13 Mart 2013 Çarşamba

İş Dünyasında Çatışmaya Girmek

İş Dünyasında Çatışmaya Girmek


 
İşletmecilik; Yönetim ve taktik olarak farklı olmakla birli de birçok bakımdan askeri bir birlik den farkı yok. Tek farkları sonuç olarak birinde hataları kanla diğerinde nakit kayıp ederek ödenir. Her ikisi de hayatı öneme sahip bireysel ve kurumsal olarak. Planlama ve uygulama ne kadar net ve detaylı olursa başarı oranı o kadar iyi olur. Özelikle Doğuda vatani görevini yapmış bir insan bunu gözünde canlandırması son derece kolay olacak.

Öncelikle işletme kurulmadan önce veya yeninden yapılanmaya giden firmalar çok iyi bir planlama yapılmalı ve bu planı en iyi şekilde uygulamaya konulmalıdır. Ne kadar detaylar net olursa uygulama oranı da o kadar yüksek olur. Her ihtimal göz önüne alınmalı ve bunu uygulayacak kişinin yöneticilik ve işletmecilik bakımından bilgili olunmalı. Birilerinden danışmanlık hizmeti alınacaksa bu işi daha önce yapmış birilerinin düşüncelerini almanız ve kendinizi bunu hazırlamanız son derece önemlidir.

İş planı yapılması gereken faaliyetlerin bir metnidir kendisi değildir. Harita bir arazını fotoğrafıdır kendisi olmadığı gibi Planı icra ederken yeni kurulan işletmelerin tecrübeli elaman temin etmesi daha iyidir. Elemanların şirketin faaliyet gösterdiği alana göre bir zaman eğitme gönderilmeli ve ondan sonra görev verilmeli ve bu eğitimler gelişmelere göre devam edilmelidir. Özelikle büyük firmalarda hangi elamanın hangi alanda görevi en iyi şekilde yerine getireceği tespit edilmeli ve ona göre organize edilmelidir.

İşletmenin gelecek de neler olacağını bilmesi cin çok iyi bir bilgi kaynaklarını kullanarak rakiplerini ve müşterilerini analiz edilmeli ve ona göre hareket ederek avantajlı konuma gelinir. Rakiplerin ne yaptığını, fiyatlarını, elamanlarının yeteneklerini, kullandığı üretim yöntemlerini, kaynaklarını, zayıf ve güçlü yanlarını tespit ederek nereden ne zaman ne gibi hareketlerde bulunacağını planlamalı ve karsı tedbirler uygulanmalı. Aynı durum müşterilerinde de geçerli onları sürekli takip ederek ihtiyaçlarınızda olası değişkenlikleri ve işletme hakkında ki düşünceleri alınarak ona göre gerekli görülen eylemler yapılmalı. Sizin sektörde ki herkesi rakip görmek de hatadır. Bazılarından ortak hareket ederek yardımlaşmalı.

İş dünyasında fark yaratmak için her zaman rakipleri ve müşterileri takip etmek iyidir. Ancak ondan daha iyisi de ilk olmak ve avantajlarından yararlanmak için yenilikçi ürünler / hizmetler sunulmalı . Bunun için araştırmalı ve en iyi ürünü geliştirmek için çalışmalar yapılmalı sizin yakaladığınız bir noktayı rakipleriniz veya müşterileriniz görmemiş olabilir. Yenilikçi ürünler ve hizmetler her zaman çok fazla müşteri getirmiştir.








 
 

Neden Bu Kadar Tembeliz!!

Neden Bu Kadar Tembeliz!!






Milet olarak çok tembeliz. Hem de her acıdan iş , spor, çalışmak, kitap okumak, her yaş da her zaman tembellik çeşitlilik gösterir. Bu günün işini yarına bırakmak o kadar alışkınız ki ne zaman yeter nede işler biter. Hele bir de kendi işimiz veya serbest zamanlı bir iş işe daha berbat durum oluyor.Başka birinin işinde, günde 8 saat çalışan bir insan kendisinin çok çalıştığını, Patrona bütün parayı kendisi kazandırdığını ve kendisi çıktığı zaman bu iş yerinin batacağını düşünerek hak etmediği maaş talep eder veya iş den ayrılır, kendine bir işletme kurar, İlk günlerde bir hevesle erken gelir geç gider ve işine dört elle sarılır.

Ancak beli bir zaman sonra işletmeyi geliştirmek, Yönetim ve planlama dan da yoksun olduğu için ekip kuramaz veya kurduğu ekibi motive edemez ve her işi kendisi yapmaya başlar. Beli bir zaman sonra kendisi de sıkılır ve günde 2 saat çalışmaya başlar bıkkın bir şekilde eğlence, boş işler, gereksiz konuşmalar uzun telefon görüşmeleri ve gereksiz işlerle uğraşarak zaman geçirerek kendince iş yapar

Bir zaman da böyle devam eder, kendine haklı neden ler bularak ekonomik kriz, çalışanların dürüst olmadığını, yalancıdan geçilmediğini ve bu işin para kazandırmadığını şartların değiştiğini söyleyerek kendine hayali engeller koyar ve işletmesini kapatır. Kendisin de şans olmadığını ima ederek çevrem yok İnsanlar çok kıl milletin ağız kokusu çekilmiyor bu iş yapılmaz bana destek veren yok, parasız olmuyor diyerek etraf da dolaşır ve hiç bilmediği bir işe yeniden baslar ama orada da dikiş tutturamaz ve başka bir yer de de çalışmak zorunda gider.

Ama haksızlık etmeyelim bu insan tv izlemeye, oyun oynamaya, İnternet de saatler ce sörf yapmaya, uyumaya zaman bulur. Tv nin karsısında 2 saat hiç kımıldamadan maç seyreder sonra onun haberini de izler bir de onu gazetede okuyarak saatler ce arkadaş arasında sohbet eder. Olmadı tekrarını da izler bu maç veya dizi olması fark etmez. Sigara ya eğlenceye, yemeğe ve gezmeye para harcarken kitap almak ve eğitime para vermeyi aptallık olarak görür. Kendisinin hiçbir şey öğrenmeye gerek olmadığını söyler .

Simdi kabul edelim bu insan kendine göre çok akıllı ve zekidir. Herkes aynı mı? Hayır, ama istisnalar kaideleri bozmaz bunu da kabul edelim ve kendimize gelelim Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır: çalışkan olmak. Sosyal hastalıklarımızı araştırırsak asıl olarak bundan başka, bundan mühim bir hastalık keşfedemeyiz. O halde ilk işimiz bu hastalığı esaslı surette tedavi etmektir. Milleti çalışkan yapmaktır. Servet ve onun doğal sonucu olan refah ve saadet yalnız ve ancak çalışkan insanların hakkıdır.
Mustafa Kemal Atatürk

Fakirlerin Zenginlere Yaptığı Adaletsizlik!

Fakirlerin Zenginlere Yaptığı Adaletsizlik!






Herkes farklı miktarlarda çalışıyor, çaba sarf ediyor ve herkesin ailesi geçmişte farklı miktarlarda çalışmış çabalamış dolasıyla farklı gelirleri var. Önemli olan gelir dağılımının eşit olması değildir, önemli olan gelir dağılımının adil olmasıdır. Eşitlik ve adalet farklı şeylerdir. Adalet çok çalışanın, yetenekleri olanın hak ettiği miktarı kazanmasıdır.

Tembel tembel oturanların veya önlerine çıkan iş fırsatlarına burun kıvıranların da hak ettikleri miktarı kazanmasıdır. Sistem çok çalışmayı, okumayı, öğrenmeyi, kendini geliştirmeyi teşvik etmelidir ki ülke daha hızlı büyüsün, zenginleşsin ve kalkınsın. Bu işin kestirme yolu yok Ücretlerin en adil belirlendiği sistem ise inanmayacaksınız ama serbest piyasa sistemidir. Eğer piyasa bir kişinin yeteneklerini ve yapabileceklerini değerli buluyorsa bu kişinin geliri daha yüksek olacaktır.

Hürriyet bir haberde en zengin % 20’lik kesim ile en yoksul % 20’lik kesimin yaptığı ortalama harcamalar karşılaştırılmış ve farkın 18 kat olgunu yazmış Haberdeki talihsiz nokta ise gazetecinin yaptığı şu açıklama: “ Eğitime ayda sadece 11,4 milyon YTL harcayan en yoksul kesimin içki ve sigara harcamaları ise 91,1 milyon YTL’yi buluyor. En zengin % 20’lik dilimin içki ve sigara harcamaları ise 256 milyon YTL ile eğitim harcamalarına yakın seyretti.”

Adaletsizlik yoksul ailelerin paralarını çocuklarının eğitimi için harcayacaklarına gidip İÇKİ VE SİGARAya harcamalarıdır. Bu çocukların gelecekte başarılı olabilmelerinin en kestirme yolu iyi bir eğitim almalarıdır. Yine de devletin bu çocuklara anne ve babalarından daha fazla para harcadığı aşikar değil mi? Devlet de parayı, çok kazanan çok vergi veren vatandaşlardan topluyor

Yatırım Seviyeniz Nedir?

Yatırım Seviyeniz Nedir?


Yatırım ilerde bir amaç ve beklenmedik giderleri karşılamak için uzun ve kısa zamanlı nakit olabilecek kar amacı için varlık sahibi olmaktır. Finansal olarak kısa zamanda nakit de çevrilecek döviz, altın, borsa ve değerli kağıtlardır. Uzun vadeli olarak da gayrimenkul, makine, araç benzeri türevleridir.

Sistematik ve sistematik olmayan riskler içerir. Sistematik riskler enflasyon, faiz, vergiler, zaman, özelik, yasalar, politik, pazardır. Sistematik riskler Finans, yönetim ve sektörle ve endüstri riskler olarak sınıflandırılır. Her zaman yatırım yapılacak konuda bilgili olunmalı veya o konuda uzman birinden yardım almak sizin riskinizi en az indirir.

Yatırımcıları sınıflandırdığınız da Önümüze Birinci olarak Türkiye de yaygın olan tasarrufla yatırım yapmak dır. İlerde harcamaları gidermek amacı ile döviz veya altına yatırım ilk akla gelenlerdir. Genelde bireysel yatırımcıların tercihidir. Kısaca yastık altı yatırımlardır. Burada amaç paranın değerini korumak dır. İkinci seviye olan yatırımcılar borçlanarak Gayrimenkul makine, donanım alımlarını içerir. Otomobil alımı ticari amaç içinse oda girer. Ancak aracın kendisi yatırım amacı ile alınmaz. Hem yatırımın değerlenmesi hem de kiraya vererek kendini amorti etmesinden dolayı çok uzun zamanlı bir yatırım türüdür.

Üçüncü seviyede olan yatırımcılar kendi öz kaynaklarını kullanarak alırken kazanma mantığıyla hareket ederler. Normal fiyatın altından alım yaparlar ve piyasa fiyatından satarak kar elde ederler. Dördüncü seviye olan yatırımcı işe genelde kısa vadeli olan yatırım türevleri ve bu yatırımlardan gelen karlar ile uzun vadeli yatırımları finansman eden borsacılar ve işletme sahibelerinin en çok kullandığı bir yöntemdir. Bir anlam da gerçek yatırımcının ilk basamağıdır yatırım araçlarını ve borsadan iyi anlamak lazım.

En üst seviye olan 5. Olarak da Başka birinin parasıyla para kazanma mantığına giderler. Bunların çok iyi organize edilmiş kurumsal bir işletme ve yatırım için iyi bir ekibi vardır ve bunlar borsada hisse satarak nakit sağlarlar. Bu gün İMKB de işlem gören bütün firmalar bu tür yatırımcılar dır. Halktan para toplar ve sonra onlara kar dağıtır. Nakitleri kısa ve uzun dönemli yatırım araçlarında her zaman değerlendirirler.

Yatırım seviyeniz; eğitime, varlığınıza ve risk kapasitesine, yasınıza göre değişkenlik gösterir. Yatırımlardan en fazla kar sağlayan 5 ve 4 seviyedeki yatırımcılardır. Bunun için borsa dan ve gayrimenkul den çok iyi anlamak ve bütün zamanınızı bu iş profesyonel anlamda ilgilenmeniz lazım. Borsa bir oyun değil!! Yatırım aracıdır. Sizin yatırım seviyeniz kaç?

Kararsızlıkta kararlı olan yöneticiler!!

Kararsızlıkta kararlı olan yöneticiler!!






Karar almak insanın her an karşılaştığı bir tercihi seçimidir. Bunun sonucunda bir düzine eylem içerir. Bazen bilinçli ama genelde bilinçsiz günde birçok kere karar alırız. Konuda ne kadar bilgili, eğitimli ve tecrübe sahibi olursak o kadar bilinçli kararlar alırız. Bir olay karsısında beynimiz hemen eski yaşanmışlıkları ve bilgileri, tecrübeleri hatırlar ve otomatik komutlar göndererek en uygun hamlemizi yaparız bu canlının kendini koruması için hayati önemlidir. Zamanla bu kararları bilerek almaya başlarız.

Bir insan ne kadar sorumluluğu varsa o kadar fazla karar alır ve sonuçları da o kadar etkiler. Yöneticiler hem sorumlu olduğu kurumu hem de bireysel kararlar alır. Kurumun çıkarlarını kendi çıkarlarının önünde tutmalılar. Aksi takdirde kuruma zarar verirler. Bunun için duygusal olmayan kararlar alınmalı. Her gün yatırım, yönetim, işe alımda, proje vs kararlar alınır. Önemli olan şartları ve durumu değerlendirerek en uygun karar almak için karar sonucu ne olacak, nerede inçe ayarlamalar yapılmalı, hangi şartlarda alternatif seçenekler ne olmalı yazarak bilgi toplanıp uygulamaya konulmalı. Öncelik acil olanlara verilmeli.

Karar alırken duygusal olarak benden daha iyi kimse bilmez denmemeli. İşin uzmanlarına tanışmalı iyi araştırmalı her uzmanın düşüncesi değerlendirilmeli ancak her uzmana da güvenmemeli onların da hata yapma payları var. Topladığınız verilere göre en uygun olanı tercih etmek sizleri riske karsı korur. Karar alma asmasında; Elamanlar izinde, Nakit yönünden yeterli değiliz, ortam uygun değil, bunu yapacak bilgimiz yok, o kadar tecrübeli değiliz, daha bu iş de yeniyiz gibi erteleme nedenleri bulmanız size bir fayda sağlamaz. Ancak zaman kayıp ettirir.

Karar almak araç kullanmak gibidir. Nasıl ki araç kullanırken aracın durumuna, yolla, hava şartlarına, yakıt miktarında ve motor ve yükün durumuna göre en uygun hızı seçiyorsak. Karar almada da en uygun veriler toplanarak arada bir gaz, debriyaj, direksiyon, freni kullanacağımıza karar verilmeli. Amaçlanan zamanda oraya ulaşmalıdır. Kurumsal olarak da farklı zamanda farlı karar ve uygulamalar olmalı ancak her zaman hedefe ulaşılmalıdır.Ne kadar iyi karalar alırsak alalım sonuçlandırılmayan bir karar bize fayda sağlamaz.

İşletmenin ve İşletmecinin Körelmesi

İşletmenin ve İşletmecinin Körelmesi

Yeni iş yeri kuran girişimci ve işletmeci; amaca bağlı olarak işletmenin başarılı olması için gerekli planlar yapılmış ve işletme kurularak testler yapılır. Gerekli görülen değişikliler uygulanmıştır ve İşletme üretime hazır hale gelmiştir. Bu zamanda işletmeci çok heveslidir. Hayallerine kavuşmak sadece 1 adım kalmıştır. Yeni kurulan ya da yeniden yapılanmaya giden firmalarda yapılacak işler yazılıdır. Görev dağılımı yapılmış olup her elaman yapacağı işi ve sorumluluklarla yetkilendirilmiştir.

Tam olarak her planı uygulamak için gerekli ortam hazırlanır ve müşterilerin taleplerini karşılamak için üretime geçilir. İlk zamanlarda işletmeci, yönetici heveslidir. Kendine sürekli olarak daha iyi nasıl yaparım? Diyerek araştırır, müşterileri dinler, çalışanların düşüncelerini alır ve onları ödüllendir. Her zaman işleri takip eder. Gelişmeleri takip ederek düzenli olarak ilerlemeye ve ilk hedefini gerçekleştir. Her şey tam da istediği gibidir. Kendine güveni gelir ve korkularını yenerek kibirlenir. İşletmeciliğin o kadar da zor olmadığını otomobil kullanmak kadar kolay olduğunu söyler.

Beli bir zaman geçtikten sonra ilk hedeflerine ulaşmanın kendinde yaratığı güveni ve başarı duygusunu kontrol altına alamayarak aşırı kendine güven ve başarı sarhoşluğu tuzağına düşer. Kendini çok başarılı diğer insanlardan üstün aslında her şeyin kendisine bağlı olduğunu dolasıyla kimin ne bildiğinin hiç önemli değil. Önemli olan benim düşüncem ve fikirlerim der. Bu zamanda organize ve takip de sorunlar baş gösterir şikayetler artar ekibi küçümser, ortak çalıştığı kurumlara ve insanlara gerekli önemi vermez ve işletmenin basında durmaz. Olan aksaklıkları normal kabul eder. Gidermek için ya olduğuna bırakır yada erteler su anda işim var daha sonra diyerek.

Müşteriler işletmeyi terk eder. Birinin gitmesi ile batmam beni o mu kazandırıyor der. Aynı durumda elemanlar içinde geçerlidir. O olmasa da işletme devam eder. Biri gelir biri gider diyerek işinde tecrübeli ve bilgili çalışanına yol verir. Yol vermese de kendine değer verilmediğini düşünen elaman iş için ayım dolsun paramı alıyım der ve gerekli şekilde çalışmaz. Artık işletme ilk zamanlardaki gibi düzenli değildir. Müşteriler gitmiş olur. Sistemler bakımsız elamanlar mutsuz ve şirketin gelir kaynakları azalır.

Bu tabloyu gören işletmeci; durumu çok geç görür ve kendine haklı nedenler bulur. Ya müşteriler memnun etmek, çalışanları menün etmek, ekonomik kriz, hayat pahalılığı, bir zaman sonra işler düzelir, Hava bulutlu, yağmur var, millet tatilde, okular açıldı, bu saat de müşteri mi gelir, bu gün pazar, vergiler var gibi nedenleri öne sürerek işlerin olmamasını normal bulur. Kendi egolarına işletmeyi de kurban ederek firmayı kendisi ile birlikte uçuruma yuvarlar.

Duygulara dokunuyor musun?

Duygulara dokunuyor musun?





İş dünyasında başarının sırı çok üretmek de değil satmak da . İnsanlar ile her zaman birlikteyiz kimi zaman bir ofis de kimi zaman bir lokanta da ya da fabrikada. İş, sosyal ve aile ortamında sürekli birileri ile birlik de yaşarız çünkü insan beşeri bir varlık ve toplu halde yasar . Onun için insanların duygularına anlamak lazım. Değer verilmeli sadece insanlar değil hayvanlar bile sevgiye karşılıksız kalamaz.

Özelikle pazarlama da çalışan insanların bu konuda daha iyi olmalı. Yeri geldiğinde insanlara bir büyük, kardeş, sef olunmalı bunu için insan psikolojisini çok iyi bilmeli. Doğru sorular sorarak karşıdaki insanın duygularını anlamalı. Ne his ediyor, sorunu ne ? ona göre çözüm üretmek için harekete geçmek lazım

İnsanları sınıflandırmak son derece yanlış bir genellemedir. Yok bu bakıcı, fiyat öğreniyor, piyasa araştırması yapıyor, sinirli, bundan iş çıkmaz gibi sınıflandırmak son derece hatalıdır neden se perakende ve pazarlama eğitimlerinde bunu sürekli yaparlar. İnsanız sonuçta bir zaman iyi oluruz bir zaman sorunlarımız olur. Aslında bu tam olarak size sadık bir dost ve müşteri sağlamak için bir fırsat dır. Onun düşüncelerini ve fikrini sorun. Onda meydana gelen duygu ve hisler size ömür boyu bir dost kazandıra bilir

İkili ilişkiler olsun ya da bir toplum ve aile olsun bir birini anlamayan ve aynı duyguları paylaşmayan insanlar bir ara da bulunamaz. Birilerine güvenmek isterler. Hem de hiç tereddütsüz ve ciddiyet ile bu günkü boşanmaların ailelerin dağılmasının firmaların batmasının en büyük nedeni insana değer verilmemesidir. İnsanlara değer verirseniz o da size değer verir ve elinden geldi kadar en zor zamanda yanınız da olur. Üstelik sizin adına arkadaşlarını ve ailesine tavsiye ederek size müşteri bile kazandırır.

İnsanlar para için çalışır ancak güvendiği ve sevdiği biri için ölüme gider

Gayrimenkul Sektöründe Markalaşma

Gayrimenkul Sektöründe Markalaşma






Küreselleşme olgusu her sektörde olduğu gibi gayrimenkul sektöründe de yaşanmaktadır. Dünyanın tek pazar haline gelmesi, ticari sınırların yavaş yavaş ortadan kalkması ile her işletme dünyanın her yerinde faaliyet gösterebilir hale gelmiştir. Bu çerçevede, uluslararası gayrimenkul işletmeleri ülkemizde faaliyet gösteriyorlar ve acentalık sistemi ile Türk gayrimenkul pazarına girdiler. Öte yandan mortagage ile başlayarak yabancı finans kuruluşları ülkemize gelerek ve bazı yerel bankaları satın aldılar gayrimenkul pazarına girmiş bulundurlar.

Markalaşma artık sürekli duyduğumuz bir terim olarak yer almaktadır. Marka reklam ilişkisi ise rekabette önemli rol oynamaktadır. Reklam markalar hakkındadır; reklamı yapılan markanın bilinçli veya bilinçsiz olarak imajını yaratmak veya güçlendirmek için dizayn edilir Uluslararası markaların Türk pazarına girmesi kesinlikle bir tehdit olarak algılanmamalıdır, aksine ülkemizdeki yerel işletmeler bu sayede rekabetten geri kalmamak için standartlarını yükseltmek zorundadırlar.

Markalaşmak, yerel ve uluslararası pazarlarda önemlidir, çünkü markanın, rekabetin olduğu pazarlarda diğer ürün sunan firmalardan ayırt edici özelliği vardır ve güven verir. Fakat, ülkemizde maalesef yerel ve uluslararası bazı işletmeler markalaşmaya gitmiş, fakat marka gerekliliğini yerine getirememişlerdir. Marka, bir işletmenin ürün ve hizmetlerini diğer işletmenin ürün ve hizmetlerinden ayırt eden sembol, isim, logo işaretleridir. Fakat hedef kitlerde bir duygu ve güven sunmalıdır. Sadece markalaşıp, fakat marka gerekliliğini benimsemeyen işletmeler markalaşmamış demektir.
Gayrimenkul sektöründe uluslararası markaların yanında başarılı yerel markalar da vardır Gayrimenkul işletmeleri, aslında, kendilerini diğer işletmelerden nasıl farklı konuma getirebilirler konusuna odaklanmalıdırlar. Bakkalların bile süpermarketler ile rekabet edemediği günümüz koşullarında gayrimenkul firmaları da standartlarını arttırmalı ve farklı olma yollarını aramalıdır, çünkü pazarda aynı gayrimenkulü sunan birçok işletme vardır.

Markalaşma hem gayrimenkul pazarlayan firmalar ve inşaat şirketleri için artı değerler katarak hem müşterileri acısından daha güvenilir bulunur. İnşaat firmaları için işe markalaşan bir firma ile markalaşmayan bir firma arasında konut satışlarında bile %30 Lara varan bir fiyat farkı vardır. Bundan dolayı firmaların markalaşma ve kurumsallaşma için gerekeni yapması lazım.

Sarı Çizmeli Müteahhit

Sarı Çizmeli Müteahhit

Denetimlerin yetersiz olduğu inşaat sektörü maraton koşusu yapar gibi konut üretmeye devam ediyorlar. Çok az firmanın nitelikli konut ve proje üretmek gibi bir çizgileri var. Diğerleri genelde arsa olsun nerede olursa olsun zaten satılır diyerek proje değildi konut üretmeye bakıyorlar. Nitekim de haklılar. Türk insanın konuta bakış acısı her zaman farklı olmuştur. Kız istemeye gitseniz eviniz varsa kızı aldınız demek dir. Eviniz yoksa bir ihtimal. Yatırım acısından riski de yok denecek kadar azdır.

İnşaat firmalarının daha bir projeyi bitirmeden diğerine başlamalarına alışık olduk. Nitekim 4 veya 5 projeye bir anda başlayanlar bile var. Belediyeden proje için onay aldıktan sonra hemen satış işlemleri başlıyor. Siz evi almaya gittiğiniz de arsa da bir çalışma varsa şanslı olduğunuzu kabul edin. Elinde 1 milyon TL olan bir kişi kat karşılığı bir arsa bulduğunda müteahhitliğe hemen başlaya bilir karne için başvuru yapması yeterli. Ya da tanıdığı bir müttehitle ortak hemen işe başlarlar.

Öyle firmalar yada müteahhitler var ki ne maliyet hesaplamasını ne satış yapmasını ve işletmeciliği bilmezler. Bu kadar eksiklikleri var da neden bu iş de kalıcı oluyorlar bunun tek bir cevabı var. Kar yüksek olunca hatalar hemen kapanıyor ve hata yapma payı yüksek oluyor. Hala köydeki bakkal sahibi Ahmet amca gibi defter de hesap tutanları var. Durum böyle olunca da önlerini göremiyorlar. Nakit yönetimi. Bunu kaça yaparım nasıl olur, ne kazanırız demiyorlar. Ben yaparım nasıl olsa satarım diyorlar.

Böyle olunca ne kadar karlı olursa olsun yönetim hatalarından dolayı bir zaman sonra sorunlar baş gösteriyor. Teslimatlar gecikiyor, şikâyetler artıyor. Bunun sonucunda soluğu ya icra dairesinde yada mahkemede alıyorlar. Nitekim yakın zamanda 2 inşaat firması bu nedenlerle zor günler yaşadılar Onun için bir önce ya kurumsal olmalılar yada birkaç tane inşaat firması bir araya gelmelidir. Bu onların hem daha kaliteli proje üretmelerini, markalaşmalarını ve kurumsallaşmalarını hızlandırır. Yoksa önümüzdeki günlerde özelikle kobi sınıfındaki inşaat firmalarını zor günler bekliyor hem arsa konusunda hem de yönetim konularında

Gayrimenkul Satın Almayın! Kiralayın!

Gayrimenkul Satın Almayın! Kiralayın!


Öncelikle ne için alım yapacaksınız. Ödeme nasıl olacak? Kulanım amacınız nedir? Limitiniz nedir. Bu sorulara cevap vermeniz lazım. Her ne kadar gayrimenkulcüler satın almanızı söylese de bu kararı siz vermelisiniz. Onlar değil. Satın almak mı, kiralamak mı sizin için daha uygun olduğuna karar veremiyorsanız, bu kararı etkileyen faktörleri iyice değerlendirmelisiniz. Sonuçta yatırım yapan sizlersiniz! Dolasıyla hiç kimse sizin kadar detaylı düşünmez.


Aldığınız gayrimenkulün ödemesi en şekilde olacak. Bir işletmeci, bir çalışan ve devlet memurunun ihtiyaçları ve öncelikleri farklıdır. Çalışan ve memurların konut almaları daha mantıklıdır. Bunun mümkünse ödemesi pesin olması konutun normalinden daha ucuza alma imkânı verir. Bir yerde kiracı birinin banka kredisi kullanması mantıklıdır. Ancak burada kira/fiyat oranı çok önemli bir karardır. Banka kredisi kullanılacaksa faiz oranları, değerlendirme maliyeti ve zaman önemli kriterlerdir. Bu konuda uzman birine danışmanız daha sağlıklı olur.


Bir ikamet etiğiniz konut varsa. Kira geliri için konut almak mantıklı bir yatırım değildir. Bunun yerine alternatif yatırım seçenekleri olarak iş yeri ve arsa almanız size daha uygun olur. Arsa her zaman kazandırır. Yeter ki riskli bir bölge ve imar durumunda sorun olmasın. Bunun için belediyeden ve ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Arsa da Emsal, İmar cinsi, oturum alanı, arsanın sekli ve bulunduğu konum çok önemlidir.


Bir işletmeci; İş yerinde uzun sure kullanacaksa almasını önerebilirim. Bunu nakit yerine banka dan kredi seklide alırsa Kira yerine bankaya ödeme yapacağından dolayı iş yeri belirli bir zaman sonra kendisine bedavaya kalır. Üstelik ticari gayrimenkul de kira gelirleri daha garantilidir. Konut da doluluk oranı %70 lerde iken iş yerinde bu rakam % 100 lere varır. Üstelik iş yerindeki kiracı düzenli olarak iş yerine bakım yapmak zorunda ve kendini daha kısa zamanda amorti eder.

Nakit vererek alacağı verimden daha fazlasını almak için ek yatırım ve işletme açarak daha kısa zamanda daha fazla para kazanır. Bütün bu durumlar göz önüne alınarak karar verilmelidir.

Fiyat İndirimi Nereye Kadar?

Fiyat İndirimi Nereye Kadar?


İşletmelerde çok değişik amaç için değişik fiyatlandırma yöntemleri var. Bunlar amaca, içinde bulunduğu sektöre, işletme konumu, rakiplerin fiyatlarına bakılarak. Değer, ürün, maliyet, kar odaklı oluyor. Amaca göre işe rakipleri saf dışı bırakmak ve yeni rakiplerin piyasayı girmesini engellemek, Pazar payını yükseltmek, ya da pazardan büyük pay alıp çekilmek gibi düşünceler de fiyatlamaya en büyük etkenlerdir.

Rekabet eden firmaların yöneticileri en basit olan fiyat da indirim yapma seçeneğini çok kullanırlar. Fiyat talep dengesinin çok hassas olduğu sektörlerde bu genelde görülür. Onlara göre fiyat inerse talep artar talep artarsa kar artar. Oysa indirim bir anlamda kendi sonlarını hızlandırır ve içinde bulunduğu sektöre zarar verir. İndirim yaparak rakiplerini yok edecek olan kurumlar çok büyük yanılgı içindedir. Çünkü bir rakip giderse diğer rakip daha iyi bir iş planı ve maliyetleri daha iyi yöneterek gelirse ki gelir o da sizi piyasadan siler.

Fiyat indirimi yapılmadan önce çok iyi bir plan yapılmalı. İndirim yerine arz talep dengesini çok iyi analiz edilmeli ona göre seçenekler belirlenmeli. İndirim yerine ne yapılabilir sorusuna cevap aranmalı Ürün çeşitliliği, ürünü ya da hizmeti geliştirmek farklılaştırmak, değer algısını değiştirmek, maliyetleri azaltmak, yeni pazarlar, yan ürünler, müşteriyi artırmak, reklam ve kurumsal kimlik, kapasiteyi artırmak, markalaşmak, tamamlayıcı ürünler / hizmetler, iş akısını değiştirmek, dışarıdan içeriye iş almak yada içeriden dışarıya iş vermek gibi seçenekler de düşünülmelidir. Sürümden kazanmak diye bir deyim yok bu yanlıştır.

Bir işletme yeni açıldığında yada piyasaya girdiğinde piyasa da pay kapmak için düşük fiyat dan giriş yapalım sonra fiyatları yukarı çekeriz derler. Beli bir müşteri kitlesi olduk dan sonra fiyatları yukarı çektiklerinde itirazlarla karşılaşmaları çok normal olup duruma göre bir miktar müşteri de gider. İkinci yaptıkları en büyük hata beli bir müşteri kitlesi olmayıp herkese hitap ederler. Oysa hiçbir işletme hem ürün konusunda hem de firma konusunda herkese hitap edemez ve herkesi memnun edilmez onun için müşteri kitleniz kim?

Zaman zaman indirim yapmak yeni müşteriler elde etmek için yapılır. Bu işletmeye yeni müşteri gelmesini sağlamak içinde bir miktar giderler olur. Mümkünse bunun yerine mevcut müşteriye indirim yaparak onlara ayrıcalık tanımanız sizin gelirlerimizin garantisi olur. Toplu alımlarda, aboneliklerde ve pesin ödemelerde bir miktar indirim yapmak sizlere sadık müşteriler meydana getirir. Her zaman ana temel maliyet / kar oranı dengeli olmalıdır. Size kar bırakmayan ürün, hizmeti üretmeyin!! müşteriyi de elde tutmak yerine rakiplerinize gönderin.

Yeni Bina da Müteahhit Firmanin Sorumlulukları

 Yeni iskanı alınmış bir binada müteahhit firmanın teknik ve eksiklere dair sorumlulukları, hem Türk mevzuatı hem de genel inşaat hukuku çer...