim sınırlarını aşan ve
paylı malın değerinin veya yarar sağlamaya elverişliliğinin korunması için gerekli bakım,
onarım ve yapı işlerinde pay ve paydaş çoğunluğunun aranacağı düzenlenmiştir. Aynı
Kanunun 692/1. maddesiyle ise paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın
veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi veya paylı
malın tamamı üzerinde tasarruf işlemlerinin yapılmasını, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmış
olmadıkça, bütün paydaşların kabulüne bağlanmıştır.
Ancak 6306 sayılı Kanun’un 6/1. Maddesi ile Medeni Kanunun uyguladığı çoğunluk
değerleinden veya oybirliğinden farklı olarak şöyle bir düzenleme yapılmıştır: “...Bu
parsellerin malikleri tarafından değerlendirilmesi esastır. Bu çerçevede, parsellerin tevhit
edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına,
yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hâsılat paylaşımı ve diğer
usuller ile yeniden değerlendirilmesine sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az
üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karara katılmayanların bağımsız bölümlerine ilişkin
arsa payları, Bakanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek bu değerden az olmamak üzere
anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılır…” Afet riski altındaki binalar
ve arsalar açısından. 6306 sayılı Kanun, Medeni Kanun’a göre hem özel nitelikli bir Kanun
olduğundan, hem de yürürlük tarihinin daha sonra olmasından dolayı bu tip bina ve
taşınmazlarda uygulama 6306 sayılı Kanun’a göre yapılacaktır.
 12 Oğuzman, Seliçi, Oktay-Özdemir; eşya hukuku, syf;256 7

6306 sayılı Kanun’un yukarıda örnek olarak verilen 6/1. maddesinden de anlaşılacağı
üzere 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği ile eski bağımsız bölüm maliklerinin sahip
oldukları arsa paylarının oranı sahip oldukları mülkiyet hakkının özünü etkileyecek bir niteliğe
sahip olmakta ve hatta sahip olunan mülkiyetin nev’inin değiştirebilmektedir. Bu nedenle
arsa payının kendi dairesi veya işyeri açısından hatalı olarak belirlendiğini düşünen bağımsız
bölüm sahiplerinin açacağı arsa payı düzeltme davaları önem kazanmaktadır. Açılacak arsa
payı düzeltme davalarının temel unsurlarını da bu nedenle temel olarak belirlemekte fayda
bulunmaktadır.
a. Davacı
634 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca arsa paylarının bağımsız
bölümlerin payları ile orantılı olarak tahsis edilmediği hallerde, her kat maliki, kat irtifakı
sahibi veya onların kanuni temsilcileri ve yasal mirasçıları, arsa paylarının yeniden
düzenlenmesi için mahkemeye başvurabilir. Arsa paylarının düzenlenmesi talebi doğrudan
mülkiyet hakkı ile bağlantılı olduğundan, dava açma hakkı sadece kat maliklerine veya kat
irtifakı sahiplerine tanınmıştır.13 Bu sebeple ana taşınmazda sonradan kat maliki haline gelen
kişilerin de arsa paylarının düzeltilmesi davası açma hakları mevcut olacaktır.
b. Davalı
Arsa payının düzeltilmesi davasında davalı, binada bulunan diğer tüm kat maliki veya
kat irtifakı sahipleridir. Bu tür bir davada, davacı olmayan tüm kat maliklerinin ya da kat
irtifakı sahiplerinin davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir.14 Bir diğer anlatımla, dava
sonucu arsa payının düzeltilmesine karar verilir ise, düzeltme sebebi ile sadece bir bağımsız
bölümün değil, diğer bağımsız bölümlerin de arsa paylarının düzeltilmesi ve değişikliklerin
tapuya tescil edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, davacı dışında kalan tüm kat malikleri veya
kat irtifakı sahiplerinin davalı olarak gösterilmesi veya davada taraf olmaları gerekir.
c. Görevli ve Yetkili Mahkeme
634 sayılı Kanunun ek 1’inci maddesi, bu Kanunun uygulanmasından doğacak her
türlü uyuşmazlığın sulh mahkemelerinde çözümleneceğini hükme bağlamıştır. Bir diğer
anlatımla, arsa payının düzeltilmesi talebi ile açılacak olan davada görevli mahkeme sulh
mahkemeleri olacaktır. Yetkili mahkeme ise HMK’nun 12’nci maddesinin birinci fıkrası
uyarınca taşınmazın aynından kaynaklandığı için taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi
olacaktır.15
 13 Germeç, a.g.e., s.71 14 Germeç, a.g.e., s.71 15 HMK m.12; Taşınmazın Aynından Doğan Davalarda Yetki; “(1) Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya hak
sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin
davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.” 8

Kat Mülkiyeti Kanunu madde 33’e de göre bu Kanunun uygulamasından kaynaklanan
tüm çekişmelerin Sulh Hukuk Mahkemesince çözümlenmesi gerekir ve bu kural emredici
niteliktedir.16
d. Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre
Arsa payı değişikliği veya düzeltilmesi talebi ile açılacak olan davalarda herhangi bir
hak düşürücü süre söz konusu değildir. Bu davalar, ana yapının kat mülkiyeti veya kat irtifakı
statüsünü koruduğu sürece açılabilecektir.17
5. Arsa Payı Düzeltilmesi Talebi
Arsa payı değişikliğinin yapılabilmesinin zorunlu şartı; arsa paylarının bağımsız
bölümlerin değerlerinin kat irtifakı ya da kat mülkiyetinin kurulduğu tarihte, gerçek değerleri
ile orantısız olarak belirlenmiş olmasıdır.18
6. 634 Sayılı Kanunun 44’üncü Maddesi
634 sayılı Kanunun 44’üncü madde hükmü uyarınca ana gayrimenkulün üstüne kat
ilavesi yapılması veya zemin veya bodrum katlarında veya arsanın boş kısmında 24’üncü
maddenin ikinci fıkrasında yazılı yerlerin sonradan yapımı ve ilavesi mümkündür. Bunun için;
(i) kat maliklerinin buna oybirliği ile karar vermesi, (ii) yapılan yeni ilaveler de dahil olmak
üzere bütün bağımsız bölümlerine tahsis olunacak arsa paylarının usulüne göre yeniden ve
oybirliği ile tespit edilmesi ve (iii) ilave edilecek yeni bağımsız bölüme tahsis edilen arsa payı
üzerinde, tapu memuru huzurunda yapılacak resmi senetle 14’üncü maddeye göre kat irtifakı
kurularak bunun ana gayrimenkulün bütün bağımsız bölümlerinin kat mülkiyeti kütüğündeki
irtifaklar hanesine tescil edilmesi ve ana gayrimenkulün kapanan eski kütük sayfası ile
13’üncü madde hükmüne göre bağlantı sağlanmasının şart olduğu belirtilmiştir.
Söz konusu madde (634 sayılı Kanun 44’üncü madde) uyarınca, yeni yapılan veya ilave
edilen yerler için arsa payı değişikliğinin yapılabilmesi için bir önceki paragrafta bahsedilen
şartların gerçekleşmiş olması gerekir.

 16 Prof. Dr. Selahattin Sulhi TEKİNAY, Kat Mülkiyeti ( Eşya Hukuku II/2) s.100, Filiz Kitabevi, Yargıtay 5. Hukuk
Dairesi T. 23.1.1989, E. 198/9902, K.1989/831 ( Yasa, 1989 Aralık, s. 1655). 17 3 Mart 2008 Tarihli 18. HD, 2007/9977 E., 2008/2872 K. 18 5 Şubat 2009 Tarihli 18. HD, 2008/10404 E., 2009/700, PULAK, a.g.e., s.54, 634 sayılı Kanun, m.3, f.2, cümle 1;
“Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, bu mülkiyete konu olan ana gayrimenkulün bağımsız bölümlerinden her birinin
konum ve büyüklüklerine göre hesaplanan değerleri ile oranlı olarak projesinde tahsis edilen arsa payının ortak
mülkiyet esaslarına göre açıkça gösterilmesi suretiyle kurulur.” 9

7. Sonuç
Zamanında inşa edilmiş olan binalarda yapım aşamasında hatalı olarak belirlenmiş
olan arsa paylarında değişiklik yapılmasının mümkün olmasının dayanağı 634 sayılı Kanunun
3. ve 44. maddeleridir. Bunun dışında eğer kat mülkiyeti mahkeme kararı ile kurulmuş ise,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 303’üncü maddesi uyarınca kesin hüküm
teşkil etmesi nedeniyle, arsa payının yanlışlığı nedeniyle dava açılamaz.
19
Her ne kadar 5711 sayılı Kanun ile getirilen değişiklikten sonra arsa paylarının
belirlenmesi konusundaki sıkıntılar azaltılmış olsa da, 6306 sayılı Kanun hükümleri nedeniyle
arsa payları KMK m3’e göre uygun biçimde paylaştırılmamış ise bina yıkılıp yeniden yapılacağı
zaman kat malikleri mülkiyet hakları açısından büyük hak kayıplarına uğramaktadır. Böyle bir
kayba uğramamak için mülkiyet hakkı sahiplerinin kat mülkiyetine ya da kat irtifakına
geçişlerde arsa payı paylaşımlarına dikkat etmesi gerekmektedir. Ayrıca yeni bir daire sahibi
olacak kişilerin de satıştan önce alacakları bağımsız bölümün arsa payına dikkat etmesinde
yarar vardır.
Netice olarak binalardaki daire veya işyeri sahipleri; zamanında belirlenen arsa
paylarının hatalı olarak belirlendiğini düşünüyorsa, haklı sebepleri varsa, koşulları uyuyorsa
ve iyi niyetli iseler arsa payının düzeltilmesi davası açmaları gerekmektedir.



 19 Alpöğünç, a.g.m., s.501

Yeni Bina da Müteahhit Firmanin Sorumlulukları

 Yeni iskanı alınmış bir binada müteahhit firmanın teknik ve eksiklere dair sorumlulukları, hem Türk mevzuatı hem de genel inşaat hukuku çer...